T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
36. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/369
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05.12.2023 tarihli ara karar
NUMARASI : 2023/763 Esas
DAVANIN KONUSU: Alacak (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ... A.Ş. ile davalı şirket arasında akdedilen kira sözleşmelerine istinaden ... yolu, ... Kavşağı, ... Ada, ... Parsel, Ürgüp/Nevşehir adresindeki ... kiraya verdiğini, İşbu kira sözleşmesinden kaynaklı olarak davalı tarafça ödenmeyen kira bedelleri nedeniyle, İstanbul ... İcra Md. ...
E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibine başlatıldığını, Davalı/borçlu şirket İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/98 E.
sayılı dosyası ile konkordato talebinde bulunduğunu, İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2022/98 E., 2023/485 karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verildiğini, İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/98 E sayılı dosyasında tasdikine karar verilen konkordato projesinde şirket alacağının 529.773,66 TL’lik kısmı kabul edilip 199.462,99 Euro kısmı ise nazara alınmadığından bu miktar çekişmeli hale geldiğini, Müvekkilin hak kaybına uğramaması bakımından, çekişmeli hale gelen ve iş bu davanın konusunu teşkil eden 199.462,99 Euro alacağının da, teminat altına alınabilmesi maksadıyla, mahkemece gösterilecek bir banka hesabına bloke edilmesini , İİK. 308/b-2 fıkra hükmü gözetilerek bu yönde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafa dava dilekçesi ve tensip tutanağı tebliğ edilmiş, henüz cevap dilekçesi sunma sürelerinin dolmadığı ve dosyaya ibraz edilen bir cevap dilekçesi olmadığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince 05.12.2023 tarihli ara karar ile Davacı alacağının varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden yaklaşık ispat gerçekleşmediği anlaşıldığından davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir. Davacı istinaf talebinde; Konkordatoda kabul edilen bedel ile çekişmeli olan iş bu dava konusu bedelin bir bütün oluşturduğunu, konkordato dosyasında maddi hata neticesinde dava konusu bedelin konkordato listesinde yer almadığını, esasen takibe davalı şirket tarafından itiraz edilmemiş ve takipte kesinleşmiştir, Ödenmeyen kira bedelleri yönünden başlatılan ve kesinleşen icra takibi ile de yaklaşık ispatın gerçekleştiğini ve kanunda belirtilen şartların gerçekleştiği belirtilerek 05.12.2023 tarihli ara kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir kararının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava; kira sözleşmesi kapsamında ödenmeyen bedelin tahsiline yönelik alacak davası ve çekişmeli hale gelen bu bedelin tedbiren depo edilmesi talebine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebidir. HMK 389/1 maddesi gereğince mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Tedbir talebinin kabul edilebilmesinin ilk şartı, yargılamanın sonunda esas hakkında verilmesi muhtemel kararın, tedbir yoluyla elde edilmesine yani davayı esastan sonuçlandıracak şekilde tedbir kararı verilmesine yol açılmayacak olması, tedbir talep edenin talebinin, davadaki iddiasını ispata (yaklaşık ispat sınırına) yakınlığı ve ayrıca alacaklının alacağının varlığı ile yasada belirtilen koşulların oluştuğu yönünde mahkemeye olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekir. Bu kriterler dikkate alındığında, dava konusu kira sözleşmesinden kaynaklı alacağın mevcudiyetinin çekişmeli olduğu, alacağın varlığı için tarafların defter ve banka kayıtlarının incelenmesi gerektiği, özellikle alacağın varlığının ispatı için bilirkişi raporunun gerektiği anlaşılmakla somut olayda ihtiyati tedbir şartlarının mevcut olmadığı ilk derece mahkemesince tedbir talebinin reddi kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin ara kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekir.