Esas No
E. 2023/1706
Karar No
K. 2024/358
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2023/1706
KARAR NO: 2024/358

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 30/03/2023
NUMARASI: 2014/1015 Esas - 2023/137 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 13/03/2024

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 31.12.2013 günü davalı sürücü ...'in yönetimindeki ... plakalı otobüste seyahat ederken sürücünün kusurlu hareketi sonucu yaralandığını, omuriliğinde kırık oluştuğunu, kazadan sonra davacının tedavisini kendisinin yaptırdığını, bugüne kadar 4.596,00 TL masraf yaptığını, psikolojik destek aldığını, bundan sonraki tedavisinin davalılar tarafından karşılanmasını istediklerini, davacının kazadan önce Japon yemekleri yapan bir şirkette aşçı yardımcısı olarak çalıştığını, ayakta durduğunu, işine artık devam edemediğini maluliyetinin oluştuğunu, iş gücü ve gelir kaybına uğradığını, davacının 1989 doğumlu ve henüz 25 yaşında olduğunu, artık spor yapamayacağını , dilediği gibi yürüyemeyeceğini, bu nedenle 150.00,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi hariç olmak üzere diğer davalılardan, 4.596,00 TL tedavi gideri ile 1.000,00 TL maluliyet nedeni ile gelir kaybının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazada davalı sürücünün kusurunun olmadığını, davacının araç içinde tutunmadığı için kazaya uğradığını, davalının aracını normal trafik akışına göre kullandığını, 17 km/s hızla ilerlediğini, araç içindeki muhtemel sarsılmadan dolayı sorumlu tutulamayacağını, olayla ilgili olarak davalının karakol beyanlarına ait tutanağın görevli memur tarafından zorla imzalatıldığını, yolcu ...'ın tanıklığının olayı ortaya çıkaracağını, davalının olay anında dikkatsiz şekilde kasise girmiş olması halinde başka yolcuların da yaralanmış olabileceğini, tedavi giderlerinin muhatabının SGK olduğunu, kusursuz olduklarından manevi tazminattan sorumlu olmadıklarını, istenen miktarın fahiş olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının geçirdiği kazanın üzücü olduğunu, kazanın meydana gelmesinde yol ve hava şartlarının etkisinin yüksek olduğunu, davacının kusura ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, kusur yönünden inceleme yapılması gerektiğini, davacının tedaviye ilişkin harcamalarının 6111 sayılı yasaya göre SGK tarafından ödenmesi gerektiğini, bu nedenle SGK'ya yöneltilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Tedavi gideri yönünden açılan davanın; 6100 sayılı HMK'nın 307,309 ve 311 maddeleri gereğince vaki feragat nedeniyle reddine, Maluliyete dayalı maddi tazminat davası yönünden, Asıl ve ıslahlı davacı ... tarafından davalılar ... Sigorta A.Ş., ... ve ... Müdürlüğü aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 187.879,87 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile; a) 169.091,89 TL'sinin tüm ferileriyle davacı ...'e verilmesine, b) 18.787,98 TL'sinin tüm ferileriyle temlik alan ...'a ödenmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davaya konu trafik kazasında müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, kazanın tamamen davacının kendi kusuru ile araç içinde dikkatsiz ve tedbirsiz olarak herhangi bir yerden tutunmaksızın kontrolsüz davranması neticesinde meydana geldiğini, Yerel Mahkeme tarafından kusura ilişkin itirazları ve benzer olaylardaki yukarıda yer verilen emsal kararlar dikkate alınmadığını, davalının olay kapsamında herhangi bir yükümlülüğünü ihlal ettiğine ilişkin somut delil dahi bulunmazken müvekkiline %75 oranında yapılan kusur atfı kabul edilemeyeceğini, Yerel Mahkemece tarafınca sunulan emsal kararlarında dikkate alınarak bir kusura ilişkin kapsamlı ve denetime elverişli rapor aldırılması gerekirken davalı aleyhine davanın sonuçlandırılmasının kabul edilemeyeceğini, dosya kapsamında aldırılan Adli Tıp Kurumu kusur raporunda tarafına %30 kusur verilmiş iken bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 02.07.2020 tarihli raporda %75 kusur verilmesi kabul edilemeyeceğini, Mahkeme tarafından bu iki rapor arasındaki çelişki giderilmediğini, dosya kapsamında Adli Tıp Kurumu tarafından alınan rapor var iken bilirkişi raporunun dikkate alınmış olması da kabul edilemeyeceğini, açıklanan bu sebeplerle söz konusu davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde davanın kabulüne karar verilmesi açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkemece her ne kadar davacının taleplerinin kabulü yönünde hüküm kurulmuş olsa da kabul kararına ilişkin gerekçenin hatalı olduğunu, Yerel Mahkemece dosya kapsamında yer alan deliller değerlendirilmeden yalnızca davacının talepleri doğrultusunda hüküm kurulduğunu, hukuki dayanaktan yoksun Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davacının kusurlu olduğu dikkate alındığında davacının manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, kabul manasına gelmemek kaydıyla davacının manevi tazminata hak kazanması halinde dahi 40.000,00 TL gibi çok yüksek bir miktarlarda manevi tazminatlara karar verilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporu oluşa, maddi vakıaya, tazminat hukukunun genel ilkelerine aykırı olduğunu, kusur tespiti hatalı olup davalılara haksız şekilde tam kusur izafe edildiğini, K.T.K na göre müvekkil idarenin sorumluluğu yoluna gidilmesinin mümkün olmadığını, K.T.K md.

86.maddesinde: "işleten, kendisinin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur." hükmü yer aldığını, daha önce de belirttiğimiz gibi davacı yan, kendi tedbirsizliği ile kazaya sebebiyet verdiğini, dolayısıyla davalı idarenin sorumluluğu cihetine gidilemeyeceğini, Yerel mahkeme tarafından hükmolunan maddi tazminat miktarı fahiş olup, tazminatı cezaya dönüştürücü ve haksız zenginleşmeye neden olacak nitelikte olup tazminat olgusunun amaç ve kapsamına aykırı düştüğünü, kusur tespitine ilişkin itirazları saklı kalmakla birlikte SGK'nın sorumluluğunda olması gereken tedavi giderlerinden davalıların sorumlu tutulması, kararın hukuka aykırı olduğunu gösteren bir diğer hukuka aykırılık olduğunu, 6111 sayılı yasayla getirilen düzenleme tedavi giderlerinden sorumlulukla ilgili özel bir düzenleme olup, anılan düzenleme uyarınca tedavi giderlerinden tek başına SGK sorumlu olduğunu, hükmolunan manevi tazminat miktarı fahiş, tazminatı cezaya dönüştürücü ve haksız zenginleşmeye neden olacak nitelikte olduğunu, manevi tazminat müessesesinin amaç ve kapsamına aykırı düştüğünü belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 31.12.2013 tarihinde saat 07:00 sıralarında, davalı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı davalı ... ye ait belediye otobüsü ile D100 Karayolu yan yolu takiben Büyükçekmece istikametine seyrederken olay mahalli ... isimli fabrika önlerine geldiğinde, yola giren bir yayaya çarpmamak için ani fren yapmasıyla aracının kayarak yol üzerindeki kasisten sert şekilde geçerken yukarı doğru zıplamasıyla arka koltukta yolculuk yapmakta olan davacı ...'in oturduğu koltuktan fırlaması sonucu yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece tedavi gideri yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olduğundan, davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı aleyhe hüküm kurulmadığı ve hukuki yararı bulunmadığından reddi gerekmiştir. Kaza nedeniyle davalı sürücünün yargılandığı ceza mahkemesinde olay nedeniyle davalı sürücünün taksirle yaralama suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de sanığın kusuru olmadığından beraatine karar verilmiş ve karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 20/12/2017 tarihli raporda; davalı sürücü ...'in %30 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...in %20 oranında kusurlu olduğu, yola giren kimliği belirsiz yayanın %50 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Yine mahkemece İTÜ üyelerinden oluşan ve mahallinde keşif yapılarak düzenlenen heyet kusur raporunda ise; davalı sürücü ...'in %75 oranında asli kusurlu olduğu, davacı yolcu ...'in %25 oranında tali kusurlu olduğu tespit edilmiş ve bu heyet raporu hükme esas alınmıştır. Bu durumda tüm raporların birbirinden farklı ve çelişkili olduğundan çelişkinin giderilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılması gereken Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti veya başka üniversite gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderilecek şekilde kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli rapor alınarak, sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır. Manevi tazminatın belirlenmesinde kriterlerden biri de tarafların kazanın meydana gelmesinde kusur oranlarıdır. Daire kararının kapsam ve şekline göre; Kusur oranları konusunda bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu ve çelişkinin giderilmesi için rapor alınması gerektiğinden kusur durumu netleşmeden manevi tazminatın belirlenmesi eksik incelemeye dayalı olduğundan manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davalı ... vekili ve davalı ... vekili vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1.Davalı ... vekili ve davalı ... vekili vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı ... vekili ve davalı İETT vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.