12. Ceza Dairesi         2022/2388 E.  ,  2024/146 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
DAVA TARİHİ: 21.01.2020
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.

Davacı vekili 21.01.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kamuoyunda internet andıcı olarak bilinen davada yargılandığı ve hakkında beraaat kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini, kesinleşen kararda bulunan haksız tutuklama nedeniyle manevi tazminat talebi ile 1.500.000,00 TL manevi tazimanatı tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi, lehe vekalet ücretine ve yargılama giderinin hazine üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili 21.02.2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının ... aleyhine açtığı davayı kabul etmediklerini ve re'sen gözetilecek nedenlerle haksız olarak açılan davanın reddi ile oluşacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

3.İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2020 tarihli ve 2020/66 Esas, 2020/243 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 12.03.2021 tarihli ve 2020/3737 Esas, 2021/789 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.04.2022 tarihli, davalı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davalı vekilinin temyiz sebepleri

1.Davanın reddi gerektiğine,

2.Reddedilen miktar açısından davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yüklenmesi gerektiğine,

3.Hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:

Davacının İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/16 Esas 2019/293 Karar sayılı kararı ile beraat ettiği, kararın 04/11/2019 tarihinde kesinleştiği, davacının 10/08/2011 tarihinde tutuklandığı 10/03/2014 tarihinde tahliye edildiği, davacı vekilinin 21/01/2020 ön büro havale tarihli dilekçesi ile süresinde dava açtığı,

CMK'nın 141. maddesinde yazılı tazminat şartlarının oluştuğu tespit edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.05.1999 tarih ve 9/102-115 sayılı ilamında haksız tutuklama nedeniyle hükmolunacak manevi tazminatın belirlenmesinde gözönüne alınacak kıstasların açıklandığı,

Buna göre: "Manevi zarar tutuklanan şahsın sosyal çevresinde itibarının sarsılmasına; hürriyetinden yoksun kalması nedeniyle duyulan elem ve ıstırap ve ruhi sıkıntıların bir nebze de olsa giderilmesi amacına yöneliktir. Manevi zararın tümüyle giderilmesi olanaksız ise de; tayin edilecek manevi tazminat kişinin acı ve ıstıraplarının giderilmesinde, sıkıntılarının azaltılmasında etken olacaktır. Bu nedenle manevi tazminata hükmedilecek kişinin cezaevinde kaldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, atılı suçun niteliği, tutuklanan şahıs üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler dikkate alınarak zenginleşme sonucu doğurmayan, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır bir miktar olmasına özen gösterilmelidir."

Belirtilen kıstaslar ışığında yapılan değerlendirmede; bu dava nedeniyle davacının dava süresi zarfında sanık sıfatını taşıdığı, tutuklu kalması nedeniyle ailesinden ve çevresinden ayrılmak zorunda kaldığı gibi, onlar nazarında suçlu olarak görüldüğü, sosyal ve ekonomik durumu, yaşadığı ruhsal sıkıntılar, ailesine ve çevresine uzak olması nedeniyle duyduğu acı ve üzüntüler, kendisine atılı suç nedeniyle toplum nazarında aleyhine oluşan önyargılar, topluma uyum sağlamasındaki zorluklar dikkate alındığında, somut olay bakımından davacının suç tarihinde orgeneral rütbesinde olduğu, Kara Kuvvetleri Komutanı olacağını beklerken emekliliğe sevk edilmiş olması, talep edilen manevi tazminatın 300.000,00 TL'lik kısmının tutuklama tarihi olan 10/08/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine davacının bu miktarı aşan fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü: İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/16 E., 2019/293 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçlarından 10.08.2011 - 10.03.2014 tarihleri arasında 943 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 04.11.2019 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

1.Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; 5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; ...

e)Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, ... Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler. ... Bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartlar oluştuğundan davanın kısmen kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Reddedilen miktar açısından davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yüklenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 tarih, 2007/8-2 Esas, 2007/63 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, tazminat miktarının davacı tarafça kesin bilinmesi mümkün olmadığından, davalı lehine avukatlık ücreti ödenebilmesi ancak davanın tamamen reddi halinde mümkün olduğundan davalı lehine vekâlet ücreti ödenmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yürürlükteki mevzuat uyarınca yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına hukuka aykırılık görülmemiştir.

3.Hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;

Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir. Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.

Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiğinden hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğuna dair temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 12.03.2021 tarihli ve 2020/3737 Esas, 2021/789 Karar sayılı kararında davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.01.2024 tarihinde karar verildi.

Karar Etiketleri
15.01.2024 ONANMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku 5271 sayılı Kanun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu CMK md.141