12. Ceza Dairesi

TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılanlar vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl 9 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar Safiye, Döndü, Ahmet, Çilem, Derya, İlhami, Ayşe, Seher, Rabia, Fatma vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 20.06.2023 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiş, Dairemizin 15.11.2023 tarihli ve 2023/4909 Esas, 2023/5016 Karar sayılı tevdi kararı uyarınca katılan ... vekili ile katılan ...'ya gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ve adı geçen katılan vekili ile katılanın temyiz isteminde bulunmamaları üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 12.01.2024 tarihli ve 2024/5873 sayılı Tebliğnamesiz gönderme yazısı ile Dairemizin 15.11.2023 tarihli tevdi kararında açıklanan eksikliklerin giderildiği belirtilerek dava dosyası tekrar Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; temel ceza ile bilinçli taksir artırım oranının üst sınırdan belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle usûl ve yasaya aykırı şekilde verilen hükmün sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir. 2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; keşif yapılması ve kazaya neden olan 16 plakalı aracın ve ... sürücüsünün tespit edilmesi gibi kovuşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerinin reddedilerek, savunma hakkını kısıtlayacak ve adil yargılanma hakkını ihlâl edecek şekilde eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, çelişkili, tezat, müphem, gerçek dışı ve belirsiz tanık anlatımlarına itibar edilip, delillerin değerlendirmesinde yanılgıya düşülerek, koşulları bulunmadığı hâlde sanık hakkında bilinçli taksir hükmünün uygulanmasının isabetsiz olduğuna, temel cezanın üst sınıra yakın belirlenerek sanığa fazla ceza hükmedildiğine, sanık hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulanmadığına, 5237 sayılı TCK'nın 16. maddesindeki cezadan mahsup ve sanığın lehine olan diğer kanun maddelerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmediğine ve re'sen dikkate alınacak diğer nedenlerle hukuka aykırı şekilde verilen hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık sürücü Adnan'ın, yönetimindeki beyaz renkli Mercedes E250 marka otomobil ile 25.03.2018 tarihinde gece saat 23.15 sıralarında, açık havada, aydınlatması mevcut ve azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde, bölünmüş, 10,5 metre genişliğindeki üç şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi ıslak, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimsiz, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı caddede, Gökkent Kavşağı istikametine doğru beyanına göre 100 kilometre/saat hızla seyir hâlindeyken, makas atmak tabir edilen biçimde trafik akışını tehlikeye düşürecek manevralarla önce sol şeritten orta şeride yönelip, tanık Süleyman'ın idaresindeki aracın önüne geçtiği, daha sonra ön ilerisinde orta şerit üzerinden ilerleyen tanık Ali'nin yönetimindeki aracı geçmeye çalıştığı, adı geçen tanık sürücüyü orta şeridin sağına yaklaştırdıktan sonra bu defa sola yöneldiği ve sol şerit üzerinden ilerleyen sürücü Mehmet idaresindeki beyaz renkli Opel marka otomobili geçmek istediği; ancak yakın mesafeden tehlikeli ve kontrolsüz biçimde sol şeride manevra yaptığı sırada aracının sol yan kısmının sürücü Mehmet idaresindeki otomobilin sağ ön kısmına çarpması nedeniyle sürücü Mehmet'in direksiyon hakimiyetini kaybederek, orta refüjü aşıp, otomobilinin ön kısımlarıyla bölünmüş yolun karşı yön bölümünden gelmekte olan mağdur sürücü Atilla'nın yönetimindeki ambulansın ön kısımlarının çarpıştığı, kazanın akabinde durmayıp, olay yerinden kaçan sanığın, kaza anında alkollü olup olmadığının belirlenemediği, aracının fren izi uzunluğuna ilişkin de herhangi bir belirleme yapılmadığı, otomobili sürücüsü Mehmet'in ise alkolsüz olduğunun ve ıslak zeminde 32 metre fren izi bırakan otomobilinin hız göstergesinin 105 kilometrede takılı kaldığının tespit edildiği, ayrıca sanığın 30.05.2006 tarihli eski tip (E) sınıfı olmak üzere kazaya karışan sürücülerin sürücü belgelerinin mevcut olduğunun tespit edildiği, kaza anındaki hızlarının ise teknik olarak belirlenemediği, meydana gelen trafik kazası sonucu sürücü Mehmet ile adı geçenin otomobilinde yolcu olarak bulunan eşi Zehra, çocukları Hamza ve Safiye Nur, kardeşleri Mustafa, Soner, Kader olmak üzere yedi kişinin öldüğü, mağdur ambulans sürücüsü Atilla'nın hayat fonksiyonlarını ağır (4.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak, sağ ayak bileğindeki fonksiyonel kısıtlılıktan dolayı organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde ve ambulansta acil tıp teknisyeni olarak bulunan mağdur ...'ın etkisi basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilir ölçüde hafif nitelikte yaralanarak, sanıktan şikâyetçi oldukları, başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları bu şekilde gerçekleşen kazanın oluşumunda, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 27.07.2018 tarihli raporunda belirtildiği üzere, sanığın asli ve ölen sürücünün tali kusurlu olduğu, ayrıca, işleyen trafik içinde makas atarak ilerleyen sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. 2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2024 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap