14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/239
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/09/2020
NUMARASI: 2014/1350 E. - 2020/507 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Kefalet Sözleşmesindan Kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, davalını banka ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinin kefili olduğunu, bankaca ayrıca ... ilçesi ... ada ... parselde ... adına kayıtlı taşınmazın ipotek alındığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine Beyoğlu .... Noterliğinin 17.09.2010 tarihli ihtarı ile hesabın kat edildiğini, kat ihtarının tebliğininden sonra davacı şirketin 21.09.2010 ile 10.04.2012 tarihleri arasında asıl borçlu ile banka arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan 351.960 TL borcu kefil sıfatı ödediğini, müvekkilinin ödemeden sonra 11.04.2012 tarihinde bankaya yazılı olarak başvurarak, ipoteğin ödeme oranında müvekkiline temlikinin talep edildiğini, bankaca cevap verilmemesi üzerine keşide edilen Beyoğlu .... Noterliğinin 09.07.2013 tarihli ihtarı ile ipoteğin devrinin istenildiğini ve devir sağlanamadığı takdirde ödenen miktarın iadesi ile uğranılan zararların talep edileceğinin ihtar edildiğini, davalının ihtarın 23.07.2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen hiçbir işlem yapılmadığını,
TBK'nın 592/3. maddesi gereğince borcu ödeyen kefile, haklarını kullanmasını sağlayacak borç senetlerinin teslimi ile gerekli bilgilerin verilmesi gerektiğini, davalı bankanın kanunun açık hükmüne aykırı işlem yaptığını, bu sırada başka bir alacaklı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayısı ile gayrimenkulün satıldığını ve ipoteğin devrinin imkansız hale geldiğini ileri sürerek,
TBK'nın 592/4.maddesi gereğince davalıya ödenen 351.960,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 11.04.2014 tarihinde itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalı banka ile dava dışı ...Tic. Ltd. Şti. Arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacı .... Ltd. Şti'nin müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladıkları, ipotek resmi senedi incelendiğinde dava dışı asıl borçlunun genel kredi sözleşmesinden kaynaklı her türlü nakdi ve gayrinakdi borcunun teminatı olarak ... tarafından İstanbul ... ... Ada ... Parselde kayıtlı taşınmaz için davalı Banka lehine 1. Derece ipotek tesis edildiği, kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle davalı bankanın Beyoğlu ... Noterliği'nin 17/09/2010 tarihli ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği, ihtarnamede 292.987,87 TL nakdi kredi ve 5.730,00 TL gayrinakdi kredinin ödenmesinin talep edildiği, asıl borçlu, kefil ve kefillere ve ipotek borçlusu kefile ihtarnamenin tebliğ edildiği, davacı kefile 21/09/2010 tarihinde tebliğ edilen ihtarname gözönüne alındığında bu tarih itibariyle davacının nakdi ve gayrinakdi kredi borçlarından haberdar olduğu, dosyada bulunan 11/04/2012 tarihli yazılı belgeden anlaşılacağı üzere davacının hesabın kat edilmesinden sonra 21/09/2010-10/04/2012 tarihleri arasında 387.000 TL ödeme yaptıkları, ödeme tamamlandığı zaman ipoteğin fek edilmeyerek yapmış oldukları ödeme tutarı kadar ipoteğin temlik edilmesini talep ettikleri belgenin imzalanmış olduğu, ödemenin tamamlanmadığı hususunun davacı tarafın kabulünde bulunduğu anlaşılmıştır. İpotekli taşınmaz malikinin 3. şahsa olan borcu nedeniyle aynı taşınmaz üzerinde ... yararına 2. derece ipotek tesis edildiği, bu borcun tahsil edilmesi ve ipoteğin paraya çevrilmesi için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, icra kanalıyla taşınmazın satılması nedeniyle davacının ödediği bedeli geri isteyerek bu davayı açtığı anlaşılmıştır. Türk Borçlar Kanunu 592/3 md'ne göre 'Alacaklı kefalet sırasında varolan veya asıl borçlu tarafından alacak için sonradan sağlanan rehinleri ve diğer güvenceleri de kefile teslim etmek veya bunların devri için gerekli işlemleri yapmak zorundadır..' hükmüne yer verilmiş ve yine aynı maddenin 4. Fıkrasında 'Alacaklı haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez, ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarırsa kefil borcundan kurtulur. Bu durumda kefil ödediğinin geri verilmesi ve varsa ek zararının giderilmesini isteyebilir' hükmüne yer verilmiştir.Bu hükümlere göre açılan somut istirdat davasında borcun ödenip ödenmediği, haklı bir sebep olmaksızın veya ağır kusuru ile davalı bankanın ipoteği devredip etmediği, ödenen bedelin geri iadesinin mümkün olup olmadığı hususları çözüme kavuşturulması gereken konulardır. Buna göre borcun ödenip ödenmediği hususu öncelikle ele alınacak olursa dosyadaki rapor düzenleyen her iki bankacı bilirkişinin belirttiği üzere incelenen banka kayıtı ve defterlerine göre davacı taraf dava dışı asıl borçluya kullandırılan ihtiyaç kredisinin tamamını ödeyerek kapatmış fakat kredili mevduat hesabından kalan borç ve gayrinakdi krediden kaynaklanan borç ödenmemiştir. 11/04/2012 tarihli belgeden davacının ödemeyi tamamlamadığından bilgisi olduğu ve Hesap kat ihtarnamesi davacıya tebliğ edilmiş olduğundan nakdi kredinin yanında gayrinakdi kredi borcunun varlığından davacının haberdar olduğu açıktır.HMK 193 Md'ye göre 'Taraflar yazılı olarak ....Belirli delillerle ispatı öngürülmeyen vakaıların da sadece belirli delil veya delillerle ispatı kabul edilebilirler' denilmektedir.Genel Kredi Sözleşmesinin 40. Maddesinde 'Müşteri, kefil veya kefiller banka ile aralarında çıkacak her türlü anlaşmazlıklarda Banka'nın defter, kayıt ve belgelerinin yegane, münhasır ve kesin delil olacağını ve bunlara hiçbir suretle itiraz etmeyeceklerini kabul ederler.' hükmü bulunmaktadır.Buna göre taraflar arasında yapılmış delil sözleşmesine göre banka kayıt, defter ve belgeleri kesin delil olup davacının buna itiraz etme hakkı bulunmamaktadır.
Mahkememizce banka kayıt, defter ve tabloları üzerinde yaptırılan incelemeler sonucunda kredili mevduat hesabının ve gayrinakdi kredi borcunun ödenmemiş olduğu sabittir. Ayrıca davalı banka tarafından İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına 14/08/2014 tarihli cevabi yazısında ipoteğin devam ettiği, 08/08/2014 tarih itibariyle alacak tutarının 5.750 TL olduğu, kefil ... Ltd. Şti'nin 351.960,00 TL ödeme yaptığı, bu tutar nispetinde dosyayı temlik alma ve rücu hakkı bulunduğunu, kefilin ve vekilinin iletişin bilgilerinin paylaşıldığının bildirildiği, yani davalı banka tarafından üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiği açıktır.BK 592/4 Md'ne göre istirdat davası açabilmek için alacaklının haklı bir sebep olmaksızın hareket etmesi ve ya ağır kusurunun bulunması gereklidir. Somut davada hem incelenen banka kayıtlarına göre hem de ... 04/03/2019 tarihli mahkememizce yazılan müzekkereye verdiği cevabi yanıtta dava tarihi itibariyle gayrinakdi riskin devam ettiği beyan edilmiş olmasına göre davalı alacaklı bankanın borç devam ederken ipoteğin devrini davacı tarafa yapması hukuken mümkün olmadığından, ağır kusuru bulunmayan, kasden zarar verici eylemlerde bulunmayan, üzerinde düşen bildirimleri yapmış olan ve borç ödenmediğinden,..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı bankanın dava dışı üçüncü kişiye kullandırdığı kredi alacağının kefalet ve ipotekle güvence altına alındığını, müvekkilinin kat ihtarı üzerine kefil olarak borcu ödediğini ve alacağın teminatı olan ipoteğin halefi olduğunu, ancak davalı bankanın ihtara rağmen ağır kusurlu davranarak teminatın elden çıkmasına ve müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu, müvekkilinin de TBK'nın 592.maddesi uyarınca kefil olarak yaptığı ödemenin tahsilini istediğini, mahkemece eksik inceleme ve hukuka aykırı gerekçe ile davanın reddine karar verildiğini,Mahkemenin usul hükümlerinin hiçe sayılarak, davalıya delillerini sunması için süre verilerek yargılamanın uzamasına neden olduğunu, banka kayıtlarının delil olduğuna ilişkin mahkeme tespitinin hatalı olduğunu, ispat hakkını aşırı sınırlayan delil sözleşmesinin geçerli olmadığını, delil sözleşmesi geçersiz olmakla birlikte, delil sözleşmesinin kapsamı genişletilerek kanunda tanınan süreler aşılarak kesin sürelerin bertaraf edildiğini, davalının verilen hiç bir kesin süreye uymadığını, davanın açıldığı tarihten 4 yıl sonra 31.10.2018 tarihinde usul kuralları hiçe sayarak dosyaya delil sunulduğunu ve hukuka aykırı sunulan delillerin de mahkemece dikkate alındığını, bankanın uzun süre delil ibraz etmemesi nedeniyle dosyanın beş kez rapor için bilirkişiye verildiğini, dosyada bulunan 08.10.2018, 04.01.2018 ve 05.02.2019 tarihli bilirkişi raporlarının müvekkilinin lehine olmasına rağmen mahkemece bu raporların dikkate alınmadan, gerekçesiz olan 21.12.2016 tarihli bilirkişi raporunun esas alınarak karar verildiğini, bu raporda yer alan "gayri nakdi riskin devam ettiği" ibaresi ile davanın reddedildiğini, ancak gayri nakdi riskin devam etmesinin bu dava açısından bir önemi bulunmadığnı,Mahkemece TBK'nın 596. ve 592. maddelerinin uygulanmadığını, müvekkilinin 11.04.2014 tarihinde "ödeme tutarı tamamlandığında söz konusu ipoteğin fek edilmeyerek yapmış olduğu ödeme tutarı kadar ipoteğin tarafına temlik edilmesi " talep ettiğini, yasadaki açık hükümlere dayanan talebin haksız şekilde bankaca yerine getirilmediğini, alacaklıyı tatmin eden kefilin ödeme tutarında onun haklarına halef olmasının bir sonucu olarak,
TBK'nın 596/2. maddesi uyarınca rehin hakların da belirli şartlarla kefile geçtiği, bu şekilde kefilin asıl borçluya karşı sahip olduğu rücu hakkının güvenceye alındığını, bu halde rehinli şeyin satılması halinde alacaklının alacağını almasından sonra kalan kısmın kefile verilmesi gerektiğini, bu hususta gönderilen ihtarlara bankaca cevap verilmeyerek müvekkilinin zarara uğratıldığını, bu hükümlere göre açılan istirdat davasında, borcun ödenip ödenmediği, haklı bir sebep olmaksızın veya ağır kusuru ile davalı bankanın ipoteği devredip etmediği, ödenen bedelin geri iadesinin mümkün olup olmadığı hususlarının çözülmesi gerektiğini,Mahkeme kararının zorlama ile oluşturulduğunu, bankanın bir miktar gayri nakdi riskini kalmasının, kefilin ödeme oranında ipoteği devir almasına engel olmadığını,Taşınmazın haksız şekilde elden çıkarılmasında bankanın ağır kusuru bulunduğunu, gerekçeli karardaki tespitlerin kendi içinde çelişkili olduğunu, gerekçede yapılan ödeme tutarında alacağın temlik alındığı kabul edilmesine rağmen, müvekkilinin talep ve ihtarlarına yer verilmediğini, bankaca İstanbul .... İcra Müdürlüğü tarafından yazılan müzekkereye 12.06.2014 tarihinde cevap verildiğinden söz edildiğini, oysa bu yazıda icra müdürünün kaşe ve imzası bulunmadığını ve usulsüzlüğün farkına varan bankaca işlemlerini düzeltmeye çalıştığını, bu yazı ile de davalı bankanın taşınmazın satıldığından dahi habersiz olduğunun anlaşıldığını, bankanın tüm aşamalarda cevap vermeyerek müvekkilinin hakkının zayi olmasına neden olduğunu, yapılan işlemlerin TMK'nın 2.maddesine aykırı olduğunu, kanun hükmünde alacaklının sorumluluktan kurtulması için ilgili belge ve bilgileri kefile verme yükümlülüğü getirildiğini, müvekkilinin taraf olmadığı icra dosyasını takip etmesinin mümkün olmadığını, kefilin doğrudan muhatap olmadığı bu işlemden kaynaklanarak kefilin hakkının yok sayılmasının yasanın açık düzenlemesine aykırı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, kefalet sözleşmesi nedeniyle ödenen asıl borçluya ait borç nedeniyle, alacaklı bankanın haklarına halef olunmasına rağmen, davalı bankanın alacağın teminatı olan rehin hakkını davacıya devretmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ... Limited Şirketi ile ... arasında düzenlenen Beyoğlu .... Noterliğinin 15.05.2019 tarihli alacağın devri sözleşmesiyle dava dosyasındaki alacağın tamamı devir edilmiştir. Davalı banka ile dava dışı borçlu ... Tic. AŞ arasında düzenlenen 03.05.2007 tarihli ve 2.000.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesi davacı tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalanmıştır. Sözleşmede davacı dışında ... ve ... da kefil olarak yer aldığı anlaşılmıştır. Genel kredi sözleşmesi kapsamında, dava dışı ... ait ... Mahallesi ... ada ... parselde bulunan taşınmaz davalı banka lehine ... Tic. AŞ'nin asaleten ve kefaleten doğmuş ve doğacak kredi borçları için 1.187.540,00 TL bedelle ve % 75 yıllık faizle birinci dereceden ipotek edilmiştir. Resmî senedin birinci maddesinde, ipoteğin doğmuş veya doğacak borçlar için verildiği açıklanmıştır. Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 17.09.2010 tarihli ihtarıyla hesap kat edilmiştir. Kat ihtarında toplam 297.987,87 TL nakdî kredi borcunun 24 saat içerisinde ödenmesi, 5.730,00 TL çek garanti bedelinin aynı süre içerisinde depo edilmesi istenmiştir.İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 05.06.2013 tarihinde ikinci derece ipotek ipotek alacaklısı ... tarafından, ipotek borçlusu ... aleyhine 600.000 TL alacağın tahsili amacıyla ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazın üzerinde kurulu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmıştır. Taşınmaz yapılan kıymet takdiri sonucu 712.350,00 TL bedelle ihale edilmiştir. Belirtilen dosyada davalı ... AŞ'ye daha önce yazılan yazılara cevap verilmemesi nedeniyle 09.05.2014 tarihinde yeniden yazı yazılmıştır. Bankaca üç kez tekit edilen müzekkereye verilen cevapta 12.06.2014 tarihi itibariyle bankanın 5.811,00 TL ipotekli alacağı bulunduğu, davacı tarafından 351.960,00 TL ödeme yapıldığı ve davacının keşide ettiği ihtarname ile ipoteğin temlikinin talep edildiği, davacı kefilin ödeme yaptığı tutar kadar dosyayı temlik alma ve rücu hakkının bulunduğu bildirilmiştir. İcra dosyasında yapılan işlemler sonucu taşınmazın satılarak, düzenlenen sıra cetveli ile satım bedeli paylaştırılmıştır. Davacının, kat ihtarından sonra borcu ödediği ve 10.04.2014 tarihine kadar toplam 387.000 TL ödeme yapıldığını 11.04.2014 tarihinde banka şubesine bildirerek, ipoteğin fek edilmeyerek yapılan ödeme nedeniyle ipoteğin bu miktarda kendisine temlikini talep ettiği, dava dilekçesinin ek 3 ünde bulunan dilekçeden anlaşılmıştır. Davalının icra müdürlüğüne yazdığı yazı ile istinafa sunulan cevapta ise ödemenin 351.960,00 TL olduğu anlaşılmaktadır.Davacı şirketçe keşide edilen Beyoğlu ....Noterliğinin 15.07.2013 tarihli ihtarında, banka ile ... şirketi arasında düzenlenen sözleşmenin kefil olarak imzalandığı, Beyoğlu ....Noterliğinin 17.09.2010 tarihli ihtarıyla hesabın kat edildiği, kat ihtarının tebliğinden sonra 21.09.2010 ile 10.04.2012 tarihleri arasında kredi sözleşmesinden kaynaklı 380.831,00 TL borcun ödendiği ve 11.04.2012 tarihinde bankaya başvurularak ipoteğin temlikinin talep edildiği, ancak herhangi bir cevap alınmadığı belirtilerek, tebliğinden itibaren 3 gün içerisinden TBK'nın 592/3. maddesince ipoteğin temlikinin sağlanması, aksi halde uğranılacak zararların tahsilinin talep edileceği ihtar edilmiştir. İhtarın 23.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği dosyadaki belgeden anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince alınan 19.12.2016 tarihli raporda, borçlu şirkete kullandırılan ihtiyaç kredisinin kapatılarak tasfiye edildiği ancak genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredili mevduat hesabı ve gayri nakdi kredi kullanımından dolayı dava tarihinden itibaren 5.952,85 TL alacaklı olduğu, ipoteğin doğmuş veya doğacak borçlar için verildiği ve riskin devam etmesi nedeniyle ipoteğin fek edilmemesinin yerinde olduğu, davacının ipoteğin temliki ve alacak talebinin yerinde olmadığı yönünde görüş belirtilmiştir. Mahkemece başka bir bilirkişi kurulundan alınan 04.01.2018 tarihli raporda, davacının göndermiş olduğu ihtarlar ve kat ihtarı ile İstanbul .... İcra Müdürlüğündeki üçüncü kişi tarafından başlatılan ipotek takibi değerlendirilmiş ve bankanın 12.06.2014 tarihli yazısında 5.811,00 TL alacak bulunduğu belirlenerek, ipoteğin ödeme derecesinde davacıya temliki gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece oluşturulan yeni bir bilirkişi kurulundan alınan 08.10.2018 tarihli raporda, tarafların iddia ve savunmaları esaslı şekilde değerlendirilmiş olup, mahkeme kasasında bulunan genel kredi sözleşmesi ve kat ihtarının aslı incelenmiştir. Bu raporda davalı bankaya yapılan ödemelerin toplam 337.860,00 TL olduğu belirlenmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı banka ile dava dışı ... şirketi arasında 2007 yılında düzenlenen 2.000.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesine davacı ... şirketi 2.000.000 TL limitle kefil olmuştur. Bankaca kredinin teminatı olarak ayrıca dava dışı ... ait ... ada ... parsel nolu taşınmaz üzerinde 1.187.500 TL limitle, birinci dereceden fek edilinceye kadar ipotek tesis edilmiştir. Bankaca 2010 yılında hesabın kat edilerek borçlu ve kefillere kat ihtarları gönderilmiş ve kat ihtarından sonra 22.04.2010 ile 17.08.2012 tarihleri arasında davacının 351.960,00 TL borcu davalı bankaya ödediği anlaşılmıştır. Yapılan ödemeler 08.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak tespit edilmiştir. Davacı, nakdî kredi borcunu ödedikten sonra 11.04.2012 tarihinde bankaya başvurarak, toplam 387.000,00 TL ödeme yaptığını bildirmiş ve borcun kalanının asıl borçlu tarafından ödenmesi hâlinde ipoteğin fek edilmeyerek, yaptığı ödeme kadar ipoteğin kendisine devrinin yapılmasını talep etmiştir. Belirtilen ihtara cevap verilmemesi üzerine 15.07.2013 tarihli ihtarla ipotek devri tekrar istenmiştir. Bu ihtara da cevap verilmemiş ve banka tarafından kefil tarafından yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir işlem yapılmamıştır. Bu sırada, dava dışı ikinci derecede ipotek alacaklısı ... tarafından 05.06.2013 tarihinde 600.000 TL alacak için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmış ve ipotekli taşınmaz satılmıştır. İcra dosyasında sıra cetveli düzenlenmesi için İİK'nın 100. maddesi kapsamında davalı bankaya yazı yazılmış, yazıya cevap verilmemesi üzerine yazılar tekit edilmiştir. Bankaca sunulan 12.06.2014 tarihli cevabi yazıda, bu tarih itibariyle bankanın riskinin 5.811,00 TL olduğu bildirilmiştir. Anılan yazıda ve istinaf başvurusunda davacının toplam ödemesinin 351.960,00 TL olduğu belirtilmiş ve ödeme yapıldığı, ödeme yapan kefilin ödeme kadar ipotek temlikini talep ettiğinin icra müdürlüğüne bildirildiği görülmüştür.Davacı vekili, müvekkilinin kefil olarak dava dışı borçlunun kredi borcunu ödeyerek alacaklının halefi olduğunu ve TBK'nın 592. maddesine göre talepte bulunulmasına rağmen bankaca gerekli işlemlerin yapılmayarak, ipoteğin ikinci derecedeki alacaklı tarafından paraya çevrilerek müvekkilinin alacağının tahsil edilemez hâle getirildiğini savunarak yapılan ödemenin istirdadını talep etmiştir.Öncelikle belirtmek gerekir ki bilirkişi raporu takdiri delil olup hâkim, bilirkişi raporunu HMK'nın 282. maddesi gereğince diğer delillerle birlikte serbestçe takdir eder. Somut olayda alınan tüm raporlarda davacının yapmış olduğu ödeme belirlenmiş olup, esasen davalı tarafından sunulan istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde de davacının 351.960,00 TL ödeme yaptığı ve bankanın gayri nakdî krediden kaynaklı 5.750,00 TL alacağı bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının kefil olarak kredi borçlusunun 351.960,00 TL borcunu ödediği ve bu ödeme nedeniyle kanun gereği alacaklının yerine geçtiği, bankanın ise sadece 5.750,00 TL alacağının bulunduğu sabittir. Eldeki davada davacı, ipoteğin fekkini talep etmemiş, ödeme tutarınca ipotek hakkının kendisine devrini bankadan talep etmiş, davalı banka bu talebin gereğini yerine getirmediğinden eldeki dava açılmıştır. Buna göre, davacının talebi TBK'nın 592. maddesinden kaynaklanmaktadır. TBK'nın 592. maddesi, "Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe, kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktarda azalır. Kefilin fazladan ödediği miktarın geri verilmesini isteme hakkı saklıdır.Çalışanlara kefalet hâlinde alacaklı, çalışanlar üzerinde yükümlü olduğu gözetimi ihmal eder veya kendisinden beklenebilen özeni göstermezse ve borç da bu sebeple doğmuş ya da bu özeni göstermesi hâlinde ulaşamayacağı ölçüde artmış olursa, bu borcu veya borcun artan kısmını kefilden isteyemez.Alacaklı, borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür. Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya asıl borçlu tarafından alacak için sonradan sağlanan rehinleri ve diğer güvenceleri de kefile teslim etmek veya bunların devri için gerekli işlemleri yapmak zorundadır.Alacaklının, diğer alacakları sebebiyle sahip olduğu rehin ve hapis hakları, kefilin haklarından sıraca önce geldikleri ölçüde saklıdır. Alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez, ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarırsa, kefil borcundan kurtulur. Bu durumda kefil, ödediğinin geri verilmesini ve varsa ek zararının giderilmesini isteyebilir. " hükmünü içermektedir. Yargıtay 19. HD'nin 2015/15002 E- 2016/5677 K sayılı ilamındaki gerekçeler ve TBK'nın 592. maddesinin 3 ve 4. fıkralarındaki düzenlemeler dikkate alındığında, davacı kefil kredi borçlusunun borcunu ödemiş ve davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin kendi üzerine temlikini istemiş ise de davalı banka bu edimini yerine getirmediğinden, yasa maddeleri uyarınca, davacının borçtan kurtulduğu ve davalı bankaya ödediği miktarı geri alma hakkına sahip olduğunun kabulü gerekir.Yukarıda belirtildiği üzere, banka kayıtlarının delil özelliği olup olmadığı ve bakiye bir borç bulunup bulunmadığı, bu davada tartışılmayacaktır. TBK'nın 592.maddesinin 3 ve 4. fıkralarındaki düzenlemeler uyarınca, kefil olarak borcu ödeyen davacının anılan maddelerden kaynaklı haklarının değerlendirilmesi söz konusu olup yapılan ödeme konusunda bir ihtilaf yoktur. Açık yasal düzenlemelere rağmen, kefil davacının, ödeme nedeniyle alacağı oranında ipoteğin devrinin yapılması talebine bankaca cevap verilmediği; davalının, yapılan ödemeye ve ipotek limitine göre son derece önemsiz bir miktarda gayri nakdî kredi bakiyesinin gerekçe göstererek bu devri gerçekleştirmediği, böylece davacının alacağını rehin üzerinden tahsilinini imkânsız hâle getiren davalının ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.Davacı tarafından kefil sıfatıyla davalıya yapılan ödemeler ve banka alacağının 5.750,00 TL olduğu dikkate alınarak, anılan yasa hükümlerine göre ödeme oranında ipoteğin davacıya devri gerekirdi. Davalı banka yasal yükümlülüğünü yerine getirmediğinden, davcı kefilin borcundan kurtulduğu ve ödeme tutarını davalı bankadan talep hakkının doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın menfi tespit davası olarak değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı olmuştur. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce karar verilmesine ve davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dava dilekçesinde 11.04.2012 tarihinden itibaren faiz talep edilmesine rağmen bankaya yapılan başvuruda herhangi bir miktar belirtilmediği ve alacağın ödenmesinin istenilmediği, 19.07.2013 tarihli ihtarda da belli bir miktarın ödenmesinin talep edilmediği ve ipotek devrinin istendiği görülmüştür. Bu nedenle belirtilen ihtarların TBK'nın 117. maddesine göre temerrüt ihtarı niteliğinde olmadığı anlaşıldığından, dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile 351.960,00 TL'nin, dava tarihi olan 16.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 24.042,39 TL karar harcından, peşin yatırılmış olan 6.010,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.031,79 TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 25,20 TL başvurma harcı ve 6.010,60 TL peşin harç giderlerinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,4-Davacı tarafından harç dışında yapılan toplam 1.500,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ne göre belirlenen 54.794,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,7-Taraflarca dosyaya yatırılan gider avanslarının kullanılmayan kısımlarının, karar kesinleştiğinde,
HMK'nın 333. maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine,b-Davacı tarafından yapılan 162,10 TL başvuru harcı gideri ile ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 39,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 201,10 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.02.2024