11. Hukuk Dairesi         2008/6613 E.  ,  2010/2420 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/02/2008 tarih ve 2007/654-2008/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2010 gününde davalı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı Skos Mühendislik Paz. Tic. Ltd. Şti'nin verdiği karşılıksız çeke dayanarak davalının alacaklı sıfatı ile dava dışı keşideci aleyhinde 29.08.2007 tarihinde ihtiyati haciz kararı aldığını, ihtiyati haciz kararının infazı için icra dairesinin ihtiyati haciz kararında borçlu şirketin adresinden farklı bir adres olan müvekkili şirket adresini borçlu şirket adresi gibi yazarak Bakırköy İcra Müdürlüğü ile beraber K.Çekmece İcra Müdürlüğüne de ihtiyati haciz talimatı gönderdiğini, müvekkili şirket adresi yazılarak K.Çekmece İcra Müdürlüğüne yazılan talimatın kötüniyetli olup, icra müdürü ile alacaklı avukatının görevini kötüye kullandıklarını, gün batımından sonra, yasaya aykırı olarak müvekkili işyerinde yapılan haciz sırasında, mal kaldırılma baskısında olan davacının 4.000 YTL nakit para ile 28.000 YTL tutarında teminat senedi vermek zorunda kaldığını ileri sürerek, icra veznesine yatırılan paranın ve 28.000 YTL bedelli senedin davacıya iadesine, % 40 tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı şirket adresine haciz için gidildiğini, ancak haciz işleminin uygulanmadığını, haksız haciz işleminden dolayı davacının zarar görmesinin ve tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, davacı şirket ile borçlu şirketin sahibinin aynı şahıslar olup, davacı şirketin haksız ve hukuka aykırı faaliyetlerini (kendilerine ait ve piyasada adı duyulmamış) borçlu S.K.O.S. firması üzerinden yürüttüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının icra dosyasına ödediği paranın istirdadını talep ettiği, istirdat davasının icra takibinin borçlusu tarafından açılabileceğinden icra takip borcunun üçüncü kişi tarafından ödenmiş olsa bile davacı sıfatının borçluya ait olduğu, borcu ödemiş olan üçüncü kişinin alacaklıya karşı istirdat davası açma hakkı olmadığı, davacının ancak İİK'nun 96 ve 97.maddelerine dayanarak istihkak davası açabileceği, açmış olduğu istihkak davasının lehine sonuçlanması halinde ihtiyati hacizden dolayı uğradığı zararın tazmini için dava açma hakkına sahip olduğu, süresi içinde istihkak davası açılmaması halinde haksız ihtiyati hacizden dolayı uğradığı zararın tazmini davasında borçluya karşı alınan ihtiyati haciz kararının haksız olduğunu ispat etmek zorunda olduğu, istirdat davası açma hakkı olmayan ve istihkak davası da açmayan davacının borçlu hakkında alınmış olan ihtiyati haciz kararının haksız olduğunun iddia ve ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, davalı tarafından dava dışı borçlu hakkında başlattığı icra takibinde davalı vekilinin yanlış bildirimleri nedeniyle müvekkiline ait işyerinde haciz yapılmak istenildiğini, icra baskısı altında müvekkilince nakit ve bono verilmek zorunda kalındığını iddia etmiştir.

Davalı şirket tarafından takip alacaklısı sıfatı ile doğrudan icra takibi yapılmak suretiyle çek keşidecisi olan dava dışı şirket aleyhinde yapılan icra takibinde, davacı... Doğalgaz Malzeme Paz. San ve Tic AŞ’nin borçlu olarak yer almadığı tarafların kabulündedir. Takip borçlusu dava dışı şirket ile davacı şirket arasında organik bağ olduğu iddiası icra müdürlüğü tarafından değerlendirilecek bir husus olmayıp, alacaklı şirket tarafından açılacak bir davada değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece, davaya konu icra takip dosyası getirtilip davacı tarafından borçlu olmadığı halde bir ödemesi olup olmadığı belirlenerek, yapılan ödemenin takip hukuku bakımından davacıya iadesi gerekip gerekmeyeceğinin tartışılması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
04.03.2010 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku İİK md.96