12. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli 2015/158 Esas, 2016/46 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 21 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlarına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.10.2020 tarihli ve 2016/112037 sayılı düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan vekilinin temyiz isteminin sanığın hızının tespit edilmediğine, 90 km hızı çok üstünde gittiğine ve sanığın olası kasttan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. 2.Sanık müdafinin temyiz isteminin sanığın sırf alkollü olması bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasını gerektirmediğini, kusur durumuna itiraz edildiğine, sanığın asli kusurlu olarak belirlenmesinin hatalı olduğuna ve temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak fazla ceza verildiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.11.10.2014 günü saat 02.30 sıralarında sanık sürücü ...'un sevk ve idaresindeki 35 MEV 21 plakalı otomobil ile İzmir istikametinden Anadolu caddesini takiben Karşıyaka istikametine seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde aynı istikamette seyir halinde olan plakası ve sürücüsü belli olmayan aracın sağa manevra yapması akabinde sanık sürücü ...'un sevk ve idaresindeki aracının direksiyon hakimiyetini kaybedip savrularak sağ taraftaki demir bariyerlere çarparak akabinde demir dubalara çarparak devam edip yaya kaldırımını aşarak dağın yamacına çıkıp tekrar kaplama içerisine girip sol şerit üzerinde durması neticesinde ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. 2.Kaza tespit tutanağına göre, bu kazanın meydana gelmesinde sürücü ...’un 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 46 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca “aksine bir işaret bulunmadıkça, trafiği aksatacak veya tehlikeye düşürecek şekilde şerit değiştirmek” maddesini ihlal ettiğinden asli ve tam kusurlu olduğu belirlenmiştir. 3. Mahkemesince keşif üzerine alınan 28.09.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre, kazanın oluşumunda sanık sürücü ...'un 2918 sayılı Kanununun 48 inci maddesinin beşinci, 52 nci maddesinin birinci fıkraısnın (b) bendi ve 46 ncı maddesinin (c) bendini ihlal ederek asli ve tam kusurlu olduğu kanaati belirtilmiştir. 4. Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi 30.11.2015 tarihli rapora göre, a-Sanık sürücü ...’un sevk ve idaresindeki araçla meskun mahalde mahal şartlarına göre hızlı seyrettiği, istikamet şeridine manevra yapan beyaz ... nedeniyle kendi şeridi içerisinde kalacak vaziyette etkili tedbir alamadığı,direksiyon hakimiyetini kaybettiği anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu, b-Ölen yolcu ...'in alkollü olduğunu bildiği sanık sürücünün aracında yolculuk ettiği, emniyet kemeri takmadığı, kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü anlaşılmakla kendi ölümüyle neticelenen kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile tali kusurlu olduğu belirlenmiştir. 5. Yapılan otopsi ve ölü muayene tutanağı ile kişinin ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafatası kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve bu nedenle gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu tespit edilmiştir. 6. Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında olay günü arkadaşı ölen ... ile birlikte bir barda birlikte alkol aldıklarını, kendisine ait otomobil ile 80-90 km hızla ilerlerken olay mahallinde beyaz renkli bir aracın orta şeride doğru geçerken önünü kapatması nedeniyle kendisinin direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldaki bariyerlere çarptığını beyan etmiştir. 7. İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 11.10.2014 tarihli alkol testi raporunda sanığın olay tarihinde 1,36 promil alkollü olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. IV. GEREKÇE 1.Kaza tespit tutanağı, mahkeme aşamasında keşif üzerine alınan bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu raporunun oluş ve dosya kapsamının birbiri ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılarak hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak bir kişinin ölmesine neden olan sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı, takdiri indirim uygulanma gerekçesinin yerinde olduğu anlaşılarak sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görülmeyerek hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; kazadan sonra alınan numunede sanığın kanında 1,36 promil alkol bulunduğu belirlendiği, azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde yönetimindeki otomobili savunmasında da ifade ettiği gibi yasal hız sınırının üzerinde süratlice sürmeye devam ettiği, sürüşle ilgili becerilerinde azalma olduğu ve bu hâli ile yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, trafiğin az olacağına ve özellikle de şansına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, direksiyon hakimiyetini kaybederek sağ tarafta bulunana demir bariyerlere çarpması sonucu kazanın meydana geldiği, bununla birlikte meydana gelen muhtemel sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine ve arzuladığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın bir kişinin ölümüne neden olma eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği gözetildiğinde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin suç vasfına ve hakkaniyete aykırı şekilde karar verildiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 4.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilmeden, taksirle yaralama suçundan hüküm kurulurken anılan madde ile sanık hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuş olup Yargıtay tarafından düzeltilmiştir. 5. İzmir 27.Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli 2015/158 Esas, 2016/46 Karar sayılı sanığın neticeten 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, sanığın neticeten 1 yıl 21 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 6.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirilmediğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık müdafinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli 2015/158 Esas, 2016/46 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün (3) numaralı bendinde yer alan “1 yıl 21 ay 10 gün" ibaresinin çıkarılarak yerine “2 yıl 9 ay 10 gün ”, hükmün (5) numaralı bendinin çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.01.2024 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap