7. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul (Kapatılan) 4. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 15.10.2014 tarihli ve 2014/201 Esas, 2014/509 Karar sayılı kararı ile sanığın marka hakkına tecavüz suçundan (mülga) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve suça konu eşyaların aynı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine, inceleme dışı sanık ... hakkında ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. 2.Anılan kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin, 22.11.2018 tarihli ve 2016/8319 Esas, 2018/12304 Karar sayılı ilâmıyla bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozma sonrasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 23.01.2020 tarihli ve 2019/30 Esas, 2020/25 Karar sayılı kararı ile sanığın marka hakkına tecavüz suçundan (mülga) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, suça konu eşyaların aynı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiin temyiz sebepleri; müvekkilinin suça konu iş yeri ile hiç bir bağlantısının bulunmadığına, arama esnasında olay yerinde bulunmadığına, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Katılanlar vekili 04.10.2013 havale tarihli şikâyet dilekçesi ile adresi bildirilen isimsiz iş yerinde hak sahibi oldukları tescilli markalı ürünlerin, marka haklarına tecavüz edilerek satışa arz edildiği iddiası ve arama - el koyma tedbirlerinin uygulanması talebi ile şikâyetçi olmuştur. 2.İstanbul (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 04.10.2013 tarihli ve 2013/649 Değişik İş sayılı kararı ile talep reddedilmiş ise de, merci İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi'nin 08.10.2013 tarihli ve 2013/169 Değişik İş sayılı kararı doğrultusunda, ilgili iş yerinde 09.10.2013 tarihinde yapılan aramada; satışa hazır vaziyette 12 adet çanta ile 39 adet güneş gözlüğü bulunarak el konulmuştur. 3.Dosyada mevcut 09.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda; suça konu ürünlerin orijinal olmadığı, katılanlar adına tescilli markaların farklı ürünlerde iltibas ve iktibas yolu ile taklit edildiğine dair görüş bildirilmiştir. 4.Sanık savunmalarında; başka iş yerinde çalıştığını, iş yeri ile eşinin ilgilendiğini, ürünlerin faturalı olarak alındığını, arada dükkana yardıma gittiğini, mal getiren kişilerin bu ürünleri getirmiş olabileceklerini beyan etmiştir. 5.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek taraflar arasında uzlaştırma girişiminde bulunulduğu, ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosunca tanzim olunan uzlaştırıcı raporuna göre uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir. 6.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06.07.2020 tarihli yazısı sonrasında, marka sahibi firmalardan ... S.A. ve ... şirketlerinin yetkilileri tarafından kendilerine verilmiş izin içeren mektup, telefaks veya elektronik posta iletisi aslını veya tercümesinin onaylı örneklerini dosyaya ibraz edemedikleri anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tâbi olup; ..., ... S.A. ve ... vekilinin şikâyeti üzerine, yapılan aramada üzerlerinde katılan firmalar adına tescilli markaların bulunduğu taklit ürünlerin satışa arz edilmiş halde ele geçirildiği iddiası ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan kamu davası açılmış ise de; Marka hakkına tecavüz suçlarında şikâyet hakkı, münhasıran marka sahibine ait olup, tescilli markanın sahibi olan ve marka korumasından doğan hakları tecavüze uğrayan gerçek veya tüzel kişiler şikâyetçi olabilir. Diğer bir ifade ile şikâyet hakkını kullanacak marka sahibi Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan marka sicilinde, adına markanın tescil edildiği gerçek veya tüzel kişidir. Şikâyet hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan bu hakkın başkaları tarafından kullanılması mümkün değildir. Hak sahibi kişiler şikâyet tarihinde, şikâyette bulunma yetkisini veren vekâletname bulunmak koşulu ile avukatları vasıtasıyla da şikâyette bulunabilir. Davaya vekâlet konusu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 71-83 üncü maddelerinde düzenlenmiş olup, hem 6100 sayılı Kanun da hem de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un da (6098 sayılı Kanun) vekâletnamelerin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı kabul edilmiştir. Şikâyet hakkını kullanma konusunda asıl olanın vekâlet verenin iradesi olduğu yönündeki ilke ışığında somut olaya gelince; Dosya içerisinde mevcut olan ... S.A. ve ... şirketlerinin yetkilileri tarafından ... irtibat bürosu yetkilisi ...’e verilen asıl vekâletnamelerin içeriğinde “Bir gümrük davasını ya da diğer davaları takip etme anlaşması vaka bazında mektup, telefaks veya e-posta iletişimi ile yapılacaktır.” şeklindeki kısıtlamanın bulunması ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.07.2020 tarihli yazısına rağmen katılan firmalar vekilinin, sanık hakkında şikâyet hakkının kullanılması amacıyla ve şikâyet tarihini kapsar şekilde marka sahibi firmalardan ... S.A. Ve ... şirketlerinin yetkilileri tarafından kendilerine verilmiş izin içeren mektup, telefaks veya elektronik posta iletisi aslını veya tercümesinin onaylı örneklerini dosyaya ibraz edemediği anlaşıldığından, adı geçen firmaların geçerli şikâyetlerinin bulunmaması nedeni ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulama imkanı bulunmadığının gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 23.01.2020 tarihli ve 2019/30 Esas, 2020/25 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın