4. Hukuk Dairesi

Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; birleşen davanın kısmen kabulüne, asıl davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı birleşen davada davalı DASK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... şirketine 26149001 Dask Poliçe numarası ile Cıgişim Mah. ... Kemah/Erzincan adresinde bulunan evini 106.250,00 TL sigorta bedeli ile sigorta ettirdiğini, 22.09.2011 tarihinde Erzincan İli Kemah İlçesinde meydana gelen deprem sonucunda müvekkilinin evinin orta derecede hasar görerek oturulmaz hale gelmiş bulunduğunu, yapılan teknik incelemeler sonucunda evin güvenlik tedbiri alınarak yıkılmasının gerektiği sonucuna varıldığını, müvekkilinin belediyeye, Erzincan Valiliği Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'ne müracaat ettiğini, ancak netice alamadığını, davalı ... şirketine yapmış olduğu müracaatın ise reddedilmiş olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL alacağının 22.09.2011 tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl dava dosyasındaki taleplerini aynen tekrar ederek 22.09.2011 tarihinde Erzincan Kemah'da meydana gelen depremde müvekkilinin davalı tarafından sigortalı bulunan evinde meydana gelen toplam 60.375,00 TL miktarındaki zararın faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; DASK poliçesinin müvekkili şirketin acentesi tarafından düzenlenmesinin kanundan kaynaklı olduğunu ve davada müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Birleşen davada davalı DASK vekili cevap dilekçesinde; Afet Sigortaları Kanunu'na göre bir hasarın DASK tarafından karşılanabilmesi için bu hasara depremin doğrudan neden olması ve deprem sonucu meydana gelmesinin gerektiğini, dava konusu evin mühendislik hizmeti görmemiş, kerpiç bir yapı olduğunu ve evin afet etkililik sınırları içinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 25.05.2016 tarihli ve 2014/883 Esas, 2016/477 Karar sayılı kararı ile; davalılardan Groupama Sigorta AŞ'nin, DASK - Zorunlu Deprem Sigortasını düzenlemiş acente olduğu, zorunlu deprem sigortası poliçelerinin, yetkili sigorta şirketleri ve bu şirketlerin acenteleri aracılığı ile DASK nam ve hesabına düzenlendiği, sigorta acentesinin müvekkili namına düzenlemiş bulunduğu sigorta poliçelerinden dolayı doğrudan sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, davalı Groupama Sigorta A.Ş aleyhine açılan davada bu davalı aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115/2 nci maddeleri uyarınca usulden reddine, binanın orta hasarlı hale gelmesinde ana etkenin deprem değil binanın eski olması ve zemin oturması olduğunun bilirkişi raporları ile sabit olduğu, deprem sebebiyle bu evde hasar meydana gelmediği, depremin sadece evin orta hasarlı hale gelmesini tetiklemiş olup ikinci etken olduğu gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın da reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.10.2019 tarihli ve 2017/816 Esas, 2019/9342 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut uyuşmazlıkta, davacının Cıgişim Mah. ... Kemah/Erzincan adresinde bulunan iki katlı kerpiç yığma evinin davalı Groupama Sigorta AŞ tarafından davalı DASK hesabına zorunlu deprem sigortası ile sigortalandığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili; sigortalı evinin 22.09.2011 tarihinde Erzincan İli Kemah İlçesinde meydana gelen deprem sonucunda orta derecede hasar görerek oturulamaz hale geldiğini belirterek deprem nedeniyle meydana gelen zararının giderilmesini talep etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; hasara yol açtığı iddia edilen depremin 22.09.2011 tarihinde Refahiye ilçesi Cengerli köyü yakınlarında olduğu, depremin büyüklüğünün 5.6 olup şiddetinin ise 6 olduğu, depremin merkez üssünün Kemah’a uzaklığının yaklaşık 30 km. olduğundan 5.6 büyüklüğündeki bir depremin 30 km uzaklıktaki binalarda hasar meydana getirme ihtimalinin çok düşük bulunduğu, binadaki hasarların depremden ziyade zemindeki oturmalardan ve binanın eski ve zemin inşaat ilişkisi teknik olarak birleştirilmediği için oluştuğu, bu nedenle söz konusu zararın teminat kapsamında olmadığı belirtilmişse de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Dosya kapsamında yer alan; Erzincan Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'nün 02.12.2011 tarihli yazısında dava konusu evin 22.09.2011 tarihinde meydana gelen depremde orta derecede hasar gördüğü ancak afete etkili sınırlar içerisinde olmadığından yapılacak bir işlem bulunmadığı şeklinde çelişkili ifadeler kullandığı anlaşılmıştır. Yine dosya kapsamında yer alan Belediye yazısında; evin bazı yerlerinde zemin oturmasına bağlı olarak ayrılmalar ve çatlamalar meydana geldiği, bu binanın eski olmasından dolayı binada oturulmasının sakıncalı olduğu, boşaltılması ve gerekli güvenlik önlemleri alınarak yıkılması gerektiği belirtilmiş olup her ne kadar bilirkişi raporunda; 5.6 büyüklüğündeki bir depremin 30 km uzaklıktaki binalarda hasar meydana getirme ihtimalinin çok düşük bulunduğu, binadaki hasarların depremden ziyade zemindeki oturmalardan ve binanın eski ve zemin inşaat ilişkisi teknik olarak birleştirilmediği için oluştuğu belirtilmişse de sonuçta deprem olmasaydı da dava konusu sigortalı evin zarar görüp görmeyeceği netleştirilmemiştir. Sigorta poliçesindeki deprem rizikosunun amacı deprem nedeniyle meydana gelen hasarın yani riziko nedeniyle oluşan gerçek zararın giderilmesi olup, sözü edilen deprem gerçekleşmeseydi de sigortalı evde zarar meydana gelip gelmeyeceği hususunun yeniden alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınıp netleştirilerek binada deprem sonucunda meydana gelen gerçek zararın belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava dosyasında davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, birleşen dava dosyasında bilirkişi heyetince sunulan 19.01.2022 tarihli kök rapor ve 13.06.2022 tarihli ek rapor içeriğinde açıkça davacıya ait evdeki hasarın deprem kaynaklı olup deprem gerçekleşmeseydi hasarın meydana gelmeyeceği bildirildiğinden, birleşen davanın kabulü ile, 60.375,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 07.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe teminat limiti ile sınırlı sorumlu olmak kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı DASK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Birleşen davada davalı DASK vekili temyiz dilekçesinde; hasar dosyası incelendiğinde müvekkili kurumun hasar birimi tarafından konutta zemin oturmalarına bağlı olarak ayrılmalar ve çatlamalar meydana geldiği ve binanın eski olmasından dolayı binada oturulmasının sakıncalı olduğu ve yıkılması gerektiği, Erzincan AFAD tarafından verilen belgede konutun deprem etki alanı içerisinde bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği, binanın "mühendislik hizmeti görmemiş kerpiç bir yapı" olduğu, bu nedenle davaya konu taşınmazın teminat dışı olduğunu, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nın “Sigorta Ettirenin Beyan Yükümlülüğü Fesih ve İptaller” başlıklı C.2 maddesinin dikkate alınmadığını, A.3- 3.6- gereği belirli bir deprem hadisesine bağlı olmaksızın binanın kendi kusur ve özellikleri nedeniyle zamanla oluşan zararların teminat dışı olduğunu, müvekkili kurum temerrüde düşmediği için faiz talebinin reddi gerektiğini, muafiyet tutarının dikkate alınması gerektiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıya ait davalıya zorunlu deprem sigortası ile sigortalı konutta deprem nedeniyle oluşan hasar bedeli talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1453 vd. maddeleri, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; birleşen davada davalı DASK vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Birleşen davada davalı DASK vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 587 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi gereğince davalı ... (DASK) harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap