Esas No
E. 2009/8834
Karar No
K. 2011/1603
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2009/8834 E.  ,  2011/1603 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.05.2006 tarih ve 2006/158-2006/266 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalılardan ...’ün 26.09.1996 tarihli genel kredi sözleşmesini müşteri, diğer davalı ...’ın müşterek müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, sözleşmeden doğan borçların yerine getirilmemesi nedeni ile sözleşme feshedilerek Marmaris 2. Noterliği’nin 27.10.1998 tarih 23023 yevmiye nolu ihtarname ile kredi borcunun istenmesine rağmen ödenmemesi üzerine her iki davalı aleyhine Marmaris 1. İcra Müdürlüğü’nün 1999/84 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların icra takibine itirazı üzerine Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/154 E. Sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasının süre yönünden reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, ileri sürerek, 3.686,72 TL anapara, 34.516,88 TL işlemiş faiz, 1.717,85 TL BSMV olmak üzere toplam 39.761,45 TL alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılardan ... duruşmalara katılmadığı gibi davaya cevap da vermemiştir.

Mahkemece, dava konusunu oluşturan toplan 39.761,45 TL alacağın, miktar itibariyle görev sınırını aştığı görevli mahkemenin alacak ve geçmiş günler faizi toplamına göre belirleneceği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği ile dosyanın, kararın kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde başvurulması halinde yetkili ve görevli Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kredi alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmiştir.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun ‘’vazife’’ başlıklı 1. maddesinde ’’mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev, dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise, görevli mahkemenin tespitinde, davanın açıldığı gündeki değer esas tutulmak üzere, aşağıdaki maddeler hükümleri uygulanır. Faiz, icra tazminatı ve giderler görevin tespitinde hesaba katılmaz’’ hükmü yer almakta; aynı Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasında ‘’müddeabih para ise mahkemenin vazifesini tayinde miktarı esas ittihaz olunur’’ denilmektedir. Yine HUMK.'nun 8/1. maddesine göre, değer veya miktarı beş milyar lirayı geçmeyen davalar sulh hukuk mahkemesinde görülür. Dava olunan şeyin değeri esas alınarak görevli mahkemenin belirleneceği durumlarda, müddeabihin tespitinde hesaba katılmayacak unsurlar kanunda açıkça gösterilmiştir ve faiz de bunlar arasında sayılmıştır. Bu durumda temerrüt faizi, görevli mahkemenin belirlenmesinde nazara alınmaz.

Dava konusu olayda, 3.686,72 TL anapara, 34.516,88 işlemiş faiz, 1.717,85 TL BSMV olmak üzere toplam 39.761,45 TL alacak ayrı kalemler halinde talep edilmiştir. Bu alacak kalemlerinden 34.516,88 TL faiz alacağının, dosyada yer alan tüm belge ve bilgilere göre, vade tarihine kadar geçen yıllar için belirtilen faiz alacağı olduğunun, dolayısıyla yasa ve sözleşme hükümlerine göre hesap ve kapitalize edilerek anaparaya dönüşmüş asıl alacak olduğunun kabulü mümkün değildir.

Bu durumda, davaya konu alacağın faize ilişkin olan kısmı, kanun ve sözleşme hükümlerince öngörülen dönemlerin sonunda anaparaya dönüşmüş asıl alacak olmayıp, HUMK 1/1 maddesi kapsamında görevde dikkate alınmayacak olan temerrüt faizi niteliğindedir. Dava tarihi itibariyle görevli mahkemenin 3.686,72 TL olan asıl alacak miktarına göre belirlenmesinin kabulü gerekir. O halde, açılan davada mahkemenin görevli olduğunun kabul edilerek, işin esasına girilmesi ve taraf kanıtlarının toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın görev yönünden reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Borçlar Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.