8. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığının 18.06.2019 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında iftira suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2.Ayvalık 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.12.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 6000 Türk Lirası adli para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir. 3.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 16.01.2023 tarihli kararı ile iftira suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf itirazları yerinde görülerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında iftira suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; sanıkta suç kastı bulunduğuna, iftira suçundan cezalandırılması gerektiğine, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; Dava konusu olay, sanığın, katılan hakkında, adli ve idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacı ile hareket ederek katılan hakkında asılsız suç isnadında bulunmak suretiyle iftira suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince, "...sanık ...'ün, katılan hakkında iddia ettiği eylemleri ilişkin, katılanın üzerine atılı suçu işlemediğini bildiği bir suçu katılan hakkında adli ve idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacı ve kastı ile hareket ederek katılan ... hakkında suç atma yani iftirada bulunduğu, böylelikle yetkili makamlara katılan hakkında ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, katılan hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için katılana hukuka aykırı bir fiil isnat eden sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir..." şeklindeki gerekçe ile sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. B- Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü; Bölge Adliye Mahkemesince; "...Sanığın eski eşinin; katılan hakkında kendisine aktardığı bilgiler ile, eski eşi, katılan ve kendisi arasında önceki tarihte adliyeye yansıyan kovuşturma dosyasında yaşanan olaylar sebebi ile BİMER'e başvuruda bulunduğuna, bildikleri ile devlete yardım etmek amacı ile hareket ettiğine dair savunması karşısında; sanığın şikayetinin maddi vakıalara dayandırıldığı ve şikayet hakkı kapsamında olduğu, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın delil yetersizliğinden verildiği, sanığın iftira kastı ile hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, yasal unsurları oluşmayan iftira suçundan CMK'nun 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olduğu..." gerekçesiyle sanığın, iftira suçundan mahkûmiyetine dair karar kaldırılarak beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinde düzenlenen iftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir. İhbara konu suçtan delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya beraat hükmü kurulması sanık açısından iftira suçunun oluşması için yeterli değildir. İftira suçu açısından hareket noktası, suçsuz olduğunu bildiği bir kimseye ihbar veya şikayet suretiyle suç isnad edilip edilmediğidir. Bu açıklamalar ışığında, dosya kapsamına göre, sanığın BİMER üzerinden katılan hakkında yaptığı başvuru sonrası Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan 2017/4512 sayılı soruşturma ve 2018/49 sayılı fezlekeye istinaden Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca verilen 03.04.2018 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararının içeriğine göre, her ne kadar karar gerekçesinde "atılı suçtan kamu davası açmaya yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden" söz edilmişse de; katılan hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yapılan soruşturmada, FETÖ/PDY üyesi olduğuna ilişkin hiçbir delil ya da emarenin bulunmadığı, haberleşme sistemi olan ByLock'u kullanmadığı, bankası ve okullarıyla bir bağlantısının bulunmadığı düşünüldüğünde, "sanığın eski eşinden duyduklarını" öne sürmüş olmasının iftira suçunun oluşmasını tek başına engellemeyeceği, bu şekilde katılan hakkında hiçbir maddi delil, bulgu ya da bilgiye sahip olmayan sanığın ihbarı sonucunda katılan hakkında adli soruşturma yapılmış olmasının iftira suçunun oluşmasına vücut vereceği, sanığın başvurusunun Anayasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmeden, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmü kaldırılarak, yazılı biçimde sanığın beraatine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 16.01.2023 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi gereğince Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın