5. Ceza Dairesi

mahkümiyetine, sanık ...'in atılı görevi kötüye kullanma suçundan beraetine Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Duruşma gününü bildiren çağrı kağıdının müşteki kuruma usulüne uygun tebliğ edilmesinden sonra, gerek müşteki kurum temsilcisinin veya vekilinin yazılı olarak, gerekse müşteki temsilcisinin katıldığı ilk duruşmada sözlü olarak davaya katılma hususu dahil olmak üzere "bir diyeceğimiz yoktur, takdir Mahkemenindir" beyanı dışında, başkaca bir beyanda bulunmaması nedeniyle, müştekinin katılan sıfatını kazanamadığı ve kararı da temyiz hakkı bulunmadığından, müşteki vekilinin temyiz isteminin CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin sanık ... müdafiin temyiz başvurusuna ilişkin olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Suç tarihinde ... ... Merkez Müdürlüğünde veznedar olarak görev yapan sanığın, kurum personelinin sigorta primi ve icra keseneği için topladığı 12.955,18 lirayı bir çantaya koyduğu, sonrasında da bu çantayı müdürlük binası içindeki yangın panosu üstünde bırakarak burada unuttuğu, bir süre sonra çantayı unuttuğunu fark etmesi üzerine, durumu temyize gelmeyen ve suç tarihinde aynı kurumda müdürlük görevini yürütmekte olan diğer sanık ...'e bildirdiği, fakat gerek sanık ...'in ve gerekse kendisinin aramaları sonucunda söz konusu çantanın bulunamadığı, tüm dosya kapsamına göre, sanığın suça konu paraları zimmetine geçirdiği konusunda mahkümiyetine yeter, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı, ancak sanığın kendi denetim ve gözetiminde bulunan suça konu paraların kaybolmasına görevinde savsama göstermek suretiyle sebebiyet verdiği ve böylece TCK'nın 257/2. maddesinde tanımlanan görevi kötüye kullanma suçunu işlediği anlaşılmakla, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Hükümden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunun 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan "kazanç" sözcüğünün "menfaat" olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap