Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2022/2744
Karar No
K. 2023/874
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2744 E.  ,  2023/874 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2022/2744
Karar No: 2023/874
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Odası
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 01/06/2022 tarih ve E:2019/2529, K:2022/6556 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: 18/03/2018 tarih ve 30364 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ekinde yer alan Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esasların 1. bölümünün 3. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi, 2. bölümünün 4. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi, 2. bölümünün 4. maddesinin 2. fıkrası, 2. bölümünün 5. maddesi, 3. bölümün 3. maddesinin 1. fıkrasının 1 bendinin (b) alt bendi, 4. bölümün 7. maddesinin 3. fıkrasının 4. bendi, 15. bölümünün 2. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendi, 16. bölümünün 1. maddesinin 1. fıkrası, 16. bölümünün 2. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi, 16. bölümünün 2. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendi, 16. bölümünün 2. maddesinin 2. fıkrasının 1. bendi, 16. bölümünün 2. maddesinin 2. fıkrasının 2. bendi, 16. bölümünün 3. maddesinin 6. fıkrası, 16. bölümünün 3. maddesinin 7. fıkrası, 16. bölümünün 4. maddesinin 1. fıkrası, 16. bölümünün 5. maddesinin 2. fıkrasının 1. bendi, 16. bölümünün 5. maddesinin 2. fıkrasının 3. bendi, 16. bölümünün 6. maddesinin 1. fıkrası, 16. bölümünün 6. maddesinin 3. fıkrası, 16. bölümünün 6. maddesinin 5. fıkrası, 16. bölümünün 6. maddesinin 8. fıkrası, 16. bölümünün 8. maddesinin 3. fıkrasının 2. bendi, 16. bölümünün 13. maddesinin 3. fıkrası, 16. bölümünün 13. maddesinin 4. fıkrası, EK16A bölümü, EK 16B bölümü, EK16C bölümünün 1. maddesinin 2. fıkrası, EK16C bölümünün 2. maddesinin 2. fıkrasının 1 bendinin (a) alt bendi ve EK16D bölümünün 4. maddesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 01/06/2022 tarih ve E:2019/2529, K:2022/6556 sayılı kararıyla;

Uyuşmazlık konusu olayda, davalı tarafından ileri sürülen süre aşımı, derdestlik ve ehliyete ilişkin itirazlara itibar edilmeyerek davanın esasına ilişkin inceleme yapılması gerektiği sonucuna varıldığı, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1 ve 3. maddeleri, 5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun dava konusu Yönetmeliğin çıkarıldığı tarihte yürürlükte bulunan haliyle 12, 17 ve 24. maddelerine yer verilerek,

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri, davacının düzenlemenin yetki yönünden iptali gerektiği iddiaları ve davalının bu yöndeki savunması dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; AFAD Yönetimi Başkanlığının Başbakanlığa bağlı olduğu 2011 yılı itibarıyla "depremlerin neden olabilecekleri fiziksel, ekonomik, sosyal, çevresel ve politik kayıp ve zararları önlemek veya etkilerini azaltmak ve depreme dirençli, güvenlikli, hazırlıklı ve sürdürülebilir yeni yaşam çevreleri oluşturmak" amacıyla hazırlanan, Afet ve Acil Durum Yüksek Kurulunca 09/08/2011 tarihinde kabul edilerek 18/08/2011 tarihinde (1999 depreminin yıl dönümünde) 28029 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı (UDSEP-2023) Strateji B.1.5 düzenlemesinde, mevcut Deprem Yönetmeliğinin EUROCODE da gözetilerek güncelleneceği ve geliştirileceği, bunun için AFAD Yönetim Başkanlığının sorumluluğunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, üniversiteler, ilgili tüm kuruluşlar ve meslek odalarının katılımı da sağlanarak faaliyetlerin yürütüleceğinin öngörüldüğü, tevdi edilen bu görev uyarınca AFAD tarafından yapılan çalışmalar sonucunda dava konusu Yönetmeliğin 7269 sayılı Kanunun 3. maddesi ve 5902 sayılı Kanunun 12. ile 17. maddelerine dayanılarak hazırlandığı, Yönetmeliğin 4. maddesiyle yürürlükten kaldırılan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmeliğin (DBYBHY-2007) de 7269 sayılı Kanunun 3. maddesine dayanılarak AFAD Yönetim Başkanlığının (2009 yılında) öncülü olan Afet İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından çıkarıldığı, 5902 sayılı Kanunun 24. maddesi uyarınca Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğüne yapılmış atıfların görev alanına giren konularda AFAD Yönetimi Başkanlığına yapılmış sayılacağı, bu itibarla davalı AFAD Yönetimi Başkanlığının dava konusu Yönetmelik ve ekinde bulunan esasları çıkarmaya yetkili olduğu sonucuna varıldığı, Dava konusu Yönetmeliğin ekinde yer alan esasların 1. bölümünün 3. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi, 2. bölümünün 4. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi, 2. bölümünün 4. maddesinin 2. fıkrası ve 2. bölümünün 5. maddesi yönünden yapılan incelemede:

Uyuşmazlıkta; depreme dayanıklı binalar yapmak amacıyla, binaların deprem etkisi altında nasıl tepki vereceğinin muhtelif ihtimallere göre tasarlanarak mimari ve statik projelerinin oluşturulması aşamasında projenin başından sonuna kadarki süreçte binaların tasarımını gözetecek ve kontrol edecek yeni bir hizmet alanı oluşturulduğu, bu hizmeti sunacak kişilerin ise gerek teorik bilgisinin gerekse deneyiminin olmasının gerektiği, dava konusu esasların diğer maddelerinde bu hizmeti sunacak kişilerde aranacak şartların da kurallara bağlandığı, anılan esasların 1. bölümünün 3. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen bu hizmet alanının kapsamına bakıldığında ise binanın deprem hesabını yapmada, zemin ile etkileşimini ölçme ve değerlendirmede, deprem tehlikesinin ve deprem yer hareketlerinin binaya vereceği etkileri analiz etmede inşaat mühendisliği disiplininin bu hizmeti sunmaya en elverişli mühendislik alanı olduğu, bu analiz ve hesapları yaparken başka mühendislik disiplinlerinden de yardım almasına, hatta birkaç mühendislik disiplininin bir arada çalışmasına engel bir husus bulunmadığı, jeofizik mühendisliğinin kuralda zorunlu unsur olarak belirtilmiyor olmasının dava konusu kuralda eksik bir düzenlemeye sebep olmayacağı anlaşıldığından, anılan kuralların hukuka ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna varıldığı, Dava konusu Yönetmeliğin ekinde yer alan esasların 3. bölümünün 3. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendinin (b) alt bendi, 4. bölümünün 7. maddesinin 3. fıkrasının 4. bendi yönünden yapılan incelemede:

Uyuşmazlıkta; deprem etkisi altında tasarımı yapılan binaların yüksekliği ve sınıfları dikkate alınarak, depreme dayanıklılığı hususunda asgari şartları yerine getirmek kaydıyla, proje mühendisi tarafından gerektiğinde daha farklı yöntemlerin de kullanılabilmesine imkan verecek şekilde, hatta başka mühendislik disiplinlerinden de yardım alınarak hazırlanacak projenin deprem etkisi altındaki tasarımını gerçekleştirebileceği, burada jeofizik yöntemlerin kısıtlanmasına ilişkin bir husus olmadığı, aksine proje mühendisine belirli şartları yerine getirme zorunluluğu getirildiği, bu durumun kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varıldığı,

Dava konusu Yönetmeliğin ekinde yer alan esasların 15. bölümünün 2. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendi, 16. bölümünün 1. maddesinin 1. fıkrası, 16. bölümünün 2. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi, 16. bölümünün 2. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendi, 16. bölümünün 2. maddesinin 2. fıkrasının 1. bendi, 16. bölümünün 2. maddesinin 2. fıkrasının 2. bendi, 16. bölümünün 3. maddesinin 6. fıkrası, 16. bölümünün 3. maddesinin 7. fıkrası, 16. bölümün 4. maddesinin 1. fıkrası, 16. bölümünün 5. maddesinin 2. fıkrasının 1. bendi, 16. bölümünün 5. maddesinin 2. fıkrasının 3. bendi, 16. bölümünün 6. maddesinin 1. fıkrası, 16. bölümünün 6. maddesinin 3. fıkrası, 16. bölümünün 6. maddesinin 5. fıkrası, 16. bölümünün 6. maddesinin 8. fıkrası, 16. bölümünün 8. maddesinin 3. fıkrasının 2. bendi, 16. bölümünün 13. maddesinin 3. fıkrası, 16. bölümünün 13. maddesinin 4. fıkrası, EK16A bölümü, EK 16B bölümü, EK16C bölümünün 1. maddesinin 2. fıkrası, EK16C bölümünün 2. maddesinin 2. fıkrasının 1 bendinin (a) alt bendi, EK16D bölümünün 4. maddesinin incelenmesine gelince;

Uyuşmazlığa konu esasların 15. bölümünün 2. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendinde; deprem performansı değerlendirilecek veya gerekirse güçlendirilebilecek mevcut binalarda yapılacak işlemler için binadan bilgi toplanması, malzeme örneği alınması ve deney yapılması hususunda sorumluluğun verilebileceği mühendislik disiplininin düzenlendiği, bu işlemlerin yapının statiğine ve mimarisine zarar vermeden yapılması gerektiği hususu ve bu konularda aldığı eğitim, mesleki bilgi ve deneyimi dikkate alındığında, bu disiplinin, inşaat mühendisliği olmasında hukuka, hizmet gereklerine ve kamu yararına aykırı bir durumun bulunmadığı sonucuna varıldığı,

Yukarıda belirtilen dava konusu diğer düzenlemelerde, Yönetmelik taslağına ilişkin davacı Odanın görüşlerinin istenilmesi üzerine … tarih ve … sayı ile verilen görüşlerin davalı idare tarafından değerlendirildiği halde görüş verilmeyen veya verilen görüşten farklı itirazların ileri sürüldüğünün görüldüğü, dava konusu Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan (DBYBHY-2007) Yönetmeliğin ve ekinin incelenmesinden, jeofizik mühendislerince yapılması zorunlu tutulan analiz ve hesaplamaların bulunmadığı, dava konusu düzenlemelerde, yeni yapılacak binaların deprem etkisi altında tasarımı ile mevcut binaların değerlendirilmesi ve güçlendirme tasarımı için uygulanacak kurallar ile asgari şartların belirlendiği, bu şartlara uyulmasının zorunlu tutularak bu konuda proje mühendisine sorumluluk yüklendiği, proje mühendisinin aldığı eğitim sonucu teorik bilgisi, mesleki bilgi ve deneyimi itibarıyla inşaat mühendisliği disiplininden olabileceği, ancak dava konusu edilen düzenlemelerde yapılacak iş ve işlemler için başka bir mühendislik disipliniyle birlikte çalışılmasına da bir engel bulunmadığı, çalışma sırasında oluşacak durumlara göre jeofizik ve sismik yöntemlerin uygulanmasına kısıtlama getirilmediği, zemine ilişkin çalışmalar konusunda başka yönetmeliklerle jeofizik mühendislerine verilmiş yetkinin dava konusu Yönetmelikle sınırlandırılmasının söz konusu olmadığı; bu şekilde yapılan zemine ilişkin çalışmaların (zemin ve temel etüdü raporu gibi) yeni yapılacak binanın statik projesine esas olacağı, projenin binanın ruhsatlandırılması için gerekli şartlardan biri olduğu, statik projenin dava konusu Yönetmelikte belirtilen kurallara da aykırı hazırlanmasının mümkün olmadığı, böylece farklı mühendislik disiplinlerince daha sağlıklı sonuçların ortaya çıkmasının sağlandığı, ayrıca, 3194 sayılı İmar Kanununun 22.maddesi uyarınca yapı ruhsatını verecek makam tarafından ruhsat ve eklerinin incelenerek eksik ve yanlış bulunduğu takdirde, bunlar giderilmeden yapı ruhsatı verilmeyeceği göz önününe alındığında, birbiriyle çelişen değil birbiriyle örtüşen zemin çalışmalarının yapılacağının anlaşıldığı, Bu itibarla; dava konusu edilen düzenlemelerin hukuka, kamu yararı amacına, mühendislik ilkelerine ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varıldığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:

Davacı tarafından, iptali istenen maddelerin tamamı mühendislik hizmetlerine ilişkin teknik konular olmasına rağmen hukuksal bilgi ve yorumla sonuca ulaşılarak davanın reddine karar verildiği, inşaat mühendislerinin deprem tehlikesinin belirlenmesi, zemin yapı etkileşimine ait parametrelerin belirlenmesi, zemin dinamiği parametrelerinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi konularında teorik ve mesleki bilgilerinin bulunmadığı, TMMOB’nin yetkisi altında olan mesleki hizmet alanları düzenlemeleri kapsamında bahsi geçen çalışmaların jeofizik mühendisliği uzmanlık alanı içerinde değerlendirildiği ve müvekkil Oda Yönetmeliğinde bu şekilde düzenlendiği, deprem etkisi altında yapı tasarımında minimum nitelikli teknik kuralların belirlendiği Yönetmelik eki esaslarda ilkel ve çağımızın mühendislik standartları dışında kriterlere yer verildiği, düzenlemenin mühendislik açısından eksik olduğu ve kamu yararına aykırı olduğu, deprem performansı değerlendirilecek veya gerekirse güçlendirilebilecek mevcut binalarda yapılacak işlemler için jeofizik yöntemlerle yapının fiziksel bütünlüğüne hiç dokunmadan ve tahribatsız bir şekilde binadan bilgi toplanmasının mümkün olduğu, jeofizik mühendisleri tarafından yapılması gereken bu tahribatsız deneylerin Yönetmeliğin 15. bölümünün 2. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendi ile inşaat mühendislerine bırakıldığı, inşaat mühendislerinin bu alanda teorik ve mesleki bilgi ve deneyim sahibi olmadıkları, yapı yeri ve güzergah seçimi, zemin ve temel etütleri, deprem, doğal afet ve benzeri konularında eğitim ve araştırma etkinliklerini yürüten jeofizik mühendislerinin görev ve hizmet alanına giren uygulamalar getiren Yönetmeliğin proje sorumluluğunda yapı mühendisliği ve deprem mühendisliğinin ekip çalışmasını gerektirdiği, buna karşın yapılaşma projelerinin tasarımından tamamlanmasına kadar tüm aşamalarında yapılacak tasarım, gözetim ve kontrol işlemlerinde yetkinin proje sorumlusu olarak sadece inşaat mühendislerine verildiği, jeofizik mühendislerine yetki verilmediği, bu suretle yapılan düzenlemenin eksik olduğu, bu hususun uygulamada pek çok teknik sorun ve eksiklik yaratacağı gibi hatalı uygulamalara neden olacağı ve deprem nedeniyle üçüncü şahısların uğradığı zararlardaki sorumluluğun belirlenmesini güçleştireceği, Yönetmeliğin ilgili maddelerinde analiz, tanımlama, ölçüm, veri toplama ve rapor hazırlama gibi hususlarda sadece proje ve inşaat mühendislerine sorumlukluk yüklenmesinin eksik düzenleme niteliğinde olduğu, Yönetmelik kapsamında daha pahalı olan sondaja dayalı araştırma yöntemlerinin daha uygun fiyatlı jeofizik yöntemlere dayalı araştırma yöntemlerine tercih edildiği, bu kapsamda görülebileceği gibi bir meslek kuruluşuna ait yöntemlerin ön plana çıkartıldığı, Yönetmelik kapsamında tespit edilmesi öngörülen doğal titreşim periyodu jeofizik yöntemlerden biri olan mikrotremor yöntemiyle yerinde kolay ve doğru bir şekilde tespit edilebildiği, yerinde ve kesin sonuçlarla belirlenebilen bir parametreyi kabullerle tespit etmenin yanlış ve hatalı proje uygulamalarına yol açacağı, temyize konu Daire kararında da belirtildiği gibi davaya konu düzenlemenin yetkisizlik sebebiyle de iptali gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 01/06/2022 tarih ve E:2019/2529, K:2022/6556 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine,

4.Kesin olarak, 27/04/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY X- 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1. maddesinde, "Deprem (Yer sarsıntısı), yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ, tasman ve benzeri afetlerde; yapıları ve kamu tesisleri genel hayata etkili olacak derecede zarar gören veya görmesi muhtemel olan yerlerde alınacak tedbirlerle yapılacak yardımlar hakkında bu kanun hükümleri uygulanır." hükmüne, 2. maddesinin 1. fıkrasında, "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmıyan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak Cumhurbaşkanınca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur." hükmüne, 3. maddesinde ise, "İkinci maddeye göre ilan edilen afet bölgelerinde yeniden yapılacak, değiştirilecek, büyütülecek veya esaslı tamir görecek resmi ve özel bütün yapıların tabi olacağı teknik şartlar, Bayındırlık Bakanlığının mütalaası da alınarak İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle tespit olunur." hükmüne yer verilmiştir. 5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun dava konusu Yönetmeliğin çıkarıldığı tarihte yürürlükte bulunan haliyle 12. maddesinde, "Deprem Dairesi Başkanlığının görevleri; a) Depreme hazırlık, müdahale, deprem riski yönetimi, b) Depremde zarara uğraması muhtemel yerler ile zarara uğramış yerlerin imar, plan ve proje işlemlerinin yürütülmesi, c) Depreme hazırlık, müdahale ve iyileştirme aşamalarında kullanılabilecek kamu, özel ve sivil toplum kuruluşları ile yabancı kişi ve kuruluşlara ait her türlü kaynakların tespiti ve etkin kullanımı, ç) Depremler hakkında halkın bilgilendirilmesi, konularında uygulanacak politikaları belirlemek, takip etmek, değerlendirmek ve depremle ilgili hizmetlerin yürütülmesinde Başkanlığın diğer birimlerine danışmanlık yapmak. d) Başkan tarafından verilecek benzeri görevleri yapmak," olarak sayılmış, 17. maddesinde ise, "Başkanlık görev alanına giren konularda düzenleme yapmaya yetkilidir." denilmiştir.

Yukarıda yer verilen Kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; deprem veya ilgili maddede sayılan doğal afetlerden biri nedeniyle belirlenen afet bölgelerinde yeniden yapılacak, değiştirilecek, büyütülecek veya esaslı tamir görecek resmi ve özel bütün yapıların tabi olacağı teknik şartların tespit edileceği yönetmeliğin İmar ve İskan Bakanlığınca (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı) hazırlanması gerektiği, dava konusu Yönetmelikte de yeniden yapılacak, değiştirilecek, büyütülecek resmi ve özel tüm binaların ve bina türü yapıların tamamının veya bölümlerinin deprem etkisi altında tasarımı ve yapımı ile mevcut binaların deprem etkisi altındaki performanslarının değerlendirilmesi ve güçlendirilmesi için gerekli kurallar ve minimum koşulların belirlendiği, Yönetmelik kapsamında düzenlenen konuların Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının yasa ile tanımlanan görev alanı kapsamında bulunmadığı, 5902 sayılı Kanunda da bu konularla ilgili olarak AFAD Yönetimi Başkanlığına açıkça düzenleme yapma yetkisi verilmediği, bu itibarla davalı idarenin dava konusu Yönetmeliği çıkarma yetkisinin bulunmadığı ve dava konusu Yönetmeliğin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolunda verilen Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

KARŞI OY XX- 25/04/2005 tarih ve 25796 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Mühendis ve Mimar Odalari Birliği Jeofizik Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 5. maddesinde, jeofizik mühendisliği; petrol, maden ve benzeri doğal kaynakların aranması, araştırılması, bulunması, rezerv özelliklerinin saptanması, içme ve kullanma amaçlı yeraltı ve yerüstü suları, jeotermal enerji, çevre ve çevre sorunları ve arkeolojik amaçlı araştırmalar ile her türlü mühendislik yapılarının yapı yeri ve güzergah seçimi, zemin ve temel etütleri, deprem, doğal afet ve benzeri konularında eğitim ve araştırma etkinliklerinin yürütüldüğü, fizik, matematik, bilgisayar, elektronik teknolojisine dayalı, dili matematik olan mühendislik dalı, olarak tanımlanmıştır. 11/04/2006 tarih ve 26136 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Jeofizik Mühendisleri Odasi Serbest Müşavirlik Mühendislik Hizmetleri, Büro Tescil ve Meslekî Denetim Yönetmeliği'nin "Jeofizik mühendisliği uzmanlık alanları" başlıklı 5. maddesinde, doğal olayların araştırılması kapsamında yapılacak, sismoloji araştırmaları, probabilistik ve deterministlik deprem tehlike analizi, aktif fayların araştırılması ve tanımlanması kapsamında yapılacak jeofizik mühendisliği hizmetleri, yer ivmesi ölçümleri ve şiddet, ivme azalım ilişkilerinin belirlenmesi, mühendislik sismolojisinde deprem mühendisliği araştırmaları, sismik tehlike haritaları hazırlanması kapsamında yapılacak jeofizik mühendisliği hizmetleri, mühendislik sismolojisinde zemin dinamiği araştırmaları, deprem ağı ve deprem araştırma merkezlerinin kurulması ve çalıştırılması, ülkemiz ve yöresinde oluşacak depremlerin parametrelerinin belirlenmesi kapsamında yapılacak jeofizik mühendisliği hizmetleri, doğal afetler, heyelanlar, deprem ve risk belirlemelerine yönelik jeofizik, sismolojik ve jeoteknik etüt, deney ve analizleri ile bu çalışmalara ait harita üretimi ve jeofizik mühendisliği hizmet alanlarına ait raporların hazırlanması, coğrafi bilgi sistemleri ve diğer bilgisayar programlarının kullanımı ile jeofizik, sismolojik, hidrojeofizik, afet tehlike, arazi kullanım, yerleşime uygunluk ve uzaktan algılama ile jeofizik amaçlı harita üretimi, bilgisayar analizlerinin yapılması ve yorumlanmasına yönelik hizmetler kapsamında yapılacak jeofizik mühendisliği hizmetleri, afet yönetimi çalışmaları kapsamında yapılacak jeofizik mühendisliği hizmetleri, jeofizik mühendisliğinin hizmet alanları olarak belirlenmiştir. Aynı maddede, mühendislik yapılarının zemin etüt çalışmaları kapsamında yapılacak jeofizik mühendisliği hizmetleri, değişik amaçlı jeofizik ve jeoteknik etütler için gereken jeofizik amaçlı harita üretimi, zeminin fiziksel özellikleri, zemin yapı etkileşimine esas parametreler ile zemin dinamiği parametrelerinin belirlenmesi jeofizik kesit çıkartılması, örnek alımı ve deneylere yönelik işlemler, zemin iyileştirme ve güçlendirme yöntemlerinin kontrolü ve denetlenmesi amacıyla yapılan jeofizik hizmetler, jeoteknik hizmetler kapsamında sondaj numune alımı, kaya ve zemin mekaniği laboratuvar deneylerinin gerçekleştirilmesi ve deney föylerinin düzenlenmesi, her tür ve ölçekte imar planına esas jeofizik ve jeoteknik etütler, mikrobölgeleme etüt ve jeofizik/jeoteknik haritaları ile parsel bazında zemin dinamiği, zemin mekaniği parametrelerine esas jeofizik ve jeoteknik etüt çalışmaları, inşaatlarda kazık çakma ve benzeri titreşim yaratacak operasyonlar ile ağır iş ve inşaat makinelerinin neden olacağı titreşimlerin çevrelerindeki yapılara zarar vermemesi için en yakındaki yapının dışında, zeminde ölçülecek titreşim ölçümleri, konut ve ofis olarak kullanılan binalarda, makine ve teçhizatın neden olacağı titreşim ölçümleri mühendislik yapılarının zemin araştırmaları ve kent planlamalarına esas yer seçimi kapsamında jeofizik mühendisliğinin hizmet alanları; demir donatı tespiti hizmetleri kapsamında yapılacak jeofizik mühendisliği hizmetleri, kazık bütünlük test hizmetleri kapsamında yapılacak jeofizik mühendisliği hizmetleri ise mühendislik yapılarında hasarsız inceleme etütleri kapsamında malzeme özelliklerinin belirlenmesi amacıyla veri toplamaya yönelik jeofizik hizmetler olarak sayılmıştır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nin ekinde yer alan Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esaslar'ın itiraza konu maddelerinin incelenmesinden; deprem etkisi altındaki binaların tasarımı için yapılması zorunlu olarak öngörülen birçok uygulama (sismik tehlike analizi, zemin araştırmaları, zemin-yapı etkileşimi vs.) jeofizik mühendisliğinin hizmet alanlarından olmasına rağmen, bu hizmetlerin, projelerin başlangıcından tamamlanmasına kadar ilgili tüm tasarım aşamalarında görev yapacak şekilde, inşaat mühendislerinden tasarım gözetimi ve kontrolü hizmeti alınmak suretiyle gerçekleştirilmesinin öngörüldüğü, binaların tasarımı sürecinde, sayısı oldukça fazla jeofizik araştırmalara başvurulması gerektiği düzenlendiği halde, bu konuda bütün yetkinin proje sorumlusu olarak inşaat mühendislerinin tekeline bırakıldığı, yine deprem etkisi altındaki binaların tasarımı için davaya konu işlemde yapılması öngörülen bazı analiz, araştırma, raporlama ve hesaplamalar, jeofizik mühendislerinden hizmet alınmasını gerektirdiği halde bu yönde bir düzenlemeye yer verilmediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, deprem etkisi altındaki binaların tasarımı için yapılması zorunlu olarak öngörülen birçok uygulama farklı mühendislik dallarını ilgilendirmesine rağmen, binaların tasarımı aşamasında proje sorumlusu olarak sadece inşaat mühendislerinin görevlendirilebileceğini öngören, Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esaslara ilişkin 1.3.1.1 maddesinde, deprem yer hareketi spektrumlarının tanımlanmasında tercihi proje mühendisine bırakan 2.4.1.1 maddesinde, zemin davranış analizlerinin yapılmasında tercihi proje mühendisine bırakan 2.4.2 maddesinde, deprem yer hareketlerinin tanımlanmasında jeofizik mühendisliğine yer vermeyen 2.5 maddesinde, doğal titreşim periyodunun ölçümünde jeofizik mühendisliğine yer vermeyen 3.3.1.1 ve 4.7.3.4 maddelerinde, binalardan veri toplamanın sadece inşaat mühendislerinin sorumluluğunda yapılacağının düzenlendiği 15.2.1.3 maddesinde, geoteknik raporun hazırlanmasında ilgili diğer mühendislik dallarının mensuplarına yetki vermeyen 16.2.2.2 maddesinde, sıvılaşma analizlerinde jeofizik mühendisliğine yer vermeyen 16.6.1 maddesinde, zemin özelliklerinin tanımlanmasında jeofizik mühendisliğine yer vermeyen 16A.3.1 maddesinde hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ekinde yer alan Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esaslar'ın yukarıda anılan maddeleri yönünden temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bu kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog