Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2023/193
Karar No
K. 2023/964
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/193 E.  ,  2023/964 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2023/193
Karar No: 2023/964
TEMYİZ EDENLER: I- (DAVACILAR) :

1....Birliği

2....Derneği

3....Derneği

VEKİLLERİ: Av. ..., Av. ...
II- (DAVALI):

...Kurumu

VEKİLİ: Av. ...
DİĞER DAVALI: ...Bakanlığı
VEKİLLERİ: Hukuk Müşaviri ...

Hukuk Müşaviri ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 08/06/2022 tarih ve E:2019/7113, K:2022/3125 sayılı kararının, davacılar tarafından esas yönünden, davalı idarelerden Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından, husumet ve yargılama gideri ile vekalet ücreti yönünden karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: 24/11/2017 tarih ve 30250 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin tamamı ile anılan Yönetmelikle değiştirilen 20/10/2016 tarih ve 29863 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin, 6. maddesinin ikinci fıkrasının, 7. maddesinin dördüncü fıkrasının, 9. maddesinin birinci fıkrasının, 11. maddesinin üçüncü fıkrasının, 15. maddesinin birinci ve beşinci fıkralarının ve 18. maddesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 08/06/2022 tarih ve E:2019/7113, K:2022/3125 sayılı kararıyla; Davalı Kişisel Verileri Koruma Kurumunun husumete yönelik usul itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, Dava konusu Yönetmelik'in, 21/06/2019 tarih ve 30808 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, Bu durumda; dava konusu düzenlemenin yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,

Öte yandan, davacılar tarafından dava dilekçesinde duruşma yapılması talebinde bulunulmuş ise de; dava konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle işin esasına geçilerek karar verilmesine olanak bulunmadığından, yargılamanın makul süre içinde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını kapsayan Anayasa hükümleri ile usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak duruşma yapılmasına gerek görülmediği, (Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/11/2020 tarih ve E:2019/2658, K:2020/2485 sayılı kararının da bu yönde olduğu) Gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 414,80-TL yargılama gideri ile 4.500,00-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından, davanın yalnızca Sağlık Bakanlığı husumetiyle görülmesinin gerektiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331.maddesinde, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlemesinin yer aldığı, anılan hüküm uyarınca davanın konusuz kalması halinde davanın açıldığı tarihte haksız olduğu tespit edilen tarafın yargılama giderlerini ödemekle yükümlü olmasının gerektiği, idari yargılama usulünde uyuşmazlığı sona erdiren karar verilmesine yer olmadığı kararlarının usule ilişkin kararlar olduğu, uyuşmazlığı sona erdirmekle birlikte uyuşmazlığın esastan çözümlenmediği, bu nedenle davanın konusuz kalması halinde yargılama giderleri hakkında hüküm kurulabilmesi için mahkemece davanın açıldığı tarihte haksız olan tarafın tespit edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

Davacılar tarafından, hukuka aykırı olduğu açık olan dava konusu düzenleme yönünden yargısal denetimin gerçekleştirilmemesinin iptal davası ile ulaşılmak istenilen amaca, adil yargılanma hakkına, hukuk devleti ilkesine ve yargı kararlarına aykırı olacağı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :

Davacılar tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idareler tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,

2.Dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ...- TL yargılama gideri ile ...-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine yönelik Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 08/06/2022 tarih ve E:2019/7113, K:2022/3125 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Kesin olarak, 08/05/2023 tarihinde, oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY

X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından (a) Görev ve yetki, (b) İdari merci tecavüzü, (c) Ehliyet, (d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, (e) Süre aşımı, (f) Husumet, (g) 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin (c) bendinde ise, Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince, 14. maddenin 3/f bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. 07/04/2016 tarih ve 29677 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun Geçici 1 inci maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde 21 inci maddede öngörülen usule göre Kurul üyeleri seçilir ve Başkanlık teşkilatı oluşturulur." hükmüne yer verilmiştir.

Anılan hüküm uyarınca, üyelerinin seçiminin ancak 30/01/2017 tarihinde tamamlandığı anlaşılan Kişisel Verileri Koruma Kurulunun, dava konusu Yönetmeliğin Resmi Gazete'de yayım tarihi olan 20/10/2016 tarihinde henüz teşekkül etmemesi nedeniyle Yönetmeliğin hazırlanması aşamasında görüşüne başvurulması fiilen mümkün olmayan ve bu Yönetmeliğe yönelik başka herhangi bir dahli bulunmayan Kişisel Verileri Koruma Kurumunun hasım mevkiinde yer almasında ve bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu haliyle, davalı idarelerden Kişisel Verileri Koruma Kurumunun husumet yönünden temyiz istemi kabul edilerek kararın bozulması ve bozulan kısım hakkında karar verilmek üzere dosyanın, esas kararı veren Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesi gerekmektedir. Ayrıca, Kişisel Verileri Koruma Kurumunun hasım mevkiinden çıkarılması halinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluğunun da değişeceği ve bu yeni durum karşısında esas hakkında kararı veren Dairece hüküm kurulması gerektiği de açıktır. Bu nedenle, Daire kararının, davanın Kişisel Verileri Koruma Kurumunun hasım mevkiine alınması nedeniyle bozulması ve bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum. KARŞI OY

XX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanun'da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.

Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin bilahare yürürlükten kaldırıldığından söz edilerek davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen yargılama giderlerinin ve bu giderler arasında yer alan vekâlet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine hükmedildiği görülmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin daha sonra yürürlükten kaldırıldığından bahisle uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir.

Bu durumda; konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine hükmedilmiş olduğundan, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyiz başvurusuna konu kararın bu yönlerden bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyoruz.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.