Aramaya Dön

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2022/1649
Karar No
K. 2023/1351
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Vergi Hukuku

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1649 E.  ,  2023/1351 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y

VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2022/1649
Karar No: 2023/1351
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı - …

VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): İflas Halinde …Holding Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, … Anonim Şirketinin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: … Anonim Şirketine ait vergi borçlarının tahsili amacıyla anılan şirket adına ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edilmesine rağmen şirket tarafından borç ödenmemiştir. Asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması neticesinde şirketin birtakım mal varlığı bulunsa da amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emri düzenlenmiştir.

Asıl borçlu şirket hakkında davalı idarece yapılan mal varlığı araştırması neticesinde şirketin … … Ticari Şubesindeki hesaplarında 268,56 TL, 3.942.084,27 TL, 750,57 TL, 3.235,15 TL ve 18.683,37 EUR tutarlarında parasının bulunduğu, ayrıca şirket adına kayıtlı araçlar bulunduğu ancak bu araçlar üzerinde başka hacizler bulunduğu tespit edilmiştir.

Asıl borçlu şirketin vergi borçlarının değinilen mal varlığından tahsili yönünde talepte bulunulması üzerine idarece ilgili bankalarla yazışmalar yapılmış ancak değinilen mal varlığının borcun ne kadarlık kısmını karşılayacağı yönündeki araştırma sonuçlandırılmamıştır.

Davalı tarafından asıl borçlu şirket adına Sağlık Bakanlığı tarafından verilen … ruhsat nolu özel hastane açılış ruhsatı ile … tarih ve … sayılı özel hastane faaliyet izin belgelerine … tarih ve … sayılı yazı ile haciz konulmuş ancak amme alacağının asıl borçlu şirkete ait özel hastane ruhsatının paraya çevirilmesi suretiyle tahsil edilemeyeceği de ortaya konulmamıştır.

Olayda asıl borçlu şirket adına haczedilen mal varlığının dava konusu ödeme emri ile tahsili talep edilen ve önceliği bulunan vergi borçlarını karşılayıp karşılamayacağı ancak haciz, rehin ve ipotekli malların satışından sonra anlaşılacağından, şirket hakkında cebri tahsil yolları tüketilip amme alacağının tahsil olanağı kalmadığı saptanmadan kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Mahkeme bu gerekçeyle ödeme emrini iptal etmiştir. Davalının istinaf istemini inceleyen …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu edilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 10/03/2022 tarih ve E:2018/695, K:2022/1512 sayılı kararı:

Dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin E:…, K:… sayılı dosyası ile birlikte incelenmesinden, davalı idarece asıl borçlu şirketin 21/08/2015 tarihi itibarıyla vadesi geçmiş 4.544.131,31 TL vergi aslı ve 1.657.470,12 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 6.201.602,43-TL vergi borcunun bulunduğunun tespit edildiği, sözü edilen borçlar için asıl borçlu şirkete ait dokuz adet araç ile sekiz adet menkul (tıbbi cihazlar) üzerine haciz konulduğu anlaşılmaktadır.

Davalı tarafından, Başkanlıklarının haciz şerhinden önce söz konusu araçların üçü üzerinde rehin, tamamı üzerinde haciz şerhlerinin bulunduğu; ayrıca araçların toplam kasko değerinin 301.606,00 TL olduğu, haczedilen diğer menkul mallar (tıbbi cihazlar) üzerinde … Anonim Şirketi lehine süresiz ipotek tesisi bulunduğu anlaşıldığından hacizli menkul malların haciz değerinin olmadığı belirtilmiştir.

Asıl borçlu şirketin kayıtlı gayrimenkulünün bulunmaması, banka hesaplarına 05/06/2013 ve 12/03/2014 tarihlerinde uygulanan e-haciz üzerine bankalar ile yapılan yazışmalardan şirketin bankalara olan borcu sebebiyle idare talebinin yerine getirilemeyeceğinin belirtilmesi üzerine davalı idarece amme alacağının tahsil edilmeyeceğinin anlaşılması nedeniyle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emri düzenlenmiştir.

Bu itibarla olayda, 6183 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tanımlandığı şekilde "tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı” şartı gerçekleşmekle birlikte, amme alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmeden önce, davalı idarenin … tarih ve …sayılı yazısında, asıl borçlu şirketin, 16/02/2016 tarihi itibarıyla dairelerine olan borcunun 20.399.408,62 TL olması hasebiyle kayıtlı … ruhsat nolu özel hastane açılış ruhsatı ile … tarih … sayılı özel hastane faaliyet izin belgelerine haciz konulduğu ve bu ruhsat ile faaliyet izin belgesinin paraya çevrilebilir bir değer olduğu dikkate alındığında, asıl borçlu şirket hakkında mal varlığı araştırmasının yeterli olmadığı, amme alacağının asıl amme borçlusundan tamamen veya kısmen tahsilinin mümkün olup olmadığının araştırılmadığı görüldüğünden, bu yönden değerlendirilme yapılmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı: Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emrinin hukuka uygun olduğu, davacının kanuni temsilcisi olduğu asıl borçlu anonim şirketin muaccel hale gelmiş vergi borçlarını vadesinde ödememesi üzerine söz konusu şirket nezdinde gerekli mal varlığı araştırmasının yapıldığı, şirketin borcunu karşılayacak herhangi bir mal varlığına rastlanılmadığından amme alacağının ödevli şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı, anonim şirketlerde temsil yetkisi murahhas üye veya üyeler ile müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmadıkça yönetimde bulunan tüm üyelerin şirket borçlarından müşterek ve müteselsil sorumluluklarının bulunduğu, davacının şirketin kanuni temsilcisi olduğu hususunun tartışmasız olduğu, dava konusu ödeme emirleri ile tahsili talep edilen borçların asıl borçlu şirketin beyanı üzerine tahakkuk ettiği ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin dava konusu edilmediği belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY : … Anonim Şirketi adına vadesinde ödenmeyen borçlarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirleri muhtelif tarihlerde tebliğ edildiği halde anılan şirket tarafından borçlar ödenmemiştir. Bunun üzerine yapılan mal varlığı araştırması sonucunda amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle davacı adına 2014 ve 2015 yıllarının muhtelif dönemlerine ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla … tarih ve … takip numaralı ödeme emri düzenlenmiştir.

Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 01/03/2011 tarihli ilanından, … Anonim Şirketinin 10/02/2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile ilk genel kurul toplantısına kadar ve genel kurulun onayına sunulmak üzere şirketin tüzel kişi ortağı olan … Holding Anonim Şirketini temsilen …'ın yönetim kurulu üyeliğine seçildiğinin 24/02/2011 tarihinde tescil edildiği; 25/04/2011 tarihli ilanından, 17/04/2011 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyeliklerine üç yıl süre için …'in, …'ın, …Vakfını temsilen …'nın ve … Holding Anonim Şirketini temsilen …'nun seçildiğinin 19/04/2011 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasında, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği; ikinci fıkrasında, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı düzenlenmiştir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1533. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 317. maddesinde anonim şirketin idare meclisi tarafından idare ve temsil olunacağı belirtilmiş;

312.maddesinin birinci fıkrasında, anonim şirketlerin esas mukavelesiyle tayin veya umumi heyetçe intihap edilmiş en az üç kişiden ibaret bir idare meclisi bulunacağı, ikinci fıkrasında ise idare meclisinin pay sahibi aza ortaklardan teşekkül edeceği, ancak pay sahibi olmayan kimseler aza seçildikleri takdirde bunların pay sahibi sıfatını kazandıktan sonra işe başlayabilecekleri, pay sahibi olan hükmi bir şahsın idare meclisi azası olamayacağı, fakat hükmi şahsın temsilcisi olan hakiki şahısların idare meclisine aza seçilebilecekleri kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 312. maddesiyle, anonim şirketlerde pay sahibi olan tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olamayacakları, buna karşın tüzel kişinin temsilcisi olan gerçek kişilerin yönetim kurulu üyesi olarak seçilebilecekleri öngörülmüştür.

Anılan maddeyle ilgili olarak 04/06/1956 tarihli Adliye Encümeni Mazbatası'nda "Bu maddenin 2'nci fıkrasının 2 ve 3'üncü cümleleri hükümleriyle takibolunan gaye, hükmi bir şahsın ortak olsa bile idare meclisine âza seçilemeyeceği ve fakat onun temsilcilerinden birisinin seçilebileceğidir ki, bunun en mühim amelî neticesi de idare meclisi âzası sıfatiyle ancak temsilcinin şahsen şirkete veya üçüncü şahıslara karşı mesul tutulacağıdır. Bu cümleler maksadı daha kolay anlatacak bir şekle konulmuştur." ifadelerine yer verilmiştir.

Kanun’un 312. maddesi ile Adliye Encümeni Mazbatası'nın anılan maddeye ilişkin kısmı birlikte değerlendirildiğinde, anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçilecek kişinin gerçek kişi olma zorunluluğunun bulunduğu, tüzel kişinin temsilcisi olan gerçek kişinin anonim şirketin yönetim kuruluna üye olarak seçilmesi halinde yönetim kurulu üyeliğinden doğan sorumlulukların yönetim kurulu üyesi sıfatını haiz olan gerçek kişiye ait olacağı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, şirket ortağı olan davacı tüzel kişi olduğu için yönetim kuruluna üye seçilemeyeceğinden … Anonim Şirketi yönetim kurulu üyeliğine davacı şirketin temsilcisi olarak gerçek kişi temsilciler seçilmiştir. Bu nedenle, yönetim kurulu üyesi sıfatını haiz olmayan tüzel kişi davacının Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla takip edilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.…Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE,

2.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 22/11/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. X - KARŞI OY:

Olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 312. maddesiyle, anonim şirketlerde pay sahibi olan tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olamayacakları, buna karşın tüzel kişinin temsilcisi olan gerçek kişilerin yönetim kurulu üyesi olarak seçilebilecekleri öngörülmüştür. Buna göre anonim şirketlerin yönetim kurullarında tüzel kişiler ancak gerçek kişiler vasıtasıyla temsil edilebilecektir.

Uyuşmazlık konusu olayda … Anonim Şirketinin yönetim kuruluna … Holding Anonim Şirketini temsilen gerçek kişilerin seçilmesi karşısında … Holding Anonim Şirketinin kanuni temsilci sıfatını haiz olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla da asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının ödenmesinden Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde davacı şirketin sorumluluğu doğacaktır. Bu nedenle, … Anonim Şirketinin vergi borçları nedeniyle … Holding Anonim Şirketinin kanuni temsilci sıfatıyla takip edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından ısrar kararının diğer yönlerden hukuka uygun olup olmadığı incelenerek karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.