8. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 03.08.2018 tarihli iddianamesi ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır. 2.Trabzon 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2021 tarihli kararıyla sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 2 yıl 2 ay 20 gün hapis, tehdit, hakaret ve kasten yaralama suçlarından ise ayrı ayrı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3.Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.12.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden kurulan hükme yönelik dosya üzerinden yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık müdafiinin temyiz istemi; vekalet ücreti verilmemesine ilişkindir. B. Katılan vekilinin temyiz istemi; sanık hakkında atılı suçun unsurlarının oluştuğuna, mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay; sanığın, akrabası olan Seren’in kendisini telefonla arayarak tedavisi sırasında doktorunun cinsel tacizine maruz kaldığını söylemesi üzerine, katılan hakkındaki istismar iddiası nedeniyle Seren’in Çocuk İzleme Merkezi’ne yönlendirildiği için Seren’e refakat etmek için hastaneye geldiği sırada sanığın katılanı odasında görmesi üzerine odaya girdiği ve kapıyı içerden kilitleyerek katılana basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde saldırdığı, bu esnada odada bulunan bir başka hasta yakınının kapı kilidini açmasıyla çevredeki kişilerin müdahale ettiği, bu haliyle sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü; 1.Dava dosyası kapsamında tanık beyanları ve adli muayene raporu mevcuttur. 2.Sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine, kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, itiraz merciince kasten yaralama suçu yönünden 5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar kaldırılmış ve gereği için Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü; Sanığın eyleminin üzerine atılı suçun kasten yaralama suçunu oluşturduğuna, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ise kasten yaralama suçunun unsuru kapsamında kaldığı belirtilerek sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1.Olay ve olgular kısmının (A) paragrafının 2. bendinde belirtilen kasten yaralama suçu yönünden verilen karara yapılan itiraz üzerine kararın kaldırılması sonrasında İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmün açıklanması gerektiği gözetilmeden, kasten yaralama suçu yönünden hüküm kurulmamış ise de, bu suçun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olduğu anlaşıldığından belirtilen hukuka aykırılık sonuca etkili görülmemiştir. 2.Ceza Genel Kurulu’nun 17.05.2022 gün ve 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ilamı ve 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde "hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine'' duruşma açılmasına gerek olmadan karar verilebileceğinin düzenlenmiş olması ve aynı kanunun 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse'' şeklinde yer alan düzenleme birlikte değerlendirildiğinde istinaf mahkemesince dosya üzerinden verilen beraat kararında usul ve yasaya aykırılık olmadığından tebliğnamede yer alan bozma görüşüne iştirak olunmamıştır. A. Sanık müdafiinin temyiz istemine yönelik olarak; Sanık müdafiinin vekalet ücreti ile sınırlı temyiz isteminde, temyizde hukuki yararı bulunduğu kabul edilerek, bu hususa hasren yapılan incelemede; Aynı davada yargılandığı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat, diğer suçlar yönünden ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, sanık hakkında, müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından beraat ettiği suç açısından ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmemiş, kararda bu yönden hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Katılan vekilinin temyiz istemine yönelik olarak; Tüm dava dosyası kapsamı, katılanın istikrarlı anlatımları, olayın kolluğa intikal şekli, tanık beyanları ve adli muayene raporuna göre, eylemin kül halinde cebir kullanılarak kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu ve yaralama suçunun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun şiddet unsuru kapsamında kaldığı anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasının (c) bendi gereğince cezalandırılması yerine suç vasfında hataya düşülerek beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Trabzon Bölge Adliye Mahkemesinin 3. Ceza Dairesinin, 06.12.2021 tarihli kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebebi yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz isteğinin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.12.2021 tarihli ve 2021/1278 Esas, 2021/1924 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.03.2024 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap