14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/253
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/10/2020
NUMARASI: 2019/347 E. - 2020/648 K.
DAVANIN KONUSU: Ticari satımdan kaynaklı itirazın iptali- menfi tespit
Taraflar arasındaki asıl ve karşı davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davaların reddine dair verilen hükme karşı, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalıya 14.09.2018 ve 18.09.2018 tarihli iki adet fatura ile toplam 732.371,48 TL ürün satarak teslim ettiğini, fatura borcunun ödenmemesi üzerine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, itiraz dilekçesinde müvekkiline borç miktarı kadar çek verildiği ve ödeme yapıldığının ileri sürdüğünü, davalının bu şekilde borcu kabul ederek ödediğini beyan ettiğini, bu çeklerin müvekkilinin elinde bulundu ve takip tarihine kadar ödendiğin davalı tarafından kanıtlanması gerektiğini, fatura karşılığı verilen çeklerin tek başına bir ödeme aracı olmadığını, bunun için açık bir borcun nakli sözleşmesi gerektiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili asıl davada savunma, karşı davada dava dilekçesinde özetle; davacının alacaklı olduğu iddiasıyla iki adet faturaya dayalı olarak ihtiyati haciz kararı alarak takip başlattığını, ancak takip konusu faturalara ait borcun vade farkı da ilave edilerek davacıya verilen çeklerle kapatıldığını, bu hususta taralar arasında 13.09.2018 tarihli sözleşme yapıldığını, toplam 732.330,00 TL tutarında 5 adet çekin çek teslim bordrosu ve tahsilat makbuzu ile davacıya teslim edildiğini, çeklerin teslimine rağmen davacının haksız şekilde ihtiyati haciz kararı alarak müvekkilinin müvekkilinin işyerine haciz için geldiğini, geldiğini, 13.09.2018 tarihli bordro ile teslim edilen çeklerin keşidecisi ...’nın konkonrdato ilan etmesi nedeniyle bu çeklerin alınarak şirketçe keşide edilmiş ve şirket yetkilisinin avalini taşıyan çeklerin verilmesinin istenildiğini, fiili haciz uygulanmasının önlenmesi amacıyla bu kez aynı borç için aynı vadeleri içeren ... şirketince keşide edilen ve şirket yetkilisinin avalini taşıyan 3 adet çek verildiğini, bu çeklerin de verilmesine rağmen ihtiyati haczin kaldırılmadığını ve önceki çeklerin iade edilmediğini, hali hazırda davacının uhdesinde 8 adet çek bulunduğunu, haciz işlemlerine devam edilerek müvekkilinin banka hesaplarına haciz konulması nedeniyle müvekkilinin ticari hayatını devam ettirmek için müvekkilince Bakırköy 5.İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/361 Esas sayılı dosyasında ihtiyati haczin teminat karşılığı kaldırılmasını istediğini, mahkemenin kararı üzerine yapılan kapak hesabı ve 3 aylık faizi ile birlikte toplam 888.272,13 TL bedelli teminat mektubu icra dosyasına sunularak ihtiyati haczin kaldırıldığını, taraflar arasında düzenlenen 13.09.2018 tarihli sözleşme ile takibe konu fatura borçlarının davacıya verilen çeklerle ödenmesinin kararlaştırıldığını, satım bedelinin karşılığında çek alınması halinde çekin alındığı tarihte bu borcun ödendiğinin kabulü gerektiğini, aksi halde borcun iki kez ödenmesi gerektiğini, dava dilekçesindeki açıklamaların aksine takibe konu faturaların teslim edilen çeklerle ödendiğini, çeklerin borcun ifası için alındığını, sözleşmenin 13.09.2018 tarihli olduğunu, takip konusu faturaların ise 14.09.2018 ve 18.09.2018 tarihli olduklarını, tarafların satım bedelini çek ile ödenmesi konusunda anlaştıklarını, aksi halde müvekkilinin bu emtiayı satın almayacağını, sözleşme ve sözleşmeye göre düzenlenen fatura borcunun çek alınarak ödendiğini, bu nedenle faturadan kaynaklı takip yapılamayacağından asıl davanın reddine gerektiğini;Karşı davada ise, satım sözleşmesinden kaynaklanan borcun 13.09.2018 tarihli sözleşme ile ödenmesi nedeniyle müvekkilinin takib nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, haksız ihtiyati haciz nedeniyle müvekkilinin teminat mektubu alarak faiz ve başka giderler yaptığını, haksız ihtiyati haciz nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının sarsıldığını ileri sürerek, müvekkilinin takibe konu faturalar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, icra dosyasına ibraz edilen teminat mektubunun ve fazla çeklerin iadesine, şimdilik 10.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminatın karşı davalıdan tahsiline, davalı tarafın disiplin para cezasına ve inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili, karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; davalı-karşı davacının çek ile ödemeye ilişkin iddiasının yersiz olduğunu,
TBK’nın 133. maddesi gereğince mevcut borç için kambiyo senedi düzenlenmiş olsa dahi borcun yenilenmesi sayılmayacağını, bunun için açık irade ve sözleşme şartının arandığını, ödenmemiş bir çek ile borcun ödendiğini iddia etmenin bu nedenle takibi durdurmanın kötüniyetli bir davranış olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin borç yenileme sözleşmesi olmayıp satım sözleşmesi olduğunu, bu nedenle bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunmanın borcun yenilenmesi anlamına gelmediğini, sözleşmede borcun çekle ödeneceğine ilişkin bir açıklama bulunmadığını, sadece "Demir Termo bu tutar için aşağıda dökümü yapılan çekleri Bal Taban'a vermiştir" ibaresinin bulunduğunu, satım sözleşmesinde de borcun çekle ödeneceği veya çeke bağlandığının yazılmadığını, bu çeklerin de müvekkiline verilmediğini, çeklerin ödenip ödenmediğinin ve ödenme tarihinin ilgili bankadan sorulması gerektiğini, ileri tarihli çeklerin bir ödeme aracı olmadığını belirterek, karşı davanın reddini istemiştir.Asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşme ve satım ilişkisini kabul ettiğini, bu nedenle faturaya dayalı takip başlatma hakkı bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerektiğini, 13.09.2018 tarihli satım sözleşmesi kapsamında satım bedelinin davacıya teslim edilen çeklerle ödendiğini, borcun yenilenmesine ilişkin yasa hükümlerinin uygulanamayacağını, borcun yenilenmesinden söz edilmesi için yenileme sözleşmesinden önce doğmuş bir borcun bulunması gerektiğini, oysa eldeki davada borcun 13.09.2018 tarihli satım sözleşmesinden kaynaklandığını, faturanın sözleşme tarihinden sonra düzenlense dahi takibe esas faturaların karşılığının çeklerle ödendiği hususunda tarafların açık kabul ve ikrarının bulunduğunu, bu nedenle faturaların takibe konu edilemeyeceğini, faturaların sözleşme ve çekle ödeme tarihinden sonra düzenlendiğinden satım sözleşmesi bedelinin çekle ödenmesinin kabul edildiğini, müvekkilinin bu nedenle emtiayı aldığını, çekle ödemenin kabul edilmemesi halinde müvekkilinin bu emtiayı almayacağını, kambiyo senedinin ifa için alındığını, sözleşmedeki bu açık hükme rağmen bu kez de faturalar nedeniyle takip yapılmayacağını belirterek, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya kapsamı, taraf beyanları ve bankalara yazılan müzekkerelere verilen cevabi yazılar ile davalı tarafça takibe konu borca ilişkin olarak 31/08/2019 tarihli, ... no'lu 200.000 TL bedelli, 30/09/2019 tarihli ... no'lu 300.000 TL bedelli, 31/10/2019 tarihli, ... no'lu 200.000 TL bedelli ve 05/10/2019 tarihli, ... no'lu 32.330 TL bedelli toplam 732.330 TL bedelli çeklerin verildiği ve ibraz ile çek karşılıklarının davacıya ödendiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında imzalanan 13/09/2018 tarihli sözleşme ile çeklerin verileceği kararlaştırılmış, çekler tahsilat makbuzu ile 13/09/2018 tarihinde davacı tarafa teslim edilmiştir. Çek, ödeme aracı olup takip tarihinden önce davacı tarafa teslim edildiği ödemenin çekle yapıldığı, vade tarihinde davacı tarafça ibrazı ile çek bedellerinin ödendiği anlaşılmakla açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı-karşı davacı tarafça asıl davadan sonra, menfi tespit talepli dava açılmış ise de, asıl davanın uyuşmazlığın esasını çözmeye yönelik olduğu, aynı amaçla menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmakla davalı karşı davacının menfi tespit talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.Davalı karşı davacı tarafça haksız takip ve ihtiyati haciz nedeniyle tazminat talep edilmiş ise de. tazminat talebi yönünden asıl dava sonuçlanıp kesinleşmeden ihtiyati haczin haksız olup olmadığı anlaşılmayacağı ve bu talep yönünden davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilerek asıl davanın sonucunun beklenmesi gerektiği anlaşılmakla bu talep yönünden dosyanın tefriki ile mahkememizin ayrı esasına kaydına karar verilmiş ve aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davadaki menfi tespit talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, haksız takip ve ihtiyati haciz nedeniyle talep edilen tazminatın, asıl davadan sonra değerlendirilmesi gerektiğinden bu taleplere ilişkin davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı - karşı davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece itirazın iptali davası ile ilgili delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, taraflar arasında mal alımı, teslimi ve takip konusu faturalara ilişkin bir anlaşmazlık bulunmadığını, uyuşmazlığın satım faturalarının ne şekilde ödeneceğine ilişkin olduğunu, gerekçeli kararda satım bedelinin çekle ödendiğinin kabul edildiğini, Öncelikle 13.09.2018 tarihli sözleşmenin müvekkili şirketçe imzalanmadığını, sözleşmede müvekkili şirketin kaşesi ve unvanının bulunmadığını, müvekkilinin taraf olmadığı sözleşmenin bağlayıcı olmadığını, sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü halinde bile kararın hatalı olduğunu, zira 13.09.2018 tarihinde müvekkiline çek teslim edilmediğini, ibraz edilen çek teslim bordrosunda müvekkilinin kaşesi ve imzası bulunmadığını, çek teslim bordrosu ile sözleşmenin cevaba cevap dilekçesi ekinde sunulduğunu, Çek teslim bordrosunun ve sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü halinde dahi kararın hatalı olduğunu, sözleşme ve teslim bordrosunda belirtilen çeklerin müvekkiline teslim edilmediğini, bordroda ve sözleşmede bahsi geçen .... Ltd. Şti.'ne ait ... Beşyüzevler Şubesinin ... nolu 31.08.2019 vadeli ve 200.000 TL tutarlı, ... nolu 31.09.2019 vadeli ve 200.000 TL tutarlı, ... nolu 31.09.2019 vadeli ve 100.000 TL tutarlı ve ... nolu 31.10.2019 vadeli ve 200.000 TL tutarlı çeklerinin davalı şirket yetkilisi ... tarafından bankaya ibraz edildiğinin banka yazısı ile anlaşıldığını, çeklerin arkasında ... cirosu bulunduğunu, takip konusu faturalara (takipten kaynaklanan alacağın bir kısmının ödenmesi amacı ile) ilişkin olarak müvekkiline teslim edilen ve ödemesi yapılan çeklerin 22.03.2019 tarihinde yani takip başladıktan sonra müvekkili şirkete çek teslim bordrosu ile teslim edilen ve .... Ltd. Şti. ye ait ... Bankası Gaziosmanpaşa Şubesine ait çekler olduğunu, bu çeklerin takip sonrası alınarak ödendiğini, bu kadar açık bir konuda mahkemenin maddi hataya düştüğünü, ödenen çeklerin takipten sonra 22.03.2019 tarihli çek teslim bordrosu ile müvekkiline teslim edildiğini, Mahkemenin bir diğer hatasının ise takipten sonra verilen çeklerin ödeme yerine geçmesi hususu olduğunu, takip sonrası çeklerin haciz baskısından kurtulmak için verildiğini, çekin ödeme vasıtası olması nedeniyle ödenmesine kadar takibin devam edeceğini ve bu tarihe kadarki faiz ve diğer giderlerin belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle mahkemece çek vadelerinin bekletici mesele yapılarak ödenmesi halinde faiz ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğini,Karşı davadaki ret kararının doğru olmakla birlikte gerekçesinin hatalı olduğunu, çeklerin ödenmesine kadar borcun devam edeceğini, dava tarihinde fatura borcunun ödenmediği bu nedenle davanın esastan reddi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı- karşı davacı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin asıl davanın reddine ilişkin kararı gerekçe yönünden hatalı olduğunu, ayrıca icra inkar tazminatına karar verilmesi talebi hakkında karar verilmemesinin hatalı olduğunu, bu davada davacının takip yapma hakkının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki 13.09.2019 tarihli sözleşme ve aynı tarihli tahsilat makbuzu, çek teslim tutanaklarını kabul edildiğini, ancak bunların borcun yenilenmesi anlamına gelmediğinin iddia edildiğini, oysa sözleşmeden önce oluşmuş bir borç bulunmadığını, karşı davada belirtildiği üzere teslim edilen emtia bedelinin çekle ödenmesinin kararlaştırıldığını ve çeklerin ifa amacıyla verildiğini, sözleşme ve çek tesliminden sonra düzenlenen faturaların ise takibe konu edildiğini, faturalardan dolayı takip yapılamayacağının Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kabul edildiğini, mahkeme gerekçesinin bu yönlerden tamamlanması gerektiğini,
İİK'nın 67. maddesi gereğince takibin kötü niyetli olması halinde tazminat ödenmesi gerektiği takibin açıkça kötü niyetli olduğunu, borç kadar çek alan davacının alacaklı olmadığının açık olduğunu, basiretli davranması gereken davacının bunun aksine hareket ettiğini bu nedenle kötü niyet tazminatından sorumlu olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.