6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Dava, haber yayını sebebiyle haksız rekabet kaynaklı tazminat ve haksız rekabetin tespiti davasıdır. Davacı, dava dilekçesi ile özetle; davalının haber sitesinde, tesislerinin açık isim ve adresini belirterek deprem sonrası fiyatlarda fahiş artışa gidildiği yönünde haber yaptığını, bu haberin gerçekliğinin olmadığını, haber nedeniyle lince uğradıklarını ve ticari itibarlarının sarsıldığını, haberin TTK. Hükümleri kapsamında kötüleme suretiyle haksız rekabete vücut verdiğini iddia ederek, haksız rekabetin tespiti ve meni ile manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Uyuşmazlık, davalının, davacının 2023 Kahramanmaraş depremi sonrasında 40-TL bedel ile bisküvi sattığı iddiasıyla yayınladığı haberin gerçek dışı olup olmadığı, davalının bu haberi yayınlamasının haksız rekabet teşkil edip etmediği, davacının ticari itibarının haber nedeniyle zarar görüp görmediği ile haksız rekabetin tespiti, men’i ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir. TTK.55.maddesinin "1.a Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek..." hükmü ile haksız rekabete vücut veren eylemler örnekleme yoluyla belirlenmiştir. TTK.58.maddesi ile ise haksız rekabetin basın, yayın ve bilişim işletmeleri ile gerçekleştirilmesi haline ilişkin düzenlemeler getirilmiştir. İlgili kanun hükümlerinin uygulanması için tarafların birbirlerinin ticari rakipleri olması gerekmez. Basın Kanunu’nun 3. Maddesinde “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.” hükmü yer almaktadır. Basın özgürlüğünün kişilik haklarına üstün tutulabilmesi için haberin gerçeğe uygun olması, gerçeğe uygun yayının haber niteliği taşıması, gerçeğe uygun haberlerin verilmesinde nesnel (objektif) ölçütlere uyulması, haberin veriliş biçimi yönünden özle biçim arasında ölçülülük bulunması gerekir. Bir yayının hukuka uygun olduğunun kabul edilebilmesi ancak açıklanan bütün bu koşulların birlikte varlığı hâlinde mümkündür. Yapılan bir yayın bu temel ilkelerden herhangi birine ters düşüyorsa hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmiş olacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2019 tarihli ve 2017/4-1414 E., 2019/464 K.; 10.12.2019 tarihli ve 2017/4-1833 E., 2019/1333 K. sayılı kararları). Somut olayda; davalının internet haber sitesinde “,...... Tesisinde, 5 liralık bisküvi fiyatlarının 40 liraya çıkarıldığı görüldü.” yönünde haber yaptığı hususunda ihtilaf yoktur. Davalı haberin kötüleme içerdiğini, gerçekliğe uygun olmadığını ve ticari itibarlarının sarsıldığını iddia ederek, haksız rekabetin tespiti, refi ile tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Valilik müzekkere cevabı ile davacı işletmesine fahiş fiyat artışına ilişkin herhangi bir yaptırım uygulanmadığını, yaptırımın salt fiyat etiketi ile kasa fiyatı arasında fark olması nedeniyle verildiğini, tespit edilen fiyatlarda da herhangi bir fahiş artışın bulunmadığının tespit edilip tutanak altına alındığını bildirmiş olup; söz konusu haberin gerçek olmadığı tespit edilmiştir. Basın özgürlüğü sınırsız bir özgürlük olmayıp, bu hakkın kullanılmasında yine Anayasa ile güvence altına alınan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması gerekir. Basın özgürlüğü ile kişilik haklarının çatışması durumunda daha üstün yarar korunacaktır. Üstün yararın belirlenmesinde asıl kriter kamu yararı olmakla birlikte yayının gerçek ve güncel olması, toplumu ilgilendirmesi, özle biçim arasındaki dengenin gözetilmesi ve objektif olması gibi kriterler dikkate alınmalıdır. Gerçeklik kriteri somut ve maddi gerçeği değil "görünür gerçeği " ifade etmektedir. Gazeteciler kamuya sundukları haberlerin gerçekliğini araştırma yükümlülüğü altındadırlar. Dava konusu haberin bir sosyal medya hesabında paylaşılan iddia sonrasında ortaya çıktığı görülmekle, Valilik açıklamasında ilgili tesisin ve tesise uygulanan cezai müeyyidenin niteliğinin açıkça belirtilmemiş olması dikkate alınarak, davalının makul nitelikte yeterli araştırmayı yapmadan ve cezai müeyyide ile cezanın uygulandığı tesisi tespite yarar şekilde Valilikten bilgi edinmeden, Valilik cevabi yazısı ile gerçekliği olmadığı tespit edilen ve açıkça davacı tesisinin ismini vererek kesin ve doğru bir bilgi olarak işbu haberi yayınladığı değerlendirilmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap