14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/207
KARAR NO: 2024/305
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/10/2020
NUMARASI: 2016/1049 E. - 2020/552 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, İngiltere'den satın aldığı tekne motorunun Türkiye'ye taşınması işinin davalı ... Tic.Ltd.Şti. tarafından üstlenildiğini, taşımanın bu şirketçe diğer davalıya devir edildiğini ve davalı ... Tic.Ltd.Şti tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkilinin deposunda yapılan incelemede motorun araca yanlış yüklenmesi nedeniyle devrilerek hasar uğradığının belirlendiğini, taşıma sözleşmesi gereğince emtianın taşımayı yapacak aracın tabanına koyulması ve başka bir eşya taşınmaması gerektiğini, ancak daha fazla eşya taşınmak için motor üzerine başka eşyalar konduğunu, hasarın hatalı yüklemeden kaynaklandığının gönderilen e-maillerle kabul edildiğini, müvekkilince gerekli onarımlar yapılar emtianın müşteriye satıldığını, alıcı tarafından Kuşadası 3.AHM'nin 2015/475 Esas sayılı dosyasında bedel iadesine ilişkin dava açıldığını, mahkemece bedelin iadesine karar verildiğini, bu dosyada alınan raporla taşıma sırasında hasar oluştuğunun belirlendiğini, CMR'nin 32.maddesine göre taşıyıcının bilerek kötü hareketi ile oluşan hasarlarda zamanaşımı süresinin üç yıl olduğunu, kaldı ki hasarın mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi ile ortaya çıktığını, CMR'nin 29. maddesine göre hasarın, taşımacının kötü hareketinden kaynaklanması halinde sorumluluğun kaldıran veya hafifleten hükümlerden taşıyıcının yararlanamayacağını ve müvekkilinin dava dışı kişiye ödemekle yükümlü olduğu 39.350 Euro ile yargılama giderlerinin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 1.000 TL ve 1.000 Euro zararın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Ltd Şti vekili, savunmasında özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, emtianın 15.06.2015 tarihinde davacıya teslim edildiğini ve hasarın CMR belgesine yazıldığını, buna rağmen davanın 02.12.2016 tarihinde açıldığını, CMR belgesinde hasarın hangi sebepten kaynaklandığının yazılmadığını, hasarın taşımadan kaynaklanabileceği gibi ambalaj veya istif hatasından da kaynaklanmış olabileceğini, aracın sefer sırasında herhangi bir kazaya karışmadığını, yükleme ve istifin gönderici tarafından yapıldığını, CMR'nin 17/4. maddesine göre, ambalaj hatasından kaynaklı hasarlardan taşıyıcının sorumlu olmadığını, CMR'nin 30.maddesine göre hasarın belirlenerek 7 günlük süre içerisinde yazılı olarak bildirilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Tic Ltd Şti vekili, savunmasında özetle; davanın1 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, hasarın 15.06.2016 tarihinde bilinmesine rağmen zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığını, CMR'nin 30. maddesine göre hasarın 7 gün içerisinde ihbarı gerekirken 14 ay sonra ihbarda bulunulduğunu, aracın yüke ve yola elverişli olduğunu, aracın taşıma sırasında kaza geçirmediğini, hasarın oluşumunda müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ambalaj ve istifin gönderene ait olduğunu, kötü ambalaj ve istif hatasından müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosyada mübrez Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/206 talimat sayılı dosyasında teknik bilirkişi tarafından yapılan tespite göre hasara uğrayan tekne motorunun ikinci el fiyatının 10.250 Euro olacağı tespit edilmiş olup dosyada mübrez davaya konu motorun satış faturasında hasarsız fiyatı 27.181,88 Euro olarak belirtilmekle aradaki fark olan 16.931,88 Euro hasar bedelinin söz konusu olduğu, bu miktarın CMR 23 çerçevesinde taşıyıcının sınırlı sorumluluk miktarı olan 7.491,95 Euroyu aştığından davalının yükleme ve istiflemeyi kendisi yapması halinde yani tam kusurlu olması ihtimalinde sınırlı sorumluluk miktarı olan 7.471,95 Euro’dan sorumlu olabileceği, buna mukabil yükleme ve istifleme gönderen tarafından yapılmış ise taşıyıcının sorumluluğunun % 25 kusur oranı çerçevesinde 1.867,9875 Euro olabileceği, açıklanmış, taraf vekillerinin rapora karşı itirazları üzerine bilirkişiden ek rapor alınmış, bilirkişinin 21/09/2020 havale tarihli ek raporunda; .......kök rapordaki değerlendirmelerin aynen geçerli olduğunu, bir değişiklik olmadığı açıklanmış, davalı vekili cevap dilekçesinde CMR Konvansiyonu 32.maddesine göre 1 yıllık zaman aşımı süresi dolduktan sonra davanın açılması nedeniyle zaman aşımı itirazında bulunmuş, ön inceleme duruşmasında zaman aşımı itirazının esas hakkında hükümle birlikte değerlendirilmesine karar verilmiş, öncelikle dosyada zaman aşımı yönünden yapılan incelemede bilirkişinin 09.01.2020 tarihli kök raporunda açıkladığı üzere, CMR Konvansiyonu 32/1 maddesine göre taşımalardan doğacak davaların 1 yıl içerisinde açılması gerektiği, CMR Konvansiyonunun 32/1 maddesinde düzenlenen 3 yıllık zaman aşımı süresinin taşıyıcının kasıt ve ağır kusuru bulunmadığından uygulanamayacağı, motorun 15/06/2015 tarihinde davacıya teslim edildiği, davacının davalılar aleyhine açmış olduğu dava tarihinin ise 02.12.2016 olduğu, dolayısıyla 1 yıllık zaman aşımı süresi dolduktan sonra davanın açıldığı, bu nedenle öncelikle incelenen zamanaşımı itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan tazminat davasının..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Emtianını hava yolu ile taşınamaması nedeniyle, kara yolu ile taşınması hususunda davalılarla anlaşma yapıldığını, bunun üzerine emtianın hava yolu taşımacısından alınarak davalıya ait depoya götürüldüğünü, emtianın 09.06.2015 tarihinde İngiltere'den kara yolu aracına yüklendiğini, taşımacının yükü teslim aldığı andan teslime kadar gerçekleşen tüm hasarlardan sorumlu olduğunu, taşımacının sorumlu olmadığına ilişkin bir kanıt sunulmadığını, taşıma sırasında oluşan zararda kural olarak taşımacının sorumlu olduğunu, yüklemenin de davalı tarafından yapıldığını, CMR Konvansiyonunun 32. maddesine göre davaların bir yıllık zamanaşımı süresinde açılması gerektiğini, ancak bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen hususlardan sürenin 3 yıl olduğunu, 15.06.2015 tarihli elektronik posta ile buna verilen 16.06.2015 ve 02.11.2016 tarihli cevabi elektronik postalar dikkate alındığında, zamanaşımı süresinin durdurduğunu, kaldı ki davalıların ağır kusuru nedeniyle 3 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, müvekkili ile ... arasında yapılan taşıma anlaşmasına göre taşınacak emtianın aracın tavanına yükleneceği ve üstünde herhangi bir yük bulunmayacağını, ancak buna aykırı şekilde işlem yapılması nedeniyle 3 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, hasara ilişkin tutanak düzenlenerek süresinde hasar ihbarı yapıldığını, hasarın tam olarak Kuşadası 3.AHM dosyası ile belirlendiğini ve zamanaşımı süresinin bu tarihten sonra işlemesi gerektiğini, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, uluslararası eşya taşıması sırasında oluşan hasar bedelinin akdi ve fiili taşıyıcıdan tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacıya ait bir adet tekne motoru emtiasının İngiltere'den Türkiye'ye davalılarca taşınmıştır. Dosya kapsamındaki belgelere göre davalı .... Ltd. Şti'nin akdi taşıyıcı; diğer davalının ise fiili taşıyıcı olarak taşıma ilişkisinde yer aldığı sabittir. Taşımacı, taşıma sırasında kendisinin ve yardımcılarının taşınan emtiaya verdiği zararlardan sorumludur. Emtianın Türkiye'de teslimi sırasında 15.06.2015 tarihinde düzenlenen tutanakla emtianın hasarlı olduğu belirlenmiştir. Tutanakta sürücünün de imzasının bulunması nedeniyle, hasar ihbarının usulüne uygun şekilde yerine getirildiği ve CMR'nin 30.maddesine göre, hasar ihbarının yapıldığı kabul edilmelidir. Dosyadaki belgelere göre, teslim edilen emtiadaki hasarın davacı tarafından giderilerek emtianın dava dışı üçüncü kişiye satıldığı, ancak alıcı tarafından satılan emtiada ayıp bulunduğu iddiasıyla 09.09.2015 tarihinde Kuşadası 3.AHM'nin 2015/475 Esas sayılı dosyasında, satılanın ayıp nedeniyle iadesi ve satım bedelinin istirdadının talep edildiği, mahkemece 21.09.2016 tarihinde satım bedelinin istirdadına karar verildiği görülmüştür. Bu aşamadan sonra davacı taşıma sırasında oluşan hasar nedeniyle 02.12.2016 tarihinde eldeki davayı açmıştır. CMR'nin 17/1. maddesine göre, taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen ve tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. CMR'nin 17/2. maddesinde eğer kayıp veya hasar; hasara uğrayan malların ambalajlanmaması yada hatalı ambalajlanmış olması halinde yükün gönderici veya alıcı tarafından alınması, yüklenmesi ve özellikleri gereği özel risklerden doğmuş ise taşıyıcının zarardan sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Ancak yükün ambalajının kifayetsiz ya da ambalajsız olmasından veya araca hatalı istiflenip, sabitlenmesine bağlı tertipleme hatalarından dolayı vuku bulan hasarlardan taşıyıcı sorumlu tutulamayacağı öngörülmüş olmakla birlikte ambalaj, yükleme, boşaltma ve istifleme gönderici ve alıcıya ait olsa bile taşıyıcının basiretli bir tacir gibi davranarak nezaret görevi ve sorumluluğunun bulunduğu yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla kabul edilmektedir. Taşınacak emtianın ambalajsız veya ambalajının kifayetsiz olması ya da araca ve güzergaha uygun olmayan şekilde sabitlenmesi halinde taşıyıcı, göndereni uyarmadan ve CMR' nin 8 ve 9. maddelerine uygun olarak taşıma senedine çekince koymadan yükü teslim alır ve yükte bu sebepten hasar meydana gelirse; öncelikle zarara sebep olan hatayı taşıyıcının nezaret borcu esnasında kendi bilgisiyle fark edip edemeyeceğinin tespiti gerekecek; fark edebileceği durumlarda ise hasar kifayetsiz ambalaj veya istif hatasından ya da yükün usulüne uygun bir şekilde sabitlenmemesinden kaynaklansa da zararın taşıyan ve gönderen arasında paylaştırılması ve taşıyıcıya müterafik kusur atfı gerekmektedir. Dosya kapsamındaki belgelerden, taşıyıcıya sağlam olarak teslim edilen emtiada taşıma sırasında hasar oluştuğu sabittir. Davalılarca süresinde zamanaşımı defisinin ileri sürülmesi karşısında davanın zamanaşımı süresinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesi gerekir. CMR’nin 32/1. maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi bir yıl olarak kabul edilmiştir. Taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde ise zamanaşımı süresi üç yıl olarak belirlenmiştir. Öte yandan, CMR’nin 32/3. maddesi gereğince, zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup, bu durumda TBK'nın 146 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda kural olarak davadaki talebin bir yıllık süre içerisinde ileri sürülmesi gerekir. Emtianın 15.06.2015 tarihinde teslim edilmesi nedeniyle zamanaşımı süresi bu tarihte işlemeye başlar ve davanın en geç 15.06.2016 tarihinde açılması gerekir. Davacı ile dava dışı alıcı arasında görülen satım sözleşmesinden kaynaklı alacak davası ile emtiadaki ayıp belirlenerek satım bedelinin iadesine karar verilmiştir. Ancak zamanaşımı süresinin bu davadaki hüküm tarihinden başlatılması mümkün değildir. Teslim sırasında emtiada hasar olduğu tespit edilmiş ve davacı bu hasarı onararak emtiayı satmıştır. Bu nedenle mahkemece zamanaşımı süresinin tutanak tarihinden başlatılması yerindedir. CMR'nin 32.maddesi gereğince hasarın bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen bir kusurdan meydana geldiğinin kabul edilmesi halinde zamanaşımı süresi 3 yıl olarak kabul edilmelidir. Dosya kapsamındaki belgelerden ve bilirkişi raporundaki tespitlere göre, malzemelerin yurt dışı yükleme deposundan yanlış yükleme sonucu devrilerek hasar gördüğü anlaşılmıştır. Dosyadaki tespitte taşıyıcının hasarın oluşumundan kastı, kasta eş değer kusuru veya bilerek bir kötü hareketi bulunduğu kanıtlanmamıştır. İstinaf başvurusunda sunulan 15.06.2015 tarihli e-posta ile davalı ... çalışanına hasarın bildirilmesi üzerine ... çalışanı tarafından gönderilen 16.06.2015 tarihli cevabi e-postada, yükleme sırasında yüklemenin çift kat yapıldığı belirtilmiş, 02.11.2016 tarihli e-postada ise boşaltma sırasında yükün kayması nedeniyle yükte hasar oluştuğu belirtilmiştir. Belirtilen e-postada CMR'nin 32.maddesince belirlenen tanımların bilerek kötü hareket anlamına gelebilecek herhangi bir olgu bulunmamaktadır. Ayrıca, bu belgelerde, taşıtanın oyalanarak zamanaşımı süresinin geçirilmeye çalışıldığına ilişkin herhangi bir ibare de bulunmamaktadır. Bu nedenle, zamanaşımı süresinin bir yıl olarak kabul edilmesi yerindedir. Dava konusu uyuşmazlıkta zamanaşımını durduran veya kesen bir neden de bulunmamaktadır. CMR Konvansiyonundaki düzenlemeye göre taşımacının kusuru nedeniyle açılacak davaların kural olarak bir yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Taşımacının her türlü kusuru bilerek kötü hareket veya kasta eşdeğer kusur olarak tanımlanamaz. Özellikle somut olayda istifin hatalı yapılması taşımacının yüke nezaret borcu kapsamında sorumluluğunu gerektirmesine karşın, bu eylemin kasta bilerek kötü hareke veya kasta eşdeğer kusur olarak değerlendirilemeyeceği ve hasarın CMR'nin 29. maddesinde belirlenen kötü hareketten kaynaklandığına ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığı değerlendirilmiştir. CMR’nin 32/1. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde zamanaşımı süresinin emtiadaki hasarın niteliğine göre ve en erken teslim tarihinden olmak üzere belirleneceği ifade edilmektedir. Dosya kapsamı uyarınca emtiadaki hasarın 15.06.2015 tarihinde belirlenerek, emtianın bu tarihte alıcısına teslim edildiği sabittir. Zamanaşımı süresi bu tarihte işlemeye başlamış olup, bir yıllık süre içerisinde davacı tarafından takip başlatılmamış ve dava açılmamıştır. Olayda zamanaşımını kesen veya durduran bir nedenin bulunduğu kanıtlanmamıştır. Belirlenen maddi olgulara göre zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı hakimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ile çözülebileceğinden bilirkişi raporları arasındaki sorumluluğa ilişkin çelişkilerin giderilmesi gerekmez. Mahkemece CMR'nin 29, 30 ve 32. maddeleri kapsamında hasarın tespiti, ihbarı ve zamanaşımı süresinin başlangıcı ile zamanaşımı süresine ilişkin yapılan tespitler yerinde olmakla, davacı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin esastan reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.02.2024