Esas No
E. 2023/2246
Karar No
K. 2024/284
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/2246

KARAR NO: 2024/284

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 11/04/2018

NUMARASI: 2016/663 Esas - 2018/379 Karar

DAVA: Tazminat

Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. HD tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:

Davacı vekili; taraflar arasında 01.10.2014 tarihli Logistik Hizmet Sözleşmesi aktedildiğini, başlangıçta iki araç, son bir yılda üç araç ile hizmet verildiğini, davalı şirketin logistik müdürünün değişmesi ile yeni atanan müdürün başka bir firma ile çalışmak istemesi neticesinde suçlayıcı beyan ve ihtamlarda bulunmaya başladığını, 01.05.2016 tarihli 28.302,30-TL bedelli ve 15.05.2016 tarihli 9.416,40-TL bedelli hizmet faturalarının ödenmediğini, durum şirkete bildirildiğinde ek hizmetlere ilişkin kilometreleri küçültmesi ve ek personel sayısını azaltmasının talep edildiğini, 16.05.2016 tarihli cevabi e-mailde davacının hizmette kullandığı araç ile ek personel çalıştırdığına ilişkin mağaza müdürlerinden teyit alamadığı iddiası ile davalı logistik müdürü ile uzlaşarak fatura düzenlenmesinin bildirildiğini, ardından logistik müdürüne hitaben ilişki ve güvenin sarsıldığını, bu durumun taraflara zarar vereceği belirtilerek gereğinin yapılmasının istendiğini, aynı gün davalı mağazalarına gidildiğinde şirket merkezinden gelen mail ile sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini, Büyükçekmece 13.Noterliği'nin 20.05.2016 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek sözleşmenin 5.1.3.1. fıkrasındaki aylık kira bedelinin 12 katı cezai şartın ve ödenmeyen faturaların ödenmesinin de talep edildiğini, davalı tarafından gönderilen cevabi ihtarnamede sözleşmeyi davacının feshettiği iddia edilerek faturaların iade edildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sözleşmenin 6.4 maddesi gereğince 5.3.3.1 fıkrasındaki aylık araç kira bedelinin 12 katı olan 180.000-TL ile ödenmeyen faturalar toplamı olmak üzere toplam 217.718,70-TL'nin dava tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile ve 20.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.

CEVAP VE KARŞI DAVA:

Davalı vekili; davacının sözleşmeye aykırı davranarak sözleşmeyi haksız ve tek taraflı fesih ettiğini, Büyükçekmece Noterliği'nden gönderilen ihtarname ile fesih sebebini açıklayarak bildirdiğini ve cezai şart talep ettiğini, fesih için gerekli esas ve usullerin oluşmadığını, davacının 09.05.2016 tarihinde sözleşme gereği üstlendiği hizmeti keserek temerrüde düştüğünü, sözleşmenin 6.4 maddesi gereği ödenecek bedelin davalıya ödenmesinin bildirildiğini, davacı tarafından talep edilen faturaların içerik ve miktar olarak kabul edilmediğinden iade edildiğini belirterek açılan davanın reddini, karşı davada sözleşme gereğince, sözleşmeyi haksız fesih edenin davacı olması nedeni ile 120.000-TL cezai şartın davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; toplanan deliller ve yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda asıl davada sözleşmenin fesih koşullarına uygun olarak feshedilmediğini, davalının haksız feshi nedeniyle sözleşmede öngörülen cezai şarta hak kazandığından asıl davanın kısmen kabulü ile 180.000-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı -karşı davacıdan tahsiline, fatura alacağı ve manevi tazminat talebinin reddine, davalı-karşı davacı tarafın davasının reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

1.Davalı- karşı davacı vekili; alınan tanık beyanlarına göre davacı tarafın sözleşmeyi 09.05.2016 tarihinde kendilerinin fesih ettiğinin belirlendiğini, mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, davacının fiilen sözleşmeyi feshinden sonra noter ihtarı ile sözleşmeyi fesih edenin kendileri olduğunu ileri sürdüğünü, davacının 10.05.2016-17.05.2016 tarihleri arasında AVM'ye girmediğinin kayıtlarla belli olduğunu, delillerin kronolojik açıdan değerlendirilmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık niteliğinde bir sözleşme olmadığını, davalının 3. kişi firmalarla aynı işi yapmasına engel bir durumun olmadığını, davalının sözleşmeyi hukuka uygun olarak feshi kolay iken davacının iddiasında belirttiği yolu tercih etmesinin kabul edilemez olduğunu, davacının iddiasını somut delillerle ispatlayamadığını, davalı aleyhine cezai şarta karar vermenin MK'nin 2. maddesine aykırı olduğunu, sözleşmenin 6.2 maddesinde fesih tebliğlerinin yazılı yapılmak zorunda olduğunu, buna rağmen şirket içi yazışmanın sözleşmenin feshi olarak nitelendirilemeyeceğini, sözleşmeyi haksız feshedenin davacı olduğunu,cezai şarta hükmedilmesi yerinde olmadığı gibi cezai şartta indirim yapılmamasının da hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı- karşı davalı vekili katılma yolu ile verdiği istinaf dilekçesinde; verilen hizmet karşılığında düzenlenen fatura alacağının reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin fatura alacağı yönünden verdiği red kararının kaldırılarak fatura alaacğının da kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE VE SÜREÇ: Dairemizin 08/09/2021 tarihli 2021/427 Esas 2021/1262 Karar sayılı ilamı ile, "Elektronik ortamda yapılan yazışmalar kronolojik sıraya göre değerlendirildiğinde feshin her iki yanın ortak kusuruyla sona erdiği, bir tarafı ağır kusurlu kabul ederek diğer yanı cezai şartla yükümlü tutmanın yasal koşulları bulunmadığının kabulü gerektiği, Davacının, ay bitiminde hizmet verdikten sonra fatura düzenlediği anlaşıldığı, davacı tarafından 01.05.2016 tarihli 28.302.30-TL ve hizmetin sonlanması ile 15.05.2016 tarihli 9.416,40-TL tutarlı iki adet fatura düzenlendiği, davacı 2016 yılında 94.890,10-TL tutarında 4 adet fatura düzenlediği, ihtilafsız ödendiği, davacının 01.05.2016 tarihli fatura dayanağı dönemde hizmet verdiği sabit olmasına rağmen ne miktarda hizmet verdiği ihtilafın konusu olup davacı nisan ayı için tam, mayıs ayı içinde yarım aylık hizmet bedeline hak kazandığı, ancak her iki tarafın fazla kilometre hizmet bedelinde mutabakatları olmadığı, taraflar arasında süregelen ilişkide 2016 yılına ait düzenlenen faturaların ortalaması kadar ihtilaflı dönemde hizmet verdiğinin somut duruma ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerektiği, buna göre 01.05.2016 tarihli bir aylık hizmet bedeli tutarının davalı tarafından onaylanan fatura toplam 94.890.10-TL : 4 = 23.722,52-TL olarak, 15.05.2016 tarihli faturanın da tümüyle 9.416,40-TL olarak ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, açıklanan nedenlerle davacının hizmet bedeli faturalarından 01.05.2016 tarihli faturadan 23.722,52-TL, 15.05.2016 tarihli faturadan 9.416,40-TL olmak üzere toplam 33.138,92-TL alacaklı olduğu halde hizmet bedeli alacağı bakımından davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediği, davalı karşı davacı vekilinin asıl davada cezai şarta hükmedilmemesi gerektiğine ilişkin olarak yaptığı istinaf başvurusu yerinde ise de karşı davada cezai şarta hükmedilmesi talebi de yerinde görülmediği, taraf vekillerinin yaptıkları istinaf başvurularının kabulüne, asıl ve karşı davada verilen hükmün kaldırılmasına, yapılan hata/ eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, yeniden hüküm verilerek asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine" karar verilmiştir. Dairemiz kararına karşı davacı/ karşı davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2023 tarih ve 2021/9114 Esas - 2023/3263 Karar sayılı kararı ile, "Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin asıl davada aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki manevi tazminata yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Asıl dava taraflar arasında akdedilen 01.10.2014 tarihli Lojistik Hizmetleri Sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle cezai şart alacağı, fatura alacağı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince sözleşmenin davalı tarafından fesh edildiği ve sözleşmenin haklı olarak fesh edildiğine ilişkin delil sunulmadığı gerekçesiyle asıl davacı davasının kısmen kabulü ile cezai şart alacağının tahsiline, fatura alacağı ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince feshin her iki tarafın ortak kusuruyla sona erdiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile manevi tazminat ve cezai şart taleplerinin reddine, fatura alacağının tahsiline karar verilmiştir. Somut olayda taraflar arasında akdedilen 01.10.2014 tarihli Lojistik Hizmetleri Sözleşmesinin varlığı her iki tarafın da kabulündedir. Sözleşmenin sözleşme süresi başlıklı 6.1 ‘‘İş bu sözleşme 01.10.2014 tarihinden itibaren geçerli olup ve sözleşmede yer alan koşullara uygun olarak feshedilmediği sürece, başladığı tarihten itibaren 1 (bir) yıl için akdedilmiştir.’’ 6.2. ‘‘Tüm fesih tebliğleri yazılı olarak yapılmak zorundadır. Bunun dışındaki bildirimler geçersiz olacaktır.’’ 6.3. ‘‘Sözleşme bitiminde taraflar karşılıklı mutabakat sağladıkları takdirde sözleşme 1(bir) yıl daha yenilenmiş sayılacaktır. İşbu sözleşme müddeti içinde Hizmet Alan 1(ay), Hizmet Veren 3 (üç) ay önceden yazılı bildirimde bulunmak suretiyle hiçbir sebep ve her ne nam altında olursa olsun hiçbir tazminat ödemeden sözleşmeyi tek taraflı sona erdirebilir.’’ ve 6.4. ‘‘ Sözleşmenin 6.3. maddesine aykırı sonladırılması durumunda sözleşmeye aykırı hareket eden taraf 5.1.3.1. maddesindeki aylık araç kira bedelinin 12 katını karşı tarafa peşinen ödemeyi kabul ve taahhüt eder .’’ hükümlerine haizdir.

Davacı tarafça dosyaya mailler ibraz edilmiş, davalı tarafından mağazalara gönderilen 16.05.2016 tarihli ‘‘Sevkiyat Ekibi değişikliği hak. çok önemli !!! ’’ konu başlıklı mailde ‘‘ Bugünden itibaren sevkiyat ekibimiz değişmiştir.... ile artık çalışmayacağız. Bugünden itibaren kendilerinden mağazanıza gelen araçlara hiçbir ürün teslim etmeyiniz !!! Yeni sevkiyat Ekibimiz... ve ...’’ ifadelerinin yer aldığı görülmüştür. Gönderilen mail ve dosya içeriğinden taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak fesh edildiği anlaşıldığından sözleşmenin 6.4. maddesi gereğince davacının cezai şart talebinin kabulü gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince cezai şart talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı gereğince taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin kabulü gerektiğinden sözleşmenin 6.4 maddesi gereğince davacının cezai şart talebi haklı görülmüştür. Fesih tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 182. maddesi uyarınca cezai şartın fahiş nitelikte olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Sözleşmenin tarafları sözleşme özgürlüğü çerçevesinde sözleşmenin konusunu ve cezai şartın miktarını belirlemede özgür iseler de bu özgürlüğün sınırı TBK'nın 26. ve 27. maddeleri çizilmiştir. Taraflar, cezanın miktarını tayin etmekte serbest iseler de BK.182 maddesi hükmüne göre hakim, fahiş gördüğü cezaları resen tenkis etmekle yükümlüdür. Somut olayda üç araç üzerinden cezai şart tutarı 180.000-TL olarak hesaplanmıştır. Ancak feshin gerçekleştiği 16/05/2016 tarihi ile bir yıllık sürenin dolması sonucunda sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği 01/10/2016 tarihi arasında kalan süre dikkate alındığında ,sözleşme fesih edilmeyip davacı çalışsaydı bunun yarı oran kadar bir gelir elde edeceği gözetildiğinde hak ve nesafet ilkeleri de gözetilerek cezai şart tutarında yarı oranda tenkis yapılması somut olaya uygun görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, kararın kaldırılmasına, asıl davada; davanın kısmen kabulü ile 33.138,92-TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, Cezai şart isteminin takdiren %50 oranında tenkis yapılarak kısmen kabulü ile 90.000-TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tenkis nedeniyle reddine, manevi tazminat talebinin reddine, cezai şart istemine ilişkin karşı davanın reddine karar verilmiştir. Tenkis nedeniyle yapılan indirim hakimin takdirine bağlı olduğundan, tenkis edilen tutar üzerinden davalı yararına yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/663 Esas - 2018/379 Karar sayılı ve 11/04/2018 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "1- Asıl davada; davanın kısmen kabulüne; 33.138,92-TL'nin (2 adet faturadan) dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, Cezai şart isteminin takdiren %50 oranında tenkis yapılarak kısmen kabulüne, 90.000-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tenkis nedeniyle reddine, Manevi tazminat talebinin reddine, 2- Cezai şart istemine ilişkin karşı davanın reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;Asıl davada; alınması gereken 8.411,61-TL karar harcından mahkeme veznesine yatırılan 4.059,65-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.351,96‬-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydına , Davacı tarafından yatırılan toplam 4.088,85‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 600-TL bilirkişi ücreti, 110-TL posta masrafı olmak üzere toplam 710-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 595-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 19.702,23-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı vekili için takdir olunan 4.579,78-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Manevi tazminat yönünden davalı vekili için takdir olunan 2.180-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karşı davada; alınması gereken 59,30-TL harcın, mahkeme veznesine yatırılan 2.144,10-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 2.084,80‬-TL harcın karşı davacıya iadesine, Davalı- karşı davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına," Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin her iki yan üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/02/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.