11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/6662 E. , 2011/1644 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2008 tarih ve 2007/68-2008/445 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında, müvekkiline ait işyerlerinin temizlik işlerinin yapılması konusunda sözleşme yapıldığını, davalının işçilerinin, işçilik alacaklarını talep ederek müvekkili ve davalı hakkında açtıkları davaların kabul kararı ile sonuçlanıp kesinleştiğini ve yapılan icra takibi nedeniyle tüm borcun müvekkili tarafından ödendiğini ileri sürerek, 38.197,50 TL nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı kurumun, davalı yüklenici firmanın istihdam ettiği işçilerin muhatabı ve sorumlusu olmayacağı, icra yolu ile üçüncü kişilere ödenen tazminatı geri istemekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 38.197,50 TL nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davalı, davacıya karşı, dava dışı işçinin kendi dönemine ilişkin kıdem, ihbar ve diğer işçilik alacaklarını ödemeyi üstlendiğinden, mahkemece, davalının sadece kendi dönemine isabet eden kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinden sorumlu olduğu gözetilmeksizin değinilen alacakların tamamından sorumluluğuna hükmedilmesi ve davacı tarafça yapılan ödemelere ilişkin olarak talep olunan faiz alacakları da hüküm altına alınarak bu miktara yeniden faiz işletilmesi doğru değildir.
3.Davacı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; 04.12.1984 tarih ve 3095 sayılı Yasa’nın 2/3.maddesinde, arada sözleşme olmasa bile, ticari işlerde temerrüt faizinin, T.C.Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faiz oranı olduğu belirtilmiş iken, 15.12.1999 tarih ve 4489 sayılı Yasa ile 3095 sayılı Yasa’da yapılan değişiklik ile, 01.01.2000 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanacak temerrüt faiz oranı, T.C.Merkez Bankası'nın kısa vadeli avans işlemlerine uyguladığı faiz oranı olarak değiştirilmiştir. 5335 sayılı yasa ile de 3095 sayılı Kanunda hukuki ilişkinin niteliğine göre talep edilebilecek temerrüt faiz türleri düzenlenmiş anılan yasada reeskont faizi adı altında bir temerrüt faiz türü gösterilmemiştir.
Uyuşmazlığın ticari bir işten kaynaklanması nedeniyle davacı tarafından alacağın avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmesi mümkün iken 3095 sayılı Yasada düzenlenmemiş ve bu faiz oranından daha düşük seviyedeki reeskont faizi üzerinden istemde bulunulmuş olması karşısında bu tarihten sonra davacının yasal faiz oranından daha yüksek ancak avans faizinden daha düşük olan bir oranda faiz talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından, mahkemece reeskont faizi yerine yasal faize hükmedilmesi ve davacı tarafça müddeabihin ıslah yolu ile artırıldığı göz önüne alınmaksızın dava dilekçesindeki talep ile bağlı kalınarak hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.