44. Hukuk Dairesi
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili olduğu firmanın 11.09.2018 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesine konkordato başvurusu yaptığını, mahkemenin 2018/1054 E. Sayılı Kararı ile 13.09.2018 tarihinden itibaren 3 aylık süre ile geçici mühlet kararı verdiğini, geçici mühlet süresinin 13.12.2018 tarihinden itibaren 2 ay uzatıldığını ve 11.02.2019 tarihinde ise 1 yıllık kesin süre verildiğini, davalı bankanın geçici ve kesin mühlet süresi içinde müvekkiline ait hesaplardan müvekkilinin rızası olmaksızın ve komiser heyetinin onayı olmadan kar mahremiyeti, kur farkı vergisi, proje taksitlerinin tahsili ve sair açıklamalarla kesintiler yapıldığını, müvekkiline ait olan müşteri çeklerinin banka tarafından tahsil edilmesinin ardından davalı bankanın yasaya ve mahkemenin tedbir kararına rağmen kesintiler yaptığını, davalı bankaya yapılan kesintilerin faizi ile birlikte iade edilmesini, hukuka aykırı işlemlerin tekrarlanmamasını, aksi işlem yapılması halinde yasal işlem yapılacağını ihtar ettiklerini, ihtara rağmen davalının hesaplarından alınan paraların iade edilmediğini ve hukuksuz kesintilerin devam ettiğini, bu nedenlerle İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nden ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini beyan ederek davalı tarafın konkordato süresi içinde banka hesaplarından tahsil edilen kar mahrumiyeti, kur farkı vergisi, proje taksitlerinin kesintisi ve sair kesintilerin müvekkili firma hesaplarına iadesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın konkordato sürecinde olduğunu beyan ederek alacaklılara karşı maddi hukuktan doğan haklarının kullanılmasını engellemeye çalıştığını, müvekkili bankanın maddi hukuktan doğan haklarını kullanarak mahkemece geçici mühlet kararı verilmeden önce ifa uğruna temlik cirosu ile teslim edilen ve yetkili hamil sıfatına haiz olduğu çeki tahsil etmek suretiyle çek bedelini alacağından düşmüş olduğunu, icra iflas kanunu'nun ilgili maddelerine uygun olarak geçici mühlet kararından önce doğmuş alacakları için takas yapılabileceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulü ile; İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... E. Sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptaline, takibin aynen devamına,İstanbul. Anadolu 2. ATM'nin Konkordato davasına istinaden geçici mühlet kararının Türkiye Bankalar Birliğine ve ... Bankaları Birliğine de tebliğ edildiği, davalı Banka tarafından geçici mühlet kararına rağmen davacının hesabından tahsilat yapıldığı, yapılan kesintinin davalı bankaca belirli ve bilinebilir olduğu, itirazın haksız olduğu gerekçesiyle asıl alacak miktarı 49.567,51 TL'nin %20'si olan 9.913,50 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; huzurdaki davanın konusunun, konkordato yargılamasını gerçekleştiren mahkemenin aldığı tedbir kararları ve tedbirlere aykırı davranıldığı iddiasının incelenmesi olduğunu, bir mahkemenin aynı statüdeki bir başka mahkemenin kararını denetlemesinin hukuken mümkün olmadığını, konkordato yargılamasını yürüten asliye ticaret mahkemesinin üstü olmayan yerel mahkeme tarafından denetleyici bir yargılama gerçekleştirilmesinin mümkün olmayıp usule tamamen aykırı bu incelemeye öncelikle itiraz ettiklerini, Müvekkili bankaya temlik cirosu ile ciro ve teslim edilen çeklerin tüm haklarının müvekkili bankaya ait olduğunu, bu hususun en temel kambiyo hukuku kuralı olduğunu, dava konusu çeklerin davacı şirketin cari hesaplarında yer almadığını, müvekkili bankanın işbu çekler nedeniyle davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı gibi bunun dışında da davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, bilakis müvekkili bankanın davacı taraftan alacağı bulunmadığını, davacı nasıl piyasaya, gerçek kişilere, şirketlere verdiği çeklerin konkordato kapsamında iadesini isteyemiyorsa, müvekkili bankaya temlik cirosu ile verdiği çeklerin de iadesini isteyemeyeceğini,İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1054 esas sayılı dosyası ile "takas yapılmamasına yönelik talebin kısmen kabulü ile iik 288/1 yollamasıyla iik 294/4 maddesi gereğince, iik 200 ve 201. maddelerinde belirtilen hallere münhasıran takas yapılmamasına, bu halde iik 200 ve 201. maddelerinin uygulamasında geçici mühletin ilan tarihinin esas alınmasına" karar verildiğini, türk borçlar kanunu ilgili hükümlerince takasın mümkün olabilmesi için iki kişinin, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu olmaları gerektiğini, karşılıklı borç olması durumu somut olayda bulunmadığından, yapılan işlemin takas olmadığını, bu sebeple de müvekkili banka tarafından mahkemenin kararına aykırı bir işlem yapılmadığını, somut olayda türk ticaret kanunu hükümlerince müvekkili bankaya temlik cirosu ile ciro ve teslim edilen çek bedelleri söz konusu olduğunu, karşılıklı bir alacak değil hak sahipliğinin müvekkili bankaya ait olan çek bedellerinin "takas hükümlerine dayanarak iadesinin talep edilmesinin davacı tarafın açıkça kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, hiç kuşkusuz ki müvekkili banka tarafından yapılan tüm işlemlerin karşı tarafın müvekkil bankaya temlik cirosu ile ciro ve teslim ettiği çeklere dayanmakta olup çeklere ilişkin tüm hakların müvekkili bankaya ait olduğunu,Yerel mahkemenin kararına gerekçe gösterilen 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunun iki mali müşavir unvanlı bilirkişi tarafından hazırlandığını, bilirkişi incelemesine sunulan konu hukuki olup hukukçu olmayan bilirkişiler tarafından hukuki inceleme gerçekleştirilip bu incelemenin karara dayanak olarak kullanılmasının kanuna aykırı olduğunu,Somut olayda davacı tarafın dava dilekçesinden de anlaşıldığı üzere, dava konusu alacak davacının müvekkili bankaya temlik cirosu ile ciro ve teslim edilen ve hak sahipliğinin müvekkili bankaya ait olduğu kambiyo senedine dayandığını, somut olayda müvekkili bankanın türk ticaret kanunu 670 vd. hükümlerince kıymetli evrak hukuku kapsamında hak iktisap ettiğini, bu sebeple bankanın iktisap etmiş olduğu hakkın TBK kapsamında takas hükümlerince ortadan kaldırıldığını ileri sürmenin hukuki bir garabetten başka bir şey olmadığını, bu sebeple müvekkili bankanın itirazlarının haklı itirazlar olup yerel mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi yönündeki kararın da kaldırılması gerektiğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davacının banka hesabından haksız olarak yapıldığı iddia olunan kesintilerin iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; konkordato talepli dava ile geçici ve kesin mühlet içerisinde davalı banka tarafından davacıya ait davalı nezdinde bulunan banka hesabından kâr mahrumiyeti kur farkı vergisi, proje tahsitlerinin kesintisi, vs. kesintilerin hukuka uygun olup olmadığı, tahsil yoluyla alacaktan mahsup edilen ve temlik cirosu ile teslim edilen çeklere ilişkin olarak yapılan kesintilerin usulüne uygun olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davanın dayanağı olan İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı takip alacaklısı tarafından 08.03.2019 tarihli takip talebi ile davalı takip borçlusu hakkında ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı takip borçlusuna 13.03.2019 tebliğ üzerine davalı takip borçlusunun süresi içerisinde, borca ve ferilerine karşı 15.03.2019 tarihinde borca itiraz dilekçesi sunduğu, bunun üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin ve/veya takibin durdurulmasına ilişkin kararın davacı takip alacaklısına tebliğ edilmediği, eldeki davanın 1(bir) yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1054 Esas sayılı dosyası ile davacı şirketin konkordato talebinde bulunduğu, Mahkemece 13.09.2018 tarihli tensip zaptı ile 13.09.2018 tarihinden itibaren başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, daha sonra 3 aylık geçici mühlet kararının 13.12.2018 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmasına karar verildiği, 13.02.1019 tarihinden itibaren de 1 yıllık kesin süre verilmiş olup, kararın ilanına karar verildiği görülmektedir. İİK 294. maddesine göre geçici mühlet kararı verildikten sonra borçlu aleyhine takip yapılamayacağı, evvelce başlamış takiplerin duracağı, konkordato kapsamında alınacak olan geçici ve kesin mühlet kararlarının İİK 294 maddesi kapsamında takip yasağını da beraberinde getirdiği, takip yasağının bütün alacaklıların eşit işlem görmesini hedefleyen bir kural oluğu, konkordato kararı almış bir borçluya karşı mühletin ilanından sonraki bir dönemde alacaklı hale gelinmesi durumunda takasın uygulanabilmesinin mümkün olmadığı, davalı bankanın 02.10.2018-02.01.2019 tarihleri arasında davacıya ait hesaplarda bulunan bir kısım tutarlara ilişkin tahsilatlar yaptığı, tahsilat yapılan tarihlerin geçici mühlet dönemine ilişkin olduğu, bu dönemin kesin mühletin etki ve sonuçlarını doğurduğu, davalı banka tarafından tahsilat yapılan dönemde geçici mühlet kararı nedeniyle önceki döneme ait borçların ödenmesi yasağının bulunduğu, davalı bankanın davacı şirketin konkordato sürecinde bilgisi dışında, konkordato komiseri izni olmadan tahsilat yapamayacağı, yapılan tahsilatların usûlüne uygun olmadığı, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin konkordato davasına istinaden geçici mühlet kararının Türkiye Bankalar Birliğine ve Türkiye Kalkınma Bankaları Birliğine de tebliğ edildiği, davalı banka tarafından geçici mühlet kararına rağmen davacının hesabından tahsilat yapıldığı, yapılan kesintinin likit olduğu, ayrıca takibe itirazın da haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın