T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın iptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plakalı araç müvekkil şirket nezdinde 1102612721 numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile 09.03.2021-09.03.2022 tarihlerini kapsar şekilde sigortalı olduğunu, 06.07.2021 Tarihi saat 00.10 sularında Sürücü...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı sigortalı araç ile ile Gaziler Caddesinden Tepecik istikametine... önünde U dönüşü yaptığı esnada sağ ön çamurluk kısımlarına, Tepecik istikametinden Basmane istikametine seyir halinde olan dava dışı Sürücü ...”ın sevk ve idaresindeki...plakalı motosikletin ön kısımları ile çarpması sonucu Yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada...plakalı motosiklet sürücüsü ... ve motosiklette yolcu konumunda bulunan... yaralandığını, kaza sonrası olay yerine gelen polis memurlarınca tutulan kaza tespit tutanağında bu kazanın oluşumunda ... plakalı otomobil sürücüsü...'ın kusurlu olduğu,...Plakalı sürücü ...'ın ise kusurunun olmadığı belirtildiği, ayrıca kazanın ardından başlatılan soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda da... plaka sayılı araç sürücüsü...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 47/1-C maddesini ihlal ettiği,...plaka sayılı araç sürücüsü ...”ın atfı kabil kusurunun olmadığı, yaralı yolcu...”'nün atfı kabil kusurunun olmadığının tespit edildiği, ayrıca kazadan yaklaşık 35 dakika sonra yapılan alkol ölçümde sigortalı araç sürücünün 0,45 promil alkollü olduğu tespit edildiğini, müvekkil şirket tarafından ...'ın başvurusu için yapılan toplam ödemenin 230.000,00 TL olduğu, ödeme dekontlarının dilekçe ekinde sunulduğunu, müvekkili şirket tarafından söz konusu kazaya ilişkin olarak yapılan toplam ödemenin 230.000 TL ve 39.720,00 TL olmak üzere toplamda 269.720,00 TL olduğu, icra takibine konu edinilen asıl alacak miktarı olduğu, alkol tesiri altında iken aracı sevk ve idare etmesi ve açıklanan tüm nedenlerle dava konusu takibe yapılan itirazın haksız olduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı yan kaza esnasında... plakalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, bu nedenle de rücu hakkı bulunduğunu iddia ettiğini, ancak davalı tarafından sunulan dava dilekçesi incelendiğinde aslında davalının davasını ikame etmekte hiçbir dayanağı olmadığı bu nedenle de sadece alkollü araç kullanma iddiasına dayanıldığı, ancak alkol ile gerçekleşen kaza arasında illiyet bağı olup olmadığına ilişkin tek bir delile dayanılmadığını, 06.07.2021 tarihinde saat 00:10 da gerçekleşen kaza sonrası tanzim edilen kaza tespit tutanağında dava dışı sürücüye yapılan alkol testin de 0,45 promil alkollü olduğu tespit edildiği, polis memuru düzenlediği tutanağa, sürücünün açıkça alkolün etkisinde olduğu, araç kullanma kabiliyetinin önemli derece de azaldığı, kazanın alkol nedeniyle gerçekleştiği gibi ibarelere yer vermediğini, davacı yan kötü niyetli olarak müvekkilin kaza sırasında yasal sınırların üzerinde alkollü olduğundan bahisle ödemiş olduğu tazminatın rücunu talep etmekte olup, davacı yan söz konusu taleplerini kanıtlayamadığını, ödenen tazminat bedeli ile ilgili müvekkile ayrıntılı bilgi verilmemiş olup, yapılan ödemelerin ne için ne bedelle olduğu izaha muhtaç olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Araç işletenlerin, 2918 sayılı yasanın 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. 6502 sayılı yasaya göre tüketici ve tüketici işlemi; Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi,
Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır.
Yukarıda anılı yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davalının sırf kanuni bir zorunluluğun yerine getirilmesi amacıyla zorunlu mali mesuliyet sigorta sözleşmesi yaptığının sabit olduğu, kanuni zorunluluğun yerine getirilmesi açısından davalının mesleki ve ticari olarak hareket etmesinin düşünülemeyeceği bu doğrultuda davalının davacı ile arasındaki sigorta sözleşmesinde tüketici sıfatını haiz olduğu, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3/1. maddesindeki tanımlara göre tüketici işleminin; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, tüketicinin ise ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, sağlayıcı, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade ettiği, aynı Yasa'nın 73/1.maddesine göre tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, görev konusunun kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerektiği, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca taraflar arasında tüketici işlemi niteliğinde bulunan sigorta ilişkisi kurulmuş olup davalı işletenin tüketici, davacının ise satıcı (hizmet sunan) olduğu, bu nedenle dava konusu uyuşmazlığa bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğu ve İzmir ilinde ayrı bir tüketici mahkemesi bulunduğundan mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
1.)Davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2.)Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3.)Görevli mahkemenin İZMİR TÜKETİCİ MAHKEMELERİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
4.)6100 sayılı yasanın 20.maddesi gereği karar kesinleştikten sonra iki haftalık kesin süre içerisinde taraflarca talep edilmesi halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı)
5.)Yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/03/2024 Katip...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)