Esas No
E. 2021/2044
Karar No
K. 2024/514
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2044 Esas

KARAR NO: 2024/514 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2018/1070 Esas - 2020/779 Karar

TARİHİ: 22/12/2020

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 21/03/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin, Türkiye'nin en saygın ve sayılı kurumsal firmalarından biri olduğunu, müvekkilinin sattığı/teslim ettiği ürün/hizmetler için e-arşiv faturası düzenleyerek bu faturaları sistem üzerinden muhatabına gönderdiğini, davalı tarafından müvekkilinin düzenlediği faturalara, bugüne dek en ufak bir itirazda bulunulmadığını ve tüm faturaların kabul edildiğini, müvekkili adına, davalı ile bakiye borcun ödenmesi konusunda görüşülmek istendiğinde muhatap dahi bulunamadığını, davalı tarafından aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini beyanla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili beyan dilekçesi ile; müvekkili şirketin İzmir'de yaklaşık 26 adet şubeye sahip süpermarketler zinciri işlettiğini, davacı şirkette ile aralarında ekte sunmuş olunan "... Grup Yıllık Sözleşme Formu" başlıklı sözleşme ile kuruyemiş alımı konusunda cari hesap şeklinde devam eden ticari ilişkinin mevcut olduğunu, bu sözleşmede vade, iskonto, prim ve iade ürün alımı konusundaki şartların belirtildiğini, iade kısmında ise iade edilmek istenen ürünlerin herhangi bir şarta bağlı olmaksızın davacı tarafça alınacağının belirtildiğini, nitekim süpermarket piyasasında mal veren hemen hemen tüm firmaların bu şekilde çalışmakta olduğunu, müvekkili şirketin de bu kapsamda ekte sunulan iade faturası ve sevk irsaliyesi ile 4.381,79 TL tutarında malın iade işlemlerini yaptığını, icra takip dosyası ile ilgili olarak iş bu dava açılmadan önce davacı tarafın banka hesabına 04.07.2018 tarihinde 23.010,00 TL, 08.08.2018 tarihinde de 2.001,90 TL ödeme yapıldığını ancak davacı tarafça kötüniyetle bu harici ödemelerin ne icra müdürlüğüne bildirildiğini, ne de dava dilekçesinde belirtildiğini, müvekkili şirketin defter ve kayıtları üzerinde yapılacak inceleme neticesinde bu durumun ortaya çıkacağını beyanla davanın reddine, kötüniyetle icra takibi başlatan davacı hakkında %20 oranından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vakalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 22/12/2020 tarih ve 2018/1070 Esas - 2020/779 Karar sayılı kararında; "Dava; hukuki niteliği itibari ile;

İİK.nun 67.maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır.

Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları, tüm dosya kapsamına göre; Dava, açık cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.Taraflar tacir olduğundan ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişilerince yapılan incelemelerinde hazırlanan gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte görülen raporlarında, tarafların ticari defterleri karşılaştırıldığında davacı ve davalının ticari defterlerine göre icra takibinin yapıldığı tarih olan 20.06.2018 tarihinde davacının davalıdan 30.346,06TL alacaklı göründüğü ve taraf ticari defterlerinin birbirini teyit ettiği, davacı ve davalı ticari defterlerinde takip tarihinden sonraki işlemlerinde de birbirini teyit ettiği belirtilmiştir.Davalı taraf her ne kadar iade faturası ve sevk irsaliyesi ile 4.381,79 TL tutarında malın iade işlemlerinin yapıldığını iddia etse de iade faturasının davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı mali müşavir bilirkişisince tespit edilmiş olup iade faturasının davacı tarafa tebliğ edildiği ve malların davacı tarafa teslim edildiği de davalı tarafça ispat edilememiştir.

Davacı vekilince İstanbul Anadolu ....İcra Müdürlüğüne verilen 20.09.2018 havale tarihli dilekçesinde, borçlu tarafından 04.07.2018 tarihinde 23.010,00TL ,08.08.2018 tarihinde de 1.996,65TLnin müvekkili alacaklıya ödeme yapıldığının bildirilmesi karşısında ödeme tarihleri dikkate alındığında davanın 13.09.2018 tarihinde açıldığı görülmekle 25.006,65TL ödemenin takip tarihinden sonra dava açılmadan önce yapılması sebebiyle 25.006,65TL ödeme yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.Takip tarihi olan 20.06.2018 tarihinde davacının davalıdan 30.346,06TL alacaklı göründüğü ve taraf ticari defterlerinin birbirini teyit ettiği görülmekle takip tarihi 20.06.2018 olup ilk ödemenin yapıldığı 04.07.2018 tarihine kadar takip konusu yapılan 30.346,06TL'nin %9,75 faiz üzerinden yapılan hesapta işlemiş faiz 115,06TL olup 04.07.2018 tarihinde toplam alacak 30.346,06TL+115,06TL=30,461,12TLolup davalı tarafça bu tarihte yapılan 23.010,00 TL lik ödeme, alacak tutarından düşüldüğünde ( 30,461,12 TL 23.010,00TL=7.451,112TL) 04.07.2018 tarihinde 7.451,112TL alacak kalmış olup, 04.07.2018 tarihinden ikinci ödemenin yapıldığı 08.08.2018 tarihine kadar 7.451,12TL nin %19,50 oranında yapılan hesaplamasında işlemiş faiz 141,26TLolup, 08.08.2018 tarihinde alacak miktarı (7.451,12TL+141,26TL-1996,65TL(yapılan ikinci ödeme)=5.595,73TL )5.595,73TL alacak hesaplanmış olup bu miktar üzerinden alacak kabul edilerek, alacak cari hesaba dayanılmış olup davalının defterlerinde de takip konusu yapılan alacak miktarı kayıtlı olduğundan alacağın likit olduğunun kabulüyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, Davanın KISMEN KABULÜNE karar karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemece hüküm tesis edilirken müvekkili şirkete haricen yapılan ödemenin davalıya başlatılmış olan icra takibinden sonra yapılmış olmasına rağmen kurulacak hüküm bakımından hatalı biçimde dikkate alındığını, itirazın iptali davalarında yapılacak değerlendirmelerin takip tarihi itibariyle borçlu olunan miktar dikkate alınarak yapılması gerektiğini, müvekkili şirket davalı ile arasındaki ticari ve hukuki ilişkiden tüm sorumlulukları yerine getirmesine rağmen davalı tarafından sorumluluğundaki ödemelerin tam olarak yapılmaması sonucunda müvekkili şirket tarafından 30.346,06 TL tutarındaki cari hesap alacağı için 20.06.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalının 02.07.2018 tarihinde müvekkili şirket tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılmış icra takibine konu edilen borç miktarının tamamına itiraz ederek böyle bir borcu olmadığını iddia etmesi üzerine dava açıldığını; Her ne kadar davalı tarafından müvekkili şirkete karşı hiçbir borcu bulunmadığı iddiasıyla icra takibine konu edilen borcun tamamına yönelik olarak itiraz edilmişse de davalının müvekkili şirkete 04.07.2018 tarihinde 23.010,00 TL; 08.08.2018 tarihinde ise 1.996,65 TL olmak üzere toplamda 25.006,65 TL haricen ödeme gerçekleştirdiğini, başka bir deyişle Yerel mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği üzere davalı tarafından haricen yapılan ödemelerin müvekkili tarafından başlatılmış olan icra takibinden hatta davalının itirazından sonra taraflarınca ikame edilen itirazın iptali davasından önce yapıldığını, yalnızca bu durumun dahi tek başına davalı tarafından borca yapılmış olan itirazın mesnetsiz olduğunu net bir şekilde ortaya koyduğunu, önce borcu bulunmadığı iddiasıyla müvekkili şirket tarafından başlatılmış olan takipteki borç miktarının tamamına itiraz edip daha sonra haricen ödemeler yapmak şeklindeki çelişkili fiillerin hayatın olağan akışına aykırı düştüğünü;Yerel mahkeme tarafından verilmiş olan kararda; “davacı vekilince İstanbul Anadolu 18.İcra Müdürlüğüne verilen 20.09.2018 havale tarihli dilekçesinde, borçlu tarafından tar 04.07.2018 tarihinde 23.010,00TL ,08.08.2018 tarihinde de 1.996,65TLnin müvekkili alacaklıya ödeme yapıldığının bildirilmesi karşısında ödeme tarihleri dikkate alındığında davanın 13.09.2018 tarihinde açıldığı görülmekle 25.006,65TL ödemenin takip tarihinden sonra dava açılmadan önce yapılması sebebiyle 25.006,65TL ödeme yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.” şeklindeki gerekçeye yer verildiğini, söz konusu gerekçenin yukarıda özetledikleri süreci doğrular nitelikte olduğunu, Yerel mahkemenin de davalı tarafından haricen yapılan ödemelerin takipten ve itirazdan sonra davadan önce yapıldığının farkında olduğunu ancak buna rağmen hatalı bir yorum yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, müvekkili şirketin zarara uğratıldığını, Yerel mahkeme tarafından yapıldığı gibi açılan itirazın iptali davasında takip tarihindeki borç durumunun değil dava tarihindeki borç durumunun esas alınması, haklı şekilde takibe koyulan ancak davanın açıldığı esnada ödenmiş olan miktarlar için doğacak vekalet ücreti, harçlar, masraflar vb. takip giderleri yönünden zarar meydana getireceğini, bu tabloda müvekkili şirketin yalnızca alacağını tahsil etmek amacıyla haklı şekilde icra takibi başlattığını, alacağı haklı olmasına rağmen Yerel mahkeme tarafından itirazın iptali davasında takip tarihi esas alınmadığından bahisle belirttikleri takip giderleri yönünden zarara uğradığını, davanın kısmen reddedilmesi sebebiyle karşı vekalet ücreti ödeme yükümlülüğü altında kaldığını; Müvekkili şirket adına başlatılan icra takibinde, icra takibine haksız olarak itiraz edilmeseydi, 25.006,65TL ödeme yönünden icra vekalet ücreti, icra dosya masrafları da müvekkili adına haklı olarak talep edilebilecekken, mahkemenin hatalı hukuki değerlendirmesi nedeniyle 25.006,65 TL ödeme yönünden vekalet ücreti ve icra masraflarının tahsil edilemediğini, icra takibine haksız olarak itiraz edildiğinden ve başlatılan icra takibinde 25.006,65 TL ödeme yönünden de vekalet ücreti ve icra masraflarının davalıdan tahsili gerektiğinden bahisle müvekkili şirketin işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmakta olup, usul ve yasaya aykırı Yerel mahkeme kararının bozularak kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirketin dosyada toplanan deliller uyarınca takip tarihi olan 20.06.2018 tarihi itibariyle, takipte kesinleşen miktar uyarınca davalıdan alacaklı olduğunu, davalının borçlu olmasına rağmen ilgili takibe 02.07.2018 tarihinde itiraz ederek 04.07.2018 ve 08.08.2018 tarihlerinde müvekkiline haricen ödemeler gerçekleştirdiğini;

Müvekkili şirketin itirazın iptali talebiyle ikame ettiği davada Yerel mahkeme tarafından yapılacak değerlendirmelerde takip tarihi ve takip tarihindeki borç durumunun dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirketin takip tarihi itibariyle takibi konu olan borç miktarınca alacaklı olması dolayısıyla takibin tamamı yönünden devamına karar verilmesi gerektiğini aksi halde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilen 25.006,65 TL ödeme yönünden müvekkilin icra vekalet ücreti ve yargılama giderine kavuşamayacağını, bu nedenle müvekkilinin işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunun ortada olduğunu ancak Yerel mahkeme tarafından bu hususların hiçbiri gözetilmeksizin davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve müvekkili şirketin zarara uğratıldığını beyanla Yerel mahkemece verilen kısmen kabul kararının bozularak kaldırılmasına, davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalıya mal satıp teslim ettiğini ve düzenlediği faturaları gönderdiğini, davalı tarafından faturalara herhangi bir şekilde itiraz edilmediğini, buna rağmen bakiye borcun ödenmediğini, davalının aleyhinde başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacıya bir kısım mal yönünden iade faturası düzenlendiğini, kalan borcun ise takip tarihinden sonra ödendiğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile işlemiş faizi ile birlikte toplam 30.694,62 TL alacağın tahsili talebiyle takip başlatıldığı, tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen iki ayrı bilirkişi raporunda da, ticari defterlere göre takip tarihinde davalının davacıya 30.346,62 TL borçlu olduğunun, davalı tarafından düzenlenen iade faturasının her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığının tespit edildiği, davalı tarafından davacıya takip tarihinden sonra olmak üzere 04.07.2018 tarihinde 23.010,00 TL ve 08.08.2018 tarihinde 1.996,65 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. İcra takibine konu borcun takip tarihinden sonra kısmen ödenmesi halinde, alacaklının ödenen kısım yönünden itirazın iptalini talep etmekte herhangi bir hukuki yararı mevcut değildir. İcra takibinden sonra borçlu tarafından kısmi ödeme yapılması halinde, alacaklının yapılan bu kısmi ödemeyi alacağından mahsup ederek kalan miktar üzerinden dava açması gerekir. Öte yandan TBK'nın 100. maddesi uyarınca faiz ve giderleri ödemede gecikmesi bulunmayan borçlunun, yaptığı ödemeyi anapara borcuna mahsup edebilmesi mümkün ise de, takip tarihi itibariyle temerrüde düşen ve icra takip giderlerini ödemekle yükümlü bulunan borçlunun yapmış olduğu kısmi ödemenin anapara borcundan düşülmesi söz konusu olamayacağından, alacaklının takip talebinde bu yolda talepte bulunmuş olduğu da gözetildiğinde, kısmi ödemenin öncelikle ödeme anına kadar işlemiş faiz ve takip giderlerine mahsup edilmesi gerekir. Bu minvalde Mahkemece, takip tarihi itibariyle tesbit edilen alacak tutarına, takip ile birlikte temerrüdün başladığı kabul edilmiş olduğundan, takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti, icra masrafları eklenmek suretiyle bulunacak toplam alacağın tespit edilmesi, yapılan kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesi gereği öncelikle fer'i alacaklardan mahsup edilmesi ve davacının takip tarihinde mevcut 30.346,06 TL asıl alacağının ne kadarlık kısmı yönünden dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yalnızca takip tarihinden ödeme tarihlerine kadar işlemiş faiz miktarının hesaplanması, feriler yönünden herhangi bir hesaplama yapılmaması, yapılan ödemenin faiz ve ana para alacağından mahsup edilmesi, yine takip talebinde avans faizi talep edilmişken, işlemiş faizin hesaplanmasında %9,75 oranının esas alınması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2020 tarih ve 2018/1070 Esas - 2020/779 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.