1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ------- şirketi ile davalı -------- şirketi arasında 16.03.2012 tarihli taşınmaz satış sözleşmesi ve gelir hasılat paylaşımı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme çerçevesinde müvekkili şirketin maliki olduğu------- İli, -------- İlçesi,------- Mahallesi, -------- pafta, --------- parselde kayıtlı 26.240 m?'lik taşınmazın 16.03.2012 tarihinde davalı şirkete devredildiğini, söz konusu taşınmazın ---------- tarafından 19.12.2014 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi kapsamında imar düzenlemesine alındığını, anılan imar düzenlemesi kapsamında taşınmazdan -------- kesintisi yapıldıktan sonra ilgili taşınmaz iki parçaya ayrılıp zemin yerinin değiştirildiğini, söz konusu değişikliklerden sonra -------- İli, --------- İlçesi, --------- Mahallesi, --------- ada,----------parselin tamamı ile -------- İli, -------- İlçesi,------- Mahallesi,-------- ada, ------- parselin ------- hissesinin davalı şirket adına tesciline karar verildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin üzerinden 8 yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen ilgili taşınmaz üzerinde inşaat yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesine göre taşınmaz üzerinde herhangi bir nedenle inşaatın yapılamayacağının anlaşılması halinde sözleşmede yazılı 28.000.000,00 USD'lik tutarın müvekkiline ödenmesi gerektiğini, davalı şirketin taşınmaz satışından dolayı müvekkili şirkete bakiye 14.000.000,00 USD tutarında borcu olduğunu, müvekkili konusu alacağının 7.000.000,00 USD'lik kısmını --------- İcra Müdürlüğü'nün -------- Esas sayılı dosyasına konu ettiğini, ilgili dosya üzerinden başlatılan iflas yoluyla adi takipte gönderilen ödeme emrinin 15.02.2021 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı şirketin söz konusu takibe 19.02.2021 tarihinde itiraz ettiğini, davalı şirketin takibe yönelik şikayetinin haksız olduğunu, İİK m.159'da iflas talebi halinde mahkemenin alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü tedbirleri alacağına dair bir düzenlemeye yer verildiğini, davalı şirketin konut ve arsa almasına rağmen müşterilerine tapularını teslim etmediğine dair son dönemde çok sayıda eylem yapıldığını, --------- tarafından davalı şirket hakkında suç duyurusunda bulunulacağına dair bir açıklama yapıldığını, davalı şirketin --------- ibaresini izinsiz bir şekilde reklamlarında kullandığını, --------- tarafından “Bunlar, -------- işine dönmesin” diyerek ------- çağrıda bulunduğunu, davalı şirketin de aralarında bulunduğu benzer alanda faaliyet gösteren şirketlere soruşturmalar başlatıldığını, davalı şirketin ticari ve mali açıdan zora girme ihtimali bulunduğunu, başta müvekkili şirket olmak üzere diğer tüm alacaklıların korunması için İİK m. 159'a göre gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini belirterek davalı şirketin -------- İcra Müdürlüğünün-------- Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının kaldırılmasına ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili --------Ş.'nin tasarrufa dayalı faizsiz finans sektöründe tasarruf yöntemlerini tatbik ederek gerçek ve tüzel kişilerin bireysel olarak veya belirli gruplar oluşturulması suretiyle bir araya gelmesini ve bu sayede Müşterilerinin konut, işyeri ve taşıt edinecek finansman kaynaklarına ulaşmasında alternatif finansman yöntemleri sunduğunu, müvekkili şirketin------- denetimine tabi olduğunu, müvekkili şirketin 300.000.000,00 TL tutarında ödenmiş sermayesi bulunduğunu, davacı şirketin arabuluculuk dava şartını yerine getirmeden dava ikame ettiğini, müvekkili şirket aleyhine takibe dayalı iflas isteminde bulunulamayacağını, müvekkili şirketin 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktöring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu kapsamına tabi olduğunu, ilgili Kanunun 39/B. maddesinde “Tasarruf finansman şirketleri, tasarruf fon havuzu hesaplarını diğer hesaplarından ayırmak zorundadır. Tasarruf fon havuzu — varlıkları, şirketlerin tasarruf” finansman — sözleşmelerinden — kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesi dışında başka bir amaçla kullanılamaz, hapis hakkına, alacağın devir ve temlikine ve takasa konu edilemez, rehnedilemez, teminat gösterilemez, müşterilerin tasarruf finansman sözleşmelerinden kaynaklanan alacakları müstesna, kamu alacaklarının tahsili amacı da dâhil olmak üzere haczedilemez, üzerine ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz konulamaz veya iflas masasına dâhil edilemez.” şeklinde bir düzenlemeye yer verildiğini, yine aynı Kanunun 50/A-4. maddesinde “Hakkında iflas kararı verilen tasarruf finansman şirketinin iflas tasfiyesinde 5411 sayılı Kanunun 106'ncı maddesi kıyasen şeklinde bir düzenlemenin yer aldığını, müvekkili şirketin tıpkı bir banka gibi mali durumunun zayıfladığına kanaat getirilmesi halinde --------- devredilip borç tasfiyesinin de --------- tarafından yapılacağını, huzurdaki davanın İİK m. 156/4'te öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacı şirketin delillerini usul hukukuna uygun yerine getirdiğini, söz konusu durumun aksinin iddia edilmesi halinde tapu senedine eşdeğer bir delil gösterilmesi gerektiğini, davacı şirketin alacağına dayanak olarak gösterdiği sözleşmenin hukuken geçerli olmadığını, bir an için sözleşmenin ayakta olduğu kabul edilse dahi sözleşmenin fiilen uygulanabilir durumda olmaması nedeniyle sözleşmenin feshine ilişkin hükümlerin uygulanamayacağını, müvekkili şirkete yüklenen edimin imar Mevzuatının elverdiği dönemde süre ile sınırlı olmaksızın inşaat ruhsatı alıp inşaat yapmak olduğunu, söz konusu taşınmazın halihazırda davacı şirket tarafından kullanıldığını, davacı şirketin ilgili taşınmazı tahliye etmeden müvekkili şirketin inşaata başlamasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davacı şirkete ödemesi gereken herhangi bir para borcu bulunmadığını, ilgili sözleşmenin 5. maddesinde yakın bir gelecekte inşaata başlanılamayacağı hususunun tarafların da kabulünde olduğunu, davacı şirketin halihazırda kullanmakta olduğu taşınmaz için kira ödemekten dahi imtina ettiğini, müvekkili şirketin davacı şirketten alacaklı konumda olduğunu, tapu senedinde satış bedelinin 50.000.000,00 TL olarak gözüktüğünü, müvekkili şirketin davacı şirkete satış bedelinin çok daha üzerinde bir ödeme yaptığını, müvekkili şirketin talep ve dava haklarının saklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava; iflas yoluyla adi takipte itirazın kaldırılması ve iflas talebine ilişkin olup,Uyuşmazlık; davada arabuluculuk dava şartının olup olmadığı, davanın yasal sürede açılıp açılmadığı, davacının delillerini usulüne uygun bildirip bildirmediği, davalının sözleşmeye göre edimlerini yerine getirip getirmediği, bunun yanında davalının bu sözleşmenin hukuken geçersiz olduğu iddialarının yerinde olup olmadığı, dava konusu sözleşmedeki davalı ediminin imkansız hale gelip gelmediği, dava tarihi itibariyle davacının muaccel bir alacağı olup olmadığı, davalının usulüne uygun şekilde delillerini sunup sunmadığı, itirazın kaldırılması ve iflas şartlarının olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Davacı vekili 13/02/2024 tarihli dilekçesi ile Mahkememizde açmış oldukları davadan feragat ettiklerini, bu nedenle davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili 14/02/2024 tarihli dilekçesi ile davacının davasından feragat etmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın