Aramaya Dön

Danıştay 4. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2020/4144
Karar No
K. 2023/3525
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Vergi Hukuku

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2020/4144 E.  ,  2023/3525 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y

DÖRDÜNCÜ DAİRE

Esas No: 2020/4144
Karar No: 2023/3525
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacı adına, …Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında ''davacının 6111 sayılı Kanun kapsamında borçlarını yapılandırdığı, ödeme yapmadığı için yapılandırmanın iptal edilmesinden sonra oluşan yeni hukuki duruma göre, yapılandırma konu amme alacaklarının tahsili amacıyla yeniden ödenme emri düzenlenmesi ve tebliği edilmesi'' hükmüne yer verildiğinden bahisle düzenlenen … tarih … ila …, … tarih ve … ila … ve … tarih ve …, … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 27/03/2019 tarihinde Mahkemelerinin kayıtlarına giren davalı idare dilekçesinde, davacı adına düzenlenen … tarih ve … numaralı ödeme emirlerinin takipten kaldırıldığı anlaşıldığından, belirtilen ödeme emirlerine yönelik olarak işin esası hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı, anılan ödeme emirlerine ilişkin yargılama giderlerine gelince, dava konusu olayda uyuşmazlık konusu ödeme emirlerin tebliğ edildiği tarihten önce iptal edilmek suretiyle ortadan kaldırılmasına rağmen, davalı idarece ödeme emirlerinin davacıya tebliğ edildiği, bu haliyle davacının dava açmasına sebebiyet verildiği açık olduğundan yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılması gerektiği, dava konusu diğer ödeme emirleri yönünden, uyuşmazlık konusu amme alacakları dolayısıyla davacının mal varlığı üzerine uygulanan haciz işlemlerinin kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle Mahkemelerinin E:… esasına kayıtlı dosyada dava açıldığı, yapılan yargılama neticesinde Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davacının malvarlığı üzerine uygulanan uygulanan haciz işlemlerinde yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğinden, davalı idarenin davacı hakkında tatbik edilen haciz işlemleriyle tahsil zamanaşımının kesildiği iddiasının yerinde olmadığı, öte yandan; Mahkemelerinin bahsi geçen kararında, dava dosyasının konusu olan ödeme emirlerinden önce davacı adına uyuşmazlık konusu amme alacaklarına ilişkin olarak düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğine karar verildiğinden, davalı idarenin davacı adına düzenlenip tebliğ edilen ödeme emirleriyle tahsil zamanaşımının kesildiğine yönelik iddiasına da itibar edilmediği, 13/06/2019 tarihli ara kararı ile davalı idare tarafından, tahsil zamanaşımının kesildiğine yönelik olarak, 2006, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında yapıldığı iddia edilen tahsilatlara ait bilgi-belge ve tahsilat fişlerinin istenildiği ve davalı idare tarafından dosyaya ibraz edildiği, ibraz edilen belgeler incelendiğinde, tahsilatların büyük çoğunluğunun uyuşmazlık konusu amme alacaklarına ilişkin olmadığı, uyuşmazlık konusu amme alacaklarına ilişkin yapılan tahsilatların ise çok cüzi olduğu (0,01-TL), yalnızca 2000 ve 2001 yıllarına ilişkin amme alacakları ile ilgili yüksek tutarlı tahsilatın yapılmış olduğunun tespit edildiği, bahsi geçen tahsilatın kim tarafından yapıldığının belli olmadığı ve daha sonra da iptal edildiği, bahsi geçen cüzi ödemelerin, davacı tarafından kendi özgür iradesiyle yapıldığının kabulünün, iktisadi icaplara ve hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, cüzi ödemelerin tahsil zamanaşımını kesmek amacıyla yapıldığı sonucuna varılarak, davalı idarenin yapılan tahsilatlarla tahsil zamanaşımının kesildiğine ilişkin iddiasının da yerinde görülmediği, davalı idare tarafından, davacının 31/05/2011 tarihinde 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma başvurusunda bulunduğu ve borçları yapılandırdığı ve tahsil zamanaşımının kesildiğine yönelik iddiasına gelince, davacı vekili tarafından 13/05/2019 tarihinde Mahkemeleri kayıtlarına giren dilekçede; yapılandırma başvurusunun yapıldığı tarihte davacının ceza evinde olduğundan dolayı anılan başvurunun davacı tarafından yapılmadığının iddia edildiği, 13/06/2019 tarihli ara kararı ile anılan yapılandırma başvurusunun aslının yahut onaylı ve okunaklı bir örneğinin Mahkemelerine gönderilmesinin davalı idareden istenildiği, davalı idarenin 08/07/2019 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçesinde; internet ortamında başvuruda bulunulduğundan ve kağıt ortamında yapılan bir başvuru bulunmadığından başvuruya ilişkin belgelerin gönderilemediğinin beyan edildiği, dolayısıyla davalı idarece, davacının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğu yapılandırma başvurusunun davacı tarafından yapıldığı somut bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığından, davalı idarenin bu hususa ilişkin iddiasına da itibar edilmediği, bu haliyle vade tarihleri 2001, 2002 ve 2007 yılları olan ve 2006, 2007 ve 2012 yıllarında zamanaşımına uğrayacak olan uyuşmazlık konusu amme alacakları ile ilgili tahsil zamanaşımını kesen bilgi ve belgeler dosyaya ibraz edilemediğinden, dava konusu amme alacaklarının tahsil zamanaşımına uğradığı, zamanaşımına uğrayan anılan amme alacaklarının tahsili ammacıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davanın kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Mahkemelerinin, davacının 6111 sayılı Kanun başvurusu ile alacakların nitelik değiştirdiğini kabul ederek eski borcun sona erdiğini ve yeni bir borç oluştuğunu ve yeni borç için yeniden takip işlemlerine başlanılması yönündeki kararının, davacının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurunun Mahkemelerince kabul edildiği anlamına geldiği, anılan Kanun'un 2. maddesi gereğince yapılandırma talebinde bulunulması nedeniyle haksız yere açılan davanın reddedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Temyiz isteminin reddine,

2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacı adına düzenlenen … tarih ve … numaralı ödeme emirleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve anılan ödeme emirlerine ait yargılama giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına yönelik hüküm fıkrasının oybirliğiyle ONANMASINA, anılan ödeme emirleri dışında kalan ve davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin ise üye … ve üye …'in karşı oyu ile oyçokluğuyla ONANMASINA,

3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,

4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 14/06/2023 tarihinde karar verildi. (X) KARŞI OY :

Davacı tarafından, adına düzenlenen … tarih … ila …, … tarih ve … ila … ve … tarih ve … numaralı ödeme emirlerin iptali istemiyle dava açılmış; Vergi Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş; davalı idarenin istinaf başvurusu reddedilmiş; davalı idarece bu kez temyiz isteminde bulunulmuştur. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddesinde, kararlarda bulunacak hususlar sayılarak, kararlarda kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesinin yer almasının zorunlu olduğu kurala bağlanmış; aynı Kanun'un "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması halinde kararı bozacağı hüküm altına alınmıştır.

Danıştay'ın kimi kararlarında belirtildiği gibi, yargılama hukukunda, yargı (hüküm), uyuşmazlığı çözmekle görevli ve yetkili yargı yerinin, yargılama sürecinin sonunda ulaştığı sonuçtur. Yargı yerinin bu sonuca ulaşırken bir gerekçeye dayanması, Anayasa'nın 141. ve 2577 sayılı Kanun'un 24. maddeleri uyarınca zorunlu olup Anayasa'nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi bağlamında adil yargılanma hakkı kapsamında güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının da bir gereğidir. "Hakimin, önüne gelen uyuşmazlıkla ilgili olarak saptadığı maddi olaylar ile verdiği hüküm arasındaki hukuki değerlendirme" olarak tanımlanan gerekçe, aynı zamanda kararın hukuka uygunluğunun denetlenmesini de sağlar. Danıştay'a göre kararların birden fazla ve birbirinden farklı gerekçeye dayanması beraberinde kimi sakıncaları da doğurmaktadır; kararda, hakimi uyuşmazlığın çözümünde tek başına yargıya götürmeye yeterli bir gerekçe gösterilmiş iken, farklı ikinci bir gerekçeye daha dayanılması, yargı yerinin ilk gerekçeye ve bu gerekçenin sonucu olan yargıya güvensizliğini gösterdiği gibi tarafların aralarındaki uyuşmazlığın adilane bir çözüme kavuşturulduğu konusundaki inançlarını da zedeleyecektir. Bu durum hukuki belirlilik ilkesine de aykırılık teşkil edecektir. Ayrıca birden fazla ve farklı gerekçeyle karar verilmesi, temyiz merciince, kararın ve dayanağı gerekçenin hukuka uygunluğunun denetiminin yapılmasını da güçleştirecektir. (Bu konuda UYAP'ta yer alan kimi Danıştay kararları; Danıştay Dördüncü Daire 29/01/2019, E.2018/9125, K.2019/638; Yedinci Daire, 30/03/2006, E.2004/282, K.2006/1032; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 13/10/2021, E.2020/68, K.2021/1308; 16/11/2022, E.2022/1278, 1284, K.2022/1421, 1422 sayılı kararları).

Bakılmakta olan davada Vergi Mahkemesince, ''dava konusu, … tarih … ila …, … ila …, … tarih ve … ila … ve … tarih ve … ödeme emirleri yönünden, uyuşmazlık konusu amme alacakları dolayısıyla davacının mal varlığı üzerine uygulanan haciz işlemlerinin kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, Mahkemelerinin … tarih ve E: …, K:… sayılı kararı ile davacının malvarlığı üzerine uygulanan uygulanan haciz işlemlerinde yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğinden, davalı idarenin davacı hakkında tatbik edilen haciz işlemleriyle tahsil zamanaşımının kesildiği iddiasının yerinde olmadığı, gerekçesine yer verildikten sonra, yine Mahkemelerinin aynı kararına atıf yapılarak, dava dosyasının konusu olan ödeme emirlerinden önce davacı adına uyuşmazlık konusu amme alacaklarına ilişkin olarak düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğine karar verildiğinden, davalı idarenin davacı adına düzenlenip tebliğ edilen ödeme emirleriyle tahsil zamanaşımının kesildiğine yönelik iddiasına da itibar edilmediği yönünde ikinci ve farklı bir gerekçeye yer verildiği, davalı idare tarafından, tahsil zamanaşımının kesildiğine yönelik olarak, 2006, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında yapıldığı iddia edilen tahsilatlara ait bilgi-belge ve tahsilat fişlerinin incelenmesi neticesinde, bahsi geçen cüzi ödemelerin, davacı tarafından kendi özgür iradesiyle yapıldığının kabulü, iktisadi icaplara ve hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, cüzi ödemelerin tahsil zamanaşımını kesmek amacıyla yapıldığı sonucuna varılarak, davalı idarenin yapılan tahsilatlarla tahsil zamanaşımının kesildiğine ilişkin iddiasında da hukuka uyarlık bulunmadığı yönünde üçüncü ve farklı bir gerekçeye yer verildiği, davalı idare tarafından, davacının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma başvurusunda bulunduğundan dolayı tahsil zaman aşımının kesildiğine yönelik iddiasının, davalı idarece, davacının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma başvurusunda bulunduğuna yönelik somut bilgi belgelerle ortaya konulamadığından, davalı idarenin tahsil zamanaşımının kesildiğine yönelik bu iddiasına da itibar edilmediği'' yönünde dördüncü ve son olarak farklı bir gerekçeye yer verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalı idarenin istinaf istemi de Vergi Dava Dairesince, Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.

Bu durumda, yargılama kurallarına uygun düşmeyen ve kararı etkileyebilecek nitelikte birbirinden farklı ve birden fazla gerekçeye yer verilmek suretiyle dava konusu ödeme emirlerini iptal eden Mahkeme kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararda hukuka uygunluk bulunmadığından temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesine atıf yapılarak verilen Daire kararına katılmıyoruz.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.