4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2009/14849 E. , 2010/11670 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 10/03/2009 gününde verilen dilekçe ile ... ile ... ...'ın aynı kişi olduğunun tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10/09/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Davacı ad ve soyadının ... olduğunu, çevresinde "..." olarak bilindiğini, boşanmadan önceki evlilik soyadının "..." olduğunu, davalı idareye sunulmak üzere hazırladığı ... raporlarını “... ...” olarak imzaladığını belirterek, imza sahibi kişinin kendisi olduğunun tespitini istemiştir.
Davalı idare ise, günlük yaşamda kullandığı ismiyle belge düzenleyen davacının, Nüfus Müdürlüğü'ne karşı ad ve soyadı düzeltilmesi davası açabileceğini, Resmi Gazetede yayınlanıp yürürlüğe giren Yeterlilik Belgesi Tebliği kapsamında dava dışı ... şirketinde görev almasına ilişkin başvuru yazısı ve ekleri incelenen davacının imza örnekleri ve ... deneyim belgelerindeki ad ve soyadının farklı olduğunu, idareye sunduğu belgelerden kim olduğu tam olarak belirlenemeyen davacının isteminin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı idare tarafından temyiz olunmuştur.
Kural olarak adli yargı yerinde idareyi belirli yönde işlem yapmaya zorlayıcı karar verilemez. Davacı, davalı idareye sunduğu belgede adı ve soyadı yazılı kişi ile resmi kayıtlarda yazılı kişinin kendisi olduğunu tespit edilerek, idareyi belli doğrultuda işlem yapmaya zorlayıcı yönde bir karar verilmesini istediğine göre böyle bir uyuşmazlığın çözüm yeri adli yargı olmayıp 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2. maddesi gereğince kamu hukuku kuralları içerisinde inceleme yapacak olan idari yargı yeridir. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.