Esas No
E. 2021/252
Karar No
K. 2024/313
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/252

KARAR NO: 2024/313

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 10/11/2020

NUMARASI: 2014/1140 E. - 2020/704 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit- İstirdat

Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı bankadan 120.000,00 TL araç kredisi ve 30.000,00 TL ticari kredi kullandığını ve çek yaprağı aldığını, araç kredisinden yaklaşık 80.000,00 TL ile ticari krediden 25.000,00 TL borcun ödenemediğini, davalı bankanın bu alacakların tahsili için dört ayrı icra müdürlüğünde yaklaşık 870.000,00 TL tutarında takip başlattığını, müvekkilinin kredi ile aldığı aracın İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında satıldığını, ancak bu takibin usulsüz olduğunu ve bankaca alınan senedin sonradan usulsüz şekilde doldurulduğunu, davacı hakkında 2013 yılında takip başlatılmasına rağmen senedin düzenleme ve ödeme tarihinin 2013 yılı olarak yazıldığını, aleyhine takip başlatılan bir kişiye kredi verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin usulsüz olduğunu, ipotek dışı bir kredi için taşınmazın satıldığını, diğer takiplerde istenilen miktarların da haksız olduğunu, müvekkilinden çalınan çekler için garanti bedeli talep edilmesinin hatalı olduğunu, bankaca müvekkilinin önceleri aracın teslimi ile borcun kapatılacağı konusunda oyalandığını, daha sonra müvekkiline ağır borçlar yüklenmeye çalışıldığını, müvekkilinin 232.829,65 TL borcu bulunduğunun Bakırköy ....İcra Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında alınan raporla belirlendiğini ileri sürerek, banka kayıtları incelenerek müvekkilinin borcunun tespitine, fazlaya ilişkin takiplerin iptali ile ödemelerin istirdadına ve fazladan talep edilen alacağın %20'si oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilince tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile borçlu aleyhine takip başlatıldığını, yapılan tahsilatların da tüm borçtan mahsup edildiğini, dava dilekçesinin açık olmadığını, müvekkilinin yaptığı toplam takip miktarının yazıldığını, daha sonra ise icra mahkemesinde alınan bir raporda davacının 232.829,65 TL borçlu olduğunu kabul ettiğini, talebin belirsiz olduğunu ve eksik harçla dava açıldığını, davacının kabulüne göre bankanın 870.000 TL takibine karşın 232.829,65 TL borcu olması halinde aradaki fark kadar harç yatırılması gerektiğini, müvekkili bankanın çeşitli tarihlerde davacıya genel kredi ve esnek ticari hesap kredilerine dayalı olarak kredi kullandırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine önce menkul rehininin para çevrilmesi yoluyla Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, bu takipte elde edilecek satış gelirinin borcu karşılayamaması nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak üzere ipotek, senet ve ilamsız takip de yapılmasının hukuka aykırı olmadığını, takiplerin usulüne uygun verilen ipotek ve senede dayanması nedeniyle borçlu olunmadığının eşdeğer bir belge ile kanıtlanması gerektiğini, davacıya verilen bir kısım çeklerin garanti bedellerinin ödendiğini, bir kısmının ise ibraz edilmediğinden henüz ödenmediğini, ancak ibraz edilmeyen çeklerin sorumluluk bedelinin %50 fazlasının depo edilmesinin istenebileceğini, kullanılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine keşide edilen kat ihtarına itiraz edilmediğini ve tüm borçların muaccel hale geldiğini, başlatılan takiplere karşı açılan davalar ile müvekkilinin alacağının elde edilmesinin imkansız hale getirilmeye çalışıldığını, Bakırköy 4.İcra Mahkemesinin 2013/1144 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda 10.04.2013 tarihi itibariyle müvekkilinin 232.891,70 TL alacaklı olduğunun belirlendiğini savunarak, eksik harcın tamamlanarak davanın reddi ile %20 oranında tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Somut olayda, davacı ile davalı banka arasında 11.05.2010 tarihinde 500.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafından 29.03.2011 tarihinde 120.000 TL bedelli 24 ay vadeli ticari taşıt kredisi ve 20.07.2011 tarihinde 30.000 TL bedelli 15 ay vadeli ticari kredi kullanıldığı, davalı lehine davacının ... plakalı aracı ile adına kayıtlı gayrimenkul üzerinde ipotek tesis edildiği, davacı tarafından ödeme yapılmaması üzerine davalı tarafından Beyoğlu ... Noterliğinden gönderilen 20.01.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarın gönderildiği, ihtarın 26.01.2012 tarihinde davacı yana tebliğ edildiği, davalı tarafından davacı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyası ile 11.04.2012 tarihinde 226.598,53 TL asıl alacak , 98,57 TL işlemiş faiz ile 4,93 TL bsmw olmak üzere toplam 226.702,03 TL bedelli taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ( ... plakalı araç için tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) ile icra takibi Ümraniye .... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyası ile 30.04.2012 tarihi itibariyle 120.058,78 TL asıl alacak 887,83 TL işlemiş faiz 44, 39 TL bsmw olmak üzere 120.991 TL nakit ve 116.340 TL gayri nakit çek yaprağı deposu olmak üzere toplam 237.331 TL tutarında ilamsız icra takibi( tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile) Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile 16.01.2013 tarihinde 114.842,38 TL asıl alacak 1.374,65 TL tazmin bedel alacağı 27.349,47 TL işlemiş faiz 1.367,47 TL bsmw olmak üzere 144.933,97 TL nakit alacak 56.985 TL gayri nakdi çek yaprağı deposu olmak üzere toplam 201.918,97 TL bedelli ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi( tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davacı adına kayıtlı ... İlçesi ... ada ... parselde kayıtlı ... arsa paylı ... blok 50 numaralı bağımsız bölüm) İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyası ile 18.09.2013 tarihinde 200.000 TL asıl alacak 794,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 200.794,44 TL bedelli kambiyo senetlerine özgü haciz yolu icra takibi ; olmak üzere 870.000 TL bedelli 4 ayrı icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır.

Mahkememizce eldeki dava teknik bilgi gerektirmekle bilirkişi heyetinden raporlar alınmıştır. Raporlar arasında bulunan çelişki nedeni ile rapor düzenlemesi istenen bilirkişiler ... düzenlenen 06.05.2020 tarihli rapor dosya yapılan tespit ve açıklamalar nedeni ile hüküm kurmaya el verişli olması nedeni ile mahkememizce hükme esas alınmış bilirkişi raporu dikkate alınarak , davacının 4 ayrı icra takibinde yapılan tahsilatlar dikkate alınarak davalı borcunun kalmadığı, davalı tarafından yapılan 4 icra takibi ile davacıdan 37.780,63 TL fazla tahsilat yapıldığı anlaşıldığı..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafından davacıdan fazla tahsil edilen 37.780,63 TL'nin, 30.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ve davalının tazminat taleplerinin, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının, davalı bankadan 120.000,00 TL araç kredisi ve 30.000,00 TL ticari kredi kullandığını, ayrıca çek yaprakları aldığını, işlerinin bozulması üzerine bir kısım borçları ödeyemediğini, araç kredisinden yaklaşık 80.000,00 TL, ticari krediden de 25.000,00 TL ödenmemiş bakiye kaldığını, bankanın bu alacağı tahsil için 4 ayrı dosyada yaklaşık olarak 870.000,00 TL tutarında tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile takip başlattığını, oysa gerçek borcun çok daha az olduğunu, buna rağmen yapılan tahsilatların diğer dosyalara bildirilmeyerek fazladan tahsilat yapıldığını, iş yerinden çalınan çekler için dahi sorumluluk bedeli istenildiğini, oysa sorumluluk bedelinin ibraz edenlere ödendiğine ilişkin bir kanıt bulunmadığını, çeklerin bankaya ibraz edilmediğini, bu çekler için bankanın ödeme yapmadığını, bu nedenle bankanın sebepsiz zenginleştiğini, Tüm bu çek yaprak sorumluluk bedeli adındaki haksız tahsilat dahil edildiğinde 05.02.2016 tarihli raporda belirtildiği üzere davalı bankanın 95.611,43 TL fazla tahsilat yaptığının ortaya çıktığını, bankanın buna rağmen çek depo bedeli, ihtar giderleri, sair masraflar gibi yeni kalemler üreterek borcu artırmaya çalıştığını, Mahkemece hükme esas alınan 06.05.2020 tarihli raporda gayri nakdi kredi (çek taahhüdü) adı altında yapılan hesaplamada 62.000 TL belirlendiğini, oysa davalı bankanın 19.01.2012 tarihli ekstrede müvekkilden gayrinakdi kredi olarak 56.985,00 TL talep ettiğini, raporun bu yönü ile talebi aştığını, raporun 12. sayfasında tahsilatların yapıldığı icra dosyasında ödenmesi gereken harçların, müvekkilin evinin satılması sonucu elde edilen meblağdan 225.500,00 TL düşülerek alacaklı vekiline 195.500,00 TL gönderildiğini, ancak bilirkişinin zaten ödenen bu miktarın tekrar dikkate alınarak borcun hesaplandığını, hükmedilen 37.780,63 TL'ye bankanın sebepsiz zenginleştiği 28.05.2014 tarihi yerine sonraki tarihten faiz uygulanmasının hatalı olduğunu, ancak bu durumun yeniden hesaplama yapılmasını gerektirmemesi nedeniyle açıklanan kalemlerin toplamı olan 5.015 TL fazla hesaplanan çek depo bedeli ile 2 kez hesaplanarak 2 kez ödenmiş 19.384,59 TL icra dosyasına ödenen peşin ve tahsil harcı, toplam 24.399,59 TL'nin, 24.399,59 TL'ye eklenerek 28.05.2014 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemenin 22.01.2020 tarihli ara kararı ile önceki raporların çelişkili olması nedeniyle yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınmasına karar verildiğini, bilirkişilerce sunulan 08.05.2020 tarihli raporda müvekkilinin 37.780,63 TL fazla tahsilat yaptığının belirlendiğini, mahkemece de bu raporun esas alınarak karar verildiğini, Daha önce sunulan 09.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda %93.75 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği belirlenerek hesap yapılmasına rağmen, %15,66 oranında faiz talep edildiğinden ve fazlaya ilişkin haklar haklı tutulduğundan aradaki faiz farkı istenecek olması ihtimaline göre de borcun hesaplanarak davacının 153.746,61 TL borçlu olduğunun belirlendiğini, 17.12.2018 tarihli raporda ise aynı görüşlerle müvekkilinin 237.804,35 TL alacaklı olduğunun belirlendiğini, buna rağmen 06.05.2020 tarihli raporda müvekkilinin %15,66 oranında faiz talep edebileceği belirtilerek, taraflar arasında kararlaştırılan asıl faiz tutarı olan %93,75 oranının göz ardı edilerek hesaplama yapıldığını, takip sırasında fazlaya ilişkin hak saklı tutulduğundan hesabın %93,75 oranına göre yapılması gerektiğini, borcun tamamı ödenene kadar davalının sorumluluğu davam edeceğinden davanın reddi gerektiğini, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu gözden kaçırılarak düzenlenen rapora itibar edilemeyeceğini, Bununla birlikte 06.05.2020 tarihli raporun, sadece taşıt rehin dosyasına ait peşin harç, vekalet suret harcı gibi masrafların dikkate alındığını, aracın satışına ilişkin masraflar da dahil olmak üzere dosyada yapılan diğer masrafların göz ardı edildiğini, ipotekli taşınmazın satıldığı dosyada yapılan masrafların ve kambiyo takibine ilişkin açıklamaların ise dikkate alınmadığını, sözleşmede açık hüküm bulunması nedeniyle ödeme yapılmamasına rağmen çek garanti bedelinin %50 fazlasının talep edilebileceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında düzenlenen genel kredi ve bankacılık sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredilerin ödenmemesi nedeniyle başlatılan takiplerde, yapılan ödemelere göre davacının borçlu olmadığının tespiti ve fazla yapılan ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile davalı bankanın Kale Center Şubesi arasında çeşitli tarihlerde düzenlenen genel kredi ve esnek ticari hesap kredi sözleşmeleri kapsamında davacıya nakdi krediler kullandırıldığı gibi, çek yaprakları da verilmiştir. Dosya kapsamındaki belgelerden, nakit olarak 120.000 TL taksitli ticari taşıt kredisi, 30.000 TL ihtiyaç kredisi kullanıldığı, akdi faizi sözleşmede gösterildiği, taksit ödeme tablolarının bilirkişi raporlarında ayrıntılı olarak belirlendiği, görülmüştür. Taksitlendirilen kredilerden sekiz tanesinin ödendiği, 29.12.2011 tarihli taşıt kredisinin kalan tutarlarının ödenmediği, bu tarih itibariyle 83.302,34 TL ana para borcu kaldığı bankaca keşide edilen 19.01.2012 tarihli ihtarla hesabın kat edildiği, taksitli ticari kredinin de ikinci taksitinin ödenmediği ve bu tarih itibariyle 29.258,38 TL ana para alacağının kaldığı, bu tarih itibariyle hesabın kat edildiği anlaşılmıştır. Bankanın genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan çeşitli adlardaki kredilerin ödenmemesi nedeniyle, bu kredilerin ödenmeyen kısımlarının tahsili için icra takibi yapılabilir. Bankanın elindeki belgelere göre alacağın tahsili için tek bir takip yapılabileceği gibi, tahsilde tekerrür olmamak üzere birden nedene dayanarak ( ilamsız, ipotek, rehin, kambiyo vs) takip yapılması mümkündür. Ancak yapılan takiplerde sonuç olarak toplam borç miktarının aşılmaması gerekir. Bankaca, davacıya çek yaprakları verildiğinden, teslim edilen çek yapraklarının ödenmemesi halinde ödenen garanti tutarının tahsili talep edilebileceği gibi, temerrüt tarihinden sonra ibraz edilmeyen çek bedellerinin depo edilmesi de talep edilebilir. Menfi tespit davasında, davacının, nakdi krediden kaynaklı borçları, yapılan tüm tahsilatlar ve tahsilatlar için yapılan giderler göz önüne alınarak belirlenmelidir. Gayri nakdi krediler yönünden ise bankaca garanti bedelleri ödenen çekler yönünden nakdi krediler gibi, ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi hesaplanmalı, henüz ibraz edilmeyen çeklerin ise o andaki garanti tutarları dikkate alınarak depo edilmesi gereken miktar belirlenmelidir. Taraflar arasında 11.05.2010 tarihinde düzenlenen 500.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesi kapsamında, 29.03.2011 tarihinde 120.000 TL bedelli 24 ay vadeli taşıt kredisi ve 20.07.2011 tarihinde 30.000 TL bedelli 15 ay vadeli ticari kredi kullanılmıştır. Kredi kapsamında davacıya ait araca rehin konmuş ve taşınmaz ipoteği tesis edilmiştir. Borcun ödenmemesi üzerine Beyoğlu .... Noterliğinin 20.01.2012 tarihli ihtarıyla hesap kat edilmiş ve ihtar 26.01.2012 tarihinde davacıya tebliğ edilmiştir. Bu durumda kat tarihine kadar akdi faiz bu tarihten sonra sözleşmeye göre belirlenecek temerrüt faiziyle alacağın belirlenmesi gerekir. Kat ihtarından sonra davalı, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 11.04.2012 tarihinde 226.598,53 TL asıl alacak , 98,57 TL işlemiş faiz ile 4,93 TL BSMV olmak üzere toplam 226.702,03 TL bedelli taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatmış, takipte yıllık % 15,66 temerrüt faizi talep edilmiştir. Ümraniye .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası ile 30.04.2012 tarihi itibariyle 120.058,78 TL asıl alacak 887,83 TL işlemiş faiz 44, 39 TL BSMV olmak üzere 120.991,00 TL nakit ve 116.340,00 TL gayri nakit çek yaprağı deposu olmak üzere toplam 237.331,00 TL tutarında ilamsız icra takibi başlatılmış, takipte yıllık % 15,66 temerrüt faizi talep edilmiştir. Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 16.01.2013 tarihinde 114.842,38 TL asıl alacak, 1.374,65 TL tazmin bedel alacağı 27.349,47 TL işlemiş faiz, 1.367,47 TL BSMV olmak üzere 144.933,97 TL nakit alacak 56.985,00 TL gayri nakdi çek yaprağı deposu olmak üzere toplam 201.918,97 TL bedelli ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatılarak ... İlçesi ... ada ... parselde kayıtlı ... arsa paylı ... blok ... numaralı bağımsız bölümün satışı istenmiştir. Takipte yıllık % 15,66 temerrüt faizi talep edilmiştir. İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyası ile 18.09.2013 tarihinde 200.000 TL asıl alacak 794,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 200.794,44 TL bedelli kambiyo senetlerine özgü haciz yolu icra takibi başlatılmış ve takipte yıllık % 15,66 temerrüt faizi talep edilmiştir. Dört adet takipte de tahsilde tekerrür olmak üzere ibaresi kullanılmış ve takiplerin toplam değerinin 870.000 TL olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından sunulan 30.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile 20.000 TL istirdat talebini 75.611,43 TL yükseltilerek toplamda 95.611,43 TL'nin istirdadını istemiştir. Mahkemece, dosya kapsamındaki belgeler ve banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi raporları alınmıştır. Alınan bir kısım bilirkişi raporlarında temerrüt faizi, banka tarafından Merkez Bankasına bildirilen faiz genelgesine göre daha yüksek oranlarda hesaplanmıştır. Ancak bankaca yapılan dava konusu dört takipte de yıllık % 15,66 temerrüt faizi talep edilmiştir. Bu durumda, bankanın talebi dikkate alınarak yıllık faiz oranının belirlenmesi gerekir. Davada, bu takipler nedeniyle yapılan ödemenin yeterli olup olmadığı denetlenmesi gerektiğinden, bankaca talep edilmeyen bir oran üzerinden faizin hesaplanması mümkün değildir. Davalının talebiyle bağlı kalınarak, yıllık % 15,66 oranı üzerinden işlemiş faizin hesaplanması yerinde görüldüğünden davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedeni yerinde görülmemiştir.Önceki bilirkişi raporlarında alternatifli olarak farklı oranlar üzerinden hesaplama yapılması, mutlaka bu oranlar üzerinden yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmasını gerektirmez. Mahkemece denetime elverişli görülen 06.05.2020 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplama, taraflar arasındaki sözleşmeye ve takipteki taleplere uygun olduğundan bu hesaplamanın yerinde görülerek raporun hükme esas alınması isabetlidir.Diğer yandan, davacının teslim aldığı çekleri kaybettiği iddiasıyla kolluk kuvvetlerine başvurması çek sorumluluk bedellerinin ödenmesine engel değildir. İbraz edilen çek bedellerine ilişkin tutarlar nakdi alacak olarak değerlendirildiği gibi, henüz ibraz edilmeyen çek garanti tutarlarının bilirkişi tarafından 62.000 TL olarak belirlenerek bu miktarın dikkate alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bankaca garanti tutarının deposu talep edilebileceğinden menfi tespit talebi buna göre değerlendirilmelidir. Garanti bedelinden fazla bir miktarda depo talebinin hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır. Ayrıca garanti tutarından fazla bir miktarın deposunun talep edilebileceği hususunda davalı tarafından kanıtlanmamıştır. Davacı tarafından, dava dilekçesinde kambiyo senedine ilişkin bir kısım nedenler ileri sürülmüş ise de kambiyo senedine dayalı takibin geçerli olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin bu yönlere ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.Bankaca, yukarıda belirtildiği üzere, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla bankaca birden fazla hukuki nedene dayanılarak takip başlatması yerindedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı her bir borcun, temerrüt tarihinden sonra takip talebindeki temerrüt faiziyle birlikte hesaplanarak takip için yapılan giderlerin mahsubu sonrası kalan tutarlara karar verilmesi yerindedir. Borçlu temerrütü sonucu alacağın tahsili için yapılan masraflardan da sorumlu olup, bu nedenle denetime elverişli bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere tüm takipler için yapılan giderlerden sorumludur. Ayrıca borcun tahsili için takip öncesi ihtarname gibi masraflardan da borçlu sorumlu olup, borcunu vadesinde ödemeyen borçlunun, sonradan alacağın tahsili için yapılan bu giderlerden sorumlu olmadığını savunması yasanın açık hükmüne aykırı olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi kurulunca 06.05.2020 tarihinde düzenlenen raporda yapılan tahsilatlar ve masraflar dikkate alındığında, harç ve masrafların düşmesinden sonra 37.780,00 TL fazla tahsilat yapıldığı belirlenmiş olup, yapılan hesaplama yerinde görülmüştür. Menfi tespit davasından sonra yapılan tahsilat ile borcun kalmadığı anlaşıldığından, fazla tahsil edilen miktar yönünden İİK'nın 72/7.maddesi gereğince istirdat talebinin kabulü gerekmektedir. Ancak TBK'nın 117. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmenin meydana geldiği tarihten itibaren faiz talep edilebilir. Dosyadaki bilirkişi raporuna göre 22.05.2015 tarihinde yapılan tahsilat ile davalı bankanın sebepsiz zenginleşmesi nedeniyle bu tarihten itibaren faiz talep edilebilir. Bu nedenle mahkemece bu tarih yerine 30.01.2017 tarihinden itibaren faiz uygulanması yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabul ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, faiz başlangıcının düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi istinafa konu kararının, faiz başlangıç tarihi bakımından düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının faiz başlangıcı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile davacının taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle davacı aleyhine başlatılan Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, Ümraniye ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, İstanbul Anadolu ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Takip dosyalarında davacıdan fazla tahsil edilen 37.780,63 TL'nin, 22.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istirdat talebinin reddine, 3-Takibin kısmen haksız olmakla birlikte kötü niyetli olmaması nedeniyle davacının tazminat talebinin reddine, 4-Alınması gereken 2.580,79 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından başlangıçta ve ıslah yolu ile yatırılan 1.632,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 947,94 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesaplanan 5.667,09 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte buluna AAÜT gereği hesaplanan 8.318,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından harcanan 1.632,85 TL karar ilam harcı ile 25,20 TL başvuru harcı giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davacı tarafından harcanan posta, tebligat ve bilirkişi giderleri olmak üzere toplam 6.176,50 TL yargılama giderinin, davanın kabul oranına göre hesaplanan 2.470,60 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına 9-Davalı tarafından yapılan 750,00 TL yargılama giderinin davanın red oranına göre hesaplanan 450,00 TL'lik bölümünün davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına 10-Artan gider avanslarının, yatıran taraflara iadesine, 11-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,b-İlk derece mahkemesinin hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan; taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince kendilerine iadesine,c-Davacı tarafından harcanan 148,60 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,10-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.02.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.