T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/419

KARAR NO: 2024/261

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 22/12/2023

NUMARASI : 2023/770 Esas (Derdest)

DAVANIN KONUSU: Alacak

KARAR TARİHİ: 20/03/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili, davacı şirketin yatırım yapmak amacıyla dava dışı ... A.Ş.'ye ait olan biri ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... ada ve 3 parselde, diğeri ... İli, ... İlçesi, .... Mahallesinde ... ada ve ... parselde kayıtlı bulunan iki adet gayrimenkulü 31/05/2018 tarihinde ...’den satın aldığını ve devir işlemlerinin aynı tarihte ilgili tapu müdürlüklerinden yapıldığını, davacı şirket ile dava dışı ... arasında söz konusu gayrimenkuller üzerinde 3 adet okulun anahtar teslimi inşa edilmesi için 12/07/2018 tarihinde anahtar teslim inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında ...'in davacı şirkete okulları İnşaat Sözleşmesi’ne uygun olarak anahtar teslimi şeklinde Eylül 2018 tarihine kadar tamamlamayı taahhüt ettiğini, davacı şirketin bu taahhüde binaen inşaatın tamamlanmasını müteakip “...” ismiyle franchise usulüyle özel eğitim kurumu işleten ... AŞ’ye söz konusu gayrimenkullerin Mektebim okulları olarak işletilmesi amacıyla Eylül 2018 tarihinden geçerli olmak üzere kiraya verildiğini, kira sözleşme tarihinin 12/07/2018 olduğunu, sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından ...’e 1.900.000,00 TL arsa bedeli ve 19.100.000,00 TL inşaat bedeli olmak üzere toplam 21.000.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığını, bu kapsamda, ... tarafından istihdam edilecek olan tüm yüklenici, alt yüklenici ve tedarikçilere ödenecek ücret, malzeme ve işçilik bedelleri dahil olmak üzere ... yüklenici, alt yüklenici ve tedarikçilere yapacağı her türlü ödemenin İnşaat Sözleşmesi kapsamında ... yapılan ödemelerden karşılanacağının kararlaştırıldığını, inşaat işleri devam ederken ... konkordato talebinde bulunduğunu, talebinin kabul edilmeyerek 11/02/2019 tarihinde Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/1102 Esas sayılı dosyası ile iflasına karar verildiğini, ...n iflası sonucunda, kendisinden alacaklarını tahsil edemeyen yüklenici, alt yüklenici ve tedarikçilerin haksız bir şekilde ...’den olan alacaklarını davacı şirketten talep ettiklerini ve davacı şirkete karşı sayısız dava açarak gayrimenkuller üzerine tedbir koydurduklarını, davacı şirketin iyi niyet çerçevesinde yüklenici, alt yüklenici ve tedarikçilerin ...’den tahsil edemedikleri alacaklarını ödemeyi kabul ettiğini ve bu kapsamda 08/03/2019 tarihinde davalı şirket ve diğer 5 yüklenici ile bir sulh protokolü imzalandığını, protokol kapsamında davalı şirket dahil 6 yüklenici ve 70’e yakın alt yüklenici ve tedarikçiye toplamda 9.991.000,00 TL ilave ödeme yapıldığını, sulh protokolü ile ayrıca yapılan ödemeler karşılığında o tarihe kadar yapılan tüm işlerden dolayı davacı şirketin ibrasına ve İnşaat Sözleşmesi kapsamında eksik kalan işlerin davalı şirket ile birlikte yüklenicilerden ... Şirketi tarafından tamamlanmasına karar verildiğini, davacı şirket ve yükleniciler arasında 08/09/2019 tarihinde Yarım Kalmış İşlerle İlgili İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, yüklenicilere bu işler karşılığında toplam 13.609.000,00 TL ödenmesinin kararlaştırıldığını, yüklenicilerin Yarım Kalan İşler İnşaat Sözleşmesi kapsamında İnşaat Sözleşmesine uygun olarak tamamlanmamış olan eksik işleri Yarım Kalmış İşlerle İlgili İnşaat Sözleşmesi’nde yer alan süreler içerisinde en geç 30/06/2019 tarihini geçmemesi kaydıyla, anahtar teslim şeklinde yaparak davacı şirkete teslim etmeyi taahhüt ettiklerini, davacı şirketin Yarım Kalan İşler İnşaat Sözleşmesi’nde taahhüt ettiği tüm ödemeleri sözleşme hükümlerine uygun olarak yapmış olmasına rağmen, yüklenicilerin belirtilen sürelere uymadığını, işleri tamamlayarak davacı şirkete teslim etmediklerini, davacı şirketi zarara uğrattıklarını, işin teslim edilmesi gereken tarihten itibaren sözleşmenin feshine kadar 4 yıl 2 ay geçmiş olmasına rağmen, kesin kabulün Yarım Kalan İşler İnşaat Sözleşmesi’ne uygun olarak gerçekleştirilmediğini ve davacı şirketten sözleşme bedeli dışında sürekli ek ödemeler talep ettiğini, davacı şirketin Yarım Kalan İşler İnşaat Sözleşmesi’nin madde 5.2.(a) uyarınca 1.509.000,00 TL tutarındaki ödemesini 08/03/2019 tarihinde 11 adet çek ile yaptığını ve çek bedellerinin vade tarihinde ödendiğini, madde 5.2.(b) uyarınca, hakedişlere uygun olarak, 2.500.000,00 TL tutarındaki ödemesini 15 adet çek ile davalı şirkete zamanında yaptığını, bakiye 3.500.000,00 TL ödemenin Ankara’daki okul için yapı kullanım izninin davalı şirket tarafından Yarım Kalan İşlerle İlgili İnşaat Sözleşmesi’ne uygun şekilde alınmadığından Mersin’deki okullar için ise yapı kullanım izni alınmış olmakla beraber yine Yarım Kalan İşler İnşaat Sözleşmesi’ne uygun olarak kesin ve süresiz şekilde alınmadığından ve kamulaştırma şerhi de kaldırılmamış olduğundan muaccel olmadığını, bu nedenle davacı şirketin ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, ayrıca muaccel olmayan bedelden mahsup edilmek üzere çeşitli tarihlerde davalı şirkete ödeme yükümlülüğü bulunmamasına rağmen 2.144.000,00 TL avans ödemeleri yapıldığını, davalı şirketin talepleri doğrultusunda üçüncü kişilere yapmakla yükümlü olduğu ödemelerin bir kısmının işlerin bir an önce bitirilmesi için davacı şirket tarafından yapıldığını, bu ödemelerin de 4.147.181,83 TL olduğunu, davacı şirketin Ankara’daki okul için .... Tic. Ltd. Şti. ile 15/01/2021 tarihinde kira sözleşmesi imzaladığını, ancak Ankara’daki okul binasının mevzuata uygun olmaması ve davalı şirket tarafından okulun faaliyete geçmesine kadar yapı kullanım izninin alınamayacağının anlaşılması nedeni ile kira ilişkisinin 12 ay içerisinde ... tarafından sona erdirildiğini, bu nedenle taahhütlerini yerine getiremeyen davacı şirketin hem itibar kaybına hem de kira geliri kaybına uğradığını, bu itibarla davalı şirketin cezai şart ödeme yükümlülüğü doğduğunu ileri sürerek 23.600.000,00 TL olan cezai şartın fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.900.000,00 TL ile Ankara’daki okul için 1 yıllık kira bedeli olan 7.200.000,00 TL bedelin yarısı olan 3.600.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline ve avalı şirketin bu davaya konu taleplere yetecek miktarda menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ve bankalar nezdindeki hesaplarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece 22/12/2023 tarihli ara karar ile, dosyanın bulunduğu aşama itibariyle henüz yeterli kanaat oluşmadığı ve sunulan bilgi ve belgeler uyarınca tarafların edimlerini yerine getirip getirmediği hususunun yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle davacı vekilinin htiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, davalı şirketin yarım kalan işler inşaat sözleşmesi’ndeki yükümlülüklerini yerine getirmeyerek müvekkili şirketi zarara uğrattığını, taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen uyuşmazlık bakımından ihtiyati hacze hükmedilmesi için gereken yasal şartların oluştuğunu, müvekkili şirketin para alacağının rehin ile güvence altına alınmadığını ve alacağın muaccel hale geldiğini, zira yüklenicilerin, Yarım Kalan İşler İnşaat Sözleşmesi’nin 8(b) maddesi uyarınca “… Gayrimenkuller üzerinde inşa edilen Özel Eğitim Tesisleri’nin, İnşaat Sözleşmesi ve eki ruhsatlara uygun olarak yapılmaması veya kesin kabulün bu sözleşmenin 7.2. maddesine uygun olarak gerçekleştirilmemesi halinde, mal sahibine sözleşme bedeli ve sulh bedeline eşit miktarda bir cezai şartı ödeyeceklerdir” şeklinde düzenleme yapıldığını, madde uyarınca kesin kabul için işin anahtar teslimi yapılması, yani binaların okul olarak faaliyete hazır şekilde yapılıp yapı kullanım izni dahil tüm izinleri alınmış olarak müvekkili şirkete teslim edilmesi gerektiğini, davalı şirketin işin anahtar teslimi yapılması için Yarım Kalan İşler İnşaat Sözleşmesi’nde öngörülen 30/06/2019 tarihinde işi teslim edemediğini ve bu nedenle müvekkili şirketin cezai şart alacağının muaccel hale geldiğini, keza tazminat alacağının da Yarım Kalan İşler Sözleşmesi uyarınca işin gereği gibi yerine getirilmemesi ve bu sebeple müvekkilinin kira kaybı dahil maddi ve manevi zarara uğramasından itibaren muaccel hale geldiğini,ilk derece mahkemesine sundukları delillerin alacağın varlığına kesin kanaat getirilmesi için yeterli olacak ölçüde ve açıklıkta olduğunu, hiçbir okul için kesin kabul gerçekleşmediğinin açıkça tespit edilebilir halde olduğunu, davalı şirket tarafından 20/06/2019 tarihine kadar tamamlanması taahhüt edilmekle beraber Ankara’daki okul için yapı kullanım izni alınmadığını, Mersin’deki okulların yapı kullanım izin sürelerinin 10 yıllık olarak süreli alındığını ve Mersin’deki okullar üzerindeki kamulaştırma şerhinin kaldırılmadığını, ihtiyati haciz talebinin reddi kararının telafisi imkânsız zararlar doğurabileceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. Maddesinde de; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir.Yukarıda açıklanan kanun maddeleri kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; dava dosyası henüz layihalar aşamasında olup, tarafların iddia ve savunmalarını ispatlayacak deliller tam olarak toplanmamıştır. Bu itibarla mahkemece, olayda İİK'nın 258. Maddesinde aranan yaklaşık ispat şartının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun olmuştur.Açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, tarafların iddia ve savunmaları ile tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin mahkeme ara kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerine göre usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, yaklaşık ispat kriterleri ile yargılama sırasında sunulacak delillere göre talep halinde ihtiyati haciz şartlarının her zaman yeniden değerlendirilebileceği göz önüne alındığında, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmektedir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2023 tarih ve 2023/770 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 20/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
20.03.2024 REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Borçlar Hukuku 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.353/1 HMK md.355 İİK md.258 K6098 md.257 İİK md.257 HMK md.362/1 K6100 md.355