T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/374

KARAR NO: 2024/401

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 19.11.2020

NUMARASI: 2015/655 Esas - 2020/737 Karar

DAVA: Şirket Ortaklığından Çıkarma

Taraflar arasındaki şirket ortaklığından çıkarma davasının davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Ltd Şti nin İstanbul ticaret sicili ... numarasında kayıtlı olarak 1995 yılından bu yana ofis ve ev mobilya , aydınlatma gereçler, banyo , mutfak malzemeleri yapan bir şirket olduğunu, davacı ... ın şirket ortağı ve müdürü , davacı ... ile davacı ... şirket ortağı ve ... ın baba ve annesi olduğunu, şirketin toplam dört gerçek hissedarı olup, davacılar ve davalıdan ibaret olduğunu, müvekkili şirket müdürü ..., babası diğer davacı ...’ın yanında 7 yaşında Samsun’daki mobilya mağazasında çalışmaya başlayıp eğitimlerini tamamladıktan sonra, 1995 yılında şirketi, babası, annesi ve kardeşi ile şirketin yönetimi ve çoğunluk hissesi kendisine ait bir aile şirketi olarak kurduğunu, ... ABD de eğitimi sırasında tanıştığı davalı ... ile evlendiğini, bilahare davalının dayattığı boşanma protokollerinin tümünü kabul ederek Sarıyer Aile Mahkemesi’nin 22.10.2007 tarih ve E. 2007/634, K. 2007/764 sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanma protokolünde; ... Ltd.Şti.’de kendisinin sahip olduğu hisselerin, hatta babası ve annesinin sahip olduğu hisselerin büyük bölümü ile kardeşi ...’ın tüm hisselerinin bilabedel davalıya devredilecek; ...’ ın mülkiyetinde olan ... Sok. No: ... Emirgan İstanbul adresinde bulunan tapuda ... İli, ... İlçesi, ... Mah., ... Mevkii, ... Pafta, ... ada, ... parsel, 50/100 arsa paylı 1 bağımsız bölüm numaralı ( zemin ) ve 2 bağımsız bölüm numaralı ( 1. Kat) taşınmazların 1 / 2 hisselerinin ve yine Tapuda .... ili, .... İlçesi, ... Köyü, ... Mevkiinde kain ... pafta , ... parselde kayıtlı 1/94 arsa paylı 91 bağımsız numaralı mesken taşınmazların devri sağlanacak, belirli konularda davalının oyu olmaksızın karar alınamayacağı şeklinde şirket sözleşmesi değiştirilecek, aylık 12.000 Euro şirketten ödeme yapılacaktır hükümlerinin bulunduğunu, ... ın mahkeme kararına uygun olarak; Beşiktaş ... Noterliğinin 16.11.2007 tarih ve ..., ..., ..., ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmeleri ile davalıya toplam % 49,95 hissenin bilabedel devredilmesini sağladığını, davalının tüm şahsi ihtiyaçlarının karşılandığını, hatta davalının , ... AVM’de müvekkil ... Ltd.Şti.’ye ait bir mağazada çalışması imkanının yaratıldığını, davalının müvekkil şirketin idari ve ticari faaliyetlerine hukuka aykırı olarak müdahale ettiğini, bilgi alma ve inceleme hakkının sınırları TTK 614. Madde ile sınırlanmış olmasına rağmen, bu sınırları aşacak şekilde taleplerde bulunduğunu, yasal olarak hakkı bulunmamasına rağmen, istediği her türlü bilgi, belge temini ile denetimine olanak sağlandığını, davalının gerçek dışı beyanlarının yer aldığı ihtarnameler gönderip aksi bir durum varmış izlenimi yaratmaya çalıştığını, kendisine deliller yaratmak amacıyla, bizzat olumlu oy kullandığı genel kurul kararlarını, (özellikle 24 Haziran 2013 tarihli genel kurulda oybirliği ile alınan genel kurul kararını tanımayarak) şirkete bilgi vermeksizin, ...’ın yurt dışında olduğu zamanlarda aniden şirkete gelip mali müşaviri ve avukatı ile şirketin stoklarını, depolarını denetlemek istediğini, şirket yetkililerinin yokluğunda tek taraflı olarak tutanaklar düzenleyip, şirketi zor durumda bırakmaya çalıştığını, bunları delil olarak davalarda ileri sürdüğünü, kendisine yardım etmeye çalışan personele kötü davrandığını, “maaşınızı ben ödüyorum ...’ın köpeği, ...’ın kölesi” diye bağırma cüretinde bulunduğunu, çoğu defa da benzer olumsuz davranışlar gösterdiğini, şirket çalışanlarınıa kötü davrandığını bu hususta çalışanların tanık olarak dinletileceğini, çalışan ... ın laf taşıması nedeniyle işyeri ahengini bozmasından iş akdine son verileceğinde davalı tarafından korumaya alındığı, işçinin kendisine mobing uygulandığı iddiası ile dilekçe vermesinin sağlandığını, davacı şirketi zarara uğratmak, sindirmek ve şirketi ele geçirmek veya hisselerini ederinin üzerinde pahalıya satmak için bir çok yola başvurduğunu , şirketi ve ...’ ı tedarikçilere karşı kötüleyerek/ kötületerek maddi ve manevi zararlar verdiğini, şirkete müşteri olarak getirdiği .... adlı şahsın şirketin tedarikçilerinden ... isimli firmanın facebook sayfasına "...çok güvenilmez ve yalancılar... Tekel gibi hareket ediyorlar.. ..Türkiye de birden fazla bayii görevlendirmelisiniz .." şeklinde yalan yanlış beyanda bulunduğunu, ... ın tedarikçi firmaya karşı zor durumda kaldığını, bu konuda tanıklarını dinleteceklerini, İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/98 esas sayılı dosyasında açtığı yöneticinin azli davasında tedarikçilerin alacaklarının ödenmediği, bu nedenle mal gönderilmediği , ilişkilerin bozulduğunu iddia etmiş, bu dava dosyasındaki söylemlerini piyasaya yaymış, rakip firmalardan bir müdür ... ı arayarak şirketin batırıldığına ilişkin söylentinin rakip firmalarda ve piyasada konuşulduğunu aktardığını, davalının şirket ortağı olarak haklarını kötüye kullandığını; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1210 E. sayılı dosyasında kısmi ve şartlı kar payı dağıtılmasına ve müdüre maaş ödenmesine ilişkin genel kurul kararlarının iptali, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/509 E. sayılı dosyası ile, 26.06.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2015 / 588 E. sayılı dosyada 11.03.2015 tarihli olağan genel kurulda alınan 6. Maddesinin ( Müdür ...’ a ücret ödenmesine ilişkin karar) ve 08.04.2015 tarihli olağan genel kurulda alınan 7. ( Şirket 2014 yılını zarar ile kapattığından ortaklara kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin karar) ve 8. ( 2013 yılının kârının kısmen dağıtılmasına ilişkin 14 Mayıs 2014 tarihli olağan genel kurulda alınan 6 numaralı kararın kaldırılmasına ilişkin karar) numaralı kararlarının iptali için dava açtığını, davalının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nün ... sicil numarasında kayıtlı olarak müvekkili şirket ile aynı faaliyet alanında 31/03/2014 tarihinde tek ortak ve yetkili müdür sıfatıyla " ... Anonim Şirketi" ni kurduğunu öğrendiklerini, davalının müvekkili şirkete olan tacizlerinin arttığı dönemde bu şirketi kurmasındaki amacın, şirketin tedarikçilerini kendi yanına çekerek şahsi menfaat temin etmek, davacıları zarara uğratmak olduğunu,

TTK 613 maddesi gereğince şirket ortaklarının bağlılık yükümüne ve rekabet yasağına tabi olduğunu, davalının bağlılık yükümünü ihlal ettiğini, şirket sözleşme değişikliğinden sonra ihalelere görebilmek için sunulması gereken teminat mektubunu bankadan alabilmek için ipotek verilmesi konusundaki yönetim taleplerini davalının reddettiğini , genel kurul tutanağına geçen şekilde yönetici olduğu takdirde ipotek verilmesine muvafakat edileceğinin açıklandığını, bir hakkı kendi menfaatine baskı kurmak suretiyle elde etmeye çalıştığını, davalının müvekkili firmadan son üç yılda haksız maddi kazanımlar elde ettiğini, şirketin diğer ortakları ... ve ... açısından ; davalı ile yaşanan şirket ilişkisinin devamının katlanılamaz hale geldiğini, davalının şirkette ortak olma dışında bir sıfatı bulunmamasına rağmen, şirketin iş ve işlemleri konusunda emir ve talimatlar vermesi, sürekli huzursuzluk yaratması sebebiyle son derece rahatsız olduklarını, şirket işleyişinin davalı tarafından bozulduğunu bu nedenle davacıların olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasını istediklerini, bunun üzerine çağrılı olarak 10.06.2015 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, gündemin 2. Maddesinde, 2015/3 sayılı olarak; ... ve ...’ın taleplerine havi yazı okunup davalının sebep olduğu olumsuz olaylardan örnekler verilerek ( davalı vekilinin toplantı tutanağına geçen beyanlarına göre; davalı yönetici yapılmadığı sürece ipotek için olumlu oy kullanılmayacağı, ipoteğe izin vermeyeceği, defaatle talep edilmesine rağmen yönetici yapılmadığı, yönetici yapılmaz ise davranışlarının devam edeceğini ) davalı ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması ve bunun için dava açılması konusunda oybirliği ile ortaklar kurulu kararı alındığını, alınan bu karar gereğince ; davalının haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasına, "bilanço değeri" üzerinden davalının ayrılma payının hesaplanarak, ayrılma payının şirketin özkaynaklarından, bu mümkün olmadığı takdirde şirket ortak/ortakları tarafından hisselerin devralınmak istenmesi durumunda devralan tarafından ödenmesi; bu dahi mümkün olmadığı takdirde sermaye azaltımı sonucunda serbest kalacak kısımdan kararın kesinleştiği tarihten sonra nakit akışı da dikkate alınarak taksitler halinde ödenmesi konusunda karar verilmesini, davalının tüm mali ve yönetsel haklarının karar kesinleşinceye kadar tedbiren dondurulmasına, teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin davacıların iddia ettiği gibi aile şirketine dışarıdan gelmiş bir kimse olmadığını, 2004 yılında Türk vatandaşlığına geçene kadar resmi görev üstlenmemekle birlikte bir güven ilişkisi çerçevesinde eski eşi ile birlikte şirketi yönettiğini, mesleğinde çok başarılı bir iç mimar olan davalının yıllarca ... Şirketi için emek verdiğini, şirketin esnaf işletmesi ölçeğinde bir mobilya satıcısından Türkiye ’nin en bilinen lüks mobilya mağazası haline gelmesinde en az davacı ... kadar aktif rol aldığını davacıların iddia ettiği şekilde şirketin gelişiminde katkıda bulunmamış bir ortak olsa dahi ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı olduğunu, davacılardan ... ile müvekkilinin kesinleşmiş olan mahkeme ilamı ile ... Şirketinin % 49,95 'inin intikal ettirilmesi konusunda anlaştıklarını, 25,00 YTL 'den 20.000 adet hissesi bulunan ve toplam 500.000,00 YTL sermaye bedeli olan şirketin ... ait hisselerden 249.750 TL’ye tekabül eden 9.990 adedinin ...’a devri ile ...’ da eşit miktar ve değerde hisse kalmasına, ... ve ...’a da 250 TL bedelli 10’ar adet hissenin bırakılmasına karar verildiğini, kararın ticaret sicilinde yayınlandığını, şirketin % 49,95 hissesinin verilmesine rağmen % 0,05 ’lik pay nedeniyle azınlıkta kalan ortaklık haklarının güçlendirilmesi için ayrıca ek boşanma protokolü gereğince şirket ana sözleşmesinde değişiklikler yapıldığını, müvekkilinin boşanma sürecinde büyük emek verdiği Mozaik Şirketinden ayrılmak istemediğini, boşanma ilamında açıkça müvekkilinin hem ... Şirketinde hem de firmanın şubesinde yönetici olacağının hüküm altına alındığını, defalarca yazılı ihtarnameler göndererek iyi niyetle hukuksuzluklara son verilmesi ve taahhütlere uyulmasının istendiğini, davacı müdürün müdürlük görevinden azli talebiyle dava açıldığını, buna rağmen davanın ilk derece mahkemesince hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, dava dosyasının Yargıtay ’da olduğunu, genel kurul iptal davaları ile ilgili müvekkilinin yalnızca hukuka aykırı genel kurul gündem maddelerinin iptali için mahkemeye başvurduğunu, müvekkilinin kendisine yapılan tüm bu haksızlıklara karşı her zaman şirketin menfaatini gözettiğini, müvekkilinin başka şirket kurarak davacı şirketi zarara uğrattığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin aynı zamanda bir iç mimar olup, yıllardır ... şirketi için çalışmadığını, 2012 dönemi genel kurulunda müvekkilin şirket merkezine sokulmaması yönünde bir karar alındığında müvekkil büyük hayal kırıklığına uğradığını ve ... Şirketinden bağımsız olarak iç mimarlık yapma niyetine girdiğini, bu düşünceyle ... A.Ş yi kurduğunu, ancak, müvekkilinin bu düşüncesini hiçbir zaman hayata geçiremediğini şirketi faaliyete sokmadığını, davacıların dava dilekçesinde hiçbir delile dayandırmadığı diğer iddialarının müvekkilinin şirketin zararına şirketin kötü durumda olduğu ile ilgili dedikodu yayması şirket çalışanlarına kötü muamele etmesi olarak gösterildiğini ancak bu iddiaları kabul etmediklerini, belirterek davacı şahıslar yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine, diğer davacı şirket yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olayda; Davalı ortak ... ın ... Tic Ltd Şti de müdür yada temsile yetkili yönetici sıfatı bulunmadığı sabittir. Davalı ortak ... ın İstanbul 14 Aile Mahkemesinin 2007/634-764 sayılı dava dosyasında görülen boşanma davasındaki anlaşma gereğince; kendisine yönetici sıfatı verilmediği için İstanbul 9 ATM nin 2013/98-2015/395 sayılı dava dosyasında şirket yöneticisinin azli davasını açtığı, davanın reddedildiği anlaşılmıştır.Davalı ortak ... ın 09/04/2014 tarihinde tek ortak ve yetkili müdür sıfatıyla İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nün ... sicil numarasında kayıtlı '... Anonim Şirketi' ni kurduğu, şirketin iş konusunun 'A-mimari iç dekorasyon ve tasarım kapsamına görebilecek her türlü dekorasyon işlerini ve plan proje çizimini yapar...B-Her türlü ev ofis bahçe mobilyası tasarımı ithalat ve ihracaatı ile bu mobilyaların satışı proje alanları oluşturma, bu alanlara dekoratif uygulamalar yapılması..' olduğu ticaret sicil kaydından anlaşılmıştır. Açıklanan TTK 613 madde kapsamında davacı şirket ortaklar kurulu tarafından TTK 613/4 maddesi gereğince alınmış onay kararıda sunulmamış ve mahkememizce ticaret sicil dosyasından tespit edilmemiştir.Davalı ortak ... ın davacı şirkete karşı bağlılık yükümlülüğü ile haksız rekabet yasağı vardır ve ... Anonim Şirketi'ni kurduğu tarihte devam etmektedir. Davalı ortağın konusu davacı şirket ile benzer olan şirketi kurup işleterek bağlılık yükümüne aykırı davrandığı anlaşılmıştır.Mahkememizce davacı ve davalı tarafça bildirilen tanıklar ..., ..., ...,...,..., ... dinlenmiştir....Şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu beyanlara göre davalı ortak ... ın şirketi zor durumda bırakacak ve ortaklar arasındaki güven ilişkisini sarsacak davranışlarda bulunduğu, davacı şirketin hakkında ticari hayatta ve internet ortamında olumsuz görüşlerin yayılması ve yazılması yolunu açtığı, bu şekilde haklı sebeplerin oluştuğu,

Davacı tarafından ibraz edilen refarans mektupları ve mektuba göre; davalı ortak ... ın davacı şirket adına yapılan çalışma nedeniyle ... yetkilisi ... den aldığı kişisel referans mektuplarını; alınış amacı dışında kullanarak şirkete karşı olan sadakat ve bağlılık yükümünü ihlal ettiği tespit edilmiştir.

TTK 613, 640, 621 maddeleri gereğince aranan yasal koşullar; haklı sebep ve sadakat yükümlülüğüne aykırılığın davalının eylemlerinde somut olarak gerçekleştiği sabit bulunmuştur. Davalı ... ın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nün ... sicil numarasında kayıtlı davacı ... Tic Ltd Şti ortaklığından çıkarılmasına karar vermek gerekmiştir.Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile davalının şirkette bulunan payının karar tarihine en yakın tarihteki değeri olarak belirlenen 1.614.813,86 TL nin; çıkma payı olarak davacı şirketten alınıp davalıya verilmesine... " gerekçesiyle, davacılar ..., ... ve ...'ın açtığı davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle HMK'nın 114 - 115 maddesi gereğince usulen reddine;

TTK'nın 613, 640, 621 maddeleri gereğince davalı ...'ın İstanbul Ticaret sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı davacı ... Tic. Ltd. Şti. ortaklığından çıkarılmasına, davalı ...'ın hissesi karşılığı 1.614.813,86 TL çıkma payının davacı şirketten alınıp davalıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde ve ek dilekçede özetle; Mahkemece karar tarihine en yakın değerin hesaplanmadığını, mahkemece karar tarihinden yaklaşık iki yıl önceki bilanço dikkate alınarak yapılan hesaplananın hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, mahkemece 31.12.2018 tarihli bilançoya göre, 2019 yılında (03.10.2019) alınmış bilirkişi raporuna dikkate alınarak, 2020 yılı (19.11.2020) sonunda karar verildiğini, zira, mahkemece 2020 yılı sonuna göre şirket değeri hesaplanması gerekirken, 2018 yılı bilanço değerinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, hatalı kararın kaldırılması zaruridir.kararın bu şekilde onanması, kanunun açık hükmünün ihlali niteliğinde olduğunu, Şirket adına kayıtlı gayrimenkullerin değerlemesinin, keşif kararı alınmadan, gayrimenkuller dahi görülmeden, hangi emsaller dikkate alınarak nasıl değerleme yapıldığının dahi belirtilmeden fiyatlandırılmış olmasının hatalı olduğunu, kararın kalıdırlması gerektiğini, Mahkemece 19.11.2020 tarihinde karar verilmiş ise de 03.10.2019 tarihinde karar tarihinden dahi bir yıl önce hazırlanan bilirkişi raporu dikkate alınarak hatalı hüküm kurulduğunu, iş bu raporun 12.sayfasında, davacı şirket adına kayıtlı iki gayrimenkulün değerine yer verildiğini, üstelik gayrimenkullerden bir tanesirir Bodrum'da olup, mahkemece Bodrum'a talimat yazılarak yerinde keşif yapılmaksızın, gayrimenkulün fizeksel özellikleri yerinde incelenmeksizin üstelik hiç bir emsal sunulmadan, neye göre fiyatlandırıldığı dahi belli olmayan bir bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, üstelik gayrimenkul bilirkişisinin, İstanbul'daki gayrimenkulü dahi yerinde incelemediğini, hiç bir emsal sunmadığını, fiyatlandırmayı hangi kriterlere göre ne şekilde yaptığını dahi açıklamadığını, hiç bir açıklama yapmaksızın, doğrudan fiyat vererek görevi gereği gibi yapmadığını, mahkemenin ise, davalı vekilinin ek ya da yeni rapor alınması yönündeki itirazlarını dikkate almaksızın, bilirkişi raporunun sonuç kısmında yer alan bedele göre, karar tarihinden 17 ay önceki değere göre karar verdiği için, mahkemece verilen karar hatalı olduğunu, hatalı kararın kaldırılması gerektiğini, yeri gelmişken belirmek gerekirse, 31.12.2018 tarihi itibariyle, yerinde inceleme yapılmaksızın rastgele belirlenen toplam 1.8 Milyon TL bedelli gayrimenkullerin değerinin, karar tarihi olan 19.11.2020 itibariyle en az 5 Milyon TL, bugün itibariyle en az 20 Milyon TL değerinde olduğunu, söz konusu gayrimenkullerin karar tarihine en yakın tarihteki değeri dikkate alınmaksızın 17 ay önceki değer üzerinden davalının ayrılma akçesinin hesaplanmasının hatalı olduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini, Davacı şirketin 2018 yılı envanteri dikkate alırak stok sayımı yapılması hatalı olup, bilirkişi tarafından yerinde yapılan incelemede fiili gerçek stok durumu değil, bir öncesine ait bilonçonun esas alınması hatalı olduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini, Mahkemece 19.11.2020 tarihinde karar verilmiş ise de, 03.10.2019 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunun dikkate alındığını, iş bu raporun 12.sayfasında, özvarlık hesabı için yerinde inceleme yapan bilirkişinin, inceleme tarihi itibariyle stok sayımı yapıp, öz varlık tespiti yapması gerekirken, 31.12.2018 tarihi itibariyle envanter üzerinden rast gele değerleme yapmasının hatalı olduğunu, şirketin stoklarında, envanterdeki stoklardan çok daha fazla ürün mevcut olup, karar tarihine en yakın tarihteki değer hesaplanmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, hatalı kararın kaldırılması gerektiğini, Davacı şirket adına kayıtlı araçların değerlemesinin hatalı yapıldığını, hiç bir emsal sunulmadığını, değerlemenin hangi kriterlere göre yapıldığı belirtilmediğini, karar tarihine en yakın değer hesaplanmadığını, hatalı kararın kaldırılması gerektiğini, Davacı şirketin marka değeri hesaplanmadığını, öz varlık tespiti baştan sona hatalı olup, gerçeği yansıtmadığını, davalının %49.5 hisse ile ortağı olduğu şirketin, sektörde bilinen ve ünlü bir şirket olup, milyon TL'nin üzerinde marka değeri bulunduğunu, bilirkişi heyetinin, davacı şirketin marka değerini hiç hesaplamadığını, öz varlık tespitinin doğru hesaplanmadığını, hatalı kararın kaldırılması gerektiğini, Davalının, şirketten ayrılmasına yönelik karar da hatalı olup, daha önce sunulan beyanları aynen tekrar ettiklerini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 640/3. maddesi uyarınca davalının şirket ortaklığından haklı nedenle çıkarılması istemine ilişkinkir.İlk derece mahkemece yazılı gerekçe ile davanın gerçek kişi davacılar yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı şirket yönünden kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 649/3 ve 621/1.h maddeleri uyarınca, şirket tarafından bir ortak aleyhine çıkarma davası açılabilmesi için genel kurulca çıkarma yönünde ve m.621/1.h'de öngörülen ağırlaştırılmış çifte nisapla karar alınmış olması, HMK'nın 114/2. maddesi anlamında özel dava şartıdır. TTK'nın 640/3. maddesi uyarınca, şirketin istemiyle ortağın şirket ortaklığından çıkarılması talep edilebilir. Kanun'daki "şirketin istemi" ibaresi, ortaklıktan çıkarma konusunda şirketin iradesinin ortaya konulmasını ifade etmekte olup, şirketin iradesi de ancak bu konuda alınacak bir genel kurul kararıyla ortaya çıkar. Bu konudaki genel kurul kararı, TTK'nın 621/1.h maddesi uyarınca önemli kararlardan olup, kararın, TTK'nın 621. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen nitelikli (ağırlaştırılmış) nisaplarla yani esas sermayenin tamamının salt çoğunluğundan az olmamak üzere, genel kurul toplantısında temsil edilen oyların en az üçte ikisinin olumlu oyuyla alınması gerekir (POROY/ TEKİNALP/ ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku-II, 14. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2019, s.450-451; ÇAMOĞLU, Limited Ortaklıklar Hukukunun Temel İlkeleri, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2020, s.76). Şirket tarafından ortaklıktan çıkarma davası açılabilmesi için, nitelikli nisapla alınmış bir genel kurul kararının bulunmasının, tamamlanabilir nitelikte özel dava şartı olduğu hususu, aynı zamanda Yargıtay 11. H.D.'nin yerleşik içtihadıdır. TTK'nın 621. maddesinin birinci fıkrasında aranan nitelikli çoğunluğun açıklığa kavuşturulması gerekir. Anılan birinci fıkraya göre, çıkarma konusundaki genel kurul kararı "...temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabilir". Bu kanuni düzenleme, ikili bir nisap aramıştır. Bunlardan birincisi, temsil edilen oyların en az üçte ikisi'dir. Maddede yer alan "temsil edilen oyların" ibaresini, genel kurulda hazır bulunan, yani toplantıda temsil edilen oylar olarak anlamak gerekir. Nitekim hemen bir üstteki 620. maddede, açıkça "...toplantıda temsil edilen oyların" ibaresi yer almaktadır. Böylece limited şirketlerde nisap bakımından "oyun temsil edilmesi" kavramı esas alınmıştır (Bu konuda ayrıntılı açıklama için bknz: Levent BİÇER/ Esra HAMAMCIOĞLU, "Limited Şirket Genel kurulunda Yetersayılar", İstanbul Kültür Üniversitesi HFD, Prof. Dr. Iur. Merih Kemal OMAĞ'a Armağan, C:16, S:2, Temmuz 2017 (Özel Sayı), s.341-381). O hâlde genel kurulda geçerli bir çıkarma kararı alınabilmesinin birinci koşulu, kararın alınacağı toplantıda asaleten veya vekaleten hazır bulunan oyların üçte ikisinin, çıkarma konusunda alınacak karara olumlu oy vermesidir. Ancak toplantıda hazır bulunanların alacakları böyle bir kararın geçerli olabilmesi için ayrıca, toplantıda olumlu oy kullananların oylarının, şirketin oy hakkı bulunan esas sermayesinin salt çoğunluğunu da sağlaması gerekir. Bu iki koşul bir arada gerçekleştiğinde, çıkarma konusunda alınan genel kurul kararı, geçerli bir karar olacaktır.Yine, TTK hükümleri incelendiğinde, şirketten çıkarmada pay sahiplerinin oydan yoksun olduğunu düzenleyen açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Limited şirketlerde oy hakkında yoksunluk TTK'nın 619 maddede düzenlenmiş olup, madde " (1) Herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar. (2) Şirketin kendi esas sermaye payını iktisabına ilişkin kararlarda , esas sermaye payını devreden ortak oy kullanamaz.(3) Ortağın bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı faaliyetlerde bulunmasını onaylayan kararlarda ilgili ortak oy kullanamaz" şeklindedir. Maddede düzenlendiği üzere oy hakkında yoksunluğa ilişkin hükümde bir ortağın haklı sebeplerle şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulmasına ilişkin alınacak genel kurul kararı oy hakkından yoksunluk kapsamında sayılmamıştır. Yargıtayın doğrudan oydan yoksunluğa ilişkin olmasa da iki ortağın bulunduğu şirketlerde iki ortağın aynı yönde oy kullanmaması halinde haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması için genel kurul kararı bakımından nisabın olunmayacağına işaret eden kararları dikkate alındığında, haklı sebeple ortaklıktan çıkarmaya ilişkin genel kurulda çıkarılacak ortağın oy kullanabileceğinin benimsendiği sonucuna varılmaktadır.Yine yargıtay 11. HD'nin 2016/13422 E- 2018/4608 K sayılı, 20/06/2018 tarihli karar içeriğinde işaret edildiği üzere, haklı nedenle ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin davada genel kurulun Kanun'da öngörülen nisabı sağlamaksızın aldığı kararın yoklukla malul olacağı benimsenmiştir.Somut olayda davacı şirketin 10.06.2015 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısı tutanağından, toplantıya katılanın oy haklarının ... ( %49,95), ... (% 00,05) ... (%00,05) ve davalı ... (% 49,95) olduğu, 1.000.000 TL sermayeye karşılık gelen 40.000 TL adet hissenin yani tüm pay sahiplerinin toplantıda asaleten ve vekaleten temsil edildiği, dolayısıyla toplantı nisabının % 100 olarak sağlanmış olduğu, ancak çıkarma kararına ilişkin gündemin 3 nolu kararının oylamasında haksız olarak davalı ... ' ın nisaba katılmadığı ve oy kullandırılmadığı, kararın diğer ortakların katılımı ve oyları ile alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, şirketteki pay durumu dikkate alındığında, çıkarma kararının davalının olumlu oyu olmadan alınamayacağı yani "temsil edilen oyların en az üçte ikisinin" olumlu oy vermesi koşulunun sağlanmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davalıya oy kullanma hakkının sağlanmaması da hukuka aykırı bir uygulama olmuştur.Buna göre yukarıdaki açıklamalar ve emsal Yargıtay kararları ışığında TTK'nın 621/1-h maddesi kapsamında alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı, bu nedenle şirketin ortakların birinin ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin talepte bulunulmasına yasal olanak bulunmadığı, usulüne uygun alınmış bir genel kurul kararı olmadan davanın esasına girilemeyeceği, bu itibarla ortaklıktan çıkarılma davası açılması için yasada aranan dava şartının bulunmadığı, diğer bir deşişle, davacı şirket bakımından özel dava şartının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince, davacı şirket tarafından açılan davanın, özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması hukuka aykırı olmuş, bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak, davacı şirket tarafından açılan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer taraftan, ilk derece mahkemesince de tespit edildiği üzere, davacı gerçek kişilerin davacı sıfatı yani aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Ancak aktif dava ehliyeti sıfatla ilgili olup taraf ehliyetinden ve dava ehliyetinden farklı bir kurumdur. Aktif dava ehliyeti, taraf sıfatıyla ilgili olduğundan ve dava şartı niteliğinde olmadığından, ilk derece mahkemesince davacı gerçek kişiler tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar vermekle yetinilmesi gerekirken bu husus dava şartı gibi kabul edilerek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen düzeltilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davacı gerçek kişiler tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davacı şirket tarafından açılan davanın ise özel dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davacı gerçek kişiler tarafından açılan davanın, aktif husumet ehliyeti (davacı sıfatı) yokluğu nedeniyle reddine,2-Davacı şirket tarafından açılan davanın, HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca, özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar harcından, davacılar tarafından peşin yatırılan 27,70 TL harcın mahsubu ile eksik 399,90 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca;a- Davacı gerçek kişiler bakımından ret sebebi farklı olduğundan,17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı gerçek kişilerden alınarak davalıya verilmesine, b- Davacı şirket bakımından ret sebebi farklı olduğundan, 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı şirketten alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 253,50 TL tebligat ve müzekkere giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,7-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde, yatırmış olan tarafa iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 61,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 223,60 TL kanun yolu giderinin davacı şirtetten alınarak davalıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,10-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olarak verildi. 07.03.2024

Karar Etiketleri
07.03.2024 REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu HMK md.353/1 HMK md.33 TTK md.621 TTK md.619 HMK md.355 HMK md.114/2 TTK md.640/3 TTK md.649/3 K764 md.614 TTK md.614 TTK md.621/1 TTK md.613 TTK md.613/4 K764 md.613 HMK md.114