T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili murisi ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla 25.07.2011 tarihinde seyir halinde iken, elektrik direğine çarpması sonucu tek taraflı ölümlü trafik kazasında vefat ettiğini, müvekkili murisi ...'in vefatı nedeni ile müvekkilinin destekten yoksun kaldığını, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu kazadan ötürü müvekkilinin murisinin desteğinden yoksun kaldığını, açıklanan nedenlerle; müvekkilinin zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere asgari 200-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usül yönünden husumet itirazında bulunmuş, esasa ilişkin olarak da; kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde ZMM poliçesi ile ... adına sigortalı olduğunu, poliçedeki kişi başı sakatlık ve ölüm teminatlarının kaza tarihi itibariyle kişi başına 175.000.-TL olduğunu, müteveffanın kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olması sebebiyle davacı taleplerinin sigorta poliçesi teminatı dışında kaldığını, ayrıca davacıların talep ettikleri yoksunluk tazminatının işletenin, dolaysıyla sorumluluğunu üstlendiği sigortacısının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, işletenin yasa uyarınca sorumlu kılındığı hallerde sigortacının tazmin yükümlülüğünün doğacağını, dolaysıyla , her ne kadar zarar görenlere doğrudan doğruya sigortacıya başvuru hakkı tanınmış ise de bu hakkın sınırının işletenin sorumluluğu kadarıyla ve bununla sınırlı tutulacağını, davacıların kendi murisinin yansıma yoluyla intikal eden kusurundan yararlanarak tazminat talep etmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, dava konusu olayda yansıma zarar şartlarının gerçekleşmediğini, davacı murisinin olayda müterafik kusurunun bulunduğunu, murisin araç sürücüsü olduğu varsayımında hatar taşıması nedeniyle zarar miktarında indirim yapılması gerektiğini, olayda yasal faiz türünün uygulanması gerektiğini, kusur durumunun ve araçta kazaya neden olabilecek bir bozukluk bulunup bulunmadığının varsa kazanın meydana gelişindeki oranın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulundan rapor alınmasını, bu nedenlerle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkememizce 19/12/2016 tarihli ve... Esas, ...Karar sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi tarafından 06/07/2017 tarihli 2017/460 esas ve 2017/461 karar sayılı ilamı ile "...
Davalı vekili, istinaf dilekçesi ile, destek payının hatalı hesaplandığını, muris Yakup'un anne ve babasının destek payı olup olmadığının araştırılmadığını, davacıya ayrılan destek payının oranının, başka destek olunacak kişiler olup olmamasına göre değişeceğini ileri sürmüş olup, belirtilen husus, mahkemece res'en araştırılması gereken hususlardan olduğundan ve nüfus kayıtlarına göre, murisin annesi sağ göründüğünden, İlk Derece Mahkemesince, bu hususta ek rapor alınmaksızın, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,..." şeklindeki gerekçeyle Mahkememiz hükmünün kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce BAM kararı doğrultusunda eksik husular giderilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve mahkememizce 03/07/2018 tarihli ve 2017/670 esas, 2018/668 karar sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi tarafından 01/07/2021 tarihli 2019/2869 esas ve 2021/1062 karar sayılı ilamı ile "...Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,..." karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16/12/2021 tarihli ve 2021/24388 esas, 2021/10574 karar sayılı ilamı ile "...Somut olayda davacı, murisi Yakup Sözen’in trafik kazasına bağlı olarak vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir. Ancak dosyanın incelenmesinde müteveffanın trafik kazasından yaklaşık 45 gün sonra vefat ettiği görülmektedir. Şu durumda mahkemece meydana gelen trafik kazası ile ölüm olayı arasında illiyet bağının olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına,..." şeklindeki gerekçeyle Mahkememiz hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay ilamına uyularak yargılamaya devam olunarak, davaya konu kaza nedeniyle başlatılan ... CBS'nin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları celp edilmiş, incelenmesinde;
02/08/2011 tarihli karar ile kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür. Yargıtay ilamında belirtildiği üzere müteveffa ...'in geçirdiği trafik kazası ile ölümü arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti noktasında dosyamız ATK'ya gönderilmiştir.
ATK 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 26/05/2023/3757 karar nolu raporunun sonuç kısmında; "Tıbbi belgelerinde zehirlenme bulgusu tanımlanmadığı dikkate alındığında; kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığı,Adli dosyada kayıtlı bilgilerde, 25.07.2021 tarihinde araç içi trafik kazasına bağlı yaralanma ifadesi ile götürüldüğü hastanede ... Devlet Hastanesinde yapılan muayene ve tetkiklerinde sol ön kolda 4-5 cm.lik kızarıklık, deride yüzeyel soyulma, sol dirsekte yüzeyel soyulma, kızarıklık 2-3 cm cm., alın sol üst bölümünde 2-3 cm.lik yüzeyel laserasyon tespit edildiği, çekilen radyografilerde patoloji görülmemesi üzerine taburcu edildiği, 29.07.2011 tarihinde tekrar hastaneye götürüldüğü, yapılan muayene ve tetkiklerinde acil olarak ameliyata alındığı, ince barsakta yırtılma, batın içinde enfeksiyon bulgusu tespit edildiği, tedaviye rağmen klinik durumu giderek kötüleşerek, kanda ve çok sayıda organda enfeksiyon ve böbrek yetmezliği gelişerek 09.09.2011 tarihinde hastanede öldüğünün kayıtlı olduğu dikkate alındığında; Kişinin ölümünün künt batın travmasına bağlı ince barsak yırtılması ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, Adli dosyada kayıtlı bilgiler, tıbbi belgelerinden elde edilen bulgular, ölümün meydana geliş şekli, dikkate alındığında kişinin 25.07.2011 tarihinde maruz kaldığı araç içi trafik kazasına bağlı yaralanması ile 09.90.2011 tarihinde meydana gelen ölümü arasında İlliyet Bağı bulunduğu" mütalaa olunmuştur. Dosya daha önce rapor alınan Aktüer bilirkişiye tevdii edilmiştir. Bilirkişi 19/12/2023 tarihli raporda özetle, "Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.11.2021 T, 2020/9484 E., 2021/14294 K. sayılı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28.02.2020 tarih 2021/27411 esas 2022/3461 karar emsal kararları birlikte değerlendirildiğinde kök raporda olduğu gibi PMF-1931 yaşam tablosu, her yıl için %10 artış ve %10 ıskontolu progresif rant yönteminin kullanılması ve 04.05.2018 kök rapor tarihindeki asgari ücretin esas alınması gerekeceği; bu durumda yeniden hesaplama yapılması halinde yapılacak işin kök raporun tekrarından ibaret olacağı; hal böyle olunca yeniden maddi zarar hesabına yer olmadığı ve kök raporda tespit edildiği gibi davacı eş ...’in nihai ve gerçek maddi zararı 121.317,45 TL hesaplanmış ise de; talep ile bağlı kalınarak davacı ...’in talep edebileceği maddi zararının 116.758,84 TL olduğu, temerrüt başlangıcının 21.05.2015 dava tarihi ve faiz nev’inin yasal faiz olduğu" yönünde görüş bildirmiştir.
İddia ve savunma kapsamında yasal düzenlemelere bakıldığında; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49. maddesinde; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, 50. maddesinde; Zarar görenin, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğu, 54. maddesinde; Tazminat talep edilebilecek bedensel zarar kalemlerinin, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesinde; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 91. maddesinde; İşletenlerin bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumlulukların karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, 97. maddesinde; Zarar görenin ZMMS sigortacısına başvurabileceği;
99.maddesinde; trafik sigortacısının, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda olduğu, 109. maddesinde de; Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmesinden itibaren iki yılın her durumda kaza tarihten itibaren 10 yılın geçmesiyle zaman aşımına uğrayacağı, davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanunun bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş ise bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde uygulanacağı düzenlenmiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan deliller ile alınan maluliyet, kusur ve aktüer raporlarının bir bütün halinde değerlendirildiğinde, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler kapsamında davacılar murisinin 25/07/2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasına bağlı olarak vefat ettiğinin adli tıp kurulu raporu ile sabit olduğu, meydana gelen vefat nedeniyle davacıların, müteveffanın desteğinden yoksun kaldığı, davacılar yanca kaza nedeniyle uğranılan zararın tazmini için, murisin sevk ve idaresi altında bulunan ... plakalı aracın sigortacısı olan davalı sigorta şirketine karşı işbu davanın açıldığı, araca ilişkin olarak sunulan ZMMS poliçesinin kaza tarihini kapsadığı, davacılar tarafından davadan önce sigorta şirketine başvurulduğuna dair dosya kapsamında belge bulunmadığı, kazanın oluşumunda davacılar murisi müteveffa sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın kaza tarihinde 56 yaşında olduğu, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.11.2021 T, 2020/9484 E., 2021/14294 K. sayılı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28.02.2020 tarih 2021/27411 esas 2022/3461 karar emsal kararları birlikte değerlendirildiğinde tazminatın hesaplanmasında PMF-1931 yaşam tablosu, her yıl için %10 artış ve %10 iskontolu progresif rant yönteminin kullanılması ile asgari ücretin esas alınması gerekeceği, müteveffanın olay sebebiyle ölmemiş sağ kalmış olsa idi aktif çalışma yaşını 60 yaşına kadar devam ettirebileceği kabul edilerek kaza ve vefat tarihi itibariyle zarar gördüğü bakiye aktif hayat süresinin 4 yıl olduğu, davacı eş ...’in nihai ve gerçek maddi zararı bilirkişi tarafından 121.317,45 TL hesaplanmış ise de talep ile bağlı kalınarak davacı ...’in talep edebileceği destekten yoksun maddi zararının 116.758,84 TL olduğu, temerrüt başlangıcının ise davalı sigorta şirketine başvuru olmadığının anlaşılması nedeniyle 21/01/2015 dava tarihi olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KABULÜ ile; 116.758,84 TL maddi tazminatın 21/05/2015 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2.Alınması gereken 7.975,74TL nispi karar ve ilam harcının 03/03/2017 tarih ve 2017/55 harç sayılı harç tahsil müzekkeresi ile tahsil edildiğinden yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,
3.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 18.681,41-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4.Davacının yaptığı bozma kararı öncesi hesaplanan 1.856,40 TL, bozma sonrası 333,50TL posta gideri, bilirkişi ücreti 2.500,00 TL, ATK fatura bedeli 2.328,00 TL olmak üzere toplam 7.017,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5.Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6.Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
7.Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı taraf yokluğunda,
HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren onbeş günlük yasal süre içerisinde Yargıtay nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.21/02/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır