Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2022/3038
Karar No
K. 2023/999
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3038 E.  ,  2023/999 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2022/3038
Karar No: 2023/999
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Odası
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF: 1- (DAVALI): … Kurumu
VEKİLİ: Av. …
2- DAVALI YANINDA MÜDAHİL: … Dağıtım A.Ş.
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 18/05/2022 tarih ve E:2016/430, K:2022/2110 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 31/12/2015 tarih ve 29579 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Dağıtım Sistemindeki Kayıpların Azaltılmasına Dair Tedbirler Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 2. ve 3. fıkraları, 7., 12. ve 13. maddeleri ile 14. maddesinin 1. fıkrasının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 18/05/2022 tarih ve E:2016/430, K:2022/2110 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usûle yönelik itirazları geçerli görülmemiş, 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrası, 5. maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendi, yedinci fıkrasının (a) bendi, 6446 sayılı Kanun'un 1. maddesi, 9. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 17. maddesinin altıncı fıkrasının (ç) bendi, Geçici 18. maddesi, Dağıtım Sistemindeki Kayıpların Azaltılmasına Dair Tedbirler Yönetmeliği'nin 1., 2. ve 3. maddeleri, 4. maddesinin birinci fıkrasının (f), (ğ), (h) ve (ı) bentleri, 5., 12., 13. ve 14. maddelerine yer verilerek; 6446 sayılı Kanun'un Geçici 18. maddesinde yer alan "01/01/2016 tarihine kadar, teknik ve teknik olmayan kayıplarının oranı ülke ortalamasının üzerinde olan dağıtım bölgelerinde, diğer dağıtım bölgelerinden farklı düzenlemeler yapılmasına, hedef kayıp-kaçak oranlarının bir önceki yılın gerçekleşmeleri dikkate alınarak ve sonraki uygulama dönemleri de dâhil olmak üzere yeniden belirlenmesine Kurul yetkilidir." kuralı ile davalı idareye düzenleme yapma yetkisi verildiği ve davalı idarenin bu yetkiyi Kanun ile kendisine tanınan alan ve sınırlar içerisinde kullanarak düzenleme yapabileceğinin açık olduğu;

Söz konusu maddede yer alan düzenlemeyle, dağıtım bölgelerindeki sosyoekonomik şartlar ve tüketici alışkanlıkları da gözetilerek teknik ve teknik olmayan kayıplarının oranı ülke ortalamasının üzerinde olan dağıtım bölgelerinde gerekli tedbirleri alma ve hedef kayıp-kaçak oranlarını belirleme konusunda elektrik piyasasını düzenlemek ve denetlemekle görevli olan Kurulun yetkili kılındığı; böylece, Kurulun, her bir dağıtım bölgesinin bir yıl önceki kayıp-kaçak oranlarını dikkate alarak bölgesel bazda kayıp kaçakla mücadele eylem planı hazırlayabileceği ve hedef kayıp-kaçak oranlarını belirleyebileceği;

Kuralın gerekçesinde de, yapılan düzenlemeyle kayıp-kaçak oranının yüksek olduğu bölgeler için bölgelerin sosyoekonomik şartları ve tüketici alışkanlıkları da gözetilmek suretiyle fiilî kayıp-kaçak değerleri dikkate alınarak kayıp hedeflerinin belirli süreyle yeniden tespitinin amaçlandığı, teknik ve teknik olmayan kayıp oranları Türkiye ortalamasının çok üzerinde olan dağıtım bölgelerinde, kayıplarla etkin mücadele edilmesi ve kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi için mevcut ikincil düzenlemelerin ötesinde ek önlemlerin alınması gerektiğinden, bu önlemlerin alınabilmesine yasal zemin oluşturmak amacıyla kuralın ihdas edildiğinin belirtildiği; Öte yandan, anılan düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 02/11/2016 tarih ve E:2015/61, K:2016/172 sayılı kararıyla düzenleme Anayasa'ya aykırı bulunmayarak iptal talebinin reddine karar verildiği;

Türkiye'de elektrik dağıtım sektöründe rekabetçi bir yapı oluşturmak amacıyla, elektrik dağıtımında tekel konumunda bulunan Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin özelleştirilmesinin öngörüldüğü; bu çerçevede özelleştirmenin etkinliği için elektrik dağıtımı bakımından ülkenin 21 bölgeye ayrıldığı ve bölgesel düzeyde dağıtım faaliyetlerinin özelleştirilmesine karar verildiği, özelleştirme ile kayıp-kaçak oranlarının azaltılması ve sektördeki kamu tekelinin zayıflatılarak rekabetin artırılmasının amaçlandığı;

Teknik ve teknik olmayan kayıp şeklinde de ifade edilen "kayıp-kaçak elektrik"in Yönetmelik'te, dağıtım sistemine giren toplam enerji ile tüketicilere fatura edilen enerji arasındaki fark şeklinde tanımlandığı; bu kaybın, elektriğin dağıtımı esnasında meydana gelen teknik sorunlardan meydana gelebileceği gibi elektriğin mevzuata aykırı şekilde kullanılmasından da kaynaklanabildiği, özellikle kaçak elektrik kullanımı olarak da ifade edilen elektriğin mevzuata aykırı şekilde kullanımı nedeniyle oluşan kayıp oranlarının dağıtım bölgeleri arasında farklılık gösterdiği, bu oranın bazı dağıtım bölgelerinde ülke ortalamasının çok üzerine çıkabildiği;

Teknik ve teknik olmayan kaybın, temelde birbirinden ayrıştırılması zor olan elektrik sistemlerinde sistem elemanlarının iç tüketimlerinden kaynaklanan teknik kayıplar ile kaçak kullanımlar olmak üzere iki bileşenden oluştuğu; teknik kayıpların, trafo kayıpları, hat kayıpları ve sayaç kayıplarından kaynaklandığı; kaçak olarak nitelendirilen teknik olmayan kayıpların ise ahlâki, ekonomik, sosyolojik ve psikolojik nedenleri bulunduğu;

Bu kapsamda, 6446 sayılı Kanun'un Geçici 18. maddesinde yer alan düzenlemeye dayanılarak davalı idare tarafından, teknik ve teknik olmayan kayıplarının oranı ülke ortalamasının üzerinde olan dağıtım bölgelerinde faaliyette bulunan dağıtım şirketleri için diğer dağıtım bölgelerinden farklı olarak yapılacak düzenlemeleri kapsayan Dağıtım Sistemindeki Kayıpların Azaltılmasına Dair Tedbirler Yönetmeliği'nin hazırlandığı; Yönetmeliğin dava konusu 5. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları yönünden; 6446 sayılı Kanun'un Geçici 18. maddesi uyarınca, teknik ve teknik olmayan kayıpların oranı ülke ortalamasının üzerinde olan dağıtım bölgelerinde farklı düzenlemeler yapma konusunda Kurulun yetkili kılındığı ve hedef kayıp-kaçak oranları belirlenirken bir önceki yılın gerçekleşmelerinin de dikkate alınacağı;

Yönetmeliğin 5. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yüksek kayıplı şirketlerin, 2014 yılı teknik ve teknik olmayan kayıp oranı 2014 yılı dağıtım sektörü ülke ağırlıklı ortalama teknik ve teknik olmayan kayıp oranının üzerinde olan şirketler olduğu belirtildikten sonra dava konusu ikinci fıkrada, yüksek kayıplı şirket statüsü kazanan şirketlerin bu statülerinin devam etmesinin, bir önceki yıl teknik ve teknik olmayan kayıp oranının aynı yıla ait dağıtım sektörü ülke ağırlıklı ortalama teknik ve teknik olmayan kayıp oranının üzerinde olması ile mümkün olduğu, aksi durumda yüksek kayıplı şirket statüsünün bir daha kazanılmamak üzere kaybedileceği, dava konusu üçüncü fıkrada, yüksek kayıplı şirket statüsünün 31/12/2025 tarihinde tüm şirketler için ortadan kalkacağının belirtildiği;

Bu kapsamda, tüketicilere güvenilir, kaliteli ve kesintisiz elektrik enerjisi hizmeti verilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmakla görevli olan Kurulun, kendisine verilen yetki kapsamında, yüksek kayıplı şirket statüsünü kazanan şirketlerin bu statülerinin devamına ilişkin koşulları belirlemesinde ve bu statünün 31/12/2025 tarihinde tüm şirketler yönünden ortadan kalkacağı yönünde yapılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı;

Her ne kadar, davacı tarafından, dava konusu düzenlemelerin kayıp-kaçak oranını düşürmeye yönelik olmadığı, yüksek kayıp-kaçak oranının dağıtım şirketleri açısından sürdürülebilir olmasının amaçlandığı ileri sürülmekteyse de, elektriğin üretim aşamasından nihai tüketiciye ulaştırılmasına kadar oluşan teknik ve teknik olmayan kayıp bedeli tüketicilere yansıtılırken Kurul tarafından belirlenen hedef kayıp-kaçak oranlarının dikkate alındığı; Kurulun, dağıtım bölgelerinde hedef kayıp-kaçak oranlarını belirlerken önceki yıllarda gerçekleşen kayıp-kaçak oranlarını göz önünde bulundurduğu; dağıtım şirketlerinin de Kurul tarafından belirlenen hedef kayıp-kaçak oranlarını geçmemek kaydıyla teknik ve teknik olmayan kayıp bedelini tüketicilere yansıttığı, dağıtım bölgesinde gerçekleşen kayıp-kaçak oranı Kurul tarafından belirlenen hedef kayıp-kaçak oranından fazla olması durumunda aradaki farka dağıtım şirketinin katlandığı, gerçekleşen kayıp-kaçak oranının Kurul tarafından belirlenen hedef kayıp-kaçak oranından düşük olması durumunda aradaki farkın dağıtım şirketinin kârını oluşturduğu; Kurul tarafından belirlenen hedef kayıp-kaçak oranlarının, dağıtım şirketlerinin teknik ve teknik olmayan kayıpla mücadele noktasında teşvik unsuru olduğu, bu bağlamda, dava konusu düzenlemelerin, dağıtım şirketlerinin kayıp ve kaçağı önlemek için kendi teknik alt ve üst yapısını yenileme ve kaçak elektrik kullanan kişileri takip ederek gerekli önlemleri alma konusundaki gayretini azaltacak nitelikte olduğu söylenemeyeceğinden davacının bu yöndeki iddiasına itibar edilmediği; Yönetmeliğin dava konusu 7. maddesi yönünden; 19/12/2015 tarih ve 29567 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Dağıtım Sistemi Gelirinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ'in 4. maddesinin birinci fıkrasının (jjj) bendi -davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan hâliyle- ve 17. maddesinin beşinci fıkrasına yer verilerek; … tarih ve … sayılı Kurul kararı uyarınca, verimlilik modelinde, düzenlemeye esas işletme giderleri hesaplamalarına esas baz işletme giderleri, baz işletme giderlerinin esas alındığı dönemdeki hat uzunluğu, trafo kapasitesi, trafo sayısı, dağıtım sistemine giren enerji miktarı, puant talep, coğrafî alan, dağıtıma esas abone sayısı v.b. uygun değişkenlerin kullanıldığı; verimlilik modelinde, kullanıcı yoğunluğu (kullanıcı/km2), mesken tüketici tüketim oranı, sosyoekonomik gelişmişlik endeksi, gerçekleşen kayıp enerji oranı gibi değişkenlerin ise çevresel faktör olarak kullanılabildiği, şirketler tarafından verimlilik parametrelerinin hesaplanmasına esas verilerin, Kuruma sunulduğu, sunulan verilerin incelenmesi sonucunda tespit edilen tutarsızlıkların şirketlerin geçmiş yıl verileri ve/veya diğer şirketlerin verileri ile karşılaştırılmak suretiyle düzeltildiği;

Yüksek kayıplı bölgelerin sosyoekonomik açıdan diğer bölgelerden farklı olması nedeniyle işletme giderleri (OPEX) bütçesinin doğru belirlenmesi için bu farklılığın Kurum tarafından dikkate alınması gerektiği; bu kapsamda, kayıp-kaçak oranın yüksek olduğu bölgelerde, kayıp-kaçakla mücadele kapsamında ilave maliyetler oluşabildiği;

Yüksek kayıplı şirketlerle diğer şirketlerin aynı verimlilik hedeflerine aynı sürelerde ulaşılmasının beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı; bu sebeple, normalizasyon, verimlilik gibi OPEX ile ilgili hesaplamalarda bu şirketler için farklı düzenlemeler yapılmasının, teknik ve teknik olmayan kayıpların düşürülebilmesi için önemli bir araç olduğu;

Tüm farklılıklara ve ilave OPEX ihtiyaçlarına rağmen söz konusu bölgelerin OPEX bütçelerinin, analiz ve normalizasyon aşamalarında önemli oranda düşürüldüğü, analizler sonrasında kalan verimsizliklerde ise Yönetmelik kapsamında bu şirketlere verimlilik skoru uygulanmadığı, yüksek kayıplı şirketlerin OPEX ihtiyaçları fazla olacağından, bu ihtiyacın, Kurul tarafından makul bulunarak bu şirketlere verimlilik parametresinin uygulanmamasının kayıp-kaçakla mücadeleyi daha etkin hâle getireceğinin açık olduğu;

Bu kapsamda, yüksek kayıplı şirketlere 31/12/2020 tarihine kadar hesaplanmış olan verimlilik katsayılarının uygulanmayacağı, bu tarihten sonra ise verimlilik katsayısının %50'sinin uygulanması yönündeki düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı; Yönetmeliğin dava konusu 12. maddesi yönünden; 21/12/2012 tarih ve 28504 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği'nin -davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan hâliyle- 8. maddesinin dördüncü fıkrası, 16. ve 23. maddeleri ile Yönetmeliğin ekinde yer alan Tablo 6/A'nın (10) numaralı bendine yer verilerek; 6446 sayılı Kanun'un Geçici 18. maddesi uyarınca, Kurula, kayıp-kaçak oranının yüksek olduğu dağıtım bölgelerinde, kayıp-kaçak oranlarının azaltılabilmesi için sosyoekonomik şartlar da gözeterek diğer dağıtım bölgelerinden farklı düzenlemeler yapma yetkisi verildiği;

Yönetmeliğin dava konusu 12. maddesiyle, yüksek kayıplı şirketlerin, dağıtım bölgeleri içinde yer alan ve önceki yıl gerçekleşmelerine göre yıllık teknik ve teknik olmayan kayıp oranı %40'ın üzerinde olan ilçelerdeki kullanıcılara karşı Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği'nde öngörülen bazı uygulama ve yükümlülüklerden muaf tutulduğu;

Kayıp-kaçak oranı görece düşük olan bölgelerde bulunan kullanıcılar ile yüksek kayıplı bölgelerde bulunan kullanıcılara aynı kalitede hizmet ve enerji sunulmasının, kaçak kullanım yoluna gitmeyen diğer bölgelerdeki kullanıcılar için adaletsizlik oluşturduğu, bu kapsamda, yıllık teknik ve teknik olmayan kayıp oranı %40'ın üzerinde olan ilçelerde, söz konusu kayıplarla etkin mücadele edilerek bu kayıpların düşürülmesi ve tüketici davranışlarının doğru istikamete kanalize edilmesinin sağlanması amacıyla yüksek kayıplı şirketlerin, Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği'nde öngörülen bazı uygulama ve yükümlülüklerden muaf tutulmasına dair dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı; Yönetmeliğin dava konusu 13. maddesi yönünden;

Dağıtım şirketleri ile TEİAŞ arasında imzalanan İletim Sistemi Sistem Kullanım Anlaşması'nın 9. maddesi uyarınca, kullanıcının ilgili mevzuat, taraflar arasında imzalanan bağlantı anlaşması ve bu anlaşma hükümlerinin herhangi birini ihlâl etmesi durumunda, TEİAŞ tarafından cezaî hükümlerin uygulanacağı;

15.maddesinde ise, bu Anlaşma'nın yürürlük tarihinden sonraki mevzuat değişikliklerinin taraflar için bağlayıcı olduğu kuralının yer aldığı; Dava konusu düzenlemeyle, teknik ve teknik olmayan kayıpların oranı ülke ortalamasının üzerinde olan dağıtım bölgelerinde faaliyette bulunan dağıtım şirketlerinin, maksimum enerji alış kapasitesinin üzerinde elektrik enerjisi almaları durumunda cezaî müeyyidelerden muaf tutulduğu;

Teknik ve teknik olmayan kayıpların fazla olduğu bölgelerin, elektriğin bedelsiz olarak tüketiminin yoğun olduğu ve şirketler tarafından trafodan çekilecek güç kapasitesinin tahminin imkânsızlaştığı bölgeler olduğu, bu bölgelerdeki abone başına elektrik tüketim miktarının diğer bölgelerdekinin oldukça üzerinde olması, bu durumdaki şirketlerin enerji alış kapasitesini belirlemelerini güçleştirdiğinden, söz konusu bölgelerde faaliyette bulunan dağıtım şirketlerinin kendi kontrollerinde olmayan sebeplerle (güç aşım, reaktif vb.) cezaî müeyyidelerle karşı karşıya kalmalarına neden olduğu;

Bu kapsamda, söz konusu durumun gerçekleşmesi halinde bir de cezaî müeyyidelere katlanmak zorunda kalan dağıtım şirketlerinin faaliyetlerini gerçekleştirmelerinin güçleştiği, kayıp-kaçakla mücadelelerini sekteye uğrattığından, dava konusu düzenleme ile yüksek kayıplı şirketlerin, iletim sistemi sistem kullanım anlaşmaları kapsamında, bağlantı noktasından maksimum enerji alış kapasitesinin üzerinde elektrik enerjisi alması durumu için öngörülen cezaî hükümlerden muaf tutulmalarında hukuka aykırılık bulunmadığı; Yönetmeliğin dava konusu 14. maddesinin birinci fıkrasının yönünden;

Teknik ve teknik olmayan kayıpların fazla olduğu bölgelerde, kayıp-kaçak durumunun çoğunlukla yerinde tespit edilemediği; dava konusu düzenlemeyle, mevsimsel olarak tarımsal sulama amacıyla elektrik tüketilen ve güvenlik nedeniyle kaçak kontrolü yapılamadığı ilgili kurum tarafından belgelendirilen kullanım yerlerinde, elektrik kullanmadan tarımsal ürün üretilemeyeceği resmî kurum yazıları ve kayıtları, teknolojik uygulamalar ile otomasyon sistemi verileri esas alınarak tespit edilen kullanıcılara yönelik olarak, yüksek kayıplı şirketler tarafından, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'ndeki -davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan hâliyle- yerinde tespit şartı aranmaksızın kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenebileceği, bu durumda, söz konusu tutanağa, güvenlik gerekçesiyle yerinde tespitin yapılamadığına dair ifadenin eklenmesi gerektiğinin belirtildiği;

Öte yandan, 14. maddenin üçüncü fıkrasında, söz konusu kaçak tespit tutanaklarına karşı itiraz edilebileceği, dağıtım şirketleri tarafından 15 iş günü içerisinde bu itirazların sonuçlandırılması gerektiği, bu süre içerisinde sonuçlandırılamayan tutanakların iptal edilmiş sayılacağı kuralının yer aldığı;

Dava konusu düzenlemeyle yüksek kayıplı şirketlere yerinde tespit şartı aranmaksızın kaçak elektrik tespitinde bulunma yetkisi verilmediği, diğer bir ifadeyle, mevsimsel olarak tarımsal sulama amacıyla elektrik tüketilen bir kullanım yerinde, güvenlik nedeniyle kaçak elektrik kontrolü yapılamasının kolluk güçleri tarafından tespit edilebilen bir durum olduğu, dava konusu düzenleme kapsamındaki uygulamanın tüm abone grupları hakkında getirilmediği, elektrik kullanmadan tarımsal ürün üretilemeyeceği resmî kurum yazıları ve kayıtları, teknolojik uygulamalar ile otomasyon sistemi verileri esas alınarak tespit edilenler için getirildiği, bu kullanıcılar açısından somut bilgilere dayanılarak tesis edilecek işlemlerde dağıtım şirketlerinin keyfî hareket etmesinin engellenmesinin amaçlandığı; öte yandan, dava konusu düzenlemenin, terör olayları, sokağa çıkma yasağı gibi nedenlerle kayıp-kaçağın varlığının bizatihi yerinde tespit edilememesinin mümkün olmadığı durumlar için getirildiği anlaşıldığından dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı;

Her ne kadar, davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin hukukî belirlilik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüşse de, söz konusu düzenlemenin olağanüstü hâl ilan edilmesi ile ilgili olmadığı, güvenlik nedeniyle kaçak kontrolü yapılamamasının şirketlerin inisiyatifine bırakılmadığı, kolluk kuvvetleri vasıtasıyla bu tespitin yapılacağı dikkate alındığında davacının bu konudaki iddiasına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından; dava konusu düzenlemelerin, kayıp kaçak oranını düşürmeye yönelik değil, kayıp-kaçak oranı yüksek şirketleri, enerji kalitesi başta olmak üzere bazı teknik ve idari yükümlülüklerden muaf tutmaya yönelik olduğu, bu durumun şirketler açısından sürdürülebilir olmasının amaçlandığı ve dayanak yasal düzenleme ile bağdaşmadığı, kamu yararına ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. Davalı idare yanında müdahil tarafından; Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 18/05/2022 tarih ve E:2016/430, K:2022/2110 sayılı kararının ONANMASINA,

3.15/05/2023 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.