7. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.(Kapatılan) Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 19.07.2012 tarihli ve 2012/414 Esas, 2012/261 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında izin tecavüzü suçundan, 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.(Kapatılan) Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 19.07.2012 tarihli ve 2012/414 Esas, 2012/261 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 1. Dairesinin 09.10.2013 tarihli ve 2013/1174 Esas, 2013/1149 Karar sayılı ilamıyla; Anayasa Mahkemesinin, 05.07.2012 tarihli ve 2012/9 Esas ve 2012/103 Karar sayılı kararı ile, 1632 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinin birinci fıkrasının A bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının “Sırf askerî suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” bölümünün “...kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” ibaresinin ve 1632 sayılı Kanun'un Ek 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, izin tecavüzü suçu yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması karşısında; Mahkemesince yeniden değerlendirme ve tartışma yapılması gerekliliği nedeniyle mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; (Kapatılan) Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 30.05.2014 tarihli ve 2013/1377 Esas, 2014/263 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 22.12.2014 tarihinde kesinleşmiştir. 4.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının22.12.2014 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 15.06.2017 tarihinde alkollü olarak trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunu işlediğinin Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2017 tarihli ve 2017/549 Esas, 2017/704 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine, Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2018 tarihli ve 2018/216 Esas, 2018/376 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında (Kapatılan) Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 30.05.2014 tarihli ve 2013/1377 Esas, 2014/263 Karar sayılı, açıklanması geri bırakılan hükmünün açıklanmasına, sanığın izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; suç işleme kastının olmadığına, verilen hapis cezasının yasal dayanaktan yoksun olduğuna ve ailesini olumsuz anlamda etkileyeceğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Sanığın 01.10.2011 tarihinde 20 gün izin ve 6 gün yol süresi olmak üzere toplam 26 gün süreyle izne gönderildiği, 27.10.2011 tarihinde birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 11.01.2012 tarihinde yakalandığı maddi vakıa olarak belirlenmiştir. 2.Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; kız arkadaşının hamile olması sebebiyle kız arkadaşı ile evlenmesi gerektiğini, ancak kız arkadaşının ailesi ile problemler yaşadığını, bundan dolayı nikah işlemlerini yapamadığını ve bazı psikolojik sorunlar yaşaması nedeniyle izinden zamanından dönemediğini beyan ederek öncelikle beraatini mahkemenin aksi kanaatte olması halinde hakkında lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep etmiştir. 3.Askerî Mahkemece; psikiyatri uzmanı bilirkişi dinlenilmesi ve adli gözlem altına aldırılması suretiyle sanığın suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli ve cezai ehliyetinin tam olduğu tespit edilerek bu yöndeki şüpheler giderilmiştir. 4.Er izin belgesi, sevk belgesi, vaka kanaat raporu, sanığın yakalandığına dair tutanak ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir. 5.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2017 tarihli ve 2017/549 Esas, 2017/704 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dosya kapsamında mevcuttur. 6.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. IV. GEREKÇE 1.1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; Kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyen askeri şahısların aynı Kanun'un birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde bir yıldan üç yıla kadar hapsolunacağını hüküm altına alınmıştır. 2.1632 sayılı Kanun'un 66 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenmiş olan izin tecavüzü suçunun oluşabilmesi için, sanığın birliğine zamanında özürsüz olarak dönmemesi koşulu aranmakta ise de, Kanunda özürün ne olduğu ve kapsamı belirtilmemiştir. (Kapatılan) Askerî Yargıtayın yerleşik kararlarında, izin tecavüzü suçunda yer verilen bu özrün kapsamı, TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 57 nci maddesinin (b) bendi ve 58’inci maddelerinde öngörülen kıstaslar esas alınarak, beklenmeyen aniden ortaya çıkan ve sanığın zamanında Birliğine dönmesini zorlaştıran, engelleyen durumlar olarak kabul edildiği görülmekte ve ayrıca sanığın, kanuna aykırı eylemini bir an evvel sona erdirmeye veya mazeretini ortadan kaldırmaya yönelik hareketlerinin, kısaca, suç ve dehalet kasıtlarının dikkate alınması gerekmektedir. 3.Sanığın savunmalarında ileri sürdüğü özel ve ailevi sorunlarına ilişkin mazeretlerinin askerlik hizmetine tercih edilebilir nitelikte kanuni ve haklı birer mazeret olarak kabul edilmeyip, kanuni anlamda bir özür teşkil etmediği gösterilmek suretiyle; Mahkemece tüm unsurları ile oluşan atılı suça konu, 27.10.2011-11.01.2012 tarihleri arasında yakalanmakla son bulan eyleminin sabit görülmesinde ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 4.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir. 5.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V.KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2018 tarihli ve 2018/216 Esas, 2018/376 Karar sayılı kararı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın