Aramaya Dön

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/808 Esas
KARAR NO: 2024/269
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/04/2018
KARAR TARİHİ: 13/03/2024

Mahkememizde görülen Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ----- tarihli iki adet ------ imzalandığını, sözleşme uyarınca yüklenici sıfatına sahip davalının ---- parselde yapılmakta bulunan ----- projesindeki yatay ofislerden---- numaralı teras ofis ile ---- numaralı bahçe ofisi niteliğindeki bağımsız bölümlerin satın alındığını, sözleşmenin 7.bölümünün A maddesinde inşaatın bitim ve teslim tarihinin 31.08.2015 olarak vaad edilmesine rağmen, belirtilen tarihte tesliminin yapılmadığını, sözleşmenin 7.bölümünün B maddesinde kararlaştırıldığı üzere davalıya zımnen 4 aylık ek süre tanındığını, son teslim tarihinin 31.12.2015 olduğunu, ancak bu tarihte de müvekkiline teslim edilmediği gibi kullanıma da uygun hale getirilmediğini, müvekkilinin kararlaştırılan satım bedelinin ödeme planına uygun olarak ödeyerek yükümlülüklerini tamamen yerine getirdiğini, davalının müvekkilinin hak kaybına uğraması için kasıtlı hareketlere giriştiğini, bu bağlamda inşaat bitmediği halde teslim tutanağının imzalanması, aksi takdirde belediye ve türlü resmi kurumlarda işlemlerin sekteye uğrayacağını, taşınmazın bir an önce teslimi için bu tutanağın imzalanmasının yasal zorunluluk olduğunu beyan ile 29.12.2015 tarihinde şantiye sahası dahi bitirilmeden halka açık alanlar kapalı ve yaşama uygun olmadığı halde, iradesini sakatlatmak suretiyle teslim tutanağını imzalattığını, teslim tarihi 2015 olan bir projenin 2017 yılı sonuna kadar İnşaatının devam etmesi, şantiye sahasının bitirilmemesi, halka açık alanların kapalı olması, bağımsız bölümlerin kullanılamaz olduğunun açık bir göstergesi olduğunu, müvekkili tarafından 17.11.2016 ve 06.12.2016 tarihinde çekilen fotoğraflardan da anlaşıldığı üzere, şantiye sınırlarının halka açık alanlarının panel ile kapalı olduğunu, ofis bölgesinde yaşamın başlamasının mümkün olmadığının belirlendiğini, müvekkilinin 08.03.2018 tarihinde söz konusu taşınmazların tapusunu aldığını, ancak projenin açıklandığı üzere, tamamlanmadığını ve yararlanmaya uygun olmadığını, müvekkilinin çok ciddi bir kira geliri kaybının bulunduğunu iddia ile teslim tarihi olan 31.12.2015 tarihinden itibaren projenin tamamlanmamış, kullanıma ve yararlanmaya uygun olarak zamanında teslim edilmemiş olması dolayısıyla hesaplanacak kira kaybı alacağı için şimdilik 10.000 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, özetle; Öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini; müvekkili şirketin teslim tarihini sözleşme hükümlerine uygun şekilde ertelediğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7/D maddesi uyarınca, mücbir sebeple teslem süresinin revize edilerek 31.12.2015 tarihi olarak değiştirildiğini,--------projesi şantiyesinde 06.09.2014 tarihinde meydana gelen elim kaza ile birlikte gerekli yasal tahkikatların yapılabilmesi amacıyla şantiyede inşa faaliyetlerinin durdurulduğunu, sonrasında İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin önlemlerin A'dan Z'ye büyük bir titizlik ile kontrol edilmesi amacıyla bu defa idari kurumlar tarafından resmi olarak durdurulduğunu, sonraki süreçte idari kurumdan gelen bilgilendirme ve izinler doğrultusunda şantiyede iş sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin çalışmalar tamamlanarak-------- projesinde inşa faaliyetlerinin yeniden başladığını, şantiyede faaliyet gösteren 50'den fazla firmanın ve onarım ekiplerinin tekrar organize edildiğini, yaklaşık 4 aylık sürede projede herhangi bir inşa faaliyeti yürütülmediğini, anılan sürelerin teslim süresine eklenmesi gerektiğini, müvekkilinin 06.04.2015 tarihli yazı ile davacıya sözleşmenin 7/A maddesinde belirtilen teslim tarihinin 31.12.2015 tarihi olarak değiştirildiğini bildirdiğini, akabinde 25.12.2015 tarihli yazı ile de, bağımsız bölümlerin-------itibariyle teslime başlanacağının bildirildiğini, mücbir sebep dışında da esasen müvekkilinin sözleşmenin 7/B maddesi uyarınca, alıcının izni olmaksızın da 4 ay uzatma hakkı bulunduğunu, sözleşmeler ve eki teknik şartname hükmü uyarınca, bağımsız bölümlerin --------- şeklinde teslimi gerektiğini, diğer bir ifade ile dava konusu taşınmazın sadece taşıyıcı sistemi ---- yapılarak ve cephesi/çatısı---- kapatılarak, ince yapı işleri yapılmadan alıcıya/davacıya teslimi esasının cari olduğunu, teslimden maksadın sözleşmeye konu yapının geçici teslimler ile beraber teslime hazır hale getirilmesi olduğunu, suyun, elektriğin şantiye tarifesinden olması, ortak alan kat bahçeleri ve diğer bağımsız bölümlerin henüz tamamlanmamış olması eksik veya kusur sayılmayacağına ilişkin sözleşmenin 7/P maddesi karşısında, davacı iddiasının kabul edilebilir bir yanı bulunmadığını, sözleşmenin 7/L maddesi uyarınca tüm eksikliklerin teslim tutanağında belirtilmesi gerektiğini, davacıya bağımsız bölümlerin teslimine ilişkin tutanakta belirtilmeyen bir eksikliğin sonradan ileri sürülmesinin hak ve nefaset kuralına aykırı olduğunu, sözleşmenin 7/M maddesi gereğince, teslim tutanağında belirtilen eksikler dışında alıcı bağımsız bölümü mevcut durumuyla kabul etmiş sayılacağını, başkaca herhangi bir değişiklik, ilave hak ve alacak talebinde bulunmayacağı düzenlemesi bulunduğunu, her ne kadar davacı teslim tutanaklarının iradesi sakatlanarak imzaladığını iddia etmiş ise de, bu iddianın abeste iştigal olduğunu, müvekkili şirketin bu güne kadar gerçekleştirdiği projelerin tamamında dürüstlüğü ve müşteri memnuniyetini ön planda tuttuğunu, teslim aldığı bağımsız bölümler ile ilgili 3 yıl sonra bu tarz asılsız itham ve iddialarda bulunmasının iftira niteliğini taşıdığını, davacının müvekkilini ibra ettiğini, bu nedenle de kira kaybının yerinde olmadığını savunarak haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

DELİLLER

Dava dilekçesi, cevap dilekçesi,----Dairesi ve ------- Müdürlüğünden gelen müzekkere cevapları.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava hukuki niteliği itibariyle Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinden kaynaklanan kira kaybı alacağının tahsiline ilişkindir. Mahkememizin ------ Karar sayılı ilamının------ Karar sayılı kararı ile kaldırılarak dosyanın mahkememize gönderildiği, dosyanın Mahkememiz esas defterinin ---- esas kaydı yapıldığı görülmüştür---------- Karar sayılı kararında "...Dava, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı kira kaybı alacağının tahsil istemine ilişkindir. Dava ilk olarak ------- sayılı dosyasına tevzi edilmiş, bu mahkeme tarafından davaya konu bağımsız bölümlerin ofis niteliğinde olduğu, davacının tüketici olmadığı görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi üzerine yargılamaya --------- numaralı dosyası ile devam edilmiştir. HMK m.2 uyarınca; dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalar ile şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK 4/1-a maddesine göre “Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır”. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 s.TTK'nın 5. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. Maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.

TTK'nın 4. maddesinde nelerin ticari dava olduğu açıklanmıştır. Buna göre hükümde sayılan dava ve işlerin yanı sıra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır. Anılan yasa hükümleri gereği, davalı tarafın ticari işletmesi bulunmadığından ve dava konusu da maddede sayılan mutlak ticari davalardan olmadığından davaya bakmaya görevli mahkeme genel mahkemelerdir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır.------- 6102 Sayılı TTK'nın 12.maddesine "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11.maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." 15.maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. ----- ya da--------- kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. -------- Somut uyuşmazlıkta yanlar arasında ofis niteliğindeki 44 ve 120 numaralı bağımsız bölümlerin satışı yönünde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlenmiştir. Söz konusu taşınmazların tapusu satış yoluyla davacıya devredilmiştir. ------ Ticaret Mahkemesi tarafından taraf delilleri toplanmış uyuşmazlığın esasına ilişkin deliller toplandıktan sonra davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm kurulmuştur. Davalı şirket tüzel kişiliğine sahip tacir olup, davacının tacir olup olmadığına ilişkin herhangi bir delil dosyada bulunmamaktadır. Satışa konu bağımsız bölümlerin ofis niteliğinde olması davanın ticari dava olduğu ve Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi sonucunu doğurmamaktadır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken davacının tacir olup olmadığına ilişkin delilleri toplamak ve davacının tacir olmaması halinde davanın ticari dava olmadığı gözetilerek, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemelerin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri olması gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı yokluğundan dolayı davanın usulden reddine karar vermekten ibaret olmalıdır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen değerlendirilmelidir. Mahkemenin görevine ilişkin deliller toplanmaksızın karar verilmiş olması sebebiyle kararın kaldırılması gerekmektedir..." gerekçesi ile kaldırılmıştır.Davacının tacir olup olmadığına ilişkin olarak mahkememizce inceleme yapılması için gerekli kurumlara müzekkere yazılmıştır.

TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.------yazılan yazıya verilen cevapta ise; Gerçek ve tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanlarının tasnifinden meydana gelen sicil fihristimizde yapılan incelemede yazınızda kimlik bilgisi verilen ----gerçek kişi ticari işletme kaydı, sicil kayıtlarımıza göre ortağı olduğu kollektif, komandit ve limited şirket kaydı bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydının bulunmadığı hususunda cevap verilmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının tacir olmadığı bu sebeple, dava konusu uyuşmazlığın 6102 sayılı yasanın 4. Maddesinde düzenlenen ticari davalardan sayılmadığı, davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, görev kuralları kamu düzeninden ve dava şartlarından olduğu için taraflar yönünden usuli kazanılmış hak oluşturmayacağından ve davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekeceğinden davanın görevle ilgili dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair takdiren aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

2.6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,

3.HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli--------Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ------- Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,

4.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2.maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,

5.Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -------- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak karar verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 13/03/2024

Karar Etiketleri
13.03.2024 REDDİNE YERELHUKUK DIGER Ticaret Hukuku 6102 sayılı TTK'nın 12.maddesine "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11.maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." 15.maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı TTK 4/1-a maddesine göre “Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır”. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 s.TTK'nın 5. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu TTK md.4 TTK md.4/1 HMK md.115/2 K6102 md.5 K6102 md.12 HMK md.331/2 TTK md.5 TTK md.12 K6102 md.5/3 K6102 md.4 HMK md.20 K6100 md.20