10. Hukuk Dairesi 2023/7570 E. , 2023/9984 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 10. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali istemine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; şirket ortağı ve yetkilisi olduğu iddiasıyla davacı aleyhine, ... Tur. Sağ. İnş. Gıda ve Bil. Sis. Ltd. Şti.'nin 1059366 sicil no.lu işyerinden tahsil edilemeyen prim, işsizlik primi, idari para cezası ve damga vergisi borcundan ... SGM tarafından 6183 sayılı Kanun kapsamında 1.702.834,81 TL'lik takip başlatılarak ödeme emri tebliğ edildiğini, davacının asgari ücretle çalışan işçi olduğunu, adı geçen şirketten haberdar olmadığını ve bağı bulunmadığını, 2018'de Adasan A.Ş.'de çalıştığını, işverenlerin ... ve ... olduğunu, primlerinin çalıştığı şirketçe değil ... tarafından ödendiğini, işçilik haklarını istediği adı geçen patronlar ve yardımcıları ... tarafından ödemenin Noterde yapılacağı söylenerek ...
6.Noterliğine götürüldüğünü, uzatılan evrakları incelemeden tehditle ve zorla imzaladığını, buna rağmen parasını alamadığını, tekrar para istediğinde adı geçenlerce darp ve tehdit edildiğini, şirketin ticaret siciline tescil edildikten sonra yönetici ve ortaklarının bir çok kez değiştiğini, davacının 01.10.2018- 09.10.2018 arası 8 gün yönetici ve ortak gözüktüğünü, paylarını 09.10.2018'de ...'a devrettiğini, bu işlemlerin şeklen olduğunu, davacının şirketin varlığından gelen ödeme emriyle haberdar olduğunu, bir an için ortak olduğu kabul edilse dahi ancak 8 günlük süreden sorumlu tutulabileceğini, önceki ve sonraki dönemlerdeki tüm borçların davacıdan istenemeyeceğini, ayrıca alacağın zamanaşımına uğradığını, ödeme emrinin iptalini ve borçlu bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca açılacak itiraz davasının menfi tespit mahiyetinde olduğunu, takip kesinleştikten sonra imtiyazlı kamu alacağına İİK.nın 72 inci maddesi paralelinde ayrı bir menfi tespit davası açılmasına yasanın izin vermediğini, zamanaşımı iddiasının asılsız olduğunu, yapılan tüm işlemlerin usul ve yasaya uygun olarak süresinde yapıldığını, esas yönden de 6183/58'deki nedenlerden hiç birine dayanılmadığını, ödeme emrinin mevzuata uygun bulunduğunu, borçlu olunmadığına dair delil sunulmadığını, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamından ticari bir faaliyeti bulunmayan davacının işçi olarak çalışan bir kişi oluşunun tanık anlatımları, ticaret sicil kayıtları ve SGK hizmet kayıtlarına göre sabit olduğunu davacının çok kısa süreliğine devir almış olduğu ve akabinde devretmiş olduğu şirket payına yönelik hukuki işlemin iradesi fesadı uğratılması sonucu yapılmış bir işlem olduğunu ispat ettiği kabul edilmekle davalı Kurum tarafından davacıya yönelik düzenlenen ödeme emrinin iptal edilmesi talebinin kabulüne davalı Kurumun, davacıya göndermiş olduğu 18.03.2021 düzenleme, 2009/16250 - 2020/12110 arası dosya numaralı, 378 icra takip kart numaralı 22366522 numaralı ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Süresi içerisinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, -Söz konusu davanın açılmasına müvekkili Kurumun sebebiyet vermediğini, -Davacının iddialarının aksine müvekkili Kurum tarafından düzenlenen ödeme emrinin mevzuata uygun olarak tanzim edildiğini, -Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Tüm dosya kapsamı uyarınca ticari bir faaliyeti bulunmayan davacının işçi olarak çalışan bir kişi oluşunun tanık anlatımları, ticaret sicil kayıtları ve SGK hizmet kayıtlarına göre sabit olduğu, davacının çok kısa süreliğine devir almış olduğu ve akabinde devretmiş olduğunun sabit olduğu, ödeme emrine konu borç dönemlerinin 2018 yılı 8 inci ayına kadar olduğu, davacının 01.09.2018-09.10.2018 tarihleri arasında şirketin sahibi ve yöneticisi olduğu, bu döneme ilişkin herhangi bir borcun bulunmadığı, davacının ancak sözkonusu dönem ile ilgili borçlar açısından sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmakla, davalı Kurum tarafından davacıya yönelik düzenlenen ödeme emrinin iptal edilmesi talebinin kabulüne karar verilmesi yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık,ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 7143 sayılı Kanun, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesi, 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunu'nun 35, 55, 58 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 102 nci maddesi,
2.6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde, "Limited şirket ortaklan şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar” hükmü öngörülmüş iken, öngörülen istisnaları dışında 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 04.06.2008 tarih 5766 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde yer alan “Şirketten tahsil imkanı bulunmayan” ibaresi şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı maddeye, “Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden, birinci fıkra hükmüne göre, müteselsilen sorumlu olurlar. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda, pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde, bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olurlar.” şeklinde fıkralar eklenmiştir.
3.6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35 inci maddesinde de “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kuramların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.” hükmü düzenlenmiştir.
3.Değerlendirme
Eldeki davada; ödeme emrine konu alacakların ... Tur. Sağ. İnş. Gıda ve Bil. Sis. Ltd. Şti.'nin 1059366 sicilli işyerine ait borçlardan kaynaklandığı, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 08.10.2018 gün ve 9676 sayılı nüshasının 848 inci sahifesinde ilan edilen ... Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısına göre tek ortaklı limited şirket olan ... Ambulans Sağlık Eğitim ve Bilişim Hizmetleri Ticaret Limited Şirketinin 200.000,00 TL sermaye karşılığı 8.000 adet payını ...'in 01.10.2018'de davacı ...'a devrettiği; davacının işbu payı aynı gazetenin 16.10.2018 gün 9682 sayılı nüshasının 782 nci sahifesinde yayımlanan ilana göre, 09.10.2018'de ...'a devrettiği görülmektedir.
Mahkemece yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve açıklamalar çerçevesinde ticaret sicili kayıtları esas alınarak 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi kapsamında sorumluğu belirlenip değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Diğer taraftan davacıya gönderilen ödeme emirlerinden, idari para cezası içerikli olanlarına ilişkin olarak cezaların şahsiliği gereği davacının sorumlu olmadığının gözetilmesi gerekmektedir. Mahkemenin, bu maddi ve hukuki esasları gözetmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.