5. Ceza Dairesi

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, dosya incelendi; Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarı itibariyle koşulları bulunmadığından sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Suçun 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanmaması ve 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" biçimindeki düzenleme nedeniyle, sanığın zimmeti sağlamak ve açığa çıkmasını engellemek için bazı abonelere ait olup da muhasebe arşivinde muhafaza edilen bir kısım ödeme belgesini ilgili yerlerden aldıktan sonra, bu ödeme belgelerinden bazılarını isim ve tutar kısmını değiştirerek, bazılarını ise isim ve tutar kısmını değiştirmeksizin, kasa tediye bordrolarına kaydedip, abone imzalarını da taklit ederek bir ya da birkaç defa avans kapatma belgesi olarak kullanmak şeklindeki eylemlerde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurulması gerektiğinin düşünülmemesi karşı temyiz bulunmadığından, anılan hususlar bozma nedeni yapılmamıştır. Sanığın katılan kurumun muhasebe müdürü ve idari işler müdürünün sözlü talimatları doğrultusunda, suç tarihlerinde katılan kurum muhasebe müdürlüğü emrinde tahsilat görevlisi olarak çalıştığı ve bu dönemde bazı abonelere ait olup da muhasebe arşivinde muhafaza edilen bir kısım ödeme belgesini ilgili yerlerden aldıktan sonra, bu ödeme belgelerinden bazılarını isim ve tutar kısmını değiştirerek, bazılarını ise, isim ve tutar kısmını değiştirmeksizin, kasa tediye bordrolarına kaydedip, abone imzalarını da taklit ederek bir ya da birkaç defa avans kapatma belgesi olarak kullanmak suretiyle, kasa tediye bordrolarında isimlerini kaydettiği abonelere ödeme yapılmış gibi gösterdiği, bu şekilde abonelere ödenmiş gibi görünen ve kendisine açılmış olan avans hesabından aktarılan toplam 3.559,00 lirayı zimmetine geçirdiği, sanığın böylece basit zimmet suçunu işlediği iddia, sanık savunması, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; CMK'nın 2/e, 158/1 ve 160. maddelerine ve Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 17/06/2006 gün 2006/5-165-213 sayılı Kararına göre soruşturmanın, “kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi” ifade ettiği ve soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk makamlarınca suçun işlendiğinin öğrenilmesiyle başlayacağından, sanık hakkındaki soruşturmaya hangi tarihte ve ne şekilde başlandığı konusunda dosya arasında herhangi bir suç duyurusu yahut ihbar yazısının bulunmadığı da gözetilerek, öncelikle, Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk makamlarınca soruşturmaya hangi tarihte başlandığının ve dolayısıyla sanığın hangi aşamada zararı karşıladığının belirlenerek, bundan sonra, 5237 sayılı TCK'nın 248/1. maddesine göre mi yoksa aynı Kanunun 248/2. maddesine göre mi indirim yapılacağına karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında doğrudan 5237 sayılı TCK'nın 248/2. maddesinin uygulanmış olması, TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili haklardan koşullu salıverme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklardan 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, altsoy ayrımı yapılmaksızın TCK'nın 53/1-c bendinde düzenlenen haklardan sanığın koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesinin infazda tereddüte sebebiyet vereceğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de nazara alınmak suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap