Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2022/3099
Karar No
K. 2023/842
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3099 E.  ,  2023/842 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2022/3099
Karar No: 2023/842
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Sendikası
VEKİLLERİ: Av. … , Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurumu
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 21/06/2022 tarih ve E:2021/1439, K:2022/2742 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem:18/03/2021 tarih ve 31427 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca petrol piyasasında iki ay süreyle uygulanacak akaryakıt fiyatının tespitine ilişkin 17/03/2021 tarih ve 10081 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 21/06/2022 tarih ve E:2021/1439, K:2022/2742 sayılı kararıyla; 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesinin birinci fıkrası ve ondördüncü fıkrası ile 5015 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesine yer verilerek,

Aktarılan hükümler ile madde gerekçesinin birlikte değerlendirilmesinden, petrol alım satımında fiyatların kanun koyucu tarafından en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşmasının öngörülmüş olması itibarıyla, sözü edilen piyasalarda oluşan fiyatların dışında fiyatların oluşması durumunda, Kurumun haklı gerekçelere dayanmak suretiyle fiyatlara müdahale ederek her seferinde iki ayı aşmamak üzere taban ve/veya tavan fiyatı tespit edebileceği ve gerekli tedbirleri alabileceği sonucuna varıldığı,

Akaryakıt piyasasına söz konusu müdahalede bulunulabilmesi için her ne kadar Kanun'un lafzında, petrol piyasasında faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması gerektiği belirtilmiş ise de, Kurumun anılan hususun tespitine yönelik başka bir idareden görüş alma, inceleme/soruşturma yapılmasını isteme gibi bir zorunluluğu bulunmadığı zira, Kuruma haklı gerekçeler bulunması hâlinde taban ve/veya tavan fiyat tespit edebileceğine ilişkin olarak yetki verildiği; burada önemli olan hususun, Kuruma verilen yetkinin objektif nedenlere dayalı olarak ölçülü kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi olduğu,

Dosyanın incelenmesinden, Kurum tarafından, İstanbul Avrupa Yakası için 01/01/2016-12/03/2021 tarihleri arasında akaryakıt ürünlerindeki toplam marj tutarları incelendiğinde, önemli artışların olduğu ve özellikle 2020 yılı başından itibaren artışların çok daha fazla olduğu, 2016 yılı başında benzinde 43 kuruş/lt, motorinde ise 47 kuruş/lt civarında olduğu, Mayıs 2018'de şirketlerin kendi inisiyatifi ile toplam marj miktarında 5-6 kuruş/lt civarında indirim yaptıkları, ancak sonraki süreçte marjların hızlı bir şekilde yükseldiği, özellikle 2020 yılının ilk 5 aylık döneminde her bir üründe farklı olmakla birlikte 5 ilâ 7 kuruş/lt arasında artışların (yaklaşık %10) olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda, 02/06/2020 tarih ve 25225 sayılı yazıyla, 5015 sayılı Kanun'da öngörülen piyasa yapısı ve Kuruma verilen görevler göz önünde bulundurularak fiyat oluşumu ve marjların mevcut seviyesinin ve geleceğe dönük seyrinin acilen makul seviyelere çekilmesi gerektiği, aksi takdirde, 10. madde çerçevesinde gerekli işlemlerin ivedilikle başlatılacağı hususunda, dağıtıcı lisansı sahibi şirketlerin tamamının uyarıldığı, söz konusu yazı ile yapılan uyarı neticesinde şirketler tarafından 12-13 kuruş/lt civarında indirim yapıldığı, ancak gelinen süreçte, fiyatların düzenli bir şekilde arttırıldığı, 12/03/2021 tarihi itibarıyla İstanbul Avrupa Yakası'nda özellikle en büyük işlem hacimli ilk 5 dağıtıcı firmanın ortalamasına bakıldığında toplam marjın benzinde 86 kuruş/lt, motorinde ise 87 kuruş/lt civarında olduğu, diğer taraftan, ilk 8 dağıtım şirketinin Türkiye ağırlıklı ortalama fiyatlarında İstanbul Avrupa Yakası fiyatlarına nazaran çok daha fazla artışlar olduğunun görüldüğü, ayrıca diğer illerdeki artışın, İstanbul Avrupa Yakası'ndaki artışların çok üzerinde olduğu, farklılaştırılmış ürünlere ait toplam marjın sürekli artış eğilimde olduğu, ancak son dönemlerde bu artışın çok daha fazla gerçekleştiği, ülkemizdeki toplam marjlarda görülen düzenli artışın aksine, 03/11/2014 tarih ve 5921 sayılı Kurul kararı uyarınca takip edilen 4 ülkedeki (Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Almanya) toplam marj miktarlarında, geçici ve o ülkelere mahsus gelişmeler ışığında hem yukarı hem de aşağı yönlü dalgalanmaların yaşandığı, bilhassa 2020 yılı Mart ayında Covid-19 salgınının küresel petrol piyasalarına yansımaları ile söz konusu 4 ülkede, toplam marj miktarında 25-30 cent/lt seviyelerine doğru hızlı bir yükselişin yaşandığı, ancak daha sonra tekrar hızlı bir geri çekilme olduğu, öte yandan, sektör temsilcilerinin toplam marjda son dönemdeki artışa sebep olarak gösterdikleri Covid-19 salgınının ülkemiz petrol piyasasına yansımaları kapsamında, emsal alınan 4 ülkeye paralel şekilde toplam marjın normal seviyelere geri dönmediği, bu kapsamda, dağıtıcı lisansı sahibi şirketlerin, salgın sebebiyle geçici olarak artan maliyetlerini toplam marj miktarına yansıttıkları, ancak salgının etkisinin hafiflemesiyle toplam marj miktarını salgın öncesi seviyeye döndürmek bir yana, kalıcı olarak arttırma yoluna gittikleri, kaldı ki, şirketlerin salgın döneminin çok öncesinden bu yana toplam marj miktarını sistematik olarak arttırdıklarının anlaşıldığından bahisle dava konusu Kurul kararıyla iki ay süreyle tavan fiyat uygulamasına geçildiğinin anlaşıldığı,

Türkiye'deki akaryakıt piyasasının oligopolistik karakteristiğini ve rekabetçi olmayan yapısını yansıtan çeşitli Rekabet Kurulu kararları bulunduğu; nitekim, Rekabet Kurulunun … tarih ve … sayılı kararında, pazarda yer alan yüksek orandaki şeffaflık nedeniyle zaman içinde akaryakıt dağıtım şirketlerince uygulanan fiyat belirleme modellerinin oluştuğunun tespit edildiği, dağıtım seviyesinde faaliyet gösteren teşebbüsler arasında TÜPRAŞ tarafından yapılan fiyat değişikliklerini izleme yönünde belirgin bir paralel fiyatlama eğilimi bulunduğu, siyah ve beyaz akaryakıt ürünleri dağıtımı pazarlarının, veri bir bilgi değişim anlaşmasının rekabete aykırı bir etki doğurmasına müsait birer piyasa yapısı sergiledikleri, akaryakıt dağıtım şirketleri arasında Petrol Sanayi Derneği (PETDER) aracılığıyla gerçekleştirilen bilgi değişiminin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etki doğurabileceğinin anlaşıldığı; yine Rekabet Kurulunun … tarih ve … sayılı kararında, akaryakıt ürünleri dağıtım pazarındaki bilgi değişiminin rekabete aykırı etki gösterme ihtimalinin yüksek olduğu, oligopol piyasalarının temel özelliklerini taşıdığı, ilgili pazarın görece yoğunlaşmış ve durağan pazar yapısı sergilediği, ürünlerin homojen nitelik taşıdığı, nispeten yüksek pazar payına sahip teşebbüslerin uzun süredir pazarda yer almaları nedeniyle aralarında tekrarlanan etkileşimde bulundukları, söz konusu bilgi değişiminin mevcut hâliyle sürdürülmesinin ilgili pazarlarda rekabet karşıtı etkiler doğurabileceğine yönelik kuşkuların oluştuğunun ifade edildiği,

Davacı tarafından piyasaya müdahale için Kanun'un aradığı şartların oluşmadığı ve Rekabet Kurulu kararlarının doğrudan petrol piyasasında faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması hususunu ortaya koyamadığı ileri sürülmekte ise de, tavan fiyat uygulamasıyla akaryakıt fiyatlarına müdahale edilebilmesi için Rekabet Kurumunun somut bir tespitinin bulunması yönünde kanunî zorunluluk bulunmadığı, 03/11/2014 tarih ve 5921 sayılı Kurul kararının 3. maddesi uyarınca yapılan izlemelerde, dağıtıcı ve bayi marjlarının, emsal alınan 4 ülkedeki marjlara göre zaman zaman yüksek veya düşük olabildiği; ayrıca, anılan Kurul kararının 5. maddesi uyarınca, kıstas alınan ülkelerdeki fiyat oluşumuna ilaveten ülkemizdeki enflasyon, kur, SAGP, faiz oranları, iş gücü ve yatırım maliyetlerdeki değişim gibi piyasa şartlarındaki farklılıkların etkisi, belirlenecek marjlara yansıtılabildiği, 01/01/2016-08/03/2021 tarihleri arasında "Euro Bazında Benzin İçin AB Marjları" ile "Euro Bazında Motorin İçin AB Marjları" grafiklerinde, emsal alınan 4 ülke için Avrupa Komisyonu'na ait resmî internet sitesinde haftalık olarak yayımlanan fiyat bülteninden alınan vergisiz pompa satış fiyatlarından, rafineri fiyatı olarak ilgili güne ait Platts European Market Scan'de CIF MED (Genova/Lavera) başlığı altında ABD Doları/ton cinsinden yayımlanan günlük fiyatlar düşülerek hesaplanan marjların seyrinin, benzin ve motorin için ayrı ayrı gösterildiği; öte yandan, Birleşik Krallık'ın 01/02/2020 tarihi itibarıyla Avrupa Birliği'nden ayrılması nedeniyle bu ülkeye ilişkin fiyat verilerin, söz konusu internet sitesinde yayımlanan bültende yer almasa da Kurum tarafından, bu ülkenin resmî sitesinden takip edildiği,

Konuyla ilgili olarak, söz konusu grafikler incelendiğinde, benzin ve motorin marjları dalgalı bir seyir izlemekle birlikte 13 Euro cent seviyesinde olduğu, ancak bazı dönemlerde hızlıca yükseldiği ve sonrasında tekrar hızlıca düştüğü, ayrıca, ülkemizdeki toplam marjlarda görülen düzenli artışın aksine, bu ülkelerdeki toplam marj miktarlarında, hem yukarı hem de aşağı yönlü gelişmelerin yaşandığının görüldüğü; özellikle, 2020 yılı Mart ayında Covid-19 salgını nedeniyle emsal alınan 4 ülkede, toplam marj miktarının 25-30 cent/lt seviyelerine doğru hızlı bir şekilde yükseldiği, ancak daha sonra toplam marj miktarının tekrar hızlıca düşüşe geçtiğinin anlaşıldığı ancak, Covid-19 salgınının ülkemizdeki petrol piyasasına yansımaları kapsamında, emsal alınan 4 ülkeye paralel şekilde toplam marjın normal seviyelere geri dönmediğinin görüldüğü,

Diğer taraftan, emsal alınan ülkelere ait toplam marjların izlenmesinde ve bu ülkeler ile ülkemizdeki fiyatların kıyaslanması sonucunda, hem dağıtım hem de bayi faaliyetleri kapsamında yer alan maliyetlerin çok düşük bir kısmının döviz kurunda yaşanan değişikliklerden etkilendiği, ancak ülkemizde 2018-2020 yılları arasında döviz kurunda yaşanan artışlar gerekçe gösterilmek suretiyle toplam marj miktarında artış yaşanmışsa da döviz kurunda yaşanan düşüşlerde toplam marj miktarında bir değişim olmadığı, dolayısıyla, ülkemizdeki toplam marj seviyesinin izlenmesinde sadece emsal alınan 4 ülkenin toplam marjlarının, kur ile çarpılması ile bulunan değer ile doğrudan kıyaslanması suretiyle yapılmadığı, ülkemizdeki piyasa şartlarının da dikkate alındığının anlaşıldığı,

Bu kapsamda, davalı idarece, en büyük hacimli ilk 8 dağıtıcı şirkete hitaben gönderilen … tarih ve … sayılı yazıda, özellikle eşel mobil sisteminin uygulandığı dönemde pompa satış fiyatlarında, hem benzin hem de motorinde 5 ilâ 7 kuruş/lt arasında artışlar olduğu, 2020 yılı Haziran ayı ortalarında, İstanbul Avrupa Yakası'nda, benzinde ortalama 67 kuruş/lt, motorinde ise ortalama 72 kuruş/lt olan dağıtıcı-bayi toplam marjının, aradan geçen 8 aylık sürede benzinde 85 kuruş/lt, motorinde ise 86 kuruş/lt seviyelerine yükseldiği belirtilerek, son günlerde gerçekleştirilen fiyat artışlarının gerekçesi hakkında ivedilikle detaylı bilgi verilmesi istenmiş olup, konuya ilişkin ilgili şirketlerden gelen cevabî yazılar sonrasında, İstanbul Avrupa Yakası'nda gerçekleşen tavan/tavsiye edilen satış fiyatları incelendiğinde, dağıtım şirketlerinin toplam marj miktarını makul olarak değerlendirilen ve olması gereken toplam marj seviyesinin üzerinde belirlendiğinin anlaşıldığı,

Bu doğrultuda, 2015 yılından dava konusu Kurul kararının alındığı tarihe kadar, satın alma gücü paritesi, iş gücü maliyetleri, asgari ücret artışı, enerji gideri gibi belirleyici parametrelerde toplam marj miktarını, anılan miktarların günümüze güncellenmiş hâlinden daha fazla artmasını gerektirecek bir durumun olmadığı, en son belirlenen tavan fiyat kararındaki toplam marj miktarlarının (19/02/2015 tarih ve 5486 sayılı Kurul kararıyla, toplam marj benzin için 34 kuruş/lt, motorin için 37 kuruş/lt belirlenmiştir.), enflasyon rakamları ile güncellenmesi neticesinde ortaya çıkan değerlerden daha fazla bir miktarda toplam marj miktarının belirlenmesinin gerçekçi olamayacağı, bununla birlikte 2020 yılı Haziran ayında İstanbul Avrupa Yakası'ndaki toplam marjların 70-72 kuruş/lt seviyelerine kadar düştüğü dikkate alındığında, bu kadar kısa sürede marjların artışını haklı kılacak herhangi bir neden bulunmadığı, bu kapsamda, 12/03/2021 tarihi itibarıyla İstanbul Avrupa Yakası'nda geçerli olan benzin ve motorin toplam marj miktarlarının birbirine çok yakın olması ve kayda değer bir fark olmaması nedeniyle, 19/02/2015 tarih ve 5486 sayılı Kurul kararı ile benzin ve motorin için belirlenen toplam marj miktarlarının TÜFE ile güncellenmesi sonrası ortalamaları alınmak suretiyle bulunan 70 kuruş/lt toplam marj miktarının hem benzin hem de motorin için tek marj olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,

Öte yandan, dava konusu Kurul kararı kapsamında, illerin nakliye maliyet farklılıklarının yanı sıra piyasa ve rekabet koşullarındaki farklılıklar da dikkate alınmak suretiyle İstanbul Avrupa Yakası dışında kalan her bir ilde benzin ve motorin türleri için bayi tavan fiyatlarına en fazla Kurul kararının ekinde yer alan tabloda belirlenen fiyat farkının uygulanacağının öngörüldüğü; dava konusu Kurul kararı yürürlüğe girdikten sonra sektörden gelen talepler dikkate alınmak suretiyle 08/04/2021 tarih ve 10132 sayılı Kurul kararıyla iller arasındaki fiyat farklarının güncellendiği,

Diğer taraftan, dava konusu Kurul kararıyla, dağıtıcı şirketler tarafından farklılaştırılmış ürünlerin kullanıldığı ve bu ürünlerin hem geliştirilmesi hem de pazarlaması için belli maliyetlere katlanıldığı göz önünde bulundurularak farklılaştırılmış ürünler için diğer tavan fiyat uygulamalarından farklı olarak ilave bir marj öngörüldüğü,

Dağıtım şirketlerince, farklılaştırılmış ürünlerle ilgili marjlar, maliyetlerden bağımsız olarak piyasa koşulları ve rekabet gücü çerçevesinde belirlendiğinden, bu kapsamda, hâlihazırda farklılaştırılmış ürünler için en fazla 4 kuruş/lt fark uygulayan şirketlerin yanında herhangi bir fiyat farkı uygulanmadan katkılı ürün satışı yapan şirketlerin de olduğu dikkate alınmak suretiyle farklılaştırılmış ürün için en fazla 2 kuruş/lt ilave fark uygulanmasında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, 5015 sayılı Kanun'un 10. maddesinin on dördüncü fıkrasında, faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde uygulanmak için taban ve/veya tavan fiyat tespitine ve gerekli tedbirlerin alınmasına Kurum'un yetkili olduğunun belirtildiği, piyasa faaliyetinin ise rafineri, dağıtım, bayi şeklinde zincirleme bir halka oluşturduğu, her bir halkanın kendi içerisinde ayrı bir faaliyet olarak kabul edildiği, zira rafinaj, dağıtım ve bayilik faaliyetinde bulunabilmek için ayrı ayrı lisans alınmasının zorunlu olduğu, tavan fiyat uygulamasında benzin ve motorin türleri için 70 kuruş/lt olarak üst sınır marjın belirlenmesinin ise Kanun'un davalı idareye verdiği bir yetki olduğu, söz konusu marjın gerek dağıtıcıların gerekse de bayilerin aynı zamanda maliyet ve kârını da kapsadığı, kâr marjı hesaplanmadan tavan fiyat uygulamasının olamayacağı dikkate alındığında, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca petrol piyasasında iki ay süreyle uygulanacak akaryakıt fiyatının tespitine ilişkin dava konusu 17/03/2021 tarih ve 10081 sayılı Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, Daire tarafından açıklamalarının ve itirazlarının değerlendirilmediği; eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verildiği; uyuşmazlıkta bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği; özellikle davalı idarenin 2015 yılındaki tavan fiyat uygulaması ile belirlenmiş olan marjlara TÜFE oranında enflasyon farkı uygulayarak, mevcut marjın enflasyon karşısında olması gereken seviyede olduğu iddiasına dair Mahkemece herhangi bir inceleme ya da hesaplama yaptırılmayarak kabul edilmiş olmasının eksik incelemenin göstergesi olduğu; dava konusu işlemde, hangi dağıtım şirketleri arasında ne şekilde rekabet ihlaline dair işlemler yapıldığı ve bu işlemler neticesinde piyasa düzeninin ne şekilde bozulduğuna dair bir açıklama bulunmadığı; tavan fiyat gibi geniş kitleleri etkileyebilecek önemli bir kararın gerekçelerinin ayrıntılı ve denetime açık bir biçimde ortaya konulmasının zorunlu olduğu; 2015 yılındaki tavan fiyat uygulaması ile belirlenmiş olan marjlara TÜFE oranında enflasyon farkı uygulayarak mevcut marjın enflasyon karşısında olması gereken seviyede olduğuna dair davalı tespitinin de verilen kararda benimsenmiş olmasının kabul edilemez bir durum olduğu; enflasyon hesabında TÜFE verilerinin esas alınmasının doğru olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 21/06/2022 tarih ve E:2021/1439, K:2022/2742 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Kesin olarak, 26/04/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY

X- 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesinin birinci fıkrasında, petrol alım satımında fiyatların en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşacağı, yerli ham petrol için, teslim yeri olan en yakın liman veya rafineride teşekkül eden "Piyasa Fiyatı"nın fiyat olarak kabul edileceği; onbirinci fıkrasında, rafinerici ve dağıtıcının lisansı kapsamında yapılan piyasa faaliyetlerine ilişkin fiyatlarını, en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumunu dikkate alarak, lisans sahipleri tarafından hazırlanan tavan fiyatlar olarak Kurum'a bildirecekleri; ondördüncü fıkrasında da, petrol piyasasında faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması hâlinde, gerekli işlemlerin başlatılmasıyla birlikte, her seferinde iki ayı aşmamak üzere, faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde uygulanmak için taban ve/veya tavan fiyat tespitine ve gerekli tedbirlerin alınmasına Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (Kurum) yetkili olduğu kurallarına yer verilmiştir.

Görüldüğü üzere, 5015 sayılı Kanun'un 10. maddesinde, petrol piyasasında fiyatın rekabetçi serbest piyasa koşullarına göre oluşması esasının benimsendiği, bu çerçevede, rafinerici ve dağıtıcı lisans sahiplerine piyasa faaliyetlerine ilişkin fiyatlarını “en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumunu" dikkate alarak serbestçe belirleyebilme hakkının verildiği, anılan Kanun maddesinin ondördüncü fıkrasında ise, piyasada rekabetin bozulduğunun tespit edilmesi halinde, Kurum'a dağıtıcı ve rafinerici lisans sahiplerinin fiyat belirleme haklarını kısıtlayarak tavan fiyat belirlemesi yapabilme yetkisi verildiği görülmüş ise de, bu halde bile, bu yetkinin genel nitelikte ve kullanımının süresiz olmadığı, Kurumca ancak rekabete aykırı durumun tespiti üzerine ve her seferinde süresi iki ayı aşmamak üzere tavan fiyat tespitine gidilebileceği açıktır. Bu belirlemeler ışığında dava konusu olan 17/03/2021 tarih ve 10081 sayılı Akaryakıt Fiyatlarının Takibine İlişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararına bakıldığında;

Davalı idare tarafından, 2015 yılına yönelik, 19/02/2015 tarih ve 5486 sayılı Kurul kararıyla belirlenen tavan fiyatların ve bunların TÜFE ile güncellenmiş hâlleri göz önüne alındığında, doğrudan tavan fiyat uygulamasına geçilmesi ve tespit edilecek tavan fiyatın, İstanbul Avrupa Yakası için Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (TÜPRAŞ) İzmit Rafinerisi motorin ve benzin satış fiyatlarına 70 kuruş/lt eklenmesiyle elde edilecek tutara, her bir il için ilave belirlenen fiyat farklarının da eklenmesiyle bulunan rakamı aşmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinin anlaşılması üzerine dava konusu Kurul kararının tesis edildiği, Rekabet Kurumu'nun, dağıtım şirketlerince yapılan fiyatlandırmanın, TÜPRAŞ fiyat endeksli olduğu, ithalat avantajının fiyatlara yansıtılmadığı, piyasanın oligopol bir yapıda olduğuna yönelik ön araştırma raporu bulunduğu, 5015 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle, tavan fiyat belirlenmesine ilişkin yetkinin -herhangi bir kurum veya kuruluşun tespitine gerek olmaksızın tamamıyla- Kurum'a verildiği, akaryakıt fiyatlarının takibine ilişkin hususların 03/11/2014 tarih ve 5291 sayılı Kurul kararı ile belirlendiği, söz konusu Kurul kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en yüksek işlem hacimli 8 dağıtıcının, bayilerine ilişkin Kuruma bildirilen ilan panosunda yer alan satış fiyatlarının ağırlıklı ortalaması dikkate alınarak yurt içi dağıtıcı ve bayi marjının (toplam marjın) hesaplanmaya başlandığı, dolayısıyla, bu Kurul kararı ile birlikte Türkiye ağırlıklı ortalama toplam marjlarının izlendiği, 5015 sayılı Kanun'un ile 03/11/2014 tarih ve 5291 sayılı Kurul kararı çerçevesinde fiyat oluşumlarında "en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu dikkate alınarak" kriterinin sağlanmadığının tespiti ve Kurum tarafından yapılan çalışmalarda fiyat uygulamalarının rekabetin bozulduğu, kısıtlandığı bir piyasada görülebilecek sonuçlarla benzerlik gösterdiği gerekçesiyle 2009, 2014 ve 2015 yıllarında ikişer aylık süreyle tavan fiyat kararlarının alındığı, bu uygulamaların iptali istemiyle açılan davaların reddine karar verilerek kesinleştiği, İstanbul Avrupa Yakası için 01/01/2016 tarihinden dava konusu Kurul kararının alındığı tarihe kadar, akaryakıt ürünlerindeki toplam marj tutarları incelendiğinde, toplam marjın 2016 yılı başında benzinde 43 kuruş/lt, motorinde ise 47 kuruş/lt civarında olduğu, Mayıs 2018'de şirketlerin kendi inisiyatifi ile toplam marj miktarında 5-6 kuruş civarında indirim yaptıkları, ancak sonraki süreçte marjların hızlı bir şekilde yükseldiği, özellikle 2020 yılının ilk 5 aylık döneminde her bir üründe farklı olmakla birlikte 5 ilâ 7 kuruş arasında artışların (yaklaşık %10) olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda, … tarih ve … sayılı yazıyla, 5015 sayılı Kanun'da öngörülen piyasa yapısı ve Kuruma verilen görevler göz önünde bulundurularak fiyat oluşumu ve marjların mevcut seviyesinin ve geleceğe dönük seyrinin acilen makul seviyelere çekilmesi gerektiği, aksi takdirde, 10. madde çerçevesinde gerekli işlemlerin ivedilikle başlatılacağı hususunda dağıtıcı lisansı sahibi şirketlerin tamamının uyarıldığı, söz konusu yazıyla yapılan uyarı neticesinde şirketler tarafından 12-13 kuruş/lt civarında indirim yapıldığı, ancak anılan tarihten günümüze kadar gelinen süreç içerisinde fiyatların düzenli bir şekilde arttırıldığı, 12/03/2021 tarihi itibarıyla İstanbul Avrupa Yakası'nda özellikle en büyük işlem hacimli ilk 5 dağıtıcı firmanın ortalamasına bakıldığında toplam marjın benzinde 86 kuruş/lt, motorinde ise 87 kuruş/lt civarında olduğu, diğer taraftan, ilk 8 dağıtım şirketinin Türkiye ağırlıklı ortalama fiyatlarında İstanbul Avrupa Yakası fiyatlarına nazaran çok daha fazla artışlar olduğunun görüldüğü, ayrıca diğer illerdeki artışın, İstanbul Avrupa Yakası'ndaki artışların çok üzerinde olduğu, farklılaştırılmış ürünlere ait toplam marjın sürekli artış eğilimde olduğu, ancak son dönemlerde bu artışın çok daha fazla gerçekleştiği, ülkemizdeki toplam marjlarda görülen düzenli artışın aksine, 03/11/2014 tarih ve 5921 sayılı Kurul kararı uyarınca esas alınan 4 ülkedeki (Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Almanya) toplam marj miktarlarında, geçici ve o ülkelere mahsus gelişmeler ışığında hem yukarı hem de aşağı yönlü dalgalanmaların yaşandığı, bilhassa 2020 yılı Mart ayında Covid-19 salgınının küresel petrol piyasalarına yansımaları ile söz konusu 4 ülkede, toplam marj miktarında 25-30 cent/lt seviyelerine doğru hızlı bir yükselişin yaşandığı, ancak daha sonra tekrar hızlı bir geri çekilme olduğu, ancak, sektör temsilcilerinin toplam marjda son dönemdeki artışa sebep olarak gösterdikleri Covid-19 salgınının ülkemiz petrol piyasasına yansımaları kapsamında, emsal alınan 4 ülkeye paralel şekilde toplam marjın normal seviyelere geri dönmediği, bu kapsamda, dağıtıcı lisansı sahibi şirketlerin, salgın sebebiyle geçici olarak artan maliyetlerini toplam marj miktarına yansıttıkları, ancak salgının etkisinin hafiflemesiyle toplam marj miktarını salgın öncesi seviyeye döndürmek bir yana, kalıcı olarak artırma yoluna gittikleri, kaldı ki, şirketlerin salgın döneminin çok öncesinden bu yana toplam marj miktarlarını sistematik olarak arttırdıkları, ülkemizdeki toplam marj seviyesinin izlenmesinde sadece 4 ülkenin marjlarının kur ile çarpılması ile bulunan değer ile doğrudan kıyaslama yapılmadığı, 03/11/2014 tarih ve 5291 sayılı Kurul kararının 5. maddesi çerçevesinde ülkemizin piyasa şartlarının da dikkate alındığı, 19/02/2015 tarih ve 5486 sayılı Kurul kararı ile benzin ve motorin için belirlenen marjların TÜFE ile güncellendikten sonra ortalamalarının alındığı ve bulunan bu değerin hem benzin hem de motorin için tek bir marj olarak belirlendiği öne sürülmekte ise de, söz konusu kararla fiyat takip metodolojisinden ziyade fiyat tespit metodolojisinin öngörüldüğü, 17/03/2021 tarih ve 10081 sayılı Kurul kararıyla da, Kanun'un 10. maddesinde öngörüldüğü şekilde petrol piyasasında rekabete aykırı bir durum tespiti yapılmayarak, marjların yüksek seyrettiği görüldüğünden, dava konusu kararla belirlenen fiyat metodolojisine uyulmadığından bahisle, tavan fiyat tespitine gidildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, dava konusu Akaryakıt Fiyatlarının Takibine İlişkin Kurul Kararı ile, akaryakıt fiyatı oluşumunda, 5015 sayılı Kanun'un 10. maddesinde belirtilen "en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa" özelliği bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, sırf serbest piyasa koşullarının daha iyi işlediğinden hareketle İngiltere, Almanya Fransa ve İtalya'daki fiyatların esas alındığı, rafinerici ve dağıtıcıların en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa fiyatlarını dikkate alarak fiyatlarını serbestçe belirleyebileceği yönündeki düzenlemeye aykırı olarak petrol fiyatlarının Kurum tarafından belirlenerek sabit hâle getirildiği, bu haliyle ancak Kanun'un 10. maddesindeki şartların gerçekleşmesi durumunda uygulanabilecek istisnai ve kullanımı iki ay süreyle sınırlı olan yetkinin genel ve sürekli hale dönüştürüldüğü dikkate alındığında, Akaryakıt Fiyatlarının Takibine İlişkin Kurul kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın reddi yolundaki Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.

Karar Etiketleri
REDDİNE DANISTAYKARAR IDARI İdare Hukuku 5015 sayılı Kanun 5486 sayılı Kurul kararıyla belirlenen tavan fiyatların ve bunların TÜFE ile güncellenmiş hâlleri göz önüne alındığında, doğrudan tavan fiyat uygulamasına geçilmesi ve tespit edilecek tavan fiyatın, İstanbul Avrupa Yakası için Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (TÜPRAŞ) İzmit Rafinerisi motorin ve benzin satış fiyatlarına 70 kuruş/lt eklenmesiyle elde edilecek tutara, her bir il için ilave belirlenen fiyat farklarının da eklenmesiyle bulunan rakamı aşmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinin anlaşılması üzerine dava konusu Kurul kararının tesis edildiği, Rekabet Kurumu'nun, dağıtım şirketlerince yapılan fiyatlandırmanın, TÜPRAŞ fiyat endeksli olduğu, ithalat avantajının fiyatlara yansıtılmadığı, piyasanın oligopol bir yapıda olduğuna yönelik ön araştırma raporu bulunduğu, 5015 sayılı Kanunu 5291 sayılı Kurul kararı ile belirlendiği, söz konusu Kurul kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en yüksek işlem hacimli 8 dağıtıcının, bayilerine ilişkin Kuruma bildirilen ilan panosunda yer alan satış fiyatlarının ağırlıklı ortalaması dikkate alınarak yurt içi dağıtıcı ve bayi marjının (toplam marjın) hesaplanmaya başlandığı, dolayısıyla, bu Kurul kararı ile birlikte Türkiye ağırlıklı ortalama toplam marjlarının izlendiği, 5015 sayılı Kanunu 5291 sayılı Kurul kararı çerçevesinde fiyat oluşumlarında "en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu dikkate alınarak" kriterinin sağlanmadığının tespiti ve Kurum tarafından yapılan çalışmalarda fiyat uygulamalarının rekabetin bozulduğu, kısıtlandığı bir piyasada görülebilecek sonuçlarla benzerlik gösterdiği gerekçesiyle 2009, 2014 ve 2015 yıllarında ikişer aylık süreyle tavan fiyat kararlarının alındığı, bu uygulamaların iptali istemiyle açılan davaların reddine karar verilerek kesinleştiği, İstanbul Avrupa Yakası için 01/01/2016 tarihinden dava konusu Kurul kararının alındığı tarihe kadar, akaryakıt ürünlerindeki toplam marj tutarları incelendiğinde, toplam marjın 2016 yılı başında benzinde 43 kuruş/lt, motorinde ise 47 kuruş/lt civarında olduğu, Mayıs 2018'de şirketlerin kendi inisiyatifi ile toplam marj miktarında 5-6 kuruş civarında indirim yaptıkları, ancak sonraki süreçte marjların hızlı bir şekilde yükseldiği, özellikle 2020 yılının ilk 5 aylık döneminde her bir üründe farklı olmakla birlikte 5 ilâ 7 kuruş arasında artışların (yaklaşık %10) olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda, … tarih ve … sayılı yazıyla, 5015 sayılı Kanunu 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunu 25225 sayılı yazıyla, 5015 sayılı Kanunu 31427 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu 5921 sayılı Kurul kararı uyarınca esas alınan 4 ülkedeki (Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Almanya) toplam marj miktarlarında, geçici ve o ülkelere mahsus gelişmeler ışığında hem yukarı hem de aşağı yönlü dalgalanmaların yaşandığı, bilhassa 2020 yılı Mart ayında Covid-19 salgınının küresel petrol piyasalarına yansımaları ile söz konusu 4 ülkede, toplam marj miktarında 25-30 cent/lt seviyelerine doğru hızlı bir yükselişin yaşandığı, ancak daha sonra tekrar hızlı bir geri çekilme olduğu, ancak, sektör temsilcilerinin toplam marjda son dönemdeki artışa sebep olarak gösterdikleri Covid-19 salgınının ülkemiz petrol piyasasına yansımaları kapsamında, emsal alınan 4 ülkeye paralel şekilde toplam marjın normal seviyelere geri dönmediği, bu kapsamda, dağıtıcı lisansı sahibi şirketlerin, salgın sebebiyle geçici olarak artan maliyetlerini toplam marj miktarına yansıttıkları, ancak salgının etkisinin hafiflemesiyle toplam marj miktarını salgın öncesi seviyeye döndürmek bir yana, kalıcı olarak artırma yoluna gittikleri, kaldı ki, şirketlerin salgın döneminin çok öncesinden bu yana toplam marj miktarlarını sistematik olarak arttırdıkları, ülkemizdeki toplam marj seviyesinin izlenmesinde sadece 4 ülkenin marjlarının kur ile çarpılması ile bulunan değer ile doğrudan kıyaslama yapılmadığı, 03/11/2014 tarih ve 5291 sayılı Kurul kararının 5. maddesi çerçevesinde ülkemizin piyasa şartlarının da dikkate alındığı, 19/02/2015 tarih ve 5486 sayılı Kurul kararı ile benzin ve motorin için belirlenen marjların TÜFE ile güncellendikten sonra ortalamalarının alındığı ve bulunan bu değerin hem benzin hem de motorin için tek bir marj olarak belirlendiği öne sürülmekte ise de, söz konusu kararla fiyat takip metodolojisinden ziyade fiyat tespit metodolojisinin öngörüldüğü, 17/03/2021 tarih ve 10081 sayılı Kurul kararıyla da, Kanunu K31427 md.10 K5291 md.10 K5015 md.5 K2577 md.49 K5921 md.5 K4054 md.4 K5015 md.10 K25225 md.10 K2577 md.17 K5921 md.3 K5486 md.10
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.