DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3277 E. , 2023/786 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 16/05/2022 tarih ve E:2017/6761, K:2022/3224 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4(8)b maddesi ile değişik 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin, aynı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca oluşturulan Komisyonun 02/09/2016 tarih ve 2016/1 sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı tüm ekonomik ve sosyal hakların yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi ve 6749 sayılı Kanun'un (667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin), 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4(8)b maddesi ile değişik 3/1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/05/2022 tarih ve E:2017/6761, K:2022/3224 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde ve davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "667 sayılı KHK Uyarınca Oluşturulan Komisyonun Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı", "FETÖ'nün Askeri Yargı Yapılanmasına İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, söz konusu ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile irtibat ve iltisak içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Sıkıyönetim mahkemesi görevlendirmeleri yönünden, davacının Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesi ve Ankara 5 nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinde askeri hakim olarak görevlendirilmiş olmasının, örgüt ile olan iltisakı ve irtibatını ortaya koyduğunun değerlendirildiği,
Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, ankesörlü/sabit hatlar üzerinden iletişim kurma yönteminin FETÖ/PDY terör örgütünün özellikle asker kişiler için önem verdiği özel bir iletişim şekli olması hususu ile iletişime dair kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna varıldığı, Diğer hususlar yönünden, davacıdan 1 dolar ele geçirilmesi hususunun, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm ekonomik ve sosyal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, dava konusu işlemin dayanağını oluşturan 6749 sayılı Kanun'un (667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin), 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4(8)b maddesi ile değişik 3/1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olup yok hükmünde olduğu, dava konusu işlemi tesis eden Askeri Hakimler Komisyonunun tarafsız ve bağımsız olmadığı gibi Milli Savunma Bakanı ve Bakan'ın seçtiği iki üyeden oluşan Komisyon tarafından meslekten çıkarılmasının hakimlik teminatına ve bağımsızlığına aykırı olduğu, meslekten çıkarılmasına ilişkin karar alınmadan önce usulüne uygun savunmasının alınmamasının hukuka aykırı olduğu ve bu eksikliğin yargılama sırasında giderilebilecek nitelikte bir eksiklik olmadığı, dava konusu kararın tesis edildiği tarihten sonra ortaya konulan delillere dayanılamayacağı, aleyhindeki tanık beyanlarının herhangi bir somut eylem ya da suç isnadı içermediği, beyanların salt yorum ve tahminlere dayandığı, sıkıyönetim mahkemesi görevlendirme listesini hazırlayanların tespit edilip dinlenilmeden varsayımla değerlendirme yapılmasının isabetli olmadığı, söz konusu listedeki birçok askeri hakim hakkında ihraç işlemi uygulanmadığı, listenin delil niteliğinin tartışılmadığı, listenin kim tarafından nerede ve nasıl hazırlandığının tespit edilemediği, sabit hatlardan aranmasının örgütle iltisak ve irtibat unsuru olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu, sabit arama kayıtlarının 5809 sayılı Kanun uyarınca yasal saklanma sürelerinin geçtiği ve bu nedenle dahi delil olarak kullanılamayacağı, örgütsel saikle 1 dolar bulundurmasının söz konusu olmadığı, evinde yapılan aramada ele geçirilen 1 Dolar'ın kısa süre önce yurtdışına gitmesi nedeniyle yanında bulunduğu, hakkında verilen kesinleşmemiş mahkumiyet kararının karara gerekçe yapılmasının masumiyet karinesine aykırı olduğu, dava konusu kararla; suç ve cezaların kanuniliği ve geriye yürümezliği ilkelerinin, özel ve aile hayatına saygı hakkının, din ve vicdan hürriyetinin, ifade özgürlüğünün, ayrımcılık yasağının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Diğer yandan, UYAP ortamından yapılan inceleme sonucunda, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun, … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla düzeltilerek esastan reddedildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun, Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği ve mahkumiyet kararının onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 16/05/2022 tarih ve E:2017/6761, K:2022/3224 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 13/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.