11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/14264 E. , 2012/5128 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/06/2010 tarih ve 2000/376-2010/245 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi müdahil davacı vekili ve dahili davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, davalı ...'ın şirketin İnsan Kaynakları bölümünde tahakkuk müdürü olarak çalıştığını, şirket personeline yönelik ödeme ve benzeri hesaplamaların insan kaynakları bölümünce yönetildiğini, şirket tarafından her ayın 15. günü maaş avansı dağıtıldığını, avans listelerinin davalı tarafından hazırlandığını, muhasebeye gelen toplam ödeme talimatının yine davalı tarafından bir disk halinde ..........., İş Bankası Şubesi'ne verildiğini, müvekkil şirkette tespit edebildikleri kadarı ile 1999 yılının Ocak ayından itibaren 32.593,00-TL'ye ulaşan yolsuzluk yapıldığını, davalının bu işlemi avans listesini yaparken toplam yekun tutarını yüksek göstererek her ay kendisine 1.200,00.-TL ile 3.500,00-TL arasında ek bir maaş sağladığını, maaş hesaplarının gizliliği sebebiyle avans işleminin sadece insan kaynakları departmanınca takip edilebildiğini, ay sonlarında da mahsup edilmeyen bir avans bakiyesinin muhasebe hesaplarına intikal ettirilmediğini, davalının bu şekilde usulsüz olarak şirket hesaplarından kendi hesaplarına para aktardığını ileri sürerek, 32.593,00-TL tazminatın her ay haksız olarak davalı tarafından müvekkili hesabından kendi hesabına aktarıldığı tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini, davalının hesap ve malvarlığına ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiş, vefatı üzerine davaya dahil edilen dahili davalılar vekili, mirasın borca batık olup hükmen reddi şartlarının oluştuğunu ileri sürerek davanın bu nedenle reddini talep etmiştir.
Müdahil davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde emniyeti suistimal sigorta poliçesi ile sigortalı olan davacıya 9.000,00-TL tazminat ödendiğini ileri sürerek bu miktarın olaya sebebiyet veren davalıdan tahsilini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davalı ...'ın müvekkil şirkette işçi olarak çalıştığını, aynı zamanda davalının ağabeyi olan ve şirketin personel departmanında çalışan ... ile birlikte anlaşmalı olarak emniyeti suistimal ve özel evrakta sahtecilik yapmak suretiyle banka hesabına hak ettiğinden fazla miktarda para aktararak şirketlerini zarara uğrattıklarını ileri sürerek ...'ın hesabına fazladan yatırılan 4.170,00-TL tazminatın her ay aktarılan tutarların o tarihten itibaren yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, mirasın hükmen reddedilmiş sayılmasına yönelik talebin kabul görebilmesi için miras bırakan davalı ...'ın ölümünden itibaren 3 ay içinde yasal olarak mirası red hakkının kullanılması ya da dahili dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 10 günlük süre içinde hükmen red edilmiş sayılmasına yönelik bir dilekçe ibraz etmiş olmaları gerektiği, defi ve itirazların dosyaya sunulacağı sürenin yasal olarak belli olduğu, bu definin dahili davalılar murisi ... mirasçılarınca dahili dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 10 gün içinde değil 1 yıldan uzun bir süre sonra ileri sürüldüğü gerekçesiyle, 32.593,00-TL'nin dahili davalıların murisi ... hesabına yasal olmayan yollarla davacı şirket zararına aktarıldığı diğer davalı ... hesabına 3.868,20-TL aktarılmış olduğu anlaşılmakla, davalılardan müştereken ve müteselsilen 36.461,20-TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, müdahil davacı vekili ve dahili davalılar vekili temyiz etmiştir.
1.Asıl ve birleşen dava, davacı şirkette iş akdine göre çalışan davalıların fiilerinden doğan zararın tazmini istemine ilişkindir. İş Mahkemeleri'nin görev alanı 5521 sayılı Yasanın 1. maddesinde açıkça gösterilmiştir. Buna göre; İş Kanununda işçi sayılan kimselerle, işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hukuksal uyuşmazlıkların çözülmesi iş mahkemelerinin görevine girer. Dava konusu olayda davacının işveren, davalıların ise davacının sigortalı işçileri olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Bu ilişkiden doğan uyuşmazlıklara yönelik davalara bakmaya 4857 ve 5521 sayılı Kanunların 1. maddeleri gereğince iş mahkemeleri görevlidir. İş Mahkemeleri 5521 Sayılı Kanun ile kurulmuş olan istinai nitelikte özel mahkemelerdir. Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce resen gözetilmesi gerektiğinden mahkemece, somut uyuşmazlıkta İş Mahkemeleri'nin görevli olduğu hususu gözetilerek dava dilekçesinin görev yönünden reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre müdahil davacı ile asıl davada dahili davalılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.