4. Hukuk Dairesi 2022/3503 E. , 2023/7924 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Davacının İtirazının Kabulü
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davacı vekili ve davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacının itirazlarının kabulüne, davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir. ... kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; yaya olan davacıya davalıca zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın 15.02.2020 tarihinde çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslahla talebini 92.971,35 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, geçerli bir maluliyet raporu bulunmadığından başvurunun usulden reddi gerektiğini, hatalı yönetmeliğe dayanılarak alınan maluliyet raporunun yeniden ve Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe uygun şekilde alınması gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini ve adli rapor ücretinden davalının sorumlu olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. III. ... KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... davalıca sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faiz yönteminin uygulanması gerektiği, %75 kusur ve %5 maluliyet oranı üzerinden yapılan hesaplamada davacının 67.486,89 TL sürekli maluliyet tazminatı alacağının bulunduğu, davacının bilirkişi hesap raporuna itiraz ettiği, itirazının reddi gerektiği" gerekçesiyle davanın taleple bağlı kalınarak kabulüne, 5.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin uygulanması gerektiğini ve hesaplamada davacının daha lehine olan son güncel verilerin esas alınması gerektiğini belirtmiştir.
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; geçerli bir maluliyet raporuyla başvuruda bulunmanın dava şartı olduğunu, geçerli bir maluliyet raporu bulunmadığından başvurunun usulden reddi gerektiğini, hatalı yönetmeliğe dayanılarak alınan maluliyet raporunun yeniden ve Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe uygun şekilde alınması gerektiğini, ceza dava dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, kusur yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, kusur raporunu kabul etmediklerini belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“…Sürekli iş göremezlik zararının ne şekilde hesaplanacağı konusunda gerek Karayolları Trafik Kanunu’nda gerekse Borçlar
Kanunu’nda açık bir hüküm yoktur. Yargıtay yerleşmiş içtihatlarına göre, poliçe tarihi nazara alınarak, 01.06.2015 tarihli Genel Şartlar öncesi PMF 1931 yaşam tablosuna göre, sonrası TRH 2010 yaşam tablosuna göre tazminat hesaplanması gerektiği benimsenmiştir. Somut uyuşmazlıkta poliçe tanzim tarihinin 12.09.2019 tarihi olduğu dikkate alındığında, tazminat hesaplamasının TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılması gerekmektedir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi tarafından verilen son kararlarda da, tazminatın her ne kadar TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplanması gerektiği görüşü benimsenmiş ise de, asgari ücret gelirinden tasarruf etmedeki güçlük dikkate alınarak hesaplamanın, % 1,8 teknik faize göre değil progresif rant yöntemine göre yapılması gerektiği içtihat edilmiştir. Bu nedenle yeniden hesap raporu alınarak sonuca gidilmiştir. Dosyada bulunan maluliyet raporu, 17.05.2021 tarihinde Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı uzman hekimler kurulu raporu olup, raporda kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümlerine uygun olarak, tüm tıbbi tedavi belgeleri incelenip, bizzat yapılan fiziki muayenesi sonunda %5 oranında sürekli maluliyete uğradığına, yaralanmasının geçirdiği kaza ile uygun illiyet bağının bulunduğuna, tıbbi iyileşme süresinin 135 güne kadar uzayabileceğine, ilk 45 günlük süre içinde bakıcı ihtiyacı bulunduğuna dair bilgilere yer verilmiştir. Davalı vekili bu raporun anılan yönetmeliğe uygun olmadığını iddia etse de, onun itirazının aksine bizzat muayeneleri yapılıp, düzenlenmiş olmasına, Devlet Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı veya Uygulama ve Araştırma Hastaneleri Adli Tıp Bölümüne hazırlanan bu kabil raporlar yeterli ve geçerlidir. Davalı vekili aksi yönde “tıbbi görüş” veya “uzman görüşü” de sunmadan yaptığı bu itirazı heyetimizce yerinde bulunmamıştır. Kusur raporu da kaza tespit tutanağı ile uyumlu olup kusur yönünden yapılan itirazın da reddi gerekir. Davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin maktu ücretin altında kalmamak üzere nisbi ücretin beşte biri oranında olmalıdır." gerekçesiyle davalının itirazlarının reddine, davacının itirazlarının kabulüne karar verilerek yeniden hüküm tesisine, davanın ıslah edilmiş haliyle kabulüne, 92.971,35 TL sürekli iş göremezlik tazminatının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hesaplamada davacının daha lehine olan son güncel verilerin esas alınması gerektiğini, buna yönelik itirazının reddedilmesinin yerinde olmadığını ve davacı lehine maktu değil tam oranda nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; geçerli bir maluliyet raporuyla başvuruda bulunmanın dava şartı olduğunu, geçerli bir maluliyet raporu bulunmadığından başvurunun usulden reddi gerektiğini, hatalı yönetmeliğe dayanılarak alınan maluliyet raporunun yeniden ve Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe uygun şekilde alınması gerektiğini, ceza dava dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini,uzlaşma hususunun netleştirilmesi gerektiğini, kusur yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, kusur raporunu kabul etmediklerini, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) poliçesi ile teminat altına alınan aracın 15.02.2020 tarihinde çarpması sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3.Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin isabetli olmasına, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli iptal kararı gereğince davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlenmesinin yerinde olmasına, kusur oranlarının netleşmiş olmasına, 17.05.2021 tarihli maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun olmasına, ek hesap raporunda kök rapora yapılan itirazların incelenmiş olmasına göre kök rapordaki verilerin esas alınarak ek rapor düzenlenmiş olmasında isabetsizlik bulunmamasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan ... kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
13.06.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Trafik kazasında bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin gerçek zararının hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve TRH 2010 Yaşam Tablosu'nun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin daha uygun olacağına karar verilmiştir.
Diğer yandan; Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı gereği, iş gücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ... Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir.
Somut olayda; davacının hak kazanabileceği iş gücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve ... tarafından karara esas kabul edilen 26.10.2021 tarihli aktüer raporunda, TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre ve % 1,8 teknik faiz uygulanarak, işleyecek devre bakımından "devre başı ödemeli belirli süreli rant" yöntemi kullanılarak 67.486,89 TL. tazminat hesaplanmış; bu rapordaki hesap tekniğine ve ... kararına davacı taraf itiraz etmiştir. Davacı yanın bu itirazı doğrultusunda ... tarafından alınıp hükme esas kabul edilen 19.01.2022 tarihli ek raporla TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak 92.971,35 TL. tazminat hesaplanmış olup, rapor bu yönüyle Daire uygulamalarımıza uygundur. Ancak ek raporda hesaplama 19.01.2022 tarihinde yapılmasına rağmen, kök rapor (26.10.2021) tarihi verileriyle hesaplama yapılması (güncel verilerle hesap yapılmayışı) doğru olmamıştır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle; davacının gerek kök rapora gerekse ek rapora itirazının bulunduğu, zarar hesabında işleyecek devre bakımından esas alınacak asgari ücretin miktarı (hangi yıla ait asgari ücretin kullanılacağı) noktasında davacının ek rapora haklı itirazı bulunmasına rağmen, 19.01.2022 tarihli aktüer ek raporunda 26.10.2021 tarihli kök rapor verilerinin (2021 asgari ücretinin) kullanılmasının doğru olmadığı, hesaplamanın güncel asgari ücret üzerinden yapılması için ... kararının davacı yararına bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.