5. Ceza Dairesi

Nitelikli zimmet suçundan sanık ...'ın yapılan yargılanması sonunda; lehe kabul edilen 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca mahkümiyetine dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 18/05/2006 gün ve 2005/282 Esas, 2006/141 Karar sayılı hükmün süresi içinde sanık müdafii tarafından duruşmalı olarak temyizi üzerine, Dairemizin 01/12/2011 gün ve 2007/14062 Esas, 2011/24878 Karar sayılı ilamı ile bozma yönündeki kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31/01/2012 gün ve 5-2006/213620 sayılı yazısı ile itiraz isteminde bulunulması üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 günlü gönderme kararıyla Daireye verilmekle incelendi; Yargıtay C.Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizce verilen 01/12/2011 gün ve 2007/14062 Esas, 2011/24878 Karar sayılı bozma kararımızın KALDIRILMASINA, yapılan tebligat üzerine sanık müdafiin gelmediği ve ayrıca bir talepte de bulunulmadığı anlaşılmakla, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanık lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki düzenleme nedeniyle, kendisine muhasebe müdürü tarafından zimmetle teslim edilen tahsilat makbuzları yerine tamamen sahte olarak bastırdığı ve jandarma kriminal laboratuvarı raporuna göre de iğfal kabiliyeti bulunan makbuzları kullanan sanığın eyleminde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerektiğinin nazara alınmaması ile sanığın atılı zimmet suçunu 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işlemesi nedeniyle hakkında 53/5. maddesi gereğince cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkiyi kullanmasından yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/l-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden, bu hakları ve yetkileri kullanmaktan yoksunluğun da hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihetin yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan hak yoksunluklarına ilişkin bölümün çıkarılarak yerine "5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili haklarından koşullu salıverilme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklardan 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap