12. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Mağdur ... vekilinin, mağdurlar ..., ... vekilinin ve mağdur ... vekilinin temyiz istemleri yönünden; depremin etkisiyle yıkılan binanın enkazı altında kalarak yaralanan mağdur ...'in, mağdur çocuklar ....'in ve mağdur ...'ın 5271 sayılı CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar sıfatıyla hükümleri temyiz haklarının bulunduğu kabul edilerek, yargılama konusu taksirle öldürme suçu yönünden suçtan doğrudan zarar gördükleri anlaşılan ve Dairemizin 27.09.2023 tarihli tevdi kararı gereğince baroca atanan vekilleri aracılığıyla hükümleri temyiz etmek suretiyle katılma iradelerini ortaya koyan mağdurlarla mağdur çocukların 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmalarına karar verilmiştir. Katılan ... vekilinin temyiz istemi yönünden; katılan vekilinin usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı CMK'nın 291/1. maddesinde belirlenen 15 günlük kanunî süre içerisinde "Verilen karar yasaya ve usule uygun olmadığından kararı temyiz ediyoruz gereğini arz ederim." biçimindeki temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. Sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, katılanlar .... vekilinin, katılan ... vekilinin, katılanlar.... vekilinin, katılan ... vekilinin, katılan ... vekilinin, katılan ...'in, katılan ... vekilinin, katılanlar Elif, Elzem, Ezel vekilinin temyiz istemleri yönünden; 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığıyapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin ve katılan ...'in duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İlk Derece Mahkemesince taksirle öldürme suçundan sanıklar ....hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3 ve 63/1. maddeleri uyarınca sanık ...'in 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba, sanık ...'ın 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba, sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca sanık ...'ün 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince sanık ... yönünden re'sen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, katılanlar ...vekili, katılan ... vekili, katılanlar .... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili ve katılan ...'in istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ve 63/1. maddeleri uyarınca sanık ...'in 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba, sanık ...'ın 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba, sanık ...'ün 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, katılanlar .... vekilinin, katılan ... vekilinin, katılanlar ... vekilinin, katılan ... vekilinin, katılan ... vekilinin ve katılan ...'in temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 30.01.2023 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiş, Dairemizin 27.09.2023 tarihli ve 2023/584 Esas, 2023/3413 Karar sayılı kararı ile mağdur çocuklar ...'a ve mağdur ...'e zorunlu vekiller atanarak, gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde atanacak vekillere tebliği ile tebliğ - tebellüğ evrakının ve hükümleri temyiz etmeleri durumunda temyiz dilekçelerinin dava dosyasına eklenmesi, bu durumda ileri sürülen yeni temyiz istemleri hakkında ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca mağdur ... vekilinin, mağdurlar ..., .... vekilinin ve mağdur ... vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 01.12.2023 tarihli Tebliğname ile dava dosyası tekrar Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılanlar ... vekilinin temyiz sebepleri; sanıklar hakkındaki cezaların üst sınırdan belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin sanıklara daha az ceza tayin edildiğine, katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; sanıkların sübut bulan eylemleri olası kastla işlemelerine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ve sanıklara daha fazla ceza hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmediğine, katılanlar .... vekilinin temyiz sebepleri; sanıkların sübut bulan eylemleri olası kastla işlemelerine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, sanıklara daha fazla ceza hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmediğine, sanıklar hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulandığına ve vesaire, katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; meydana gelen olayın ağırlığı göz önüne alındığında alt sınırdan uzaklaşılarak, hiçbir indirim uygulanmaksızın ceza tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmediğine, katılan ... kendisini vekille temsil ettirdiği hâlde lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesinin isabetsiz olduğuna, katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; meydana gelen olayın ağırlığı göz önüne alındığında alt sınırdan uzaklaşılarak, hiçbir indirim uygulanmaksızın ceza tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmediğine, katılan ... kendisini vekille temsil ettirdiği hâlde lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesinin isabetsiz olduğuna, katılan ...'in temyiz sebepleri; sanık ...'in sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, sanıklara daha fazla ceza hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmediğine, sanıklar hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulandığına ve vesaire, katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; sanıkların sübut bulan eylemleri olası kastla işlemelerine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, sanıklara üst sınırdan ceza hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmediğine, sanıklar hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulandığına ve vesaire, katılanlar.... vekilinin temyiz sebepleri; sanıkların sübut bulan eylemleri olası kastla işlemelerine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ve vesaire ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; ilgili kamu görevlilerinin soruşturma sonucu ve diğer sanık Bedriye hakkındaki yakalama kararının infazı beklenerek, binanın güçlendirme veya kentsel dönüşüme girmesine engel olan apartman sakinleri ve diğer ilgililer hakkında da suç duyurusunda bulunulup, dosyalar birleştirilerek, keşif yapılıp, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alındıktan sonra karar verilmesi yerine bilimsellikten uzak bilirkişi raporu hükme esas alınarak eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, suça ve cezaya konu binanın 1991 yılında yapılmasından dolayı lehe kanuna göre bilinçli taksir hükmünün uygulanmaması gerekirken, koşulları da oluşmadığı hâlde, suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, subjektif ve yetersiz gerekçelerle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiğine ve vesaire, sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; bina yönetiminin talebi üzerine düzenlenen 2018 tarihli Bayraklı Belediyesi Deprem Etüt Merkezi raporuna rağmen bina yönetiminin herhangi bir tedbir almaması ve gerekli araştırmayı yapmaması nedeniyle sanığın eylemi ile ölümler arasındaki illiyet bağının kesildiği gözetilmeksizin, 30 yıl önce o günün şartlarına uygun olarak statik projeyi hazırlayıp ilgililere onaylattıran ve imal edilmesi için yüklenici firmaya veren müvekkil sanığın görevinin bununla birlikte son bulmasından dolayı zamanaşımı süresinin dolduğu da dikkate alınmaksızın, hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek, eksik araştırma ve inceleme neticesinde kusuru bulunmayan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın, inşaatın yapımı ya da proje üzerinde kanaat ve/veya karar verme yetkisi bulunmadığı hâlde fiilen inşaatın yapımına katıldığına dair yetersiz gerekçelerle ve ceza hukuku açısından asıl görev ve sorumluluğun fennî mesulde olduğu göz ardı edilerek, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, kabul ve uygulamaya göre ise koşulları oluşmadığı hâlde suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, tali kusurlu olduğu kabul edilen sanık hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiğine ve vesaire ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 30 Ekim 2020 tarihinde, Türkiye saati ile 14.51'de merkez üssü .... ilçesi ile ... Adası arasında, Ege Denizi açıklarında, yer yüzeyinin 14.9 kilometre derinliğinde meydana gelen, moment büyüklüğü Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre 6.9, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı verilerine göre 6.6 olarak açıklanan, yoğunluklu olarak İzmir ve çevre illerinde hissedilen deprem esnasında, 15 kişinin enkaz altında kalarak öldüğü ve 12 kişinin de yaralandığı Doğanlar Apartmanı (B) Blok binasının yıkıldığı, yıkılan bina ile ilgili yerinde yapılan gözlemler, sözü geçen yapıdan alınan numunelere ilişkin laboratuvar çalışmaları, yıkılan yapının arşiv kayıtları ile projelerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen bilirkişi kurulu heyet raporlarına göre yıkılan yapının 1990 tarihli ruhsatına göre Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik (1975 Deprem Yönetmeliği) hükümlerine tabi olduğu, yerinden alınan beton karot numunelerin deney sonuçlarına göre betonarme projedeki beton dayanım sınıfının sağlanamadığı, yerinden alınan donatı kuponu numunelerinin deney sonuçlarına göre düz donatıların binanın yapıldığı dönemde yürürlükteki TS708’de verilen mekanik şartları sağladığı, yerinden alınan donatı kuponu numunelerinin deney sonuçlarına göre bazı nervürlü donatıların binanın yapıldığı dönemde yürürlükteki TS708’de verilen mekanik şartları sağlamadığı, onaylı betonarme uygulama proje paftası incelendiğinde proje betonarme donatısı sınıfının paftalarda belirtilmediği, statik - betonarme hesap raporunda ise proje betonarme donatısı sınıfının döşeme elemanlar için S220, temel, kolon ve kiriş elemanlar için S420 olarak belirtildiği görülmüş olup, yerindeki incelemelerde genel olarak donatı sınıflarının statik - betonarme hesap raporunda belirtilen donatı sınıfları ile uyumlu olduğu, yerinde yapılan incelemelerde tüm etriyelerin uçlarının bina betonarme uygulama projesi çizim paftaları ve 1975 Deprem Yönetmeliği hükümlerine aykırı olarak 90° gönyeli olarak imal edildiği, temel seviyesinde kolon elemanlardaki imalatta kullanılan boyuna donatıların çap ve adetlerinin statik - betonarme hesap raporu ve betonarme uygulama çizim paftasında belirtilen boyuna donatı çap ve sayıları ile uyumlu olduğu, betonarme kirişler için etriye hesabının yapıldığı; ancak betonarme uygulama projesinde bazı kirişlerde mesnet bölgesine yerleştirilmesi öngörülen etriyelerin statik hesap raporunda hesapla bulunan etriye miktarından daha az olarak gösterildiği, betonarme kolon elemanlar için etriye hesabının, birleşim bölgesi için kesme hesabının yapılmadığı, yapının statik - betonarme projesi hesap raporunun incelenmesine göre 1975 Deprem Yönetmeliği'nde belirtilen ardışık katlar arası öteleme sınırının kontrol edilmediği, bina blokları arasında bırakılan deprem derzi boşluğunun 1975 Deprem Yönetmeliği'ne göre yetersiz olduğu, Bayraklı Belediyesi Deprem Etüt Merkezi ve Yapı Laboratuvarı tarafından hazırlanan 27.02.2018 tarihli bina deprem riski değerlendirme raporunda binanın riskli olduğunun belirtildiği ve belirlenen risklerin yapı açısından tehlikeli bir durum oluşturup oluşturmadığının netleştirilmesi için deprem performans analizi ve zemin etüdü yapılmasının önerildiği, proje beton dayanımı ile 1975 Deprem Yönetmeliği'nin tanımladığı yatay yük düzeyi yaklaşık olarak karşılanırken; mevcut beton dayanımı için yapılan hesapta, çok sayıda kolonda gevrek kesme kırılması oluştuğu ve binanın iki ana doğrultusu için 1975 Deprem Yönetmeliği'nin öngördüğü yatay yükleri taşıyamadığı, 30 Ekim 2020 İzmir Depreminde AFAD 3513 İzmir/Bayraklı istasyonunda kaydedilen ivme kaydı kullanılarak yapılan doğrusal olmayan hesapta, proje malzeme dayanımları ile sınırlı sayıda kolonun, mevcut malzeme dayanımları ile kolonların tamamına yakınının göçmeye eriştiği, temel seviyesinde tespiti yapılan tüm kolon veya perde elemanlarının filiz donatılarının yerinde bulunduğunun gözlemlenmesi nedeniyle binada herhangi bir düşey taşıyıcı eleman kesilmediği, açıklanan bu hususların yanı sıra alınan ek bilirkişi kurulu heyet raporlarında, yıkılan yapının müteahhidi olan sanık ... hakkında, "... Doğanlar Apartmanı B Blok binasında, statik projede öngörülen beton sınıfının sağlanmaması, etriye donatıları ve birleşim bölgesindeki donatı imalatlarının proje ile uyumlu olmaması nedeni ile ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesi için gerekenleri yapmadığından, yapının yıkılmasında yapı müteahhitinin asli kusurlu olduğu...", yıkılan yapının statik - betonarme projesi müellifi sanık ... hakkında, "... Doğanlar Apartmanı B Blok binasında, Binanın statik hesabında; etriye hesaplarının, bina yer değiştirme hesaplanının, binalar arası bırakılacak deprem derzinin Deprem Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik-1975 hükümlerine uygun olarak yapılmaması nedeni ile proje müellifi de kusurludur. Projelendirme aşamasındaki deprem yönetmeliğinin öngörmüş olduğu yer değiştirme kontrolü, kolon etriye aralıklarının hesapla kontrolü, birleşim bölgesi etriye hesabının kontrolü, deprem derzinin hesapla kontrolü gibi temel tasarım kriterlerinin sağlanmamış olması binanın yıkılmasında etkili unsurlardır. Ancak 30 Ekim 2020 tarihinde İzmir'de meydana gelen deprem, betonarme yapılar için göz önünde bulundurulan tasarım depreminden daha küçük bir deprem olduğundan binanın yaşanan bu depremde göçmesinin temel nedeni olarak, malzeme kalitesindeki yetersizliklerin, imalat hatalarının ve denetim hatalarının ön plana çıktığı kanaatine ulaşılmıştır. Yapı betonarme projesinin 1975 Deprem Yönetmeliğinde tarif edilen tasarım kriterlerinin tam olarak yerine getirilmiş olması açısından değerlendirildiğinde, yapının yıkılmasında betonarme proje müellifinin tali kusurlu olduğu kanaati oluşmuştur.", yıkılan yapının sürveyanı sanık ... hakkında, "... Doğanlar Apartmanı B Blok binasında, statik projede öngörülen beton sınıfının sağlanmaması, etriye donatıları ve birleşim bölgesindeki donatı imalatlarının proje ile uyumlu olmaması nedeni ile sürveyanlık hizmetleri dahil tatbikatını, tasdikli imar planına ve tasdikli vaziyet planına, projelerine, mer'i kanun, tüzük, yönetmelik ve şartnamelere, fen ve sanat kaidelerine göre yaptırılması için gereklerini yapmadığından, yapının yıkılmasında yapı sürveyanı da kusurludur. Ancak bu noktada denetim görevi ile ilgili esas sorumluluk... fenni mesule ait olduğundan, yapının yıkılmasında yapı sürveyanının tali kusurlu olduğu..." biçiminde değerlendirmelerde bulunulmuş olup, olayın gerçekleşme şekli ile sanıkların taksirli davranışlarını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan bilirkişi kurulu heyet raporlarındaki tespitler karşısında sanıklar Çetin, Mehmet Sedat ile Gündüz'ün kusurlarının bulunmadığı yönündeki savunmalarına itibar edilemeyeceği, sonuç olarak sanık ...'in asli, diğer sanıklar Mehmet Sedat ile Gündüz'ün tali kusurlu eylemleriyle 15 kişinin ölümüne ve 12 kişinin de yaralanmasına neden oldukları; ayrıca, inşa edilen yapıda, 1975 Deprem Yönetmeliği'ne ve projeye aykırı şekilde uygun kalite ve yeterlilikte malzeme kullanılmaması ile 1975 Deprem Yönetmeliği'nin öngörmüş olduğu temel tasarım kriterlerinin sağlanmaması hâlinde deprem ve benzeri sebeplerin etkisiyle yapının yıkılarak, yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngörmeleri gereken sanıkların, meydana gelen muhtemel sonucu kayıtsız kalarak kabullendiklerine ve arzuladıklarına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmamasından dolayı olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemedikleri ancak öngördükleri sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanıkların 15 kişinin ölümüne ve 12 kişinin de yaralanmasına neden olma eylemlerinde bilinçli taksirle hareket ettikleri kabul edilerek, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemiş, Bayraklı Belediyesi Deprem Etüt Merkezi ve Yapı Laboratuvarı tarafından hazırlanan 27.02.2018 tarihli bina deprem riski değerlendirme raporundaki tavsiyenin sanıkların kusurlarını ortadan kaldırır nitelikte olmayıp, her sanığın kendi kusurundan dolayı sorumlu olduğu ve sanıkların kusurlu eylemleriyle 15 kişinin ölümü ve 12 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan dava konusu olay arasındaki illiyet bağının kesilmediği vurgulanmış; ancak işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkındaki temel cezanın 12 yıl ve sanık ... hakkındaki temel cezanın 4 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle adı geçen sanıklara az ceza tayin edilmesinin ve sanık ... hakkındaki temel cezanın ise 8 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle adı geçen sanığa fazla ceza tayin edilmesinin, sanıklar Çetin ve Mehmet Sedat hakkında bilinçli taksiri oluşturan eylemlerin nitelik ve niceliğine göre 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca temel ceza miktarı üzerinden yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden (1/2) oranında artırım yapılması suretiyle adı geçen sanıklara fazla ceza tayin edilmesinin ve sabıkasız sanıklar Çetin ve Mehmet Sedat hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükümleri kaldırılarak yeniden mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. IV. GEREKÇE ve KARAR A. Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 5271 sayılı CMK'nın 294/1. maddesinde yer alan "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır." şeklindeki düzenlemeye rağmen katılan ... vekilinin "Verilen karar yasaya ve usule uygun olmadığından kararı temyiz ediyoruz gereğini arz ederim." biçimindeki temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu, aynı Kanun'un 295/1. maddesinde belirtilen süre içinde temyiz sebeplerini içeren ek bir dilekçe de vermediği anlaşıldığından, katılan ... vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Diğer Temyiz İstemleri Yönünden Yıkılan binada mülk sahibi olup deprem esnasında evinde misafir olarak kalan kız kardeşi katılan ... ile yeğeni katılan ...'in yaralandıklarını, kendisinin ise o sırada dışarıda olması nedeniyle depremden dolayı yalnızca maddî zarara uğradığını ifade eden şikâyetçi Lütfiye'nin, yargılama konusu taksirle öldürme suçu yönünden mağdur ve suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı CMK'nın 237/1. maddesi uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının bulunmadığı gözetilmeden İlk Derece Mahkemesince duruşmanın 09.09.2021 tarihli ilk oturumunda davaya katılmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de dosya kapsamına göre hükümlere etki edecek nitelikte olmadığı tespit edilen hukuka aykırılığa işaret edilmekle ve belirtilen husus eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanıklar .... müdafilerinin, katılanlar .... vekilinin, katılan ... vekilinin, katılanlar ..., ...vekilinin, katılan ... vekilinin, katılan ... vekilinin, katılan ...'in, katılan ... vekilinin ve katılanlar Elif, Elzem, Ezel vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1. İlk Derece Mahkemesince, duruşmanın 09.09.2021 tarihli ilk oturumunda davaya katılmasına karar verilen mağdur ...'nın Manisa 3. Noterliğinin 30.03.2021 tarihli vekâletnamesi ile Avukat ...yi ve aynı oturumda davaya katılmasına karar verilen mağdur ...'in Manisa 3. Noterliğinin 01.09.2021 tarihli vekâletnamesi ile Avukat ...yi vekil olarak tayin etmelerine rağmen 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesi ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14/1. maddesi uyarınca mahkûmiyetlerine karar verilen sanıklar aleyhine ve vekille temsil edilen katılanlar .... lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından birden fazla duruşmalı yapılan istinaf incelemesi neticesinde ise yalnızca ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu vekâlet ücretinin katılanlar Fatma ile Hüseyin'e ayrı ayrı hükmedilmesiyle yetinilip, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 2. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca istinaf aşaması için adı geçen katılanlara ayrıca vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2. Taksirle işlenen suçlarda birden fazla sanık olması durumunda yargılama giderlerinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eşit olarak tahsiline karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanıklar ....müdafilerinin, katılanlar ....vekilinin, katılan ... vekilinin, katılanlar .... vekilinin, katılan ... vekilinin, katılan ... vekilinin, katılan ...'in, katılan ... vekilinin ve katılanlar Elif, Elzem, Ezel vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemesinin kararının hüküm fıkrasının katılanlar Fatma ile Hüseyin lehine vekâlet ücreti takdir edilmesine ilişkin bölümlerinde yer alan "ilk derece mahkemesince hükmedilmesi gereken 10.250 TL" ibarelerinin "ilk derece yargılaması için 10.250,00 TL, birden fazla duruşmalı istinaf aşaması için de 11.000,00 TL olmak üzere toplam 21.250,00 TL" ibareleriyle ve yargılama giderlerinin hükmedilmesine ilişkin bölümde yer alan "sanıklardan eşit olarak tahsili ile hazineye irat kaydına," ibarelerinin "sanıklardan sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı tahsil edilerek Devlet Hazinesine irat kaydına," ibareleri ile değiştirilmesi suretiyle oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.02.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın