4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2009/7527 E. , 2010/4088 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 14/11/2008 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; ihtarnamedeki sözler nedeniyle açılan davanın zamanaşımı nedeniyle; dilekçedeki ifadeler nedeniyle açılan davanın esastan reddine dair verilen 05/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece ihtarnamedeki sözler nedeniyle açılan dava zamanaşımı, dava dilekçesindeki sözler nedeniyle açılan dava ise esas yönünden reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Emekli savcı ve halen avukat olan davacı, davalının dava dışı müvekkili R. Levent Songur ile aynı apartmanda oturduklarını, aralarındaki Kat Mülkiyeti Yasası'ndan doğan uyuşmazlıklar nedeniyle, davalı avukatın müvekkili adına gönderdiği 29/05/2007 günlü ihtarnamede ve müvekkili adına açtığı Ankara 11. Sulh Hukuk Hakimliği'nin 2007/1742 Esas sayılı dosyasına verdiği 31/08/2007 günlü dilekçede yer alan sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalı avukatın manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı ise, zamanaşımı def’inde bulunmuş, ihtarname ve dilekçenin müvekkili adına vekaleten yazıldığını, kendisine husumet düşmeyeceği ve esas yönünden de hakaret kastı bulunmadığını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, 29/05/2007 günlü ihtarnamedeki sözler nedeniyle açılan dava yönünden 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, Ankara 11. Sulh Hukuk Hakimliği'ne sunulan 31/08/2007 günlü dilekçede ise davacının kişilik haklarına saldırıdan söz edilemeyeceği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Borçlar Yasası'nın 60/2. maddesi gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresi kadardır. Davalıya yöneltilen eylem, olay gününde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 125/2. maddesinde belirtilen ileti yoluyla hakaret suçuna ilişkin olup uygulanacak ceza zamanaşımı süresi, aynı Yasa'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıldır. Davacının zarara uğradığını ileri sürdüğü ihtarname 29/05/2007 günlü olup davacıya 08/06/2007 günü tebliğ edilmiş, eldeki dava ise 14/11/2008 günü zamanaşımı süresi dolmadan önce açılmış olduğundan işin esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Davalı tarafından Ankara 11. Sulh Hukuk Hakimliği'ne verilen 31/08/2007 günlü dilekçe yönünden ise; aynı binada oturan davalının müvekkili R. Levent Songur’un, davacı aleyhine “Kat mülkiyetine aykırı davranışların düzeltilmesi” istemiyle açılan dava sırasında verilen dilekçedeki “…davalı, emekli devlet memuru olup, deposunda; Devlet malzeme ofisine ait dolapların bulunması bir vatandaş olarak müvekkilimizi rahatsız etmektedir. Ya bu dolapların menşeine ilişkin bir açıklamanın yapılması ya da tamamen bu dolapların depodan kaldırılması hususunda uyarıda bulunulmasına…” biçimindeki sözlerde davacı, Devlete ait dolapları zimmetine geçirmekle suçlanmış ise de bu dolapların varlığı ve dolayısıyla bu iddianın gerçekliği kanıtlanmamıştır. Kaldı ki davalı müvekkili adına verdiği 04/07/2008 günlü dilekçe ile dolaplar konusundaki isteminden vazgeçmiştir. Bu durumda, 31/08/2007 günlü dilekçede yer alan sözlerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu benimsenerek, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.