T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

Devam etmek için kayıt olun

Ücretsiz hakkınızı kullandınız.

Kayıtlı kullanıcılar günde 3 arama yapabilir ve 30 belgeye kadar görüntüleyebilir.

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
22.09.2021 KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6102 sayılı TTK'nun 105. Maddesine göre aracılık yaptığı sözleşmelerden doğan ihtilaflardan dolayı acenta aleyhine doğrudan doğruya dava açılamayacağı, HMK'nın 114/1-d maddesine göre de husumetin dava şartı olduğu, davanın da her aşamasında gözetileceğinden açılan iş bu davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde hüküm kurulduğunu, İşbu karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 2018/2001 E. 2019/979 K. Sayılı ve 04.10.2019 tarihli kararı verildiğini ve karar gerekçesinde; "Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; davacının davasını taşımayı gerçekleştiren dava dışı şirketin Türkiye'deki acentası aleyhine açtığı, taşımayı gerçekleştiren şirkete husumet yöneltilmediği, Türkiye'de şubesi bulunmayan yabancı şirketin aleyhine dava açılması durumunda, acentaya ancak yabancı şirkete izafeten husumet yöneltilmesinin mümkün olduğu, doğrudan acentaya husumet yöneltilemeyeceği, istinaf dilekçesinde bahsi geçen HGK kararının somut uyuşmazlıkla aynı olmadığı, davacı iddialarını doğrulamadığı, mahkemece pasif husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir." şeklinde kesin olarak hüküm kurulduğunu, Ayrıca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2020/213 E. 2021/316 K. Sayılı ve 18.03.2021 tarihli kararında; "Mahkemece, davalı ... Tic. A.Ş.’nin acente kaydı düşmeden navlun faturası düzenlemesi nedeniyle taşıyıcı olduğu ve pasif husumet ehliyeti olduğu kabul edilerek zarardan sorumlu tutulmuştur. TTK'nın 1237/1. Maddesine göre, taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır. Dava dosyasındaki konişmento ve deniz yük senedine göre akdi ve fiili taşıyıcılar bellidir. Navlun faturası taşımaya karine teşkil etmekle birlikte akdi ve fiili taşıyıcıların açıkça taşıma senetleriyle belli olduğu durumlarda karineye dayanılması mümkün değildir. Kaldı ki davalı ... Tic. A.Ş.’nin acente olduğu konusunda ihtilaf bulunmadığı da nazara alındığında, bu davalının taşımayı davalı ... şirketi ile birlikte üstlendiği iddia ve ispat edilmediğine göre, konişmento ve deniz yük senedi karşısında sırf navlun faturasını acente sıfatını belirtmeksizin tanzim etmiş olması davalı ... Tic. A.Ş.’yi taşıyıcı yapmaz. Kaldı ki aynı taşıma ilişkisi içinde akdi taşıyıcının acentesi sıfatıyla hareket eden davalının aynı anda taşıyıcı olması durumu çelişki arz eder nitelikte olup kabulü mümkün değildir." şeklinde hüküm kurulduğunu, sadece navlun faturasının acente tarafından düzenlenmiş olmasının müvekkil şirketin taşıyan sıfatını haiz olduğuna delalet etmeyeceği gibi, dosyada bahsi geçen konişmentolarda da "..." isimli şirketin asıl taşıyıcı olduğunun anlaşıldığını, TTK'nın 105/2-3. Maddesine göre, acentenin, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceğini; acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararların acentelere uygulanamayacağını; anılan kanuni düzenlemeler karşısında acenteye, acentelik sıfatından dolayı doğrudan dava açılması mümkün olmayıp ancak müvekkiline izafeten dava açılabileceğini, "..." ile müvekkili şirket arasında her ne kadar yazılı bir acentelik sözleşmesi yoksa da gerek taşıma belgelerinden ve gerekse müvekkil şirketin fiili olarak yapmış olduğu işlemlerden uygulamalı bir acentelik ilişkisi olduğunun açıkça orta olduğunu; acentelik ilişkisinin kurulması için yazılı bir acentelik sözleşmesine zaruret olmadığını; Türk Ticaret Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu HMK md.353/1 TTK md.876 İİK md.36/5 K6100 md.6 TTK md.1237/1 HMK md.355 K5684 md.22 K1986 md.31 HMK md.114/1 TTK md.105 K6102 md.105 TTK md.105/2 HMK md.362/1 K2015 md.18