7. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ile re'sen tespit edilecek sebeplere ilişkindir. 2.Sanığın hükmü temyiz sebebi göstermeksizin temyiz ettiği anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Olay tarihinde kolluk görevlileri tarafından icra edilen yol kontrolünde, sanıklardan ...'ın sevk ve idaresindeki, babası malen sorumlu ... adına kayıtlı 30 YD 588 plaka sayılı kamyonun durdurularak, kamyonda önleme araması kararı ile yapılan aramada sevk irsaliyesi ve faturası ibraz edilemeyen üzerinde Arapça ve İngilizce yazılar bulunan 15384 adet kaçak kozmetik ürününün ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanıklardan ...'nin soruşturma evresinde dilekçe ile ele geçen eşyanın faturalı olduğunu, eşyaları...'in yetkilisi olduğu ...Otomotiv ... Kozmetik ... Ltd. Şti. adlı firmadan aldığını ve satması için de sanık ...'a verdiğini, eşyanın kaçak olmadığını beyan ederek dava konusu eşyaya ilişkin olduğunu iddia ettiği 11.08.2012 tarihli faturayı ibraz etmiştir. Bunun üzerine sanıklar ... ve ... hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 ve 54 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle, sanık... hakkında ise 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 53 ve 54 üncü maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır. Emtia bilirkişisi tarafından düzenlenen 17.04.2012 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu eşyaların yabancı menşeli olup, kaçak olduğu belirtilmiştir. Sanık ...'nin mahkemedeki savunmasında; eşyaların kendisine ait olduğunu ve kaçak olmadıklarını, eşyaları ...den satın aldığını, sanık ... mahkemedeki savunmasında; 11.08.2012 tarihli faturanın kendisi tarafından düzenlendiğini ancak ele geçen eşyaların faturaya konu mallar olmadığını, sanık ... mahkemedeki savunmasında; nakliye işi yapmakta olduğunu, eşyaların sanık ...'ye ait olduğunu, Kutas'ın kendisine malın faturasını da göstererek kendisini nakliye işi için tuttuğunu belirttiği anlaşılmıştır. Malen sorumlu ........, plaka sayılı aracın adına kayıtlı olmakla birlikte oğlu sanık ...'e ait olduğunu, davaya katılmak istemediğini beyan etmiştir. Yerel mahkemece 16.12.2014 tarihli karar ile sanıklar ... ve ...'ın mahkûmiyetlerine, sanık ...nin beraatine karar verildiği, Dairemizce 19.01.2021 tarihinde yapılan temyiz incelemesinde beraat kararının onanmasına, mahkûmiyet kararlarının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine sanıklar ... ve ...'a 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasından ek savunma hakkı tanınmıştır. 11.08.2012 tarihli faturanın, eşyaların marka ve diğer bir kısım özellikleri yönüyle, eşyaları temsil etmemesi, hakkındaki beraat hükmü onanarak kesinleşen sanık ...nin savunma içeriği, nakliye işi yapan sanık ...'in eşyayı sevk irsaliyesi ve faturası olmadan taşıması, ele geçen eşyaların ticari miktar ve mahiyette olması ile tüm dosya kapsamına göre; sanıkların üzerlerine atılı kaçakçılık suçunun sübuta erdiği belirlenmekle, sanıklar hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar Tebliğname'de, sanıklara soruşturma evresinde ihtarat yapılmamış olması nedeniyle suça konu kaçak sigaraların gümrüklenmiş değerinin iki katını kovuşturma aşamasında ödemeleri halinde, cezalarında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1/2 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi gerekirken, sanıklara ödeme halinde yapılacak indirim oranı 1/3 olarak belirtilerek ihtarat yapılması suretiyle savunma haklarının kısıtlandığı ve usulünce yapılmayan ihtarata uyularak ödeme yapılmadığından bahisle sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığı gerekçesiyle hükmün bozulması talep edilmiş ise de; sanıkların bozma sonrası yapılan etkin pişmanlık ihtaratı üzerine mahkeme huzurunda kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katındaki tutarı ödeyecek ekonomik durumlarının olmadığını beyan ettikleri cihetle; ödeme gücü olmadığını ifade eden sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiş, bu nedenle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır. Nakil aracının malen sorumlu adına kayıtlı olsa da fiiliyatta sanık ...'a ait olduğu, dava konusu eşyanın taşıma aracının yüküne göre hacim bakımından ağırlıklı bölümünü oluşturduğu, dava konusu nakil aracının değerine göre, aracın müsaderesinin 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğurmadığı gibi hakkaniyete de aykırılık oluşturmadığı anlaşılmış olup, nakil aracının müsaderesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan ... İdaresi vekili ve sanık ...'ın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Sanıklar hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen hususlar dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. 1.Uyarlama yargılamasının kesinleşmiş hükümler yönüyle mümkün olduğu, sanıklar hakkındaki 16.12.2014 tarihli mahkûmiyet hükmünün 19.01.2021 tarihinde bozulduğu ve bu nedenle 16.12.2014 tarihli mahkûmiyet hükmünün kesinleşmediği gözetilmeden hüküm fıkrasının ilk paragrafında uyarlama yargılamasından söz edilmesi, 2.Dava konusu eşyanın 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilirken, hüküm fıkrasında müsadere hükmüne atıf yapan 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının gösterilmemesi, 3.Sanıkların mahkûmiyetine karar verilmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekalet ücreti hükmedilmemesi, isabetli bulunmamış olup, söz konusu hukuka aykırılıkların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ve sanık ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği; hükümden uyarlama yargılamasına ilişkin ilk paragrafın çıkarılması, eşya müsaderesine ilişkin paragrafa ''TCK'nın 54/4. Maddesi uyarınca'' ibaresinden önce gelmek üzere ''5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollaması ile'' ibarelerinin eklenmesi, hüküm fıkrasına "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıklardan eşit olarak alınarak katılana verilmesine" ibaresinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.02.2024 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap