5. Ceza Dairesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Lehe yasanın belirlenmesi için yapılan karşılaştırma sırasında 5237 sayılı TCK'nın 204/2 yerine 204/1. maddesinin uygulanması sonuca etkili görülmemiş, temel ceza belirlenirken suç işleyen kişi hakkında dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, olayın oluş şekli ve süresi, suç sayısı, suçların ağırlığı, sanığın kişiliği ve suçu sürdürmedeki ısrarlı tutumu gözönüne alınarak temel ceza ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak artırımın hak ve nesafete uygun bir şekilde belirlenmesi gerekirken, orantılılık ilkesine aykırı olacak şekilde takdirde hataya düşülerek temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi ve 765 sayılı Kanunun 80. maddesi gereğince asgari oranda artırım yapılması suretiyle hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamış, sanığın bir kısmı daha önce ölen kooperatif ortakları adına sahte senet düzenlemek sureti ile zincirleme şekilde nitelikli zimmet suçunu işlediği ve inceleme günü itibariyle de zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Mahkemenin 27/10/2004 gün ve 2003/42 Esas, 2004/235 sayılı Kararıyla sanığın 2 yıl 11 ay ağır hapis ve 407.585.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 33. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, hükmün sadece sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş olması karşısında ceza miktarı bakımından kazanılmış hak oluştuğu, 765 sayılı TCK'nın 33. maddesinin uygulama imkanının kalmadığı ve anılan Yasanın 20/son maddesi nazara alınarak 219/son maddesi uyarınca memuriyetten müebbeden mahkümiyete hükmolunduktan sonra aynı Kanunun 31. maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ve aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına "CMUK'nın 326/son maddesi ve aleyhe değiştirme yasağı ile kazanılmış hakkı gözetilerek sanığın infaz edilmesi gereken sonuç cezasının 2 yıl 11 ay hapis ve 407,00 TL adli para cezası olarak belirlenmesi” ibaresinin eklenmesi ve hüküm fıkrasındaki hak mahrumiyeti ile ilgili 7. ve 8. bentlere ilişkin bölümlerin ise tümüyle çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın