11. Hukuk Dairesi 2009/3144 E. , 2011/1308 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/11/2008 tarih ve 2008/84-2008/430 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.02.2011 gününde davacı avukatı Ahu Eker geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı taraf duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait deponun davalı nezdinde işyeri paket sigorta poliçesi ile 2000 yılından beri her yıl sigortalı iken, 01.03.2007 başlangıç tarihli dönemde 31.08.2007 günü hırsızlık yapıldığının sonradan öğrenildiğini, 45.000,00 TL değerinde demirbaş çalındığını, 125.000,00 TL zarar verildiğini, davalının Hırsızlık Sigortası Genel Şartları'nın A.4.1.maddesine dayanarak ödeme yapmadığını, oysa altı kez yenilenen poliçeler nedeniyle riziko mahallini davalının bildiğini, davalının bu yerin uzun süre kullanılmadığını kanıtlaması gerektiğini, 2006 yılındaki hırsızlık sırasında da depoda güvenlik elemanı veya sorumlu bulunmadığını davalının ekspertiz raporu ile öğrendiğini, buna rağmen poliçenin ertesi yıl için yenilendiğini, esasen depoda eleman bulundurulması zorunluluğunun poliçede yer almadığını, 2002 yılındaki fırtına nedeniyle ödeme yapan davalının deponun kullanım şeklini bildiğini dava konusu rizikodan sonra da prim tahsiline devam eden davalının poliçeyi ayakta tuttuğunu ileri sürerek, şimdilik 15.000,00 TL'nın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aralıksız 30 günden fazla kimse bulunmaması hali için ek teminat da verilmediğinden tazminat talebinin reddedildiğini, zira jandarma tutanağı ve ekspertiz raporu ile deponun uzun zamandır terkedilmiş olduğu kapı ve pencerelerinin açık olduğu, bekçi bulunmadığı hırsızlığa elverişli hale geldiği hususlarının belirlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve 06.09.2007 tarihli olay yeri tutanağına göre, uzun süredir deponun kullanılmadığı, bu nedenle hırsızlığın ne şekilde ne zaman gerçekleştiğinin belirlenemediği, "Belge" başlıklı tarihsiz tutanakta yer alan jandarma görevlisinin yazılı beyanına göre de, işyerinin terkedilmiş bir harabeye dönmüş olduğu, öte yandan depoda bir eleman bulunmadığının dava dilekçesinde de belirtildiği, davacının ibraz ettiği yazılı beyanlara resmi tutanak karşısında itibar edilemeyeceği, kaldı ki beyan sahipleri emlakçı ve davacı çalışanı olup, depoya gelişleri süreklilik arzetmeyip, geçici olup, genel şartların amacına uygun olmadığı ve deponun 30 günden fazla süreyle boş bırakıldığının kabulü gerektiği, bu durumda dava konusu hırsızlık olayının A.4.1.bendi gereğince poliçe teminatı kapsamında olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, hırsızlığın gerçekleştiği kabul edilmiş, ancak sigorta ettirilen deponun içinde aralıksız 30 günden fazla kimse bulunmaması halinin gerçekleştiğini davalının kanıtladığı, bunun aksini davacının kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ek teminat gerektiren ve ek teminat verilmediği çekişmesiz olan anılan depoda aralıksız 30 günden fazla kimse bulunmaması halinin gerçekleştiğinden bahisle tazminat ödemeyen davalı bu halin gerçekleştiğini kanıt yükü altındadır. Mahkemece, 06.09.2007 tarihli "belge" başlıklı tutanakta yer alan jandarma görevlilerinin tespitleri ile bu görevlilerden Erol Ersan'ın tarihsiz olan ve "belge" başlıklı tutanaktaki tespitlerine itibar edilerek davalının teminat vermediği anılan olgunun gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Oysa, bu tespitler içerisinde uzun süredir deponun kullanılmadığına işyerinin terkedilmiş bir harabeye dönüştüğüne ilişkin belirlemelerin "aralıksız" 30 günden fazla kimse bulunmaması" olgusunu kesin olarak kanıtlamadığı belirgindir. Öte yandan, depoda eleman bulunmadığının dava dilekçesinde belirtilmesi mahkemece teminat dışı halin gerçekleştiğini davacının ikrar ettiği şeklinde değerlendirilmiş ve bu gerekçe ile de dava reddedilmiştir. Oysa, davacının bu yönde kesin bir ikrarı bulunmamakta olup, depoda eleman bulunmadığını bildiren ve bir önceki poliçe döneminde gerçekleşen hırsızlık olayı ile ilgili görüş bildiren ekspertiz raporundaki görüşü bilen davalının aynı yeri dava konusu dönemde sigorta teminatı verdiğini, poliçede bu yönde bir zorunluluk getirilmediğini, eleman bulundurmamanın teminat dışı hali ifade etmediğini dava dilekçesinde açıklayan davacının bu anlatımından aleyhine sonuç çıkartılması da hatalı olmuştur.
Diğer yandan, davacı yan emlak danışmanı Bülent Çalışkan, Recep Hasman ile davacının matbaa müdürü Metin Sarıkınacı'nın depoya sık sık gittiklerine dair yazılı beyanlarına dayanmış olup, bu beyanlara, jandarma görevlilerinin tutanağı karşısında itibar etmediğini açıklayan mahkemenin bu gerekçesi de hatalıdır. Zira, jandarma tutanağındaki belirlemelerin teminat dışı halin gerçekleştiğini kesin olarak ortaya koymadığı ortada iken, bu tutanağa itibar edilip, davacı tanıklarının yazılı beyanlarına bu gerekçe ile itibar edilmemesi doğru olmamıştır. Davacının anılan tanıkları mahkemece dinlenilmeden, beyanları alınmadan, salt yazılı beyanlarındaki anlatımlardan, depoya gelişlerinin geçici olduğu ve genel şartların anılan teminat dışı halin amacına uygun olmadığı yönünde sonuç çıkartılması doğru görülemez. Bu sonuca nasıl varıldığı da yeterince açıklanmamış, somut dayanaklar ve kanıtlar da gösterilmemiştir. Bu durumda, ıspat yükü altındaki davalının kanıtlarına karşılık, davacının aksi yönde dayandığı deliller kapsamında davacı tanıkları dinlenilmeli, ayrıca gerektiğinde jandarma görevlilerinin beyanlarına da başvurulmalı, teminat dışı halin gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak aydınlığa kavuşturulmalıdır.
Öte yandan, hırsızlık eylemini gerçekleştirmek amacıyla sigortalı kıymetlerin bulunduğu yerlere girilmesi veya bu yerlerin açılması esnasında verilecek tahribatın da sigorta teminatı kapsamında olduğu genel şartların "sigorta bedelinin kapsamı" başlıklı "A.2" bölümünde belirtilmiş olup, dava dilekçesinde işyerine verilen zarar kapsamında dava edilen diğer tazminat kaleminin bu çerçevede kalıp kalmadığı tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu istek kalemi hakkında olumlu yada olumsuz bir hüküm tesis edilmemesi nedeniyle de kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
#########