4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2010/14133 E. , 2010/13432 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 07/01/2009 gününde verilen dilekçe ile miras bırakanın danışıklı işlemi nedeniyle uğranılan zararın miras payları oranında ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin 25/03/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacılar, mirasbırakanları tarafından davalı kardeşlerine satılan taşınmazlar ile ilgili açtıkları tapu iptali ve tescil davasını kazandıklarını, ancak bu arada 539 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından üçüncü kişiye satılıp devredildiğini belirterek, eldeki dava ile satış tutarından miras paylarına düşen paranın davalıdan alınmasını istemişlerdir. Davalı zamanaşımı def’inde bulunarak, davanın dayanağının haksız eylem olduğunu ve Borçlar Yasası'nın 60. maddesinde belirtilen zamanaşımı sürelerinin geçirildiğini ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davacıların 2005 yılında açılan tapu iptali ve tescil davası ile bu parselin satıldığını öğrendiği ve danışıklı (muvazaalı) satışın haksız eylem olması nedeniyle Borçlar Yasası'nın 60. maddesindeki zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dava, Borçlar Yasası’nın 18. maddesi gereğince, mirasbırakanın danışıklı işlemi hukuksal nedeniyle açılan ve dava dışı üçüncü kişiye satılmış olması nedeniyle tapu iptali ve tescil davasına konu edilemeyen taşınmaz bedelinin, miras payları oranında, ödetilmesi istemine ilişkindir.
Davalı süresinde zamanaşımı savunması ileri sürmemiştir. Yerel mahkemece davacı taraftan bu savunmaya karşı diyecekleri sorularak davacıya zamanaşımı savunmasına karşı koyma olanağı tanınmamışsa da davacılar temyiz dilekçelerinde zamanaşımı def’inin sürede ileri sürülmediğini belirterek karşı koyduklarından zamanaşımı def’inin gözetilmesi doğru değildir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, işin esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yöntemine uygun olarak ileri sürülmeyen zamanaşımı nedeniyle istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.