5. Ceza Dairesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/09/2012 tarihli, 2012/420 Esas, 2012/1771 sayılı Kararına göre, hükümden sonra 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin sadece karşılıksız yararlanma suçlarını kapsadığı anlaşıldığından, anılan Kanunun irtikap suçu yönünden getirdiği düzenlemeler ve suç tarihi ile 2.000 TL şeklindeki değere göre bu kanunla eklenen TCK'nın 250/4. maddesinin sanık hakkında uygulanamayacağı gözetilerek yapılan incelemede; Hüküm fıkrasında sanıklar hakkında "teşdiden" ceza verildiği belirtilmesine rağmen, alt sınırdan ceza tayin edilmesi sonuca etkili görülmediğinden, suçun 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanıklar hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması ise karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarih ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda, mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmamasının gerektiği, M.S.B. Erzurum İç Tedarik Bölge Başkanlığında muayene komisyonu üyesi olan sanıkların Ankara İç Tedarik Bölge Başkanlığı tarafından yapılan yatak alım ihalesini kazanan şirket tarafından ihale sözleşmesi gereğince teslim edilen yatakların fiziki muayenesinin yapılması karşılığında, şirket çalışanları tarafından suç tarihlerinde verilen 1.500 TL ve 500 TL'yi almaları şeklinde gerçekleşen somut olayda ise sanıkların para istemeleri üzerine şirket çalışanlarının irtikap suçunun unsuru olan manevi cebiri şirket sahibi aracılığıyla M.S.B. Teftiş Daire Başkanına ulaşmak suretiyle kolayca bertaraf ettiklerinin anlaşılmasına göre, sanıkların davranışlarının öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna ulaşmadığı, bu itibarla irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, şirket çalışanlarının baştan beri sanıkları yakalatmak amacıyla hareket ederek paraları sanıklara verdiklerinin anlaşılmasına göre, sanıkların eylemlerinin 765 sayılı TCK'ya göre rüşvet almaya teşebbüs suçunu oluşturduğu ve lehe kanun değerlendirmesinin buna göre yapılmasının gerektiği gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülüp yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; Sanıkların bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı mağdura karşı birden fazla işledikleri eylemlerinin zincirleme suç kapsamında olduğu halde, lehe kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 21/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın