11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/11914 E. , 2010/2823 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Manisa Asliye 1.Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Manisa Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.07.2008 tarih ve 2007/139-2008/241 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinde fon ve havuz hesapları olduğunu, 08.03.2006 tarihinde müvekkilinin hesabından internet yoluyla ... adlı kişinin Yapı Kredi Bankası Antalya Şubesi’ndeki hesabına (5.100)YTL EFT yapıldığını, müvekkilinin izni veya talimatı olmadan yapılan bu işlem bedelinin davalı bankanın sorumluluğunda olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu olayın davacının kişisel bilgilerini muhafaza edememesinden kaynaklandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı bankanın davacıya ait internet hesabı ile ilgili güvenlik açıklarını gidermemiş oldu, davacının kusur ve ihmalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve bankaların kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlü bulunmasına (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi), mevduat sözleşmesinin ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşme olmasına, BK.’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alanın, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecbur bulunmasına, yine aynı Yasa’nın 372/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarının mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayanın bu parayı kendi yararına kullanabilecek olmasına, bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paraların aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağının aynen devam etmesine, yine davacıya ait paranın davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan çekilmiş bulunmasına ve bu durumun davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtaramayacak olmasına, ayrıca her ne kadar mahkemece hükmedilen alacağa “ticari” nitelikte temerrüt faizi yürütüldüğü belirtilmişse de 08.03.2006 olay tarihi itibariyle ticari işler için talep hainde uygulanacak temerrüt faizinin avans türünden temerrüt faizi olması karşısında, mahkemece hüküm kısmında belirtilen “ticari” ibaresinden “avans” ibaresinin anlaşılması gerektiğinin tabii bulunmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.